64 karikatüristten bir yuva için binbir çizgi

Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan Han’da düzenlenen “Bir Yuva Çizeceksin” sergisi sona erdi. Ancak 64 karikatüristin çizimlerine konu olan kedi ve köpeklerin yuva arayışı sürüyor. Hayvanların fotoğrafları ve sahiplendirme bilgilerinin çizimlerle birlikte sunulduğu sergi, sanat aracılığıyla bu arayışı görünür kılmayı amaçladı.

Meral Candan
4 yıl Gazete Duvar Yurt Haberler Editörü olarak çalıştı. Daha sonra hak odaklı hayvan haberciliği yapan Patidio'yu kurdu

Süslü, Korsan, Pia, Atlas, Daisy, Teddy… Bu kez bir sahiplendirme ilanından değil, karikatüristlerin çizgileri arasından baktılar ziyaretçilere. Kiminin meraklı bakışı, kiminin mağrur duruşu taşındı kâğıda. 64 karikatüristin elinden çıkan çizimler, yuva arayan kedi ve köpeklerin hikâyelerini üç gün boyunca Tokatlıyan Han’da buluşturdu. “Bir Yuva Çizeceksin” sergisi 25 Ekim’de sona erdi. Geriye, çizerlerin ortak dileği kaldı. Birinin bu resimlere bakıp hayatında bir hayvana yer açması.

Beyoğlu Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu, Kadıköy Sokak Hayvanları Forumu ve Katılımcı Sanat Topluluğu Türkiye | PACT’ın düzenlediği sergide, karikatüristleri bir araya getiren isim Yetkin Gülmen oldu. Sergiye katılan çizerlerle konuştuğumuzda, çoğu projeye onun davetiyle dahil olduğunu anlattı.

MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK HAYVANI GÖRÜNÜR KILMAK

Yetkin Gülmen, hangi karikatüristin hangi hayvanı çizeceğine karar verirken önceliklerinin mümkün olduğunca çok hayvanın görünür olmasını sağlamak olduğunu söyledi. Bu nedenle çizerlerin kaç çalışmayla katılabileceğine odaklandıklarını anlatan Gülmen, organizasyonun ardından kendisinin de dört hayvanı çizdiğini belirtti.

Gülmen’in hayvanlara yuva olma deneyimi de yakın zamanda değişmiş. Ormana terk edilen Mini’ye önce geçici yuva olduklarını, ardından birlikte yaşamaya karar verdiklerini anlattı.

Sergiye iki çizimiyle katılan Münir Özdemir ise çizerlerin hemen hepsinin bir hayvanla yaşadığını söyledi. Kendi kedisini kaybettiğini anlatan Özdemir, sokakta karşılaştığı hayvanların başını okşamanın kendisine iyi geldiğini dile getirdi.

“ONUN FOTOĞRAFINA BAKTIĞIMDA YARDIM ÇIĞLIĞI ATIYOR GİBİ GELDİ”

Kötü Kedi Şerafettin’in çizeri Bülent Üstün, projeye katılmasında Gülmen’e duyduğu güvenin etkili olduğunu anlattı. Bazı hayvan derneklerinin faaliyetlerine ilişkin kaygıları nedeniyle başlangıçta tereddüt ettiğini belirten Üstün, şöyle konuştu

“Yetkin, ‘sen de katıl, hayvanlar yararına’ deyince ilk başta şüpheye düştüm söylediğim durumlar nedeniyle. Ama Yetkin beni ikna etti ve çok zor bir editörlük yaptı burada. Ortaya çıkan işin hayvanlar yararına olmasından oldukça memnunum.”

Fox’u çizen Mustafa Bilgin ise sergi fikrini ilk duyduğunda katılımın sınırlı kalabileceğini düşündüğünü, onlarca karikatüristin destek vermesini anlamlı bulduğunu söyledi.

“Başka birinin bulduğu ama çok sevdiğim bir kavram var. Haycan. Onlar bizim canımız olduğu için. O nedenle haycanlarla ilgili şeylerde yer almaya çalışıyorum. Fox’u çizdim ben. Onların barınaklarda olması, terk edilmiş olması çok acı elbette. Onun fotoğrafına baktığımda yardım çığlığı atıyor gibi geldi bana.”

Bilgin, çizim yapabilme becerisinin başkalarına yardım etmeye de yaraması gerektiğini şu sözlerle anlattı

“Bir insanın elinde bir hüner varsa yaralı parmağa işesin isterim. Yaralı parmağa işemeyen hüner ne olursa olsun varlığını tamamlayamamıştır.”

ÇİZİMLERİN ARDINDAKİ HİKÂYELER

Özlem Budak için sergi, barınaktan sahiplendiği köpeğinin hastalığıyla mücadele ettiği bir döneme denk geldi. Gülmen’in davetiyle projeye katılan Budak, hayvanların hikâyelerinden etkilendiğini anlattı.

“Her bir hayvanın hikâyesi içimize dokundu. Umarız amacına ulaşır. Sergi, barınaktan yeni sahiplendiğim köpeğimin hastalığı ile mücadele ettiğim bir zamana denk geliyor aslında. Duygusal ve zor bir süreç oldu aslında benim için. İlk önce onu klinikte ziyaret ettim, daha sonra da açılışa gittim.”

Semra Can da projeden haberdar olmaması halinde aklının kalacağını söyledi. Hayvanları zaten çizimlerine taşıdığını belirten Can, “Onlar etraftayken çizim yapmak çok güzel. Eğlenmiyor olsam yapamazdım zaten” dedi.

Sergi için iki köpek çizen Işılay Türküm ise onların hikâyelerini okurken birlikte yaşadığımız hayvanların her birinin ayrı bir kişiliği olduğunu yeniden gördüğünü anlattı.

“Onları çizerken hikâyelerini okuduğumda zaten mahalleli olduğumuzu, birlikte yaşadığımızı, hepsinin bir kişiliği olduğunu açıkça görüp onların hikâyelerini görselleştirebilmek istedim. Kalemimle yuva bulmalarına katkı sağlayabilirsem büyük mutluluk olur.”

“ONLARI HAVALI VE GÜÇLÜ ÇİZMEK İSTEDİM”

Kedisi Arife’nin maceralarını “Evde Cat Başına” adlı sosyal medya hesabında paylaşan Rewhat Arslan, sergiye iki çizimle katıldı. Hayvanların yıllardır çizimlerine ilham verdiğini anlatan Arslan, onları resmederken acılarını öne çıkarmaktan çok kişiliklerini yansıtmak istediğini söyledi.

“Ben yıllar içinde empati sanatçısı gibi bir şey oldum. O yüzden hayvan gördüğümde hissetmeye çalışıyorum. Çok da ajitatif bir şey çizmek istemedim. Çünkü hayvanın bir gücü var. Onları havalı ve güçlü çizmek istedim. Sergideki diğer arkadaşlarımın da hayvanların ruhlarını ortaya koyarak çizdiklerini gördüm. Bu beni çok mutlu etti.”

“ÇİZDİĞİM HAYVANLARDAN BİRİ SAHİPLENİLİRSE…”

Biğkem Karavus, sergiye ilişkin duygusunu, etkinliği duyururken kullandığı sözlerle anlattı

“Gerçekten katıldığım işe yarayan ilk sergi…”

Karavus için çizimlerinin bir hayvanın yuva bulmasına katkı sağlaması, bu katılımın en somut karşılığı olacak.

“Hele çizdiğim hayvanlardan biri sahiplenilirse o kadar iyi hissederim ki kendimi… Evde başka hayvan kabul etmeyen bir kedim var. Başka hayvan çok denedim ama olmuyor, 14 yaşında şimdi. Sokaktakileri besliyorum. O hep dalga geçilen ‘kedili teyze’ modeliyim. Etrafımızda hayvanlar olmasaydı çok kuru, yavan ve sevgisiz bir hayatımız olurdu.”

Açılışında Kardelen Pınar’ın keman resitali verdiği, Kamucan Yalçın, Erbil Doğan ve Mehmet Mutlu’nun müzikleriyle yer aldığı sergi, 25 Ekim’de sona erdi. Çizerlerin ortak dileği ise serginin ardından da geçerli. Çizdikleri hayvanların birer yuvaya kavuşması.