Barış, turizm, iklim krizi: Cilo eriyor

Hakkâri’deki Cilo Dağları, Türkiye’nin Ağrı Dağı’ndan sonra ikinci en geniş buzul alanına ev sahipliği yapıyor. Yıllarca güvenlik nedeniyle erişilemeyen buzullar, artan ziyaretçi baskısı ve iklim krizinin hızlandırdığı erime tehdidiyle karşı karşıya.

Gonca Tokyol
Muhabir ve yapımcı olarak BBC ve Financial Times'ın da aralarında bulunduğu çeşitli kurumlar için çalıştı. Türkiye'nin farklı bölgelerinden siyasete, toplumsal konulara, iklime, kültüre ve gündelik yaşama...

Güneş, Spixâne’nin (Cehennem Vadisi) üzerinde batarken geri dönüş yolundayız. Yanımızdan iki kişi geçiyor. Üzerlerinde outdoor kıyafetler, ayaklarında taktik botlar, saçları şapkalarının yanından üç numara. Sivil olmaya çalışsalar da asker oldukları çok belli.

“On yıl önce, hele de bu saatlerde, bu hiç mümkün değildi,” diyor Hacı Tansu, kafasını eğip selam verirken. “Gelemezlerdi zaten bu yana. Gelseler de böyle rahat gezemezlerdi.”

Cilo Dağcılık Kulübü Başkanı Tansu, uzun yıllardır bölgede dağcılık ve fotoğrafçılık yapıyor, tür tespiti çalışmalarına yardım ediyor.

“Buradaki insanların da kendi yaylalarına gelemediği bir 40 yılımız var maalesef,” diye hatırlıyor Türkçede Cennet Cehennem Vadisi olarak bilinen bölgenin yakın tarihini. “Biz de o dönemler buraya gelirken sürekli sorgulanıyorduk: Nereye gidiyorsun, ne yapıyorsun? Teröriste mi yardım ediyorsun, birileri adına ajanlık mı yapmaya geliyorsun?”

Tansu ve diğer dağcılar, artık benzeri sorgulamalarla karşılaşmıyor. Hakkâri’nin dağlarına ulaşmak, değişen güvenlik koşulları ve yeniden başlayan barış süreciyle birlikte hem yerel halk hem de ziyaretçiler için bir süredir daha kolay. Giderek daha fazla sayıda kişi, buzulları ziyaret edebiliyor.

Bölgede görüştüğümüz kişilerin çoğu, Hakkâri’nin artık çatışmalar ve yoksulluk yerine doğal güzellikleriyle gündeme gelmesinden memnun. Ancak uzmanlar iklim kriziyle hızlanan erimenin yanı sıra kontrolsüz insan hareketliliğinin bu hassas ekosistem üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor.

BUZUL ALANI YARI YARIYA AZALDI

İklim bilimci Prof. Dr. Murat Türkeş’in derlediği araştırmalara göre, Cilo Dağları’ndaki buzul alanı 20. yüzyılın sonlarından bu yana yaklaşık yarı yarıya azaldı. Türkeş, buzulların geri çekilmesinin temel nedeninin insan kaynaklı küresel ısınma olduğunu belirtiyor. Artan sıcaklıklar, kar örtüsünün yerde kalma süresinin kısalması ve erime dönemlerinin uzaması, bölgedeki buzulların geleceğini tehdit ediyor.

Ağrı Dağı’ndan sonra Türkiye’nin en geniş buzul alanına ev sahipliği yapan Cilo Dağları’ndaki bu değişimi yıllardır fotoğraflayan Tansu da 2020’de çektiği görüntülerle bugünkü manzarayı karşılaştırdığında Mergan Buzulu’nun yaklaşık 200 ila 300 metre geriye çekildiğini söylüyor.

“Her geldiğimde, bir gün sonrasında, iki gün sonrasında geldiğimde bile buradaki buzulların şekillerinin değiştiğini görüyorum” diyor, Tansu. Buzul kaybının bölgedeki su kaynakları ve canlı türleri açısından da ciddi sonuçları olabileceği uyarısında bulunuyor.

TURİZM GELİŞİRKEN

Batman’dan buzulları görmeye gelen Zeynep, Hakkâri’ye gitmeden önce çevresindekilerin kendisini güvenlik konusunda uyardığını anlatıyor. Geldiğinde gördükleri, yapılan uyarıları haksız çıkarmış. “İnsan geldikçe, burayı gördükçe o zihniyetten çıkıyor” diyor.

Hakkârili dağ rehberi Hakan Zanyar ise üniversite yıllarında Türkiye’yi otostopla gezerken kendi memleketinin dağlarını keşfetmiş. Şimdi bu güzellikleri başka ziyaretçilere tanıtmak için çalışıyor.

Bölgede görüştüğümüz yerel işletmeciler, rehberler ve diğer sakinler, turizmin Hakkâri için ekonomik fırsatlar yaratabileceğini ve kentin doğal güzellikleriyle tanınmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Ancak artan ziyaretçi sayısının yarattığı çevresel baskı konusunda da endişeler var.

Turizmin Hakkâri ekonomisine katkı sağlayacağını düşünen Hacı Tansu, hassas alanlarda düzenlenen festivallere ve ziyaretçilerin buzulların üzerine çıkmasına karşı çıkıyor. Tansu’ya göre bölgedeki turizmin daha kontrollü gelişmesi gerekiyor.

Zanyar da artan ziyaretçi sayısının çevresel etkilerine dikkat çekiyor. Özellikle göllerin çevresindeki bitki örtüsünün insan hareketliliğinden zarar gördüğünü söyleyen tur rehberi, ziyaretçilerin çevre konusunda bilinçlendirilmesini ve gerektiğinde yaptırım uygulanmasını istiyor.

“Mesela 5-6 sene önce bu gördüğünüz alanların hepsi yeşil ve endemik bitkilerle çevriliydi,” diyor. “Şu anda o endemik bitkiler dağların üst kısımlarına yöneldi. Maalesef 10 sene sonra bu güzellikleri görmeyebiliriz. Sadece göl kalır ama etrafı yemyeşil olmaz…”

Haber: Gonca Tokyol / Kamera & kurgu: Ingrid Woudwijk