Suriye’de geçim savaşı sürüyor

Suriye'de iç savaşın ardından yoksulluk ve hayal kırıklığı büyüyor. Akaryakıt zamları protestolara yol açarken savaşın yıktığı kentlerde barınma, iş ve temel ihtiyaçlara erişim sorunları sürüyor. Suriyeliler, yeni yönetimden bekledikleri ekonomik ve toplumsal iyileşmenin henüz hayatlarına yansımadığını söylüyor.

Serra Yedikardeş
Financial Times ve Associated Press gibi uluslararası medya kuruluşları için Türkiye ve geniş bölgesindeki siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmeler üzerine çalışan serbest bir gazetecidir. Gazeteciliğe Londra'da...

41 yaşındaki Halit Ali Ağa, hayatının 14 yılını, Suriye iç savaşı sırasında Ahmed eş-Şara liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün merkezi olan İdlib vilayetinde geçirdi. Uzun yıllar kuşatma altındaki bir kentte yaşayan Halit Ali Ağa, savaşın gölgesinde büyüyen korkuyu ve geleceğe dair belirsizliği yakından tanıyor.

Savaş yıllarındaki deneyimlerini, rejimin devrilmesinin ardından Suriye’deki koşulları ve akaryakıt zamlarına ilişkin sorularımızı telefon görüşmesi ve mesajlar aracılığıyla yanıtlayan Ağa, Esad’ın devrilmesinden iki yıl sonra hayatındaki en önemli değişikliğin savaş uçakları, hava saldırıları ve askerî operasyon korkusunun sona ermesi olduğunu söyledi. Ancak Ağa’nın mücadelesi, yeni zorluklarla devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) verilerine göre ekonomisi yaklaşık 800 milyar dolarlık kümülatif gayrisafi yurt içi hasıla kaybına uğramış, konutlarının yaklaşık üçte biri yıkılmış ya da ağır hasar görmüş ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tahminlerine göre 5,7 milyon kişinin barınma desteğine ihtiyaç duyduğu bir ülkeyi devralan yeni Suriye hükümeti, ağır bir tabloyla karşı karşıya.

Savaş döneminde muhalif bölgelerin temel ihtiyaçlarını karşılayan sivil toplum kuruluşlarının son iki yılda yardımlarını kesmesi, yaklaşık 4 milyon yerinden edilmiş Suriyelinin şehirlerine geri dönmesi ve ABD-İran savaşı nedeniyle ortaya çıkan bölgesel güvenlik ve ekonomik kriz de ülkenin toparlanma sürecini aksatıyor.

MAAŞI YARIYA DÜŞECEK

Ağa, çalıştığı hastaneye sağlanan uluslararası sivil toplum desteğinin yıl sonuna kadar kesileceğini söylüyor. Hastanedeki görevinin Sağlık Bakanlığı tarafından sürdürülmesi durumunda bile maaşının yarısından azına inmesi bekleniyor. Ülke çapında eylemlere yol açan motorinde yüzde 40, benzinde yüzde 28’lik fiyat artışları da eklenince Ağa, hayatını nasıl sürdüreceğini bilemediğini anlattı:

“41 yaşındayım ve ne bir evim ne de düzenli işim var. Bu yüksek fiyatlarla ev almam mümkün değil. Belki yılbaşından sonra Suriye Sağlık Bakanlığı’nda çalışmaya başlayacağım; maaşım henüz belli değil ama yaklaşık 240 dolar olması bekleniyor. Böyle bir gelirle nasıl ev kiralayacağım, evleneceğim, geçimimi sağlayacağım ve bir aile kuracağım?”

NÜFUSUN YÜZDE 90’I AÇLIK SINIRININ ALTINDA GELİRE SAHİP

Birleşmiş Milletler verilerine göre Suriye nüfusunun yüzde 90’ı açlık sınırının altında yaşıyor.

Ağa’yı gıda tüketimini kısıtlamaya iten eylül ayındaki akaryakıt fiyat artışları, Halep, Haseke, Deyrizor, Rakka ve İdlib’de Esad’ın devrilmesinden bu yana görülen en geniş çaplı protestolara neden oldu.

Bazı eylemciler, Suriye’nin merkezindeki rafinerilere doğru ilerleyen ham petrol tankerlerinden oluşan konvoyların geçişini engelledi. Protestocular, yer yer enerji ve ekonomi bakanları ile Suriye Petrol Şirketi başkanının görevden alınmasını da talep etti.

Enerji Bakanlığı Sözcüsü Abdülhamit Salat, fiyat artışlarının küresel tedarik maliyetlerindeki yükselişten ve Suriye’nin ithalata olan yüksek bağımlılığından kaynaklanan geçici bir önlem olduğunu söylemişti.

Suriye, motorin ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını ithalat yoluyla karşılıyor.

ABD Enerji Bilgi İdaresinin (EIA) analizlerine göre Suriye, Esad döneminde uygulanmaya başlanan uluslararası yaptırımlardan önce günlük yaklaşık 383 bin varil petrol ve sıvı hidrokarbon üretiyordu. Üretim altyapısının tahrip olmasıyla bu miktar 2023’te günlük 40 bin varile geriledi. Bu dönemde Suriye, İran petrolüne bağımlı hâle gelmişti.

İç savaşın ardından ise Rusya, Suriye’nin en önemli enerji tedarikçisi oldu.

AKARYAKITLA BİRLİKTE HER ŞEY ZAMLANDI

Eylül ayındaki zamla motorinin litresi 125 Suriye Lirası’ndan 175 liraya yükseltildi. Zam öncesinde hükümet, iç piyasaya tedarik maliyeti 206 Suriye lirası olan motorini sübvansiyonla 125 liradan sağlıyordu. Görüştüğümüz Suriyeliler, motorin zammının ardından ulaşımdan gıdaya kadar temel tüketim maliyetlerinin birçok üründe en az yarı yarıya arttığını söyledi.

Protestoların ardından Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ile eş-Şara arasında gerçekleşen bir görüşme sonrasında hükümet, belirli kullanıcı grupları için sübvansiyonlu motorin uygulamasını başlattı. Buna göre motorin; ısınma, tarım ve uygun görülen tüketiciler için litre başına 115 liradan, bazı üretim ve hizmet alanları ile ağır iş makineleri içinse 150 liradan sağlanmaya başlandı.

FEVE: SÜBVANSİYONLAR SÜRDÜRÜLEMEZ

Suriye ekonomisi, siyaseti ve toplumu üzerine analizler üreten Syria Dispatch’in kurucusu ve kıdemli araştırmacısı Benjamin Feve, devletin sınırlı olan kamu kaynaklarıyla sübvansiyonlara dayalı bir ekonomi modelini uzun vadede sürdüremeyeceğini söyledi.

Sorularımızı yanıtlayan Feve, “Bu, Suriye’yi altyapısı için hâlihazırda ihtiyaç duyduğu milyarlarca dolarlık fonlara daha da bağımlı hâle getirir” dedi. Ayrıca devletin bu kaynakları özel sektörde istihdam yaratmaya yönlendirmesinin daha sürdürülebilir olacağını iddia etti.

DÖNENLER BARINMA VE İŞSİZLİKE BOĞUŞUYOR

Savaş boyunca ülke içinde yerinden edilmiş 400’den fazla aileye ev sahipliği yapan, İdlib’in Türkiye sınırına 5 kilometre uzaklıktaki Salkin kentinde bulunan bir kampın, Abu Şadi mahlasını kullanan yöneticisi, kampta hâlâ geri dönecek bir evi olmayan en az 25 ailenin bulunduğunu aktardı. Hama bölgesine dönen yüzlerce ailenin çoğunun ise yıkılmış evlerinin enkazı üzerine kurdukları çadırlarda yaşadığını söyledi.

Abu Şadi, büyük ölçüde yıkılan kentlerde altyapı ve iş olanaklarının bulunmadığını anlattı:

“Elektrikleri, suları, hiçbir şeyleri yok. Kampta kalan aileler için hiçbir yardım almıyoruz. Eskiden sivil toplum kuruluşları ve vakıflar gelip kamplara su ve gıda temin ederlerdi. Artık gelmiyorlar.”

Kamplarda iş olanaklarının da son derece sınırlı olduğunu belirten Abu Şadi, ailelerin günü kurtarmaya çalıştığını söyledi ve ekledi:

“Burada doğru düzgün iş de yok. İnsanlar sadece günü kurtarmaya çalışıyor, gerisini Allah’a bırakıyor. Acil olarak her şeye ihtiyacımız var. Isınma için yeterli paramız yok. Yazın idare ediyorduk ama kış geliyor. Soğuk çocukları resmen ısırıyor.”

YATIRIMLAR ŞAM ÇEVRESİNİ KAPSIYOR

Şam merkezli Suriye Diyalog Merkezi sosyal birimler müdürü Kinda Hawasli de son iki yılda ülkedeki yatırım ve kalkınma planlarının öncelikle Şam çevresinde yoğunlaştığını belirtti. Bu nedenle başkentten uzakta yaşayanların söz konusu projelerin günlük hayatlarına yansıyan bir faydasını göremediğini ifade etti.

Edinburgh Üniversitesi’nin Barış ve Çatışma Çözümü Kanıt Platformu (PeaceRep), incelediği potansiyel yatırım projeleri ve anlaşmaların yaklaşık yüzde 65’inin Şam, Şam kırsalı ve daha az ölçüde Halep’te yoğunlaştığını raporladı. Hawasli, bu durumun akaryakıt zammı protestolarının başkentten uzak Halep, Haseke, Deyrizor, Rakka ve İdlib çevresinde neden yoğunlaştığını açıklayabileceğini ifade ediyor.

Sorularımızı yanıtlayan Hawasli, “Bu bölgelerde insanlar savaşta en yüksek bedeli kendilerinin ödediğini ama bunun karşılığında hiçbir fayda görmediklerini düşünüyorlar” dedi.

BEKLENTİLER HAYAL KIRIKLIĞINA DÖNÜŞTÜ

Hawasli’ye göre yeni rejimle birlikte Suriye halkı, ülkenin ekonomik ve siyasi koşullarının kısa sürede 2011 öncesine döneceğine ilişkin büyük beklentilere girdi. Ancak bu beklentiler, yaşanan ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığı karşısında giderek hayal kırıklığına dönüştü.

Hawasli, hükümetin halkı karşılaşılacak zorluklara hazırlamadığını belirterek, “Hükümet halkı sabırlı olmaya hazırlamadı. Halkın güvenini kazanmak için önümüzdeki dönemde karşılaşılacak zorluklar konusunda daha şeffaf olmaları gerekiyor” dedib.

HAYALLERLE GERÇEKLER ARASINDA UÇURUM VAR

Büyük beklentilerle geçen yıl ailesinin tamamını alarak Türkiye’den Halep’e dönen Abdülhamit Sabbagh da hayalleriyle gerçekler arasındaki uçurumu yaşayanlardan biri.

Çocuklarının Suriye’de büyümesini, Arapça eğitim almasını ve memleketlerini tanımasını istiyordu. Özel bir diş kliniği açarak geçinmeyi, bir süre sonra ev ve araba alabilmeyi planlıyordu.

Ancak ülkesine dönmesinin üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen eşi ve iki çocuğunun geçimini sağlayabilmek için hâlâ babasından yardım almak zorunda kaldı. Dönüşünden kısa bir süre sonra hayallerinin gerçekleşmeyeceğini anladığını belirten Sabbagh, yoksulluk nedeniyle insanların diş tedavisine para ayıramadığını bu nedenle mesleğini sürdürmenin oldukça zor olduğunu söyledi:

“Bir dolgu yirmi dolar. İnsanların maddi gücü müsaade etmiyor. Çoğu hasta ayda yüz, yüz elli dolar, en fazla iki yüz dolar kazanıyor. Gelen dolgu yaptırmak yerine dişini çektiriyor. Çünkü daha ucuz. Ancak turistler ve yurt dışından ziyarete gelen Suriyeliler hasta olduğu dönemlerde gelir elde edebiliyorum.”

SORUNLAR AĞIR

Muhalif siyasi görüşleri nedeniyle kendisini tehdit altında hissederek 2014’te Halep’ten ayrılan Adam ise Suriye’de yaşamını sürdürenlerin karşılaştığı zorlukları anladığını ifade etti.

İran savaşının turizmi olumsuz yönde etkilediğini belirten Adam, “Restoran, otel ve mağazalar geçen seneki kadar ziyaretçileri olmadığından şikâyetçi. Tabii ki de insanlar ekonomik anlamda zorlanıyor” dedi.

Buna rağmen bazı değişimlerin umut verici olduğunu düşünen Adam, şu örneği verdi: “Mesela enerji bakanı protestolardan sonra parlamentoda açıklama yapmaya çağırıldı. İnsanlar bunu merakla takip etti. Ben 2014’te Suriye’yi terk ederken halk devlet yetkililerine hesap sorabilme konusunda beklentisini yitirmişti.”

Görüştüğümüz Suriyeliler, ülkenin demokratikleşme ve ekonomik toparlanma yolunda katetmesi gereken uzun bir mesafe olduğunu kabul ediyor.

Halit Ali Ağa da beklentilerinin karşılanmadığını kabul etmekle birlikte sorunların büyüklüğüne dikkat çekiyor: “İşlerin düzelmesini ve bunun daha hızlı gerçekleşmesini bekliyordum. Ancak Suriye devriminin bir evladı olarak, mevcut hükümetin omuzlarındaki yükün çok ağır olduğunu anlıyorum. Devlet son derece yıpranmış durumda.”

Birçok devlet kurumunda karar verici kişilerle yakından iletişim kurduğunu belirten Hawasli ise hükümetin, kurumlar ve kişiler arasındaki güvenin tamamen yok olduğu bir düzeni değiştirmeye çalıştığını ifade etti.

Ordu gibi kurumların yeniden inşası da hükümetin öncelikleri arasında bulunuyor.

Hawasli, hükümetin öncelikle kendisine yakın kişi ve grupların katkılarına açık olduğunu; uluslararası toplum, sivil toplum kuruluşları ve yatırımcılarla iyi ilişkiler kurarak destek almaya çalıştığını aktardı. Ancak dışarıdan beklenen desteğin henüz somut bir karşılığı olmadığını vurgulayarak, “Ancak şu ana kadar gerçek anlamda herhangi bir mali destek almış değiller. Yurt dışından yatırım adına verilen sözler daha vücut bulmadı. Bence son derece zorlu koşullarla karşı karşıyalar” dedi.

‘MİLYONLARCA SURİYELİ NASIL DAYANACAK?’

Cumhurbaşkanı eş-Şara, özel sektör yatırımlarının artırılmasını ve serbest piyasa ekonomisine geçilmesini planlıyor. Eş-Şara, aynı zamanda 2027’ye kadar ekonominin 2010’daki büyüklüğüne ulaşabileceğini söylüyor. Ancak Suriye halkı, bu geçişin sancılı olacağının farkında.

Geçimini ailesinden aldığı destekle sağlayan Sabbagh ise bu ayrıcalığa sahip olmayan milyonlarca Suriyelinin sürece nasıl dayanacağını sorguluyor:

“Hükümet serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde üç ila beş yıl geçecek, sonra maaşlar artacak, ülkeye daha çok para girecek diyor. Ben destek alarak idare edebiliyorum. Ama açlıkla boğuşan insanların ne kadar tepkisiz kalabilirler ki?”

Sabbagh, mevcut koşullara ancak bir iki yıl daha dayanabileceğini söyledi. Görüntülü görüşmemiz sırasında telefonunu üzerine koyduğu masanın etrafındaki ailesine bakarak, bu sürenin sonunda yurt dışında iş olanakları aramaya başlamaktan başka çaresinin kalmayacağını ifade etti.