Üç eski hakemden krizden çıkış formülü

Hakem soruşturması, futbolda derinleşen güven ve liyakat krizini yeniden gündeme taşıdı. Üç eski hakem; itibar kaybına, yeni hakemlerin yetiştirilememesine ve siyaset ile para ilişkilerinin futboldaki etkisine işaret etti. Hakemler, çözümün ancak bağımsız denetim ve köklü bir sistem değişikliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. Hakem soruşturması, futbolda derinleşen güven ve liyakat krizini yeniden gündeme taşıdı. Üç eski hakem; yeni hakemler yetiştirilememesinin yanısıra siyasetle para ilişkisinin futboldaki etkisine işaret etti. Hakemler, çözümün bağımsız denetim ve sistem değişikliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

İsmail Sarp Aykurt
Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi'nde Spor İletişimi ve Gazetecilik eğitimi aldı. Maltepe Üniversitesi Disiplinlerarası İletişim Bilimleri Anabilim Dalı'nda İletişim Bilimleri alanında doktora yaptı. Fikir Gazetesi...

Futbolda hakemlik kurumunun itibarı, soruşturma ve tutuklamalarla yeniden tartışmaya açıldı. Hakem atamaları, klasman belirleme süreçleri, sınavlar, yönetim anlayışı ve bahis iddiaları etrafında şekillenen soruşturma, futbolun içinde bulunduğu güven krizini derinleştirdi. Sorularımızı yanıtlayan üç eski profesyonel hakem, yaşananların münferit olaylardan ibaret olmadığına işaret etti. Hakemlik mesleğinin itibar kaybına, liyakat sorunlarına ve siyaset ile para ilişkilerinin futbol üzerindeki etkisine dikkat çeken isimler, çözüm için bağımsız denetim ve köklü bir sistem değişikliği gerektiğini vurguladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosu tarafından yürütülen ‘hakemler dosyası’ soruşturması, hakemlik sisteminin işleyişine ilişkin iddiaları da gündeme taşıdı. Bazı şüpheliler hakkında ‘eziyet’, ‘resmî belgede sahtecilik’, ‘güveni ve görevi kötüye kullanma’ ve ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında Süper Lig hakemi Yasin Kol ile Süper Lig yardımcı hakemi Göktuğ Hazar Erel tutuklandı.

İki hakem, soruşturma kapsamındaki dijital materyaller ve mali kayıtların incelenmesinin ardından gözaltına alınmıştı. Ancak soruşturma bu iki isimle sınırlı kalmadı. Şu ana kadar yedi kişi gözaltına alınırken, bu isimlerden beşi tutuklandı, ikisi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tutuklananlar arasında Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski MHK üyesi Yunus Yıldırım, Hakemler ve Gözlemciler Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ve İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif de bulunuyor. MHK üyesi ve TFF Eğitim ve 4’üncü Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin ile eski MHK Başkan Vekili Ahmet Şahin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

SORUŞTURMANIN ODAĞINDA NE VAR?

Soruşturma, birbiriyle bağlantılı iki temel başlık etrafında şekilleniyor. Bunlardan ilki, MHK yönetimi ve hakemlik sisteminin işleyişine ilişkin iddialardan oluşuyor.

Savcılığın incelediği iddialar arasında hakemlerin klasmanlarının belirlenmesi, görevlendirme ve atama süreçleri, puanlama ve sınavlarda usulsüzlük yapıldığı, bazı hakemler üzerinde baskı kurulduğu ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilerek kullanıldığı yönündeki suçlamalar yer alıyor. Dosyada resmî belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma iddiaları da bulunuyor.

İncelemelerde tanık ve müşteki ifadelerinin yanı sıra HTS (geçmiş telefon trafik sorgulaması) kayıtlarından, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerinden ve bilirkişi değerlendirmelerinden yararlanıldığı belirtiliyor.

Diğer başlık ise hakemler hakkındaki bahis ve maç sonucuna müdahale iddialarını kapsıyor. Orta hakem Yasin Kol hakkında şike ve teşvik primi, yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel hakkında ise resmî belgede sahtecilik suçlamalarıyla tutukluluk kararı verildi. Üstelik dosyanın yalnızca bahis ve şike başlıklarıyla sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor. MHK içindeki atama, sınav ve yönetim süreçlerine ilişkin iddiaların da gündeme gelmesiyle yeni gelişmeler yaşanabileceği öne sürülüyor.

Tüm bu gelişmeler, Türkiye’deki futbol ortamını ciddi biçimde sarstı. Hakemlik kurumuna yönelik güvenin zayıflaması ve geleceğe ilişkin belirsizlik, mesleğin itibarını da tartışmalı hale getirdi.

DEHMEN: NE SORUŞTURMA NE DE İSİMLER SÜRPRİZ DEĞİL

Eski profesyonel birinci lig hakemi, klasman gözlemcisi ve hakem eğitimcisi Nurettin Dehmen’e göre yaşananlar doğrudan siyasetle ilişkili. Geçmişteki süreçlerin yeterince sorgulanmadığını vurgulayan Dehmen, soruşturmanın kapsamı ve adı geçen isimler karşısında şaşırmadığını belirtti.

Nurettin Dehmen: Problemlerin başlangıç noktası, Bank Asya Birinci Ligi’dir.

Bahis skandallarının üzerine gidilmemesine atıf yapan Dehmen, “TFF’de kimse bahisten ceza almadı. Kendilerine dokundurtmadılar. Bence her şey 2008-2012 yılları arasında kullanılan sponsorlu ismiyle Bank Asya Birinci Ligi’nin (Bank Asya ‘FETÖ’ soruşturmaları kapsamında kapatıldı) oynatılmasıyla başladı. Meclis içinde de kimseye dokunulmadı. Birçok ismin ilişkileri kesilmişti hakemlikle. Bunların detayına ve kaynağına kimse girmiyor. Aslında bugün yaşananlar benim için sürpriz olmadı” diye konuştu.

Birçok olayın üzerinin örtüldüğünü söyleyen Dehmen, son tutuklamaların ardından ligler için yapılan ilk hakem atamalarını MHK Elit Hakem Direktörü Anthony Taylor’ın yapmasını da eleştirerek, “Yurt dışından gelen yabancı bir isim, hakem MHK üyesi olmadan nasıl atama yapabiliyor? Bunu da kimse sorgulamıyor” diye sordu.

TFF yönetiminin oluşumuna da dikkat çeken Dehmen, “TFF Başkanı’nı siz, kulüpler getirdiniz bu makama. Daha geriye gitmek lazım işin arka planını anlamak için. Şöyle ifade edeyim, sahte belgeyle bizleri ihraç ettiren insanlar hâlâ varlar. Problem yeni başlamadı. İlk başlangıç noktası, Bank Asya Birinci Ligi’dir. O dönemlere dönmek ve bakmak lazım. TFF’nin sponsorlarına da göz atmak bu işi anlayabilmek için oldukça önemli” çağrısında bulundu.

‘SİSTEM, EĞİTİM VE DENEYİM TEMELİNDE YAPILANDIRILMALI’

Türk hakemliğinin geleceğinin mevcut isimlerle kurulamayacağını savunan Dehmen, sistemin yeniden eğitim ve deneyim temelinde yapılandırılması gerektiğini söyledi.

Dehmen, “Türk hakemliğinin geleceği bu isimlerle olmaz. Olması için eğitim lazım mesela. Bu dönemde yapılan hatalar hiç yapılmamıştır” diyerek, hakemleri yetiştirecek kıdemli ve deneyimli isimlerin eksikliğine dikkat çekti.

Eski profesyonel hakem Cüneyt Çakır’ın da harcandığını öne süren Dehmen, “Senin Cüneyt Çakır’ını Gürcüler aldılar. Onun Riva’daki köşesini kaldırıp, Dünya Kupası’nda maç yönetmesini engellediler” dedi.

VAR uygulamasını da eleştiren Dehmen, “Amatör maç seyredince görürsünüz hakemliğin geleceğini. Mesleki olarak dibe vuran bir hakemlikten bahsediyoruz ve dipten çıkması için hakemlikte de eski sisteme dönülmesi lazım. Bence VAR hakemliği yok etmiştir. Karakterimize de uymuyor. Hakemliğin bir saygınlığı vardı. Bizi kapıda karşılarlardı. Güven verip, karşılığında saygı alıyorduk” ifadelerini kullandı.

Futbolcu ile hakem arasındaki ilişkinin de değiştiğini vurgulayan Dehmen, futbol ve hakemlikte yaşanan genel güven kaybına işaret etti. Futbolda sıkça tartışılan ‘yapı’ meselesine de değinen Dehmen, “Yapı dediğiniz şey, hakemlikte yok ancak yukarıda var” diye konuştu.

DİNÇDAĞ:İNTİKAM, ADAMCILIK, HAZIMSIZLIK VE KRALCILIK VAR

Eski futbol hakemi, insan hakları aktivisti ve spor yorumcusu Halil İbrahim Dinçdağ ise hakemlik kurumunda yaşananların yalnızca bugünkü gelişmeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Sorunun sistemsel olduğunu ve köklerinin geçmişe dayandığını anlatan Dinçdağ, hakem camiasının bağımsız denetim mekanizmalarıyla denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Halil İbrahim Dinçdağ: Hakemliğin bağımsızlığını güvence altına alacak bir sistem kurulmalı.

Gelinen noktada ‘intikam’, ‘adamcılık’, ‘hazımsızlık’ ve ‘kralcılık’ anlayışının etkili olduğunu vurgulayan Dinçdağ, sistem bozukluğu ile keyfiliğin ön planda olduğu bir hakem camiasında yaşananların şaşırtıcı olmadığını ifade etti:

“Hakem camiasındaki bu yaşananlara bugün özelinde bakarsak hata yaparız. Bu yaşananların temelinde ayrıştırma ve amiyane tabirle adamcılık vardır.”

Dinçdağ, 2002 yılındaki şike soruşturmasının iddianamesinde ismi geçen bir kişinin daha sonra MHK Başkanı olmasını da en hafif tabirle manidar bulduğunu belirtti.

‘AMASIZ, FAKATSIZ OPERASYON ŞART’

Hakemlik sisteminde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu dile getiren Halil İbrahim Dinçdağ, yıllardır aynı sorunların tekrarlandığını ve yönetimlerdeki değişimlerin aynı isimler etrafında dönmesinin çözüm üretmediğini söyledi.

Sistemin baştan aşağı değiştirilmesi gerektiğini dile getiren Dinçdağ, vizyon ve misyon sahibi, genç ve dinamik isimlerin göreve gelmesinin önemini vurguladı. Hakem camiasının bağımsız olması gerektiğinin altını çizen Dinçdağ, çözümün yalnızca yönetici değişikliğiyle sınırlı kalamayacağını belirtti.

Hakemlik mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alacak bir sistem kurulması gerektiğini ifade eden Dinçdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bağımsız denetim mekanizmasıyla denetim sağlanmalıdır. Hakemler hem kulüp hem de basın tarafından ciddi baskı altında. Ayrıca camia içinde hem kendi yöneticileri hem de hakem arkadaşları tarafından uygulanan mobbingler, camiayı içinden çıkılması zor bir sürecin içine itti. Gelinen noktada dilek ve temennim, amasız, fakatsız, lakinsiz bir şekilde hakem camiasında ve futbolda gerçek bir temiz eller operasyonunun yapılmasıdır. Çözüm hakemliğin anayasasını yazmaktan geçer.”

TOKMAK: BİR ÇOK HAKEMİ SİSTEM DIŞINA ATTILAR

Eski klasman yardımcı hakem İbrahim Tokmak da hakemliğin son yıllarda ciddi bir gerileme yaşadığını söyledi. Hakemlikteki irtifa kaybının son üç-beş yılda belirginleştiğini ifade eden Tokmak, mevcut sorunların yönetim anlayışı ve liyakat eksikliğiyle bağlantılı olduğunu savundu.

İbrahim Tokmak: Uzmanlığı kabul görmüş bir ekip göreve gelmeli.

Tokmak, “Türk hakemliği son 3-5 senedir bir irtifa kaybı yaşıyordu ancak bu kadar kötü değildi. Çünkü liyakatsiz, kariyeri zayıf bir MHK başa geldi ve tek dertleri hakem yetiştirmek değil, tamamen kendi ekibini kurmaktı. Bunu da intikam almak hırsıyla gerçekleştirdiler. Birçok üst düzey, elit hakemin üzerini çizdiler ve sistem dışına attılar. Türk hakemliğine katkı sunacak anlayışta değiller ve daha başka mecralarda kontrol yaratmak için bu işe soyundular” değerlendirmesinde bulundu.

Hakemlik kurumunun yeniden güçlendirilmesi için mevcut anlayışın değişmesi gerektiğini belirten Tokmak, uzmanlığı kabul görmüş bir ekibin göreve gelmesini istedi. Tokmak, “Bu anlayıştaki bir federasyondan hızlıca kurtulmak gerekli” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu nedenlerle, Türk hakemliğini geliştirecek, uzmanlığı kabul görmüş bir ekibin gelmesi şart. Bu nitelikteki kişiler aslında mevcut olsa da bu zaman isteyen, zaman alacak bir şey. Öncelikle hakim anlayış değişmelidir ve futbolun içinden gelen kişilerin yönetme ehliyetinin olması gerekli. MHK’nin liyakat sahibi, FIFA-UEFA kurallarına vakıf kişilerden oluşması lazım. Türk hakemliği futbolu yöneten müessesedir. Bu müessese ne kadar kaliteli olursa futbol da o kadar kaliteli olmaya başlar.”

ETİKETLER