Gaziantep’i gezmeye gelen Barış Oğur, depremden sonra uzun süre kapalı kalan Arkeoloji Müzesi’ni artık ziyaret edebiliyor. Ancak kentte görmek istediği bir başka yapının, Gaziantep Kalesi’nin açılmasını hâlâ bekliyor. Oğur’un ziyaretindeki bu eksik durak, deprem bölgesindeki kültürel mirasın bugünkü durumunu da anlatıyor. Bazı kapılar yeniden açıldı, bazılarının ardında ise onarım ve güçlendirme çalışmaları sürüyor.
6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremler, kentlerin yaşam alanlarıyla birlikte geçmişin izlerini taşıyan yapılara da zarar verdi. Müzeler, kaleler ve arkeolojik alanlar güvenlik incelemeleri ve onarım çalışmaları için ziyarete kapatıldı. Üç yılı aşkın sürenin ardından bölgedeki kültür varlıklarının yeniden ziyarete açılması, yapıların hasarına ve ihtiyaç duydukları müdahaleye göre farklı hızlarda ilerliyor.
Bu sürecin son örneklerinden biri Gaziantep Arkeoloji Müzesi oldu. Güçlendirme ve yenileme çalışmalarının ardından müze, 14 Ağustos 2026’da yeniden ziyarete açıldı.

BİR MÜZENİN DÖNÜŞÜ, KALENİN BEKLEYİŞİ
Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde yürütülen çalışmalar, sergi salonlarının yenilenmesinden ibaret değildi. Zemin etütleri, taşıyıcı sistem ve çatı güçlendirmeleri, cephe onarımları ve eserlerin sergilendiği alanların düzenlenmesiyle yapı yeniden kullanıma hazırlandı.
Gaziantep Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sıtkı Severoğlu, müzede deprem sonrası tespit edilen hasarlar nedeniyle önce güçlendirme, ardından restorasyon çalışmalarının yürütüldüğünü belirtiyor.
Kentteki müzelerin aynı takvimle açılamadığını anlatan Severoğlu’na göre Zeugma Mozaik Müzesi, küçük çaplı hasarların giderilmesinin ardından yaklaşık iki buçuk ay içinde ziyaretçilerine kavuştu. Panorama 25 Aralık Müzesi ise depremi hasarsız atlattı ve iki ay sonra yeniden açıldı. Belediyeye bağlı müzelerin hemen tamamı da ilk üç ay içerisinde ziyarete açıldı.
Gaziantep Kalesi’ndeki bekleyiş ise sürüyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün güncel listesinde kale, restorasyon çalışmaları tamamlanıncaya kadar kapalı görünen alanlar arasında yer alıyor.
HATAY VE ADIYAMAN’DA AÇILIŞ TARİHİ BELİRSİZ
Bölgenin önemli koleksiyonlarını barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi ve Adıyaman Müzesi, 6 Şubat 2023’ten bu yana bakım ve onarım gerekçesiyle kapalı. Malatya’daki Beşkonaklar Etnografya Müzesi ve Geleneksel Malatya Evi’nde de güçlendirme ve onarım çalışmaları sürüyor. Bakanlığın listesinde bu yapılar için kesin bir açılış tarihi verilmiyor.
Severoğlu, Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki sismik güçlendirme ve laboratuvar düzenlemelerinin 2026 sonuna kadar etaplar hâlinde sürmesinin planlandığını aktarıyor.
Kilis’te ise kapanmaların kapsamı farklı. Alaeddin Yavaşça Müzesi’nin konserler odası restorasyon nedeniyle kapalı tutulurken, Kilis Müzesi 2 Temmuz 2026’da bakım ve onarım için geçici olarak kapatıldı. Her iki birimin yeniden açılışı da çalışmaların tamamlanmasına bağlı.
HER KAPALI ALANIN NEDENİ DEPREM DEĞİL
Bölgedeki kültür varlıklarının durumunu değerlendirirken, deprem sonrası kapanan alanlarla daha önce başlayan çalışmalar nedeniyle kapalı bulunanları ayırmak gerekiyor.
Şanlıurfa Kalesi’nin kazı, inceleme ve restorasyon gerekçesiyle kapanış tarihi Ocak 2018’e uzanıyor. Adana’daki Süleyman Kulesi de Mayıs 2022’den bu yana çevre düzenlemesi nedeniyle kapalı. Kahramanmaraş’taki Germanicia Mozaikli Alanı’nın belirli parsellerinde ise deprem sonrasında başlatılan güçlendirme ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.
Dolayısıyla kapalı alanların tamamını deprem hasarıyla açıklamak, bölgedeki onarım sürecinin gerçek tablosunu ortaya koymuyor.
HIZLI AÇILIŞ KADAR DOĞRU ONARIM DA ÖNEMLİ
Severoğlu, 6 Şubat depremlerinde bölgedeki 29 müzenin hiçbirinin tamamen yıkılmadığını; buna karşılık güvenlik, hasar incelemesi ve onarım ihtiyacının geçici kapanmaları zorunlu kıldığını söylüyor.
Yeniden açılış sürelerini belirleyen temel unsurun yapısal hasar olduğunu vurgulayan Severoğlu, tedbir amacıyla kapatılan müzelerin birkaç ay içinde ziyaretçi kabul edebildiğini, taşıyıcı sistemine müdahale gereken yapılarda ise sürecin yıllara yayılabildiğini anlatıyor.
Ancak çalışmaların uzun sürmesi kadar nasıl yürütüldüğü de önem taşıyor. Severoğlu, aceleci restorasyonların kültür varlıklarında geri dönüşü olmayan tahribat yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Bilimsel ölçütlere uygun ve şeffaf biçimde yürütülen onarımın zaman gerektirebildiğini belirtiyor.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının yeniden imar raporuna göre, deprem bölgesindeki kültür varlıkları ve müzelerin onarımı için 2023–2025 döneminde, 2026 fiyatlarıyla 10,7 milyar lira harcandı.
“İNSANLIK TARİHİNİN ARŞİV ODALARI”
Onarılan yapıların içinde korunan eserler, bu çalışmaların neden önemli olduğunu da gösteriyor.
Severoğlu, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin mozaiklerini, Kral Şuppiluliuma Heykeli’ni ve Antakya Lahdi’ni hatırlatıyor. Bu koleksiyonun, antik dünyanın sanatına, inançlarına ve gündelik yaşamına ilişkin önemli bilgiler taşıdığını söylüyor.
Adıyaman Müzesi’nin Kommagene tarihini ve farklı kültürlerin karşılaşmasını belgelediğini anlatan Severoğlu, Malatya’daki Arslantepe buluntularının da devletleşme, bürokrasi ve saray ekonomisinin gelişimini anlamak açısından önemini vurguluyor.
Bu nedenle bölge müzelerini “insanlık tarihinin arşiv odaları” olarak tanımlıyor. Severoğlu’na göre bu mirasın korunması, kentlerin geçmişle bağını sürdürürken kültür turizmi yoluyla bölgenin sosyal ve ekonomik yaşamına da katkı sağlayacak.
