Maden tehdidi altındaki köylere bir yenisi eklendi. Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık köyünde, önümüzdeki 40 yıl boyunca bentonit çıkarılacak. Ruhsatlandırılan alan, beldenin tamamına denk geliyor. Maden çıkarılacak saha içinde ormanlık alanın yüzde 38’i ve nilüferlere ev sahipliği yapan Hacıgöl de bulunuyor.
Ruhsatın iptali için dava açan Yazıcık Belediye Başkanı Tuncer Uzunoğlu, “1913 hektar alan maden için ruhsatlandırılmış, bu beldemizin tamamı demek. 728 hektar ormanımızın yüzde 38’i de maden çıkarılacak alanda kalıyor. Davamızı kaybetsek bile halk olarak direneceğiz ve bu madene izin vermeyeceğiz” dedi.
MADENCİLİK OLMAZSA HAYAT OLMAZ!
Erzincan İliç, Mersin Akkuyu, Muğla Akbelen gibi Türkiye’nin önemli çevre davalarını üstlenen avukat İsmail Hakkı Atal, “Beldede bulunan Hacıgöl’de endemik nilüfer bitkisi var. Burada bir nilüfer çiçeğinin koparmanın cezası 570 bin lira iken maden şirketi 900 bin liraya maden ruhsatı almış” derken, ruhsat verilen BB Madencilik’in kurucularından Yıldıray Benli projeyi, “Biz bu ruhsatı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden ihale ile aldık. Bizim de kazanılmış bir hakkımız var. Madencilik olmazsa hayat olmaz” sözleri ile savundu.

Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) süreci için hazırlanan başvuru dosyasına göre, bentonit ocağı Yazıcık Köyü’nde kurulacak ama maden arama ve çıkarma faaliyeti komşu Asar ve Dağüstü köylerinde de yürütülecek. Şirketin hedefi, yılda 250 bin ton bentonit çıkarmak.
BÖLGE YOK EDİLMEK İSTENİYOR
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden emekli öğretim üyesi Dr. Enver Yaser Küçükgül, Yazıcık’ta açılacak bir bentonit ocağının coğrafi yapıyı tamamen tahrip edeceğini, yer altı ve yer üstü sularını yok edeceğini söyleyerek olası zararları şöyle sıraladı:
“Bentonit kili kurşun, arsenik ve cıva gibi ağır metaller içerir ve bunlar cilt yoluyla emilebilir veya yutulabilir. Sinir sistemini etkilemek veya kanser riskini artırmak gibi ciddi sağlık riskleri barındırabilir. Bu kil aynı zamanda zararlı mikroplar barındırabilir ve nanopartiküllerin solunması, akciğer iltihabına, granülom oluşumuna ve akciğer fibrozuna neden olabilir”. Küçükgül’e göre maden nedeniyla oluşan tozu solumak, astım gibi önceden var olan solunum problemlerini kötüleştirebilir. Ağır metal kirliliği, alerjik reaksiyonlar, yutma ve sindirim sorunları oluşturabilir.
Bunlar, madenin insan sağlığı üzerindeki olası sonuçları ancak bir de ekolojiye vereceği zararlar var. Küçükgül, “Bentonit madeni toprak ve yeraltı sularının kirlenmesine, maden çıkarılırken bitki örtüsünün ve üst toprağın kaldırılmasıyla habitat tahribatına telafisi imkansız zararlara neden olur” diye konuştu.
Yazıcık Belediyesi, maden arama ruhsatının iptali için Tokat İdare Mahkemesi’ne 27 Haziran 2025’te dava açtı. Dava dilekçesinde özetle şu bilgilere yer verildi: “Yapılacak olan maden ocağı aynı zamanda içme suyunun da kaynağı olan bütün havzaya zarar verecek riskler taşıyacaktır. Ruhsat sahasında bulunan ve halen aktif olarak kullanılan küçük bir köy mezarlığı içerisinde anıtsal niteliklere ulaşmış dört adet meşe ağacı da bulunmaktadır.”
ESKİŞEHİR’İN BENTONİT SINAVI
Bentonit madenlerinin insan ve doğa üzerindeki olumsuz etkileri birer varsayım değil. Şubat 2024’te Ordu Ulubey’e bağlı Yeni Sayaca ve Çatallı mahallelerinde kurulmak istenen bentonit madeni için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesi, “telafisi güç zararlar doğuracağı” gerekçesiyle durdurulmuştu. Ağustos 2025’te, Eskişehir Odunpazarı’na bağlı Demirli ve Seklice mahallelerindeki bentonit madeni, kapasite artırmak istedi. Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu üyeleri, talebe itiraz etti. Valilik önünde toplanan köylülerden Hatice Dağlı, bentonit madeninin zararlarını anlattı. Dağlı, “Maden başladı, sözde bize zararı olmayacaktı. Köy, çok kötü. Bahçelerimiz olmuyor. Her taraf toz, hastalık oluyor” dedi.
KEDİ KUMUNDA BENTONİT KULLANILIYOR
Yazıcık’ta açılacak bentonit madeni için ruhsat, Cemil Benli adına verildi. Benli, BB Madencilik kurucularından. İnternet sitesinde yer alan bilgilere göre 1999’da kurulan şirket; Ünye limanına 19 kilometre, Fatsa limanına ise 24 kilometre mesafedeki sahalarda sondaj çalışmaları yürüttü ve yüksek kalitede 50 milyon ton bentonit tespit etti. Bu tespitlere göre. Tokat sınırları içindeki bölge, en kaliteli kaynaklara ev sahipliği yapıyor.
BİLGİLENDİRME TOPLANTISI PROTESTO EDİLDİ
Şirket, 26 Mayıs 2025’te, Yazıcık Belediyesi Lokali’nde bölge halkını bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak için toplantı düzenledi. Bölge halkı toplantıya katılmadı. 1 Haziran’da yapılan ikinci toplantıya ise çevre kuruluşları, avukatlar ve bölge milletvekilleri katılarak projeye karşı çıktı. Toplantının ardından, Yazıcık Doğa ve Çevre Koruma Kurulu tarafından yapılan açıklamada; su kaynaklarının, toprağın ve geleceğin tehdit altında olduğu belirtildi, halk iradesiyle projeye ‘dur’ denileceği ifade edildi.

Mahkeme, 4 Ağustos’ta bölgede inceleme yapmak üzere bilirkişi heyeti görevlendirdi. Heyet, 3 Eylül 2025’te keşif yaptı. Keşfe; Yazıcık Belediyesi avukatı İsmail Hakkı Atal, ruhsat sahibi Cemil Benli’nin avukatı, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü avukatı da katıldı. Heyete, ayrıntılı ve gerekçeli raporlarını hazırlamaları için 45 gün süre verildi.
Bilirkişi heyetine itiraz ettiklerini belirten avukat İsmail Hakkı Atal, 10 yıl sonrasının olası tablosunu çizdi:
“Yazıcık cennet vatanın cennet köşelerinden biri. Bentonit denilen bu maden daha çok kedi kumu olarak kullanılıyor. Kedi kumunun kilosu yirmi lira. Oysa burasının tarım ve hayvancılık olarak daha değerli ürünler yetiştiriliyor. Bu maden bu beldede açılınca hemen ölmezsiniz. Ancak on yıl sonra ölürsünüz. Burası yaşam alanı olmaktan çıkar. Ekolojik, ekonomik ve halk sağlığı açısından çökertir, tarım ve hayvancılık biter.”
MÜCADELE İÇİN DERNEK KURULDU
Yaşam alanlarına sahip çıkmak için dernek kurduklarını belirten Yazıcık Doğa ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Zafer İnanç; beldenin yüzde 80’inin ruhsatlandırıldığını söyledi. İnanç, “Bentonit madeni ocağı açıldığı zaman bu beldede tarım, hayvancılık, doğa olumsuz etkilenecek, burada yaşama şansımız kalmayacak. İç hukuk biterse hukuki mücadele sürecini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar götüreceğiz. Sonuna kadar direnecek, mücadele edeceğiz” dedi.


SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ
Madenden hiçbir beklentilerinin olmadığını, kendilerine maddi ve manevi zararı olacağını dile getiren Yazıcık Belediye Başkanı Tuncer Uzunoğlu, “Bu projenin, madeni çıkaracak müteahhide kardan başka hiçbir yararı yok. Beldemizde beş yüzün üzerinde kalp, KOAH, bronşit, astım hastamız, yaşlı ve çocuklarımız var. Bölgede 25 endemik bitki, 150 adet de bitki çeşitliliği saptanmış durumda. Beldemiz yayla turizminin olduğu yer ve bu maden burada faaliyete başlarsa turizm bitecek. Buraya gelecek yazlıkçılar ve turistlerin toz, doğa ve ses kirliliğinden dolayı sorun yaşayacaklar. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne müracaat ettik, Hacıgöl’ü koruma alanına aldırmak istiyoruz. Bizim hukuksal mücadelemiz devam ediyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir, adalete güveniyoruz. Ama halkın direnişi çok kıymetlidir, biz hukuksal davamızı kaybetsek bile halk olarak direneceğiz ve bu madene izin vermeyeceğiz” dedi.

ŞİRKET: MADENCİLİĞE KARŞI ÖNYARGI VAR!
BB Madencilik şirketinin kurucularından Yıldıray Benli ise faaliyetlerini şu sözlerle savundu:
“Şirket politikamızda doğayı da korumak var. İstenen şartları yerine getirmişiz ve bizim de kazanılmış bir hakkımız var. Madencilik düzgün yapılırsa hepimizin ihtiyacı olan bir şey. Kullandığımız her araç gereç maden ürünü. Bentonit madeninin ilaç sanayinden kozmetiğe kadar yaygın kullanım alanı var. Madencilik olmazsa bugün hayat olmaz.
“Kontrolsüz madencilik yapanlar var mı, tabii var. Devletin de görevi bunları kontrol etmek ve doğru yapılmasını sağlamak. Ben de gelişigüzel olarak doğanın tahrip edilmesine karşıyım. Biz bozkır şeklinde, üzerinde bitki, maki bile olmayan bir arazide çalışmaya başlayacağız. Tekrar tekrar ÇED raporu almamak için geniş bir alana maden ruhsatı alıyoruz.
“Madenciliğe karşı bir önyargı var ve insanlar buna o yüzden olumsuz bakıyorlar. Biz yabancı değil, yerli firmayız. Yer altındaki değerleri ekonomiye kazandırıyoruz ve keyfi bir işlem yapmıyoruz, doğaya zarar vermiyoruz. Bunun için gerekli önlemleri alıyoruz.”
