Bangladeş değil Türkiye: ‘Sabah 8’de başladık, gece 4’e kadar çalıştık’

“Bir kere iş yerindeyken depreme yakalandık, dışarı çıkmak istedik. ‘Bir şey yok’ deyip bırakmadılar, “Bazen gece 3’te çıkıyoruz işten. Servis beni evimin yakınındaki karanlık bir kavşağa bırakıyor”, “Sabah 8’de başladık, gece 4’e kadar çalıştık”, “kadınların giyinme” odalarına giriyorlar” “Bazen ustabaşları bu genç kadınlara sarılıyor, dokunuyor. “Adetliyim, ped değiştirmem gerek dedim. ‘Biraz daha tut, molaya az kaldı’ dediler. Bu cümleler dünyaca ünlü markalara üretim yapan Güneydoğu’daki tekstil fabrikalarında çalışan kadın tekstil işçilerine ait…

Editor
haberciyiz admini

Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) saha araştırması yaptı. Zara, Bershka, Levi’s, Prada ve Coach gibi büyük giyim markalarına ürün hazırlayan 116 kadınla yüzyüze yapılan görüşmelerde, kadınların 36 saatlik vardiyalarda çalıştırıldıklarını, regl dönemlerinde dahi tuvalete gitmek için izin alamadıklarını, ustabaşının tacizlerine merzu kaldıklarını anlatıyor.

BİRTEK-SEN ‘Güneydoğu Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Sendikal Algı Raporu’nu kamuoyuna sundu.

Depremin etkilediği Adıyaman, Şanlıurfa, Malatya ve Adana illerinde yapılan yüz yüze görüşmelerin sonucunda yazılan rapora göre kadınlar ‘düşük ücret–yüksek mesai’ kıskacında küresel markalara üretim yapıyor.

Regl izni, tuvalet hakkı, taciz ve ayrımcılık gibi başlıkların ele alındığı rapor, kadın işçilerin büyük çoğunluğunuın asgari ücret ya da altında gelir elde ettiğini; hiçbir katılımcının maaşının 30 bin TL’yi aşmadığını  gösteriyor.

Araştırmaya göre birçok fabrikada günlük çalışma süresi 10–12 saat olarak sbelirtiliyor ancak sipariş dönemlerinde bu süre 18 saate kadar çıkabiliyor.

‘MESAİYİ REDDEDERSEK BASKIYA MARUZ KALIYORUZ’

Kadınların yüzde 62,2’si fazla mesaiye zorlandığını, yüzde 44,7’si mesaiye kalmayı reddettiklerinde baskıya maruz kaldıklarını, yüzde 40’ı tehdit edildiğini, yüzde 14,9’u ise hakarete uğradığını belirtiyor.

Rapordaki en çarpıcı veri ise Şanlıurfa’dan geliyor: Levi’s’e üretim yapan bazı kadın işçiler, mesai saatlerinin bir günü aştığını, “iş yetiştirme” dönemlerinde 36 saati bulan vardiyalarda çalıştıklarını aktarıyor.

Bir kadın işçi mesai döngüsünü şöyle anlatıyor:

 “Sabah 8’de başladık, gece 4’e kadar çalıştık. Servisle eve gidiyorsun, uyuyorsun, tekrar aynı döngü. Ne zaman yemek, ne zaman hayat?”

TACİZE KARŞI ŞİKAYET MEKANİZMALARI YETERSİZ

Rapor, işyerlerinde kadınların yalnızca ekonomik değil; ‘psikolojik ve cinsel şiddete’ de maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Kadınların yüzde 42,2’si işyerinde tacize ve rahatsız edici bir davranışa maruz kaldığını söylerken, bu deneyimlerin yüzde 45,8’i şikâyet ediliyor. Yani tacize ya da mobbinge maruz kalan kadın işçilerin yüzde 54,2’si ‘şikâyetçi regl olmadığını’ söylüyor. Rapora göre, kadın işçilerin şikâyet mekanizmalarına güveni düşük; çoğu kadın “işini kaybetme korkusu” nedeniyle sessiz kalıyor hatta sessizleştiriliyor.

Bir kadın neden şikayetçi olmadığını şu sözlerle anlatıyor; “Ustabaşına söylesek azar işitiyoruz. ‘Sen yanlış anlamışsındır’ diyorlar.”

Bir diğer işçi de şöyle diyor: “Dolaplara bakıyorlar, kadınların giyinme odalarına giriyorlar. Bir keresinde güya çalınmış ürün bulmak için bir arkadaşımızın pedlerini karıştırdılar, ortalığa saçtılar. Olay çıktı. Biz utandık ama onlar hiç önemsemedi.”

TUVALETE GİDİŞLER SINIRLI

Anketlere göre kadın işçilerin en zorlandıkları dönemlerin başında ise regl süreçleri geliyor. Kadınların yüzde  92.2’si regl süreçlerini ‘zor geçirdiğini’ söylerken bu zorluğa bir de tuvalet izni ekleniyor.  Kadınların yüzde74’ü tuvalete gidişlerinin sınırlandırıldığını belirtiyor. Görüşmelerde, bu kısıtlamanın regl dönemlerinde bile sürdüğü, bazı kadınların bu aşağılayıcı davranışlar nedeniyle işi bırakmak zorunda kaldığı aktarılıyor.

Bir kadın işçi özellikle regl dönemlerinde yaşadığı sıkıntıyı şöyle anlatıyor: “Adetliyim, ped değiştirmem gerek dedim. ‘Biraz daha tut, molaya az kaldı’ dediler. Altıma yapayım mı yani?”

Ayrıca, depremin vurduğu bu kentlerde hâlâ depreme veya sele karşı ciddi bir önlem bulunmuyor. Bir kadın işçi yaşadığını şöyle anlatıyor: “Bir kere iş yerindeyken depreme yakalandık, dışarı çıkmak istedik. ‘Bir şey yok’ deyip bırakmadılar.”

GECE SERVİSLERİ KADINLARI EVİNE BIRAKMIYOR

Raporda gece vardiyası ve servis güzergâhlarında kadın işçilerin güvenlik kaygısının öne çıktığı görülüyor. Kadınların yüzde 62’si 22.00’den sonra işten çıktığını, ancak bu grubun yalnızca yüzde 14,3’ünün evinin kapısına kadar servisle bırakıldığını söylüyor.

Urfa’dan bir kadın işçi şöyle anlatıyor:

Bazen gece 3’te çıkıyoruz işten. Servis beni evimin yakınındaki karanlık bir kavşağa bırakıyor. Oradan yürümek zorundayım. Çok korkuyorum ama mecburum.”

 

 

 

 

ETİKETLER