Asgari ücret 28 bin, açlık sınırı 31 bin lira

Türk-İş'in uzmanlara hazırlattığı araştırmaya göre açlık sınırı ocak ayında 31 bin 224 lira oldu. Asgari ücret ise 2026 yılı için 28 bin 75 TL olarak belirlenmişti. Böylelikle asgari ücret henüz yılın ilk ayında açlık sınırının 3 bin 149 lira altında kaldı.

Türk-İş, Ocak 2026 ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasının sonuçlarını açıkladı. 1987 yılından bu yana her ay düzenli olarak hazırlanan rapora göre;

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31 bin 224 liraya yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101 bin 706 lira oldu. 

Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40 bin 540 TL’ye çıktı.

GIDA ENFLASYONU YÜZDE 39

Gıda enflasyonu ise ocakta aylık yüzde 3,58, on iki aylık yüzde 41,08, yıllık ortalama yüzde 39,79 olarak hesaplandı.

Raporun sonuç bölümünde, asgari ücret ve yaşam maliyeti arasındaki farkın arttığına dikkat çekilerek, şu değerlendirme yapıldı:

“Çalışanların, kendilerine ve ailelerine saygın yaşam düzeyi sağlayacak bir gelir elde etmeleri esastır. Yoksulluk sınırı tutarı, bir ailenin, insan onurunun gerektirdiği zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama düzeyidir. Türk-İş çalışması sonucu açıklanan yoksulluk sınırı tutarı, işçinin eline geçmesi gereken ücret düzeyi değildir. Bu değerlendirme eksik bir yaklaşımın ifadesi olacaktır. Yoksulluk sınırı tutarı, ailenin yapması gereken insan onurunun gerektirdiği harcama düzeyidir ve bir bakıma, haneye girmesi gereken toplam gelirin alt sınırını ortaya koyan önemli bir göstergedir. Ancak çoğu zaman, ücretli çalışan ailenin tek gelir kaynağı olduğundan yoksulluk sınırı tutarı olması gereken ücret düzeyi olarak görülmektedir.

Dar gelirli ailelerin elde ettiği gelirin yeterli ve dengeli beslenme için gerekli harcamaları bile karşılayabilecek düzeyde olmadığı açıktır. Aileler, düşük düzeydeki geliriyle beslenme ve beslenme dışı harcamaları karşılayabilmek için çeşitli malların fiyatlarını da dikkate alarak tüketim malları arasında tercihte bulunmak zorunda kalmaktadır. Çoğu zaman fiyatı yüksek olan gıda maddeleri yerine fiyatı düşük olan gıda maddelerini seçmektedir. Bu durumda olan aileler, büyük bir olasılıkla beslenme dışı harcamalarının (kira, ulaşım, yakıt, elektrik ve benzerleri) bir kısmını da beslenme harcamalarından kısarak elde edebilmektedir. Sonuçta, gelir düzeyinin düşük ve yetersiz olması, dar gelirli kişi ve ailelerin sağlıksız ve dengesiz beslenme yapmasına yol açmaktadır. Türk-İş tarafından hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırı tutarları ile elde edilen gelir arasındaki fark, çalışanların içinde bulunduğu geçim sıkıntısının boyutlarını ortaya koyan önemli bir gösterge olmaktadır.”