Bodrum’da müsilaj sinyali

Türkiye’nin önde gelen tatil merkezlerinden Bodrum’da yaz sezonu, Kurban Bayramı ile birlikte açıldı. Uzmanlar, müsilaj tehlikesine karşıs uyardı. Riskin temel nedenleri artan nüfus, yoğun yapılaşma, tekne trafiği ve atık yükü.

Dicle Baştürk
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi’nde Gazetecilik Öğretmenliği alanında master yaptı. Mesleğe 2008 yılında Taraf gazetesinde muhabir olarak başladı. Uzun yıllar yargı muhabiri...

 Bodrum sahillerinde müsilaj tehlikesinin sinyalleri görülüyor.

Türkiye’nin önde gelen tatil merkezlerinden Bodrum’da yaz sezonu, Kurban Bayramı tatili ile birlikte açıldı. Uzmanlar, müsilaj tehlikesine karşı uyardı. Riskin temel nedenleri artan nüfus, yoğun yapılaşma, tekne trafiği ve atık yükü.

Ekomiras Derneği Kurucusu ve Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki tehlikenin Marmara Denizi’ndeki tabloyla aynı olmadığını dile getirdi:

--- Mert Gökalp
— Mert Gökalp

“O yoğun, yüzeyi kaplayan tabaka değil bu. Ama 1990’larda İstanbul’da dalgıçların gördüğü, suda dolaşan ince, uzun, sümüksü yapılar vardı. Benzer sümüksü yapılar geçmişte de Muğla kıyılarında, özellikle Gökova Körfezi gibi kapalı alanlarda gözlemlendi. Şu an Bodrum’da gördüğümüz şey de aynı türden erken evre oluşumlara benziyor. Eğer bu yük artmaya devam ederse, 5-10 yıl sonra Marmara’daki gibi bir tabloya ulaşmak mümkün. Bu bir süreç.”

Gökalp’e göre Bodrum’un merkezi, Gümüşlük ve Türkbükü en büyük risk altındaki bölgeler. Bu oluşumlar, denizin taşıma kapasitesinin zorlanmaya başladığını gösteren ilk işaretlerden biri:

“Bu müsilaj değil. Ama müsilaj öncesinde kapalı denizlerde, baskı altındaki bölgelerde görülen yapılar bunlar. Yani erken evre diyebilirsiniz.”

Bu yapıların özellikle su sirkülasyonunun sınırlı olduğu koylarda ortaya çıktığını vurgulayan Gökalp, artan insan ve tekne baskısına dikkat çekiyor:

“Karacasöğüt gibi yerler kapalı alanlar. 200-300 tekne girip çıkıyor. Türkbükü, Gündoğan’da yazın yüzlerce tekne oluyor. Siz bu kadar organik yükü bir noktaya yığdığınız zaman, bu sümüksü yapıların öncülleri görülmeye başlıyor.”

DENİZ ÇAYIRLARI YOK OLUYOR

Uzmanlara göre sorunun merkezinde ise çoğu zaman göz ardı edilen deniz çayırları var.

Ekomiras Derneği, Akdeniz’in en kritik ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının korunmasına yönelik yürüttüğü bilimsel çalışmalar kapsamında bir rapor hazırladı. Raporda drone görüntüleri, sualtı gözlemleri ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak yapılan haritalandırma çalışmalarının sonuçları yer aldı. Buna göre, Bodrum’da 2004 yılından bu yana bin ila 2 bin hektarlık bir alanda deniz çayırı kaybı olduğuna dikkat çekildi.

Deniz çayırlarının sudaki partikülleri tuttuğu, bakteri ve virüs yükünü azalttığı, oksijen dengesini koruduğu ve kıyı erozyonunu önlediği belirtiliyor.

Ancak Bodrum’da bu doğal filtre sisteminin hızla zayıfladığı ifade edildi. Mert Gökalp durumu şöyle anlattı:

“Deniz çayırları aslında sizin suyunuzu temizleyen sistem. Partikülleri alıyor, bakterileri alıyor. Ama siz bu alanlara sürekli tekneyle girip demir atarsanız, o çayırlar yok oluyor. O zaman o yükü temizleyecek sistem de ortadan kalkıyor.”

Raporda, otel inşaatları, kıyı düzenlemeleri, marina inşaatları, “beach” adı verilen kıyı tesisleri ve 1990’lardan itibaren devam eden kooperatif faaliyetleri sebebiyle kıyılardaki tahribat ve deniz çayırı havzalarında ciddi gerileme olduğu anlatıldı.

DENİZ TABANI DEĞİŞİYOR

Raporda ve saha gözlemlerinde dikkat çeken en önemli değişimlerden biri de deniz tabanında yaşanıyor. Buna göre yoğun baskı altındaki bölgelerde kum zemin kayboluyor, balçıklaşma başlıyor ve organik birikim artıyor.

Gökalp bu değişimi şöyle tarif ediyor:

“Türkbükü’nde yoğun olan yerlere girin, kumun yapısının değiştiğini görürsünüz. O klasik kum değil artık. Daha çamurumsu, balçık gibi bir yapı var. Bu da şunu gösteriyor: Organik yük çok fazla birikiyor.”

Raporda da benzer bir uyarı yer alıyor:

“Deniz çayırı yataklarının kaybı, zemin tortusunun stabilizasyonunu bozarak balçıklaşmaya ve su kalitesinde ciddi düşüşe yol açar.”

BODRUM MERKEZDE GÖRÜŞ MESAFESİ DÜŞTÜ

Bodrum merkezde özellikle atık su kaynaklı kirliliğin deniz ekosistemi üzerindeki etkileri de raporda yer aldı. Dalış gözlemlerine göre, deniz çayırları ve diğer deniz canlıları üzerinde “müsilaj benzeri tortular” oluştuğu, su içindeki partikül yoğunluğunun arttığı ve su altında görüş mesafesinin ciddi şekilde düştüğü kaydedildi.

GÜMÜŞLÜK RİSK ALTINDA

Raporda, Bodrum’un gözde yerlerinden Gümüşlük Koyu, deniz ekosistemindeki değişimin en somut gözlemlendiği alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yarı kapalı yapısı, yoğun tekne trafiği ve atık yükü nedeniyle koyun bazı bölgelerinde deniz çayırlarının tamamen yok olduğu, deniz tabanının ise balçık benzeri bir yapıya dönüştüğü belirtiliyor.

Uzmanlara göre bu tür alanlarda su sirkülasyonunun zayıf olmasıyla birlikte oksijen seviyesi düşüyor ve organik birikim artıyor. Raporda, bu koşulların devam etmesi halinde “ileri aşamalarda müsilaj benzeri oluşumların görülmeye başlanabileceği” uyarısına yer veriliyor.

‘ÖNLEM ALINMAZSA 5, 10 YIL SONRA MÜSİLAJ GÖREBİLİRİZ’

Gökalp’e göre mesele sadece çevre değil:

“Türkbükü’nde, Gündoğan’da 5, 10 milyon dolara villalar, tesisler kuruluyor ama onlar değersizleşiyor. Çünkü deniz beş para etmiyor. Yani tehdit bu. Zaten yapılaşmayla beraber Bodrum’un geldiği durumu hepimiz biliyoruz. Ve yapılaşma devam ediyor, buna izin veriliyor. Turizm tesisinin de emlağın da değerlenmesini sağlayan etken deniz.”

Raporda çözüm için şu öneriler sıralanıyor:

“Tekne sayısının sınırlandırılması. Şamandıra sistemleriyle çapalamanın azaltılması. Atık su arıtma altyapısının güçlendirilmesi. Deniz çayırı habitatlarının korunması ve restorasyonu.”

Uzmanlara göre Bodrum kıyılarında görülen değişim ani değil; yıllardır biriken çevresel baskının sonucu. Yaz sezonuyla birlikte insan ve tekne yoğunluğunun daha da artması beklenirken, deniz ekosisteminin bu yükü ne kadar taşıyabileceği tartışılıyor. Uzmanlar, erken uyarı niteliğindeki işaretlerin dikkate alınmaması halinde kıyı ekosistemlerinde geri dönüşü zor bir bozulmanın hızlanabileceği uyarısında bulunuyor.