Düşük fiyat politikası nedeniyle geçen yıl zarar üretici bu yıl ekim alanlarını daraltınca soğanın kilosu markette 60 lirayı aşarken, iktidar kendi çözümünü yine gümrük vergisinde buldu. Kuru soğan ithalatında uygulanan yüzde 49,5’luk gümrük vergisinin 31 Ağustos’a kadar yüzde 5’e çekilmesiyle tarladaki alım fiyatı hızla gerilemeye başladı. Ticaret Bakanlığı’nın aldığı karar öncesinde tarladan çıkış fiyatı 30 lira seviyelerinde olan soğanın kilogram fiyatı, ithalat beklentisinin piyasayı etkilemesiyle 20 liraya kadar düştü.
Tarladaki düşüşün önümüzdeki günlerde soğan fiyatına indirim olarak yansıması bekleniyor. Ancak bu tablo yüksek girdi maliyetleriyle üretim yapan çiftçi için yine zarar demek. Gübre, mazot ve sulama kalemlerinin altında ezilen üretici, alım fiyatlarının bir anda gerilemesiyle sezon ortasında bir kez daha borç riskiyle karşı karşıya kaldı.
‘İŞÇİNİN PARASI ÖDEYEBİLMEK İÇİN TARLAMI SATTIM’
Tarımsal üretimdeki bu tablonun Yozgat’taki örneği çocukluğundan bu yana geçimini topraktan karşılayan Dursun Kılıç. Aydıncık ilçesine bağlı Kazankaya köyünde geçen sene 300 dönüm araziye ektiği soğanı kilosu 5 liradan dahi satamayınca dökmek zorunda kalmış. Bu sezon sadece 30 dönüme soğan ekmesine rağmen ‘ilk kez kâr edeceğiz’ dedikleri anda gümrük vergisinin düşürülmesi son umudunu da kırmış. Soğandan büyük zarar ettiğini söyleyen Kılıç, emek vererek yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle anlattı:
“Geçen sene topladığımız mahsulü 3 liraya, 5 liraya satamadım. Aileme ‘dökün, gözüm görmesin, dayanamam’ dedim. İşçinin parasını ödeyebilmek için tarlamı satmak zorunda kaldım. Çocuklarım bırakıp Ankara’ya gitti. Kapıcılık yapıyorlar. Bu sene geçen yılın onda birini ektim. İlk kez kilosunu 30 liradan satıp nefes alacaktım. İthal ürün haberleri gelince fiyatlar hemen geriledi. Bugün kilosunu 20 liradan verdim. Biz aşırı kâr etme peşinde değiliz ama her yıl batma peşinde de değiliz.”

‘EKİM İÇİN MALİYETİ KURTARACAK GARANTİ VERİLMELİ’
“Soğan bizi mahvetti” diyen Kılıç’a göre tezgâh ve market fiyatının 60-80 lira arasında dalgalanmasının nedeni yanlış tarım politikaları. Tarladan sofraya uzanan zincirdeki denetimsizliğe dikkat çeken Kılıç, devletten sadece üretimin arkasında duran güvenceli bir sistem beklediklerini söyledi. Çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
“Hükümet karşıtı biri değilim ama yanlışa ‘yanlış’ derim. Her ilçede Tarım Müdürlüğü, mühendisler var. Ama bir gün gelip ‘Ne ektin, durumun nasıl?’ diye soran yok. Burada günlerdir biçim yapılıyor, gelip kontrol eden olmadı. Benim istediğim şey çok basit: Devlet çiftçiye ‘Senin girdi maliyetin 15 lira, ben senin malını döktürmeyeceğim, tarlanı sattırmayacağım’ desin, arkamızda dursun. Malımız değerlendiğinde de ‘Gerekirse ithal getiririm ama seni de mağdur etmem’ güvencesini versin. Çiftçiye maliyetini kurtaracak ve evini geçindirecek bir garanti verilsin, başka bir şey istemiyoruz. Bizim tek işimiz bu, her şeyimiz buna bağlı.”
‘O KADAR BÜYÜK ZARAR ETTİK Kİ TARLAYI EKECEK DERMAN KALMADI’
Kazankayalı bir başka çiftçi Salim Erdoğan’a göre soğan fiyatındaki artışın nedeni ekim alanlarının daralması. Geçen yılki ağır zararın ardından çiftçinin üretim yapmaya küstüğünü belirten Erdoğan, sahadaki durumu şu sözlerle özetledi:
“Geçen yıl soğan ve patatesten o kadar büyük zarar ettik ki kimsenin tarlayı ekecek dermanı kalmadı. Ürün az olunca fiyatlar da hareketlendi. Devletin uyguladığı politikanın sonucu buraya varıyor. Yarın küçük çiftçi tarlasını satmak zorunda kalacak, üretim büyük şirketlerin eline geçip tekelleşecek, üretici de kendi toprağında amele olacak. Tarımda durum budur.”
‘GECEMİZİ GÜNDÜZÜMÜZE KATIP ÇALIŞARAK BATTIK’
Gübre ve mazot zamları karşısında soğanın değer bulamamasını eleştiren Erdoğan, yıllardır verdikleri emeğin karşılığında giderek borçlandıklarını anlattı:
“Gecemizi gündüzümüze katıp çalışarak battık. Çalışa çalışa batan başka bir kesim var mıdır? Geçen yıl torbası 830 lira olan gübre bugün bin 700 lira olmuş. Ama geçen yıl 12 liraya verdiğimiz buğdayı bu yıl yine 12 liraya veriyoruz. ‘Soğan serbest piyasa, buğday devlet denetiminde diyoruz’ ama iki türlü de batan biz oluyoruz. Pazarda biber, domates aylarca yüksek fiyatlardan satıldı. Soğan fiyatı birazcık artınca gündem oluyor, tepki doğuyor. İthalat lafı bile her halükarda çiftçinin zararına işliyor.”
‘EKMEYE HEVES DE KALMADI, MADDİYAT DA’
30 yaşındaki işletme mezunu Ahmet Utku, eğitimini tamamladıktan sonra baba mesleği çiftçiliğe başlamış. Utku, son iki yılda patates ve soğan üretiminden 15 milyon liraya yakın kayıp yaşayınca bu yıl soğan ekimini tamamen durdurmuş. Zararını kapatabilmek için Ankara’daki dairesini ve ahırındaki 35 büyükbaş hayvanını satmak zorunda kalan genç üretici, “Geçen yıl 100 dönüm soğan patates ekmiştim, bu yıl hiç soğan ekmedim. 5 dönüm patates var sadece. Çünkü ekmeye heves de kalmadı, maddiyat da… Yılın 5 ayı evime gitmeden tarlada yatıyorum. Sabah beşte kalkıyoruz, gece kaçta yatacağımız belli değil. Üzerimizde temiz kıyafet göremezsiniz. Sonuç yine zarar, hep zarar.”
‘KİRALIK TARLAYI BEN EKİYORUM, DEVLET DESTEĞİNİ TARLA SAHİBİ ALIYOR’
Tarladaki üretim çarkının dönmesi için kiralama yöntemine başvuran Utku, sistemdeki en büyük tıkanıklığın denetimsizlik ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) olduğu görüşünde. Kiraladığı tarlaların devlet desteğini kendisi yerine mal sahiplerinin aldığını belirten Utku, bu sene de zararda olduğunu söyledi:
“Ektiğimiz tarlaların çoğu kiralık. Tarlayı ben işliyorum, parasını ben veriyorum ama tarla sahibi kira sözleşmesi yapmadığı için devlet desteğini kendisi alıyor. Devlet bunu hiç denetlemiyor. 20 gün sonra iki milyon 200 bin lira ödeme yapmak zorundayım. 100 dönüm buğdayım, 5 dönüm patatesim var; hepsini satsam bir buçuk milyon lira yapıyor. Geriye 700 bin lira açığım kalıyor. Kalan 5 ineğim de ona gidecek. 30 yaşındayım, gecemi gündüzüme katıp mücadele ediyorum ama dört yıl önceki halimden daha kötü durumdayım.”

’10 DÖNÜMLÜK SOĞAN EKİMİNİN MALİYETİ 500 BİN LİRA’
Oğlu Ahmet Utku ile toprağa emek verdiğini ancak girdi maliyetlerinin altından kalkılamaz hale geldiğini vurgulayan 55 yaşındaki Murat Utku da tarladaki hesabını ve üretimin imkânsızlığını şu rakamlarla ortaya koydu:
“Saat beşten sonra traktörün başına geçip gece yarılarına kadar tarlada çalışıyorum. Ama maliyetler öyle bir noktaya geldi ki artık akıl kârı değil. Bir kilo soğan tohumu 12 bin lira olmuş. Sadece 10 dönüm yer ekeceksen; 85 bin lira tohuma veriyorsun, 150 bin lira toprağı hazırlayıp ilk suyunu vermeye gidiyor. Üstüne gübresi, ilacı, sökümü ve işçisi eklendiğinde 10 dönüm tarlanın maliyeti 500 bin lirayı buluyor. Bu 10 dönümden en iyi ihtimalle 50 ton soğan alsan ve kilosunu 10 liraya satsan, eline geçen para zaten 500 bin lira. Yani aylarca geceni gündüzüne katıp sıfıra sıfır elde var sıfır çıkıyorsun. Kilosunu 12 liraya satabilirsen toplam 100 bin lira kâr kalıyor; en ufak bir fırtınada ya da ithalat haberindeyse doğrudan yüz binlerce lira zarar ediyorsun. Bu matematikle çiftçi nasıl ayakta kalsın?”



