İşitme engelliler hastanede tercüman bulamıyor

İşitme ve konuşma engelli yurttaşlar, hastanelerde işaret dili tercümanı bulamıyor. Bu yüzden sağlık hizmeti alamıyor. Doktorlar, hastayla iletişimi refakatçileri üzerinden kurunca mahremiyet ortadan kalkıyor. 

Yasemin Dikici
Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü mezunu. Can TV, Kanal 65, World Turk TV gibi televizyon kanallarında spikerlik ve muhabirlik görevlerinde bulundu.

Hastanelerde profesyonel Türk İşaret Dili (TİD) tercümanlarının yaygın olarak bulunmaması, birçok kişinin muayene sırasında şikâyetini hekime doğrudan anlatamamasına, tedavi süreciyle ilgili bilgileri eksik ya da üçüncü kişiler aracılığıyla öğrenmesine neden oluyor. Bu durum yalnızca sağlık hizmetine erişimi zorlaştırmıyor; hasta mahremiyetini ihlal ediyor, doğru teşhis ve tedavi hakkını da riske atıyor.

ERİŞEBİLİRLİK RAMPADAN İBARET DEĞİL

Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği (VİED) tarafından hazırlanan “İşitme Engelliler ve Sağırlar İçin Erişilebilirlik İzleme Raporu” sorunun münferit olmadığını, kamu kurumlarında yıllardır devam eden yapısal bir erişilebilirlik problemi olduğunu ortaya koyuyor.

Raporda, erişilebilirliğin yalnızca bina girişlerine yapılan rampalardan ibaret olmadığı, bilgiye ve iletişime eşit erişimin de temel bir hak olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle profesyonel işaret dili tercümanı desteğinin; sağlık, adalet, eğitim ve sosyal hizmetlere eşit erişimin ön koşulu olduğu belirtiliyor.

Rapora temel oluşturan araştırma kapsamında Türkiye genelinde Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlükleri, İŞKUR, emniyet müdürlükleri, Cumhuriyet başsavcılıkları, rehberlik ve araştırma merkezleri ile kamu hastanelerine toplam 743 bilgi edinme başvurusu yapıldı. Ancak bu başvuruların yalnızca 278’i yanıtlandı. Elde edilen veriler, kamu kurumlarında profesyonel işaret dili tercümanı istihdamının oldukça sınırlı olduğunu ortaya koydu.

Sağlık alanındaki tablo ise dikkat çekici. Bilgi edinme başvurusuna yanıt veren 42 kamu hastanesinin 31’inde işaret dili bilen personel bulunduğu belirtilirken, bunların yalnızca 6’sı kadrolu tercüman, 25’i ise sertifika sahibi personel olarak görev yapıyor. Sekiz kamu hastanesinde işaret dili bilen hiçbir personel bulunmuyor.

EN YOĞUN SAĞLIK KURULUŞLARINDA YOK

Araştırma Türkiye genelinde yapılmış ancak Van özelinden bakacak olursak, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi, Lokman Hekim Van Hastanesi ve Özel Akdamar Hastanesi gibi kentin en yoğun sağlık kuruluşlarında işitme engelliler için TİD tercümanı yok.

İşitme engelli Mahmuthan Kaya, muayene sırasında hastaların şikâyetlerini tam olarak anlatamadığını, doktorların verdiği bilgileri anlayamadığını ve tedavi sürecine aktif şekilde katılamadığını söyledi: “Her engelin kendine göre zorlukları vardır. Ancak işitme engelli bireyler için en büyük engel iletişimsizliktir.”

Aydın Türk de aynı görüşte: “Doktora şikâyetimizi tam olarak anlatamıyor, doktorun teşhis, tedavi ve ilaç kullanımıyla ilgili verdiği bilgileri eksiksiz anlayamıyoruz. Çoğu zaman yazışarak iletişim kurulmaya çalışılıyor ancak bu yöntem her işitme engelli için yeterli olmuyor.” Türk, özellikle doğuştan işitme engelli bireyler için yazılı Türkçenin her zaman yeterli olmadığını vurgulayarak bunun yanlış anlaşılmalara ve yanlış tedavi riskine yol açtığını söyledi.

“ÇOCUKLARIMIZI TERCÜMAN YAPMAK ZORUNDAYIZ”

Tercüman eksikliği, işitme engelli bireyleri aile bireylerine bağımlı hale de getiriyor. Mahmuthan Kaya, birçok kişinin çocuğunu, eşini ya da yakınını tercüman olarak yanında götürmek zorunda kaldığını anlatıyor. Benzer ifadeler kullanan Abdülkadir Caniş de özellikle çocukların üstlenmek zorunda kaldığı sorumluluğa dikkat çekiyor:

“Hastaneye giden birçok işitme engelli vatandaş, doktorla iletişim kurabilmek için kendi çocuklarını veya yakınlarını tercüman olarak kullanmak zorunda kalıyor. Bu durum hem hasta mahremiyetini ihlal ediyor hem de çocukların üstlenmemesi gereken bir sorumluluğu omuzlamasına neden oluyor. Muayene sırasında sağlık sorunlarını anlatmak ve doktorun verdiği bilgileri çevirmek zorunda kalan çocuklar, aileleri adına iletişim kurmaya çalışıyor.”

“DOKTOR BENİMLE DEĞİL, YANIMDAKİYLE KONUŞUYOR”

Tercüman eksikliği tüm saydığımız güçlüklerin yanında işitme engellilerin sağlık hizmetinin öznesi olmasını da zorlaştırıyor. Çünkü doktorlar  sağlıklarıyla ilgili meseleleri doğrudan kendileriyle değil, yanındaki kişiyle konuşuyor. Aydın Türk’ten dinleyelim:

“Çoğu zaman sağlık personeli benimle doğrudan iletişim kurmak yerine yanımdaki aile bireyine veya refakatçime konuşuyor. Bu da kendimi yok sayılmış ve dışlanmış hissetmeme neden oluyor. Sağlığımla ilgili bilgileri doğrudan alma hakkım olmasına rağmen bunu çoğu zaman kullanamıyorum.”

Bir diğer sorun, var olan sınırlı sayıdaki tercümanların yetkinliği. Aydın Türk, tıbbi terminolojinin ileri düzey işaret dili bilgisi gerektirdiğini hatırlatıyor:

“Bazı kurumlarda sadece 120 saatlik işaret dili kursu alan personelin yeterli olduğu düşünülüyor. Ancak 120 saatlik temel bir kurs, sağlık gibi teknik ve hayati bir alanda etkili iletişim kurmak için yeterli değil. Tıbbi terimler, hastanın kendini doğru ifade etmesi ve doktorun doğru bilgi vermesi çok daha ileri düzey işaret dili bilgisi gerektirir.” Türk ayrıca 7 gün 24 saat hizmet verecek görüntülü uzaktan tercümanlık sisteminin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.