‘Diyarbakır AMATEM bize sanki uzak bir köymüş gibi geliyor’

Uyuşturucu kullanımının 12 yaşın altına kadar indiği Diyarbakır'da, bağımlılık tedavisi için yalnızca 50 yatak bulunuyor. Araştırmalar, gençlerin büyük bölümünün hiç profesyonel destek almadığını ortaya koyarken, uzmanlar AMATEM ve ÇEMATEM gibi bağımlılıkla mücadele merkezlerinin mevcut yapısıyla yeterince işlevsel olmadığına ve hantal bürokratik yapılar olarak kaldığına dikkat çekti. Kent sakinleri ise uyuşturucu kullanımının gözle görülür şekilde artığını söyledi.

Elif Dikbaş Yegin
Muhabirliğe 2014 yılında Evrensel Gazetesi'nde başladı. 2018 yılından 2025 yılının Ağustos ayına kadar Aydın Didim'de, Mavi Didim ve diğer yerel gazetelerde çalıştı. Haberleri ulusal basında da...

Diyarbakır’da uyuşturucu kullanımı 12 yaş altına kadar düşerken, kentte bağımlılık tedavisi ve rehabilitasyon hizmetleri ihtiyacı karşılamaktan çok uzakta. Sağlık Bakanlığına bağlı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) ile Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM), bağımlılık tedavisinin yürütüldüğü kurumlar. Hastanenin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre AMATEM 32, ÇEMATEM ise 18 yatak kapasitesine sahip. Bu verilere göre Diyarbakır’da bağımlılık tedavisine ayrılan toplam yatak kapasitesi sadece 50 olarak görülüyor.

Bu iki merkezde ayrıca 9 yoğun bakım yatağı, 7 poliklinik odası ve bağımlılık tedavisini desteklemek amacıyla oluşturulan 10 uğraş terapi odası var. Hastanenin paylaştığı bilgilere göre, toplam 76 personelin görev yaparken, bunlardan 4’ü psikolog, 6’sı sosyal hizmet uzmanı, 1’i sosyolog ve 1’i ergoterapist. Bağımlılık tedavisinde ortalama yatış süresi ise 21 gün.

1514 GENÇLE YÜZ YÜZE GÖRÜŞME

Diyarbakır’da bağımlılık tedavisi için 50 yataklık kapasiteye karşılık Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) tarafından 2025 yılının aralık ayında sonuçları paylaşılan araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Bağlar, Ergani ve Silvan ilçelerinde 37 mahallede 1514 gençle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya göre yaşam boyu en az bir kez uyuşturucu veya uyarıcı madde denediğini belirtenlerin oranı Bağlar’da yüzde 16,2, Ergani’de yüzde 12,8, Silvan’da ise yüzde 11,6 oldu.

Bağlar’da madde kullanan gençlerin yüzde 70,1’inin ilk kez 12-17 yaş aralığında uyuşturucu aldığı belirtilirken, Ergani’de ilk kullanım yaşının 12’inin altına düştüğü vakaların yüzde 9,4’e ulaştığı kaydedildi. Silvan’da ise uyuşturucu madde kullananların önemli bölümünün 18 yaşından önce maddeyle tanıştığı tespit edildi.

Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 80’i hayatı boyunca hiçbir profesyonel yardım almamış.

Araştırmada ayrıca üç ilçede de ilk madde kullanımının yüzde 85 oranında arkadaş çevresi aracılığıyla gerçekleştiği bilgisine yer verildi.

Rapor, bağımlılığı besleyen temel sebeplerden biri olarak işsizlik gösteriliyor. Ergani’de gençlerin yüzde 53,8’i işsiz. Silvan’da ise gençlerin yüzde 55,1’inin herhangi bir sosyal güvencesi yok.

SAMER araştırmasının ortaya koyduğu tablo, Diyarbakır Kent Konseyi Bağımlılıkla Mücadele Çalışma Grubunun hazırladığı rapordaki değerlendirmelerle de örtüşüyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek örgütlerinin katılımıyla hazırlanan raporda, “Bağımlılık tedavisine yönelik mevcut hizmet kapasitesinin artan ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı değerlendirilmiştir” tespitine yer verildi. Raporda ayrıca, “Tedavi sonrasında bireylerin yeniden toplumsal yaşama uyumunu destekleyecek rehabilitasyon merkezleri ve uzun süreli destek mekanizmalarının eksik olduğu vurgulanmıştır” denilerek yalnızca tedavi değil, tedavi sonrası rehabilitasyon sürecinin de güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

‘REHABİLİTASYON KÖYÜ’ HAZIRLIĞI

Bağımlılığa karşı ‘tıbbi tedavi ve arındırma hizmetleri’ Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Ancak yürürlükte bulunan ‘Bağımlılık Danışma, Arındırma ve Rehabilitasyon Merkezleri Hakkında Yönetmelik’, belediyelerin de danışmanlık, psikososyal destek ve rehabilitasyon süreçlerinde rol üstlenebileceğini ifade ediyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de bu kapsamda 2025 yılında Madde Bağımlılığı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’ni hizmete açtı. Belediyenin paylaştığı bilgilere göre, merkezde 2 sosyal hizmet uzmanı ile 1 psikolog görev yapıyor. Merkezde bağımlı bireyler ve ailelerine danışmanlık, psikososyal destek, eğitim ve ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirme hizmeti sunuluyor. Ayrıca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kentte tedavi sonrasını kapsayacak bir ‘Rehabilitasyon Köyü’ kurulmasına yönelik hazırlık yaptığını kamuoyuna duyurdu.

SOKAKTA DURUM NE?

Diyarbakır’da alarm zillerini çaldıran uyuşturucu sorununu konuşmak üzere Yenişehir ve Sur ilçelerinde yaptığımız görüşmeler, raporlardaki rakamların vahametini ortaya koydu.

Mahmut Rençber, terk edilmiş binaların akşam saatlerinde bağımlıların mekanı haline geldiğini söyledi.

İlk olarak Yenişehir ilçesine bağlı Kooperatifler Mahallesi’nde Mahmut Rençber’le konuştuk. Rençber, 15 yıldır bu mahallede apartman görevlisi olarak çalışıyor. Özellikle son yıllarda daha fazla bağımlıyla karşılaştığını ve artık tedirgin olduğunu söyledi. Çalıştığı apartmana da iki kez çocuk yaşta bir bağımlı gelmiş:

“Çocuk bina girişinde uyuyordu. Kaldırdığında şuuru yerinde değildi. Ertesi gün yine geldi, polise haber vereceğimizi söyleyince gitti. Özellikle Ofis semtinde bağımlılara çok fazla rastlıyoruz, özellikle sabah erken saatlerde veya geceye doğru. Örneğin Sanat Sokağı’nda terk edilmiş bina var. Biz yanından geçmekten bile korkuyoruz, orada baygın halde yatanlardan dolayı. Eskiden böyle şeyler yoktu. Gittikçe de çoğalıyor. Kalıcı bir çözüm bulunması lazım. Ben gözümle gördüm çocukların bile kullandığını.”

ESNAF: GÖZLE GÖRÜLÜR DERECEDE ARTTI

Kooperatifler Mahallesi’nden Mehmet Salih Akyüz ise 20 yıllık esnaf. Madde bağımlılığının son yıllarda gözle görülür derecede arttığını belirten Akyüz, gençlerin tedaviden de kaçındığına dikkat çekti.

Gökay Battal: Bağımlılar ile aileleri AMATEM’i pek bilmiyor.

Çamlıca Mahallesi’nde konuştuğumuz esnaf Gökay Battal, ilkokul arkadaşının da uyuşturucuya bulaştığını, vazgeçirmek için uğraştığını ancak sonuç alamadığını anlattı:

“10 Sene bilfiil mücadele ettim vazgeçirmek için. O arkadaşla şu an görüşmüyorum. Çünkü bir sene boyunca mesela ‘bıraktım’ diyor. Sonra yine aynı. Çevremde bazı uyuşturucu bağımlılarını görüyorum. Ama hiçbiri AMATEM’e gitmeyi düşünmedi. Anca polis tarafından götürülürse… Polis tarafından götürülüyorlar ve hiçbir işe yaramıyor. Güvenmiyor kimse. AMATEM bize sanki uzak bir köy gibi geliyor. Bildiğimiz, tanıdığımız bağımlı bir arkadaşımız karakola gidince AMATEM’e teslim ediyorlar. Psikiyatr onunla konuşuyor, nasihat ediyor. ‘Bak bırak bu işleri, sana ilaçlar yazalım’ diyor. O da ‘tamam, tamam’ diyor. Bağımlılar ile aileleri AMATEM’i pek bilmiyor. AMATEM kendisini insanlara tanıtmalı ve varlığından haberdar etmeli.”

‘TEMEL SEBEP YOKSULLUK’

Sur’da ise insanların çoğu konuşmaya çekiniyor. İskenderpaşa Mahallesi’nde neredeyse kimseyle konuşamadan Cami Kebir Mahallesi’ne geliyoruz. Burada konuştuğumuz fırın işçisi İrfan İpek, uyuşturucunun Sur’da da önemli bir problem olduğunu ifade etti. İpek “Uyuşturucunun temel sebebi yoksulluk. Ailesi yoksul olan genç torbacıların peşine takılıyor. Sonra da alışıyor kullanmaya” tespitini yaparken, bu sırada araya giren Cihan Deren “Uyuşturucunun önüne geçmek için kültürel, sportif faaliyetlere daha fazla ağırlık verilmeli” önerisinde bulundu.

İrfan İpek: Ailesi yoksul olan genç torbacıların peşine takılıyor.

‘AMATEM ve ÇEMATEM SOKAKLA İLİŞKİ KURAN MERKEZLER DEĞİL’

Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) Genel Koordinatörü Yüksel Genç’in tespitine göre, AMATEM ve ÇEMATEM gibi bağımlılıkla mücadele merkezleri mevcut yapısıyla yeterince işlevsel değil. Bu merkezlerin yalnızca tedaviyle sınırlı kaldığını belirten Genç, “Bu kurumlar oldukça bürokratik kamusal alanlar. Sokakla, mahalleyle, gençlikle ilişki kuran ve gençliği güçlendirecek biçimde reorganize edilmiş merkezler değiller. Bu tip merkezler yerine hem psikososyal hem psikoterapik içerikler taşıyan merkezler ve kültürel merkezlerin bir arada var olmasında fayda var” dedi.

Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca hastane merkezli yürütülemeyeceğini vurgulayan Genç, mahalle ölçeğinde yeni bir modele ihtiyaç olduğunu söyledi: “Çocukların, gençlerin, ailelerin birlikte ilişki kurabileceği, sürekli temas edebileceği mekanizmalar oluşturulmalı. Rehabilitasyon sadece hastanede başlayan ve hastanede biten bir süreç değil. Gündelik yaşamın içinde devam eden bir süreç olarak ele alınmalı.”

YENİ BİR SAHA ARAŞTIRMASI YAPILIYOR

SAMER’in bağımlılık konusunda yeni bir saha araştırması yürüttüğünü de aktaran Genç, çalışmanın yalnızca madde kullanımını değil, gençlerin yaşam koşullarını da ortaya koymayı hedeflediğini belirtti. Bağımlılığın tek başına ele alınamayacağını vurgulayan Genç, sorunu doğuran toplumsal koşulların da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Saha araştırmalarında gençlerin geleceğe ilişkin umutsuzluğunun bağımlılığı besleyen temel etkenlerden biri olarak öne çıktığını vurgulayan Genç, şu değerlendirmede bulundu:

“İnsanların geleceksizlik duygusu, orta ve uzak gelecek hakkında pek bir umuda sahip olmaması ve hayatını değiştirebilecek dinamik ve mekanizmalar konusundaki inançsızlığı, anlık pek çok davranışın mümkün olmasına yol açıyor. Gençlerin eğitimden kopmasını önleyecek biçimde eğitim ve eğitim sonrası yaşamın güçlendirilmesi gerekiyor.”