Altın avcılığı, geçim sıkıntısı ve kolay yoldan zengin olma umuduyla giderek daha fazla insanı dağlara, derelere ve akarsulara çekiyor. Sosyal medyada binlerce kişinin bir araya geldiği gruplarda hangi bölgelerde altın bulunabileceği tartışılıyor, arama ekipleri kuruluyor, “burada altın olur mu?” sorusuna yanıt aranıyor. Bazıları işsiz olduğunu ya da geçim sıkıntısı çektiğini söyleyerek umut ararken, bazıları ise bu merakı bir ticarete dönüştürüyor. Altın arama ekipmanı satanlar, video ve eğitimlerle bu ilgiyi büyütürken, yıllardır bu işi yapanlar ise uyarıyor: Derelerde altın bulmak mümkün olsa da bundan para kazanmak, sanıldığı kadar kolay değil.
Altın avcılığı, insanları dağ tepe gezdiriyor, akarsulara atıyor.
Sosyal medyada bu umudun peşine düşen insanların kurduğu pek çok grup var. “Akarsularda altın arama”, “Derelerde altın arıyoruz”, “Altın peşinde”, “Altın Avcıları”, “Derede altın arama 21”, “Akarsularda altın arama teknikleri” gibi grupların en küçüğünün üye sayısı 5-6 bin, en büyüğünün ise 144 bin.
Altın avcıları bu gruplarda bulundukları şehirleri yazıp, hangi akarsularda altın aramaları gerektiğini konuşuyor. İşin tecrübelilerine “burada altın olur mu” diye soruyor. Bazı kullanıcılar da “işsiz olduğunu, geçim sıkıntısı çektiğini” belirtip yardım istiyor. Arama ekibi kurmak isteyenler de duyurular yayınlıyor.
DEFİNE İÇİN İZİN ŞART
Türkiye’de define arayabilmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin almak gerekiyor. İzinsiz define aramanın cezası üç aydan iki yıla kadar hapis. Ancak altın avcılığı için izin şartı yok.
Altını aramak için ekipmana ihtiyaç var. Basit bir leğen, dere kumunu yıkamak için altın tavası, ayıklama için elek, kürek, altın tozlarının konulduğu vakumlu küçük şişeler yetiyor. Altın arama tavasının fiyatı 200 lira ile 400 lira arasında. Akarsuda altını tutan ızgara sisteminin yani savağın fiyatı ise en az bin 800 lira.

“FAZLA UMUT BAĞLAMAK HATA”
Şükrü Karakuş, 6-7 yıldır altın arıyor. Altın avcılarının çektikleri videolardan umutlanıp, boş zamanlarında hobi olarak bu işe başladığını söylüyor:
“Şimdiye kadar Sivas, Karadeniz ve Gebze’deki akarsularda şansımı denedim. Sivas’ta pek bir şey bulamadım. Diğer bölgelerdeki arama faaliyetlerimde de istediğim sonuçları alamadım. Bu işe çok fazla umut bağlamak hata olur. Çünkü ne ben ne de benim gibi bu işe meraklı insanlardan daha bugüne kadar zengin olanına rastlamadım. Ama insan yine de bir umudun peşinden koşmaktan vazgeçmiyor. Bu işi daha profesyonel bir şekilde yapan şirketler belki kazanıyordur.”
“ARTIK VAZGEÇTİM”
İzinsiz definecilik yaparken yakalanıp ceza alan Ahmet A., yasal engel olmadığı için akarsularda maden aramaya yöneldiğini anlatıyor:
“Çok zaman harcadım, çok mazot yaktım. Ekonomik sorunlarımı çözebileceğimi ve zengin olabileceğimi düşünüyordum. Artık vazgeçtim. Şimdi bir inşaatta yevmiye ile ekmeğimi kazanıyorum.”
Pek çok kişi altın arama ekipmanı üretip, satıyor. Bunların çoğu altın avcılığının yaygınlaşmasını fırsata çevirerek merdiven altı üretim yapan, standart, marka, kalite, tescil konularında güvenilirliği olmayan, vergi levhası dahi bulunmayan kişilere ait.

Bunlar, piyasada yapay bir talep oluşturmak üzere merakı ve motivasyonu artırıcı videolar yayınlıyor. Sosyal medyada altın arama grupları oluşturup, kendi müşterilerini yaratıyor.
1 GRAM ALTIN İÇİN 1 TON TOPRAK AYRIŞTIRILMALI
Yıllarca değerli taş avcılığı yapan Recep İmal’e göre ise altın bulmak mümkün. Kayaların zamanla bölünüp parçalandığını, hapsolmuş altının böylece derelere indiğini anlatıyor. Sonuç alabilmek için altın bakımından zengin dağların alüvyonlarını biriktiren derelere bakmak gerektiğine dikkat çekiyor.
Başta Menderes havzası olmak üzere Ege’ye, Doğu Karadeniz’e veya Kayseri, Bursa, Çanakkale’ye işaret eden İmal, her derede altın bulunabileceğini ancak çıkarmanın amatörler için zahmetli ve maliyetli olduğunu ifade ediyor.
Bu işin ancak hobi olarak yapılabileceğini, bir gram altın için yaklaşık bir ton toprağın ayrıştırılması gerektiğini belirten İmal, “Türkiye’de bu işi ilk yapan kişilerden biriyim. Ameleliği çoktur, günler haftalar boyunca aynı performansta çalışmanız zaten zordur. Başkasının ruhsat sahasında olmamak kaydıyla amatörler her yerde altın arayabilirler ama bulduğunuz altın, harcadığınız emek, yaptığınız masrafı dahi karşılamaz. Altın çıkarıp da ben bundan kar ediyorum diyeni görmedim” diyor.
“BULAMAYAN MALZEME SATMAYA BAŞLIYOR”
Birçok insanın yaşadığı çaresizlikten dolayı büyük hayaller kurarak bu işe yöneldiğini, ancak ekonomik olmadığını görünce vazgeçtiğini belirten İmal, “bazı uyanıkların” “altından para kazanamadıysak malzemeden kazanalım” mantığı ile bu sefer malzeme pazarlamasına giriştiklerine dikkat çekiyor.
Recep İmal’a göre hayal tacirliği yapanlar buldukları altını biriktirip, yeni bulmuş mizanseni verip, bunu da videoya alarak sanki her derede altın varmış gibi bir algı yaratıyor. Bu da haliyle izleyenlerin ilgisini, merakını çekiyor, ürettiği malzemenin de reklamını yaparak kendisine müşteri kitlesi yaratıyor. Hiç altın çıkmayan derelerde bile bu algı oluşturulmaya çalışılıyor ki, pazar büyüsün. Jeolojik bilgiden yoksun, bilgi ve tecrübesi zayıf ama çaresiz insanlar bu gerçekliği bulunmayan reklamların cazibesine kapılmaktan kendini kurtaramıyor.

KURS BİLE VERİYORLAR
“Defineciler dedektörleri bıraktılar, pan, savak, altın arama tavasını ellerine aldılar” diyen İmal, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Birçok insan bu malzemeleri boşuna aldı. Umutsuz insanlar bir video izliyor, bölgesinde altın yok, ‘ben yine de alayım, belki çıkartırız belki köyün deresinde vardır’ diyor. Altında ekonomiklik ton bazında değerlendirilir. Küçük kürek kazma ile bir ton toprağı eleyip bir iki gram altın çıkaramazsınız; savakla çalışabilirsiniz ancak istikrarlı bir şekilde devam ettirmek imkansızdır. Malzeme satın alıp hayal kırıklığına uğrayanlar, ikinci el piyasası da oluşturmuş durumda. Ayrıca, “altın nasıl aranır” eğitimleri de hayal tacirlerinin yeni gelir elde etme yöntemi haline geldi. Bilinen şeyleri anlatıyorlar ama yarım günlük kurs için 2-3 bin lira istiyorlar.”
