Hakim ve savcılar için yapay zeka destekli “örgüt tahmin uygulaması” geliştirildi. Sistemin detayları, Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin (UYAP) internet sitesinde duyuruldu.
Sistem, dava dosyasını analiz edecek. Dosyadaki bilgilerden, hangi örgütle ilgili olduğunu “tahmin edecek.” Örgüt bilgilerini, sistemde kayıtlı terör örgütü bilgileri ile otomatik eşleştirecek.
Açıklamaya göre sistemin iki amacı var: Yanlış ve eksik örgüt kaydı girişini engellemek ve yargılama süresini kısaltmak.
Adalet Bakanlığı’nın Nisan 2025’te proje ile ilgili sunum yaptığı TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre ise sistemin bir hedefi de “terörle mücadelede daha etkin stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlamak.”

“BU SAVCININ VE HAKİMİN İŞİ”
Eski Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, sistemin teknik işleyişinin yargı pratiğine “gizli bir telkin” olarak yansıdığını vurguladı. Yazılımın belirlenen anahtar kelimeler ve kavramlar üzerinden metinleri taradığını belirten Karadağ, bu durumun tehlikesini şu örnekle özetledi:
“Yapay zeka örgütü tanımlamaz; örgütü tanımlamak savcının ve hakimin işidir. Eğer siz yazılıma bir ilişkiyi veya kelimeyi ‘örgüt bağı’ olarak yüklerseniz, yapay zeka da her metni o şekilde tanımlar. Bu durum, iki komşunun arasındaki basit bir tartışmanın ya da en sıradan bir sözcüğün bile sistem tarafından ‘örgüt faaliyeti’ olarak kodlanabileceği, suçun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği bir yapıya evrilir.”
Karadağ, bu tür yazılımların özellikle muhalif kesimler üzerinde bir sindirme aracına dönüşebileceğini de ifade etti. Her ne kadar proje ile insan kaynaklı hata ve eksikleri giderme amaçlansa da Karadağ, Dezenformasyon Yasası’nın hazırlanma sürecini ve iktidar kanadının bu yasanın gazeteciler için uygulanmayacağı yönündeki beyanlarını anımsattı.
Projenin savcıları soruşturma yapmaktan alıkoyacağı, muhalifler hakkında daha fazla soruşturma açılabileceği ve bu soruşturmalara kolaylıkla örgüt suçlarının eklenebileceği endişelerini dile getiren Karadağ, teknolojiye duyulan güven nedeniyle de yargıya dönük eleştirilere bariyer oluşturulabileceğini kaydetti.
“YAZILIM ŞEFFAF DEĞİL, ÖLÇÜTLERİ KİMSE BİLMİYOR”
Yazılımın ölçütlerinin şeffaf olmadığını dile getiren Karadağ, yapay zekanın hakimin yerine konulmasının yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine tamamen aykırı olduğunu belirtti. Karadağ, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin bu projeyle zedelendiğini şu sözlerle aktardı:
“Bunun ölçütleri ne? Ölçütü biz bilmiyoruz ki. Yazılımın yapılması şeffaf bir sürece mi dayanıyor? Ölçütü değerlendirme hak ve yetkisi önce savcıda, sonra hakimdedir. Yapay zekayı hakimin yerine koymak zaten yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırı bir şey. Suçlar ve cezalar şahsidir; bu durum suçun şahsiliği ilkesine de tümüyle aykırı.”
SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ KORUNABİLİR Mİ?
Avukat Mert Ekinci ise Örgüt Tahmin Projesi’ni ilk olarak “silahların eşitliği” ilkesi üzerinden eleştirdi. Ceza muhakemesinin iddia makamı ile savunma makamı arasında eşit hak ve imkanlar gerektirdiğini hatırlatan Ekinci, şu değerlendirmeyi yaptı:
“İddia makamı arkasına aldığı yapay zeka sunucusunun gücüyle duruşmaya ve soruşturmaya girerken, savunma tarafı bu çıktının hangi verilere ve nasıl bir mantığa dayandığını göremediğinde denge tamamen savcılık lehine bozulmaktadır. Mevcut yargılama pratiklerinde dahi dengenin savcılık lehine sorunlu olduğu düşünüldüğünde, algoritmik kararların telafisi imkansız sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.”
MASUMİYET KARİNESİ, LEKELENMEME HAKKI VE OTOSANSÜR BASKISI
Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesini de hatırlatan Ekinci, henüz işlenmemiş bir suça veya soyut veri analizine dayalı olarak bireylerin peşinen potansiyel şüpheli ilan edilmesinin lekelenmeme hakkını doğrudan hedef aldığını ifade etti. Ekinci, şöyle konuştu:
“Ceza muhakemesi hukuku kişilerin düşüncelerini, eğilimlerini veya istatistiki ihtimalleri değil; gerçekleşmiş ve gerçekleştiği şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmış somut fiilleri cezalandırır. Henüz işlenmemiş bir suça veya soyut veri analizine dayalı belirleme, masumiyet karinesi esasına aykırıdır. Birey daha suç işlemeden sistem tarafından potansiyel şüpheli ilan edildiğinde, devlet suçluluğu ispatlamak yerine birey suçsuzluğunu ispatlamaya zorlanır. Bu durum masumiyet karinesini temelinden sarsar. Ceza muhakemesi sistemimizde kimse suçsuzluğunu ispatlamaya zorlanmamalıdır. Ayrıca gerçekleşmemiş analizlerle, verilerle kişilerin örgüt iltisaklı ilan edilmesi, masumiyet karinesinin bir uzantısı olarak değerlendirilmesi gereken lekelenmeme hakkını doğrudan olumsuz etkiler.”
Ekinci, Örgüt Tahmin Projesi’nin otosansür gibi tehlikeli bir sonuca neden olabileceğine de dikkat çekerek projenin daha bilinir hale gelmesiyle bireylerin yapay zeka tarafından riskli görülme korkusuyla ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve dernek kurma hakkı gibi anayasal haklarını kullanmaktan vazgeçebileceğini söyledi.


