Devlet hastanelerinde muayene olduktan sonra tahlil, MR ya da tomografi sonucunu göstermek için yeniden randevu almak zorunda kalan hastaların şikâyeti artıyor. Hastalar, daha önce sonuçlarını yeniden randevu almadan doktorlarına gösterebilirken, şimdi MHRS üzerinden ikinci kez sıra beklemek zorunda kalıyor. Hastalar aynı doktora randevu bulamadıkları için farklı hekime gitmek zorunda kalmaktan da şikâyetçi. Yani tahlili isteyen doktor sonuca bakamıyor.
Oysa Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılında 81 ilin sağlık müdürlüklerine gönderdiği ‘Sonuç Gösterme Randevusu’ konulu yazıda, tetkik sonuçlarının muayenenin devamı niteliğinde olduğu belirtilmiş, hastaların MHRS üzerinden yeniden randevu almaya yönlendirilmemesi ve bu sürecin hastanelerin kendi iç dinamikleriyle çözülmesi istenmişti.
Peki bugün bazı hastanelerde neden farklı uygulamalar yaşanıyor?
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ile İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kılıç’a göre mesele yalnızca ‘ikinci randevu’ değil, yıllardır çözülemeyen sağlık sisteminin yarattığı daha büyük bir çıkmaz.
PINAR SAİP: ASLINDA DOĞRU BİR UYGULAMA
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, kendilerine kontrol randevusuna ilişkin bir şikâyetin ulaşmadığını söyledi. Pınar Saip’e göre, hastanın tetkik sonucu ile yeniden değerlendirilmesi, ilk muayenenin devamı olsa da hekim açısından zaman gerektiren tıbbi bir süreç:
“Bu aslında doğru bir uygulama. Çünkü randevu almadan o an sistem çok doluysa bir de sonuç gösterecek. Oysa siz o hastayı yeniden değerlendirmek durumundasınız. Gelen sonuçlarıyla birlikte bir karar vereceksiniz ve hastayı yönlendireceksiniz. Bunu basit bir tahlil sonucu gösterme gibi düşünmemek lazım. Öte yandan özellikle kritik laboratuvar sonuçlarında hastanın günlerce randevu beklememesi gerekiyor. Eğer hastanın sonuçlarında acil değerlendirilmesi gereken bir durum varsa bunun mutlaka hekime hızla ulaştırılması gerekir. Tetkik sonucu alınan birimlerde böyle bir mekanizma kurulabilir. Acil gösterilmesi gereken durumlar için daha erken randevu sağlanabilir.”
‘SEVK ZİNCİRİ KURULMADAN SİSTEM DÜZELMEZ’
Prof. Dr. Saip, asıl problemin ise hastaların yeniden randevu alması değil, sağlık sisteminin yıllardır içinde bulunduğu kısır döngü olduğuna işaret etti: “Zaten sistemin kendisi başlı başına bir çıkmazda. Hem randevu almada sıkıntı var hem aynı doktoru tekrar görmede. Sevk zinciri kurulmadan bu sistemin düzelmesi mümkün değil.”
Saip’e göre aile hekimliği ile hastaneler arasında etkin bir sevk sistemi kurulabilse hem gereksiz hastane başvuruları azalacak hem de kontrol süreçleri daha planlı yürütülebilecek: “Birinci basamaktaki işler koruyucu hekimlik ve gerekli hastaların üst basamağa gönderilmesi şeklinde düzenlenirse, sistem kendi içinde bu sorunları halleder. Hekim de zaten hastaya otomatik olarak ‘şu gün gelip sonuçlarınızı gösterin’ diyebilir.”
‘ÇOK FAZLA GEREKSİZ SİRKÜLASYON VAR’
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip’in dikkat çektiği bir diğer konu ise polikliniklerde hastalara ayrılan sürenin kısalması nedeniyle gereksiz tetkik isteme eğiliminin artması: “Üç-beş dakikada bir hasta bakılıyor. Kısa sürede hasta değerlendirilemediği için hekim de çözümü daha çok tetkik istemekte buluyor. Belki o hastaya o tetkik zaten gereksiz. Eğer yeterli muayene süresi ayrılsa istenen tetkikler de azalacak.”
Bu durumun zincirleme bir sorun yarattığını ifade eden Prof. Dr. Saip, Türkiye’deki hekim başvurularının olağanüstü yüksek olduğuna dikkat çekti. Bir kişinin yılda ortalama 11,4 kez hekime başvurduğunu belirten Saip “Bu normal bir durum değil. Gerçek hastalardan çok gereksiz sirkülasyona zaman harcanıyor” dedi.
TALAT KILIÇ: ASIL SORUN MR VE TOMOGROFİ
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kılıç ise tartışmanın farklı bir boyutuna dikkat çekti. Kan tahlillerinde çoğu zaman ilk günlerde sonuç göstermenin sorun yaratmadığını belirten Kılıç, asıl problemin MR, bilgisayarlı tomografi, EMG ve endoskopi gibi ileri tetkiklerde ortaya çıktığını söyledi:
“Sorun şu; size bilgisayarlı tomografi, MR, EMG ya da endoskopi istendiğinde bunların 10 gün içinde tamamlanması pek mümkün olmuyor. Tetkik randevusunun haftalar sonrasına verilmesiyle birlikte hastanın ilk muayene süreci fiilen kesintiye uğruyor. Diyelim ki ayın 1’inde muayene oldunuz. MR ayın 20’sine verildi. O zaman yeniden randevu almanız gerekiyor ve yeniden katkı payı ödemeniz gerekiyor.”
‘İKİNCİ KATKI PAYI ALINMAMALI’
Kılıç’a göre de hastanın yeniden randevu alması tek başına yanlış değil. Asıl sorun, devam eden aynı tedavi sürecinin yeni bir muayene gibi değerlendirilmesi.
“Hastanın yeniden randevu almasında ben bir sorun görmüyorum. Çünkü zaten randevusuz ulaşması şu an neredeyse imkansız. İnsanlar beş dakikada bir muayene ediliyor. Aradan girip sonuç göstermek karmaşaya neden olur. Olması gereken şu; İlgili muayene kaydı açıldığı zaman, o muayene tamamlanana kadar hastanın ikinci bir katkı payı ödememesi lazım. Bu ikinci muayene gibi değerlendirilmemeli.”
‘ÖZEL BİR MEKANİZMA KURULMALI’
Uzmanlara göre kalıcı çözüm yalnızca randevu kurallarını değiştirmekten geçmiyor. Sevk zincirinin kurulması, kontrol hastaları için ayrı bir sistem oluşturulması gerekiyor.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kılıç, kontrol hastaları için özel bir mekanizma kurulması gerektiğini belirterek, “Belki kontrol randevuları için kolaylaştırıcı bir mekanizma yapılabilir. Günün bir bölümü kontrol hastalarına ayrılır. Hem daha hızlı olur hem de sistem rahatlar” dedi.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip de benzer biçimde, hastanın ilk muayeneden çıkmadan kontrol tarihinin planlanabileceğini ifade etti.



