326 yıllık ortak mabet

Mahmut Bozarslan
Gazeteciliğe 1996 yılında Sabah Gazetesi Diyarbakır Bürosunda başladı. Türkiye ve Irak’ta birçok habere imza attı. Daha sonra 1997 yılının ekim ayında NTV’de çalışmaya başladı. Muhabir/kameraman olarak...

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin kuzeydoğusundaki dağların arasında, iki farklı inancın ortak hafızasını taşıyan 326 yıllık bir yapı bulunuyor. Bir zamanlar Ermenilerin yaşadığı, Ermenice adı Eskar olan Yaylak Köyü’ndeki Surp Kevork Kilisesi, Hristiyanlar için bir ibadet yeri, Müslümanlar için ise Şeyh Salih Ziyareti.

Yapının içindeki bir türbe, kiliseyi her iki topluluk için de kutsal kılıyor. Bölgede çatışmaların yaşanmadığı yıllarda Müslümanlar ve Hristiyanlar buraya geliyor, dua ediyor, kurban kesiyor ve günlerce kalıyordu.

Kilise üzerine araştırmalar yapan Ermeni cemaati mensubu Garut Sasunyan, kitabesinde yer alan bilgilere göre yapının 1700 yılında inşa edildiğini belirtiyor.

BİR TÜRBE, İKİ HİKÂYE

Kilisenin hemen yanında yaşayan 82 yaşındaki Kahraman Erdemci’nin aktardığı hikâyeye göre Hacı Kadir Ağa, kilisenin bulunduğu yerde ev yapmak ister. Papaz ise burada bir şeyhin türbesi bulunduğunu söyleyerek onu uyarır.

Ağa buna inanmaz ve alanı kazdırır. Günlerce süren kazılarda bir şey bulunamayınca papaz, bir gece daha beklemesini ister. O gece rüyasında şeyhi gördüğünü ve kazının başka bir yönde sürdürülmesi gerektiğini söyler.

Kazıya yeniden başlandığında bir sanduka bulunur. Erdemci’nin aktardığı rivayete göre sandukanın açılmasıyla kan fışkırır. Bunun üzerine Hacı Kadir Ağa türbeyi yaptırır.

Ermeniler arasında anlatılan hikâye ise türbede Şeyh Salih adlı bir kişinin yattığı yönünde.

Sasunyan’ın aktardığına göre Arap kabilelerinden birine mensup Şeyh Salih, kabilesiyle yaşadığı anlaşmazlığın ardından Eskar Köyü’ne gelir, burada yaşar ve hayatını kaybeder. Kilisenin bahçesine gömülür.

1890’ların sonunda kilisenin papazı bir rüya görür. Rüyasında Şeyh S

 

alih, “Üşüyorum, beni içeri alın” der. Bunun üzerine mezarı kilisenin içine, sunağın bulunduğu bölüme taşınır. Sasunyan’a göre kilisenin Müslümanlar için de kutsal bir ziyaret yerine dönüşmesi bu olaydan sonra başlar.

AYNI MEKÂN, ORTAK KUTSALLIK

Erdemci, çocukluğundan itibaren hem Hristiyanların hem Müslümanların kiliseye geldiğine tanıklık ettiğini söylüyor. Kilisenin girişindeki taşın üzerinde kurbanlar kesiliyor, ziyaretçiler dua edip burada kalıyordu.

Kilise, bölge halkının dilinde edilen yeminlere de konu oluyordu. Erdemci, “Hristiyanlar ve Müslümanlar birlikte bunun üzerine yemin ederlerdi. ‘Hristiyan ve Müslümanların kilisesinin üzerine yemin ederim’ derlerdi” diyor.

Ermenilerin bölgede yaşadığı dönemde hayatını kaybeden birçok kişi de kilisenin bahçesine gömüldü.

Bölgede uzun yıllar süren çatışmalar nedeniyle sivillerin girişine izin verilmedi ve ziyaretler kesintiye uğradı. Bölge 10 yılı aşkın süredir yeniden sivillere açık. Köylülerin geri dönmesiyle birlikte, iki inancın ortak hafızasını taşıyan Surp Kevork Kilisesi’nin yeniden ziyaretçilerle buluşması bekleniyor.