Kadınlar artık umrede kendi rotasını çiziyor

Suudi Arabistan’ın kadınlara getirdiği refakatçi şartını kaldırması, kapıda vize kolaylığı ve Nusuk (randevu, vize ve izin işlemlerini yöneten resmi dijital platform) uygulaması, Hac yolculuğunda yeni bir dönem başlattı. Kadın umreciler artık kalabalık tur kafileleri yerine kendi kurdukları dijital ağlarla bireysel uçak seyahatlerinden binek araçlı karayolu yolculuğuna kadar bağımsız bir ibadet deneyimi yaşıyor.

Elif Ataysın
Gazetecilik bölümü mezunu. Çeşitli yerel basın kuruluşlarında yer aldı. Dernek ve sosyal yardım kuruluşlarında gönüllü faaliyetlerde bulundu. Halen serbest gazeteci olarak çalışmalarına devam ediyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) verilerine göre, yurt dışından gelerek umre ibadetini gerçekleştiren nüfus içindeki kadın oranı, istisnai durumlar hariç her yıl yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. 2025’te tüm dünyadan 9 milyon 306 bin 812 kadın umre ziyareti yaparken, bu sayı erkeklerde 8 milyon 726 bin 226 olarak kayıtlara geçti. 2026’nın ilk üç ayına ilişkin veriler incelendiğinde ise toplam ziyaretçilerin yüzde 51,8’ini kadınların oluşturduğu görülüyor.

Küresel ölçekteki umre seyahati verilerinde üstünlüğü elinde tutan kadınlar, yeni seyahat modellerinin doğmasını da sağlıyor. Suudi Arabistan, kadınların yanlarında bir erkek olmadan umre yapabilmelerine 2021’de izin vermeye başladı. Bunun üzerine kadınlar kalabalık gruplardan sıyrılarak kendi sınırlarını çizmeye başladılar. Türkiye’den Umre’ye giden kadınlarla bağımsız deneyimlerini konuştuk.

KİMSEYE BAĞLI KALMIYORSUNUZ

Bireysel umreyi tercih eden kadınlar özellikle bütçe dostu olması nedeniyle bu yöntemi tercih ettiklerini anlattı. Tek başına seyahat etmek, çift veya grup olarak etmekten daha ucuz. Üstelik zaman yönetiminin tamamen kendi ellerinde olmasından da memnunlar.

Emekli öğretmen Leyla Turan, fiyatların yarı yarıya düştüğünü söyledi. Ayrıca tek başınayken zamanı tasarruflu kullanabilmenin sıcak havada ve kalabalıkta müthiş bir konfor sağladığını belirten Turan, umre deneyimine ilişkin şunları aktardı:

“İnternetten vize ve uçak biletlerini almak çok kolay hale geldi. Sosyal medya grupları üzerinden diğer kadınlarla bir araya gelerek oda maliyetlerini bölüşebiliyor, böylece bütçenizi de korumuş oluyorsunuz. Oradayken oluşturduğumuz çevrimiçi yardımlaşma gruplarıyla da ilaç paylaşımlarından servis güzergâhlarına kadar her konuda müthiş bir dayanışma içerisinde oluyorsunuz.”

‘KENDİMLE VE İBADETİMLE BAŞ BAŞA KALIYORUM’

Aynı deneyimleri paylaşan Nazan K., bireysel umrenin sağladığı kazanımlardan bir diğerinin de ibadet esnasındaki ‘manevi derinlik’ ve ‘odaklanma kolaylığı’ olduğunu ifade etti. Tek başına seyahat etmenin getirdiği duygusal özgürlüğü ise şöyle aktardı:

“Yanımda tanıdık birileri olunca duygularımı saklama ihtiyacı hissedebiliyorum. Ancak tek başıma veya kendi kurduğum gruplarla gittiğimde durum değişiyor. Kabe’de sizi kimse tanımıyor, kendimle ve ibadetimle baş başa kalıyorum. Kimseye karşı sorumluluk hissetmeden, o manevi atmosferin içinde hıçkıra hıçkıra ağlayarak ibadetimi çok daha derin yaşıyorum.”

Muhasebeci Hanife Seslikaya da benzer bir özgürleşmeden bahsetti: “Kâbe’de ne kadar isterseniz kalabiliyorsunuz. Otelin yemek saatine dahi bağlı kalıp kalmamak tamamen sizin elinizde. İlk giden için belki zor olabilir ama kuralları bir kez öğrenince kendi başınıza gitmek çok güzel bir deneyim.”

HATAY’DAN MEKKE’YE KARAYOLU DENEYİMİ

Kendi otomobiliyle yola koyulanlar da var. Antakya’da yaşayan Emine İlhan, 1,5 yaşındaki oğlu ve eşi ile Hatay Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkarak Suriye ve Ürdün üzerinden Mekke’ye nasıl ulaştıklarını anlattı:

“Eşimle birlikte bir defter aldık ve her şeyi detaylıca yazdık. Telefonlarımızdan veya internetten destek alamayacağımız herhangi bir senaryonun oluşması ihtimaline karşı rotamızı bu defter üzerinden somutlaştırdık. İnternet olmadan da çalışan tercüme programlarını ve yol haritalarını telefonlarımıza indirdik. Suriye’de dil açısından zorlandık ama dijital çeviriler üzerinden hallettik. Yolda karşılaşacağımız muhtemel problemler üzerine sosyal medya gruplarındaki karayolu ile umre yapan insanlardan destek aldık.  Bebekli bir kadın olarak konforlu ve emniyetli bir yolculuk geçirdim. En kuytu köşedeki camilerde bile tertemiz ibadet alanları, bebeğimle rahatça hareket edebileceğim yerler vardı.”

ÜÇ ÖNEMLİ TAVSİYE

Emine İlhan karayolu ile gitmek isteyenler için vize, yakıt ve sağlık konusunda üç önemli not da paylaştı:

“Biz vizemizi internetten aldık. Bu işi yapan firmalar 5-7 dolar komisyonla hallediyor, o yüzden zorlanmadık. Mekke’deyken oğlumuz hastalandı, yanımızda her şey vardı ama bir tek buhar makinesini getirmeyi unutmuşuz. Hemen bir elektronik mağazasına giderek cihazı satın aldık. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sağlık ocağı gibi hizmet veren oteline gidip doktorlarla görüşünce hemen ilacı temin ettiler. Yakıt konusunda ise sosyal medyadaki gruplardan aldığımız tüyo çok işimize yaradı. Suriye’nin yakıt kalitesi çok kötü olduğu için oradan almadık, Hatay’dan doldurduğumuz depo ile Suriye’yi geçip Ürdün’e girer girmez depoyu doldurduk. Arabistan’da yakıt çok ucuz, litresi 20 TL civarında. Karayolu umre gruplarında Türk tamircilerden Türk restoranlarına kadar her şey paylaşılıyor, bu gruplardan çok destek aldık.”

Bireysel karayolu yolculuğunu tercih eden bir diğer isim Gülseren Arslan, Suriye’deki iç savaş sonrası güvenlik problemi yaşamadıklarını söyledi. Yolculuk sırasında kolluk kuvvetlerinin kendilerine çok misafirperver davrandıklarını da belirten Arslan, Şam’da yaşadığı bir olayı anlattı:

“Savaştan yeni çıkan yorgun bir ülke olarak yolları bozuktu ve bizi gümrükte çok beklettiler ama insanları misafirperverdi. Eşimle Şam’a girip Emevi Camisi’nin ve tarihi çarşının yakınlarında otopark ararken yer bulamadık. Türk plakalı aracımızı ve durumumuzu fark eden Şam polisi hemen kendi araçlarının bulunduğu polis barikatını açtı ve arabamızı oraya koyduk. ‘Siz rahatça gidip gezin, aracınız burada güvende,’ dediler. Umreye gittiğimizi duyduklarında ise ‘Bizden de selam söyleyin’ diyerek uğurladılar.”

ETİKETLER