Ankara, 7-8 Temmuz 2026’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve için yapılan kapsamlı hazırlıklar arasında Etimesgut Askeri Havalimanı’nın genişletilmesi projesi de bulunuyor. Hem sivil hem VIP kullanım için havalimanı, koruma kararlarına rağmen Etimesgut Şeker Fabrikası arazisi üzerinde genişleyecek.

Temelleri 1958’de atılan, üretime 1962’de başlayan fabrikanın ana unsurlarının yanı sıra Şeker Araştırma Enstitüsü, sinema, lokanta, okul, spor alanları bulunan ve hâlâ üretime devam eden yerleşkede şu sıralar, NATO Zirvesi’ne katılacak devlet başkanlarının karşılanması ve konaklamaları için VIP havalimanı ile lüks konukevi yapımı çalışmaları nedeniyle büyük bir yıkım var. Toplam 10 blok olan Şeker Enstitüsü lojmanlarının sekizi yıkıldı. Fabrika lojmanlarının ise tamamı yok edildi. Çay bahçesi, orman ve çocuk bahçesini kapsayan alan dümdüz edilerek çıplak ve geniş bir arazi haline getirildi. Fabrikanın, kültür varlığı olarak tescil edilen yönetim binası, ünlü Alman mimar Bernhard Pfau’nun imzasını taşıyor ve dönemin modern mimari anlayışını yansıtıyordu.


MALİYETİ YAKLAŞIK 10 MİLYON LİRA
Projenin maliyeti şimdilik 9 milyar 545 milyon liradan fazla. 2025’te Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından farklı farklı ihaleler açıldı. Askeri Havalimanı PAT Sahaları Onarımı ve Devlet Konukevi İnşaatı için yapılan ihalede sözleşme Sera Yapı – Antaş Altyapı ortaklığı ile imzalandı. Askeri pistin uzatılıp genişletileceği ve liderler için karşılama ve konaklama tesislerinin yapılacağı işin bedeli 2 milyar 96 milyon lira olarak belirlendi.

İkinci ihale ise havalimanının bağlantı yollarının yapımı için açıldı. Bu ihalede, 3 milyar 971 milyon lira bedelle SNH İnşaat ile sözleşme imzalandı. Bağlantı yollarının yapımı için ayrıca proje ve etüt danışmanlığına da ihtiyaç duyuldu. Bunun için açılan ihale de 39 milyon 196 bin lira bedelle Yolsim Mühendislik firmasına verildi.
Havalimanı PAT Sahalarının uzatılması ve genişletilmesi işleri devam ederken “2. Etap İşler” için yeni bir ihale daha açıldı. İhale sonucu sözleşme 3 milyar 439 milyon bedelle, ilk ihaleyi alan ortaklardan Sera Yapı ile imzalandı.
İhalelerin tamamı pazarlık usulü ile yapıldığından ihale sözleşmesinin detayları, bilinmiyor.
KORUMA KARARINA RAĞMEN
VIP Havalimanının üstünde kurulacağı Etimesgut Şeker Fabrikası yerleşkesi ile ilgili alınmış koruma kararları var. Ancak yıkım, buna rağmen devam ediyor.

Yerleşkenin tamamı olmasa da fabrikanın ana binası, yönetim binası, Şeker Araştırma Enstitüsü, üç blok halindeki lojmanı, sinema ve lokantası 2021 yılında kesinleşen yargı kararıyla koruma altına alınmıştı. Buna rağmen, ihalelerin imzalanmasından bir süre sonra Ekim 2025’te lojmanlarda oturan fabrika çalışanlarına evlerini iki ay içinde boşaltmaları için tebligat gönderildi.

Okul, yeni ve eski misafirhaneler, aynı alan içinde bulunan lokanta ve sinema, Şeker Fabrikası, Elektromanyetik Aygıtlar Fabrikası (EMAF), Makine Fabrikası, Şeker Enstitüsü ve Fabrika yönetim binası ise şimdilik yıkım kapsamında değil.
ÇAM ORMANI YOK EDİLDİ
Havalimanında doğu-batı doğrultulu iki pist var. Yenilemeyle bir pistin uzunluğunun 3 bin metreye, genişliğinin ise 60 metreye çıkarılması planlanıyor. 45-50 uçak kapasiteli yeni apronların yapılması ve 2 bin 400 metrekarelik VIP salonunun eklenmesinin de proje dahilinde olduğu belirtiliyor. Genişletilecek Etimesgut Havalimanının işletmesi Milli Savunma Bakanlığı’ndan Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne devredilecek.
Pistin yapılacağı alanda bulunan ve Şeker Fabrikası kurulurken dikilen 60-70 yıllık yetişkin ağaçlar kesildi, çam ormanı tamamen yok edildi, bitki örtüleri kaldırıldı. Yerleşkede bulunan Şeker Fabrikaları Genel Müdürü’nün evi ve Fabrika Müdürü’nün lojmanı da Devlet Konukevi inşası için boşaltıldı.

TRUMP RAHAT ETSİN DİYE…
Sivil toplum ve siyasi partiler yıkımlara başından bu yana tepki gösteriyor. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, yıkım alanında yaptığı açıklamada, “Trump rahat etsin diye 10 milyar lira para harcanır mı? Bu kadar ağaç kesilir mi, bu kadar bina yıkılır mı? Yazıklar olsun” demişti. Türkiye Komünist Partisi (TKP), fabrika yerleşkesinin yıkım alanındaki giriş kapısında eylem yapmış, NATO Zirvesi’ni “kente saldırı” olarak nitelendirmişti.
Anne babaları şeker fabrikasında çalıştığı için çocuklukları fabrika yerleşkesinde geçen, hatta kendileri de büyüyünce fabrikada işe giren insanlar da büyük yıkıma tepki gösteriyor. Celaleddin Taşçı, bu isimlerden biri. 1964 ile 1982 yılları arasında yerleşke içindeki Şeker Enstitü’nün lojmanlarında yaşamış. Mühendis olup, 1980’de Şeker Fabrikası’nda işe girmiş. 1984’te evlenmiş. Kendisine, yerleşke içindeki Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası’nın (EMAF) K tipi lojmanı verilmiş. Yıllar içinde EMAF’ın müdürü olmuş, yerleşkede yaşamaya devam etmiş:

“EMAF Türkiye’de tek olduğu için tayin de yok. Stajım, mühendisliğim, müdürlüğüm hep oradaydı. Şeker Şirketi dışında başka hiçbir yerde çalışmadım. 1964 yılından 2022 yılında emekli olana kadar 58 yıl boyunca hep Şeker’deydim neredeyse tüm hayatım orada geçti.”
Türkiye’nin her yerindeki şeker fabrikalarının ve yerleşkelerinin birbirine benzediğini; içinde misafirhanesi, lokantası, sinema salonu gibi sosyal tesisleri ile birlikte tarıma elverişli bir arazide, pancar taşımacılığı için de tren yoluna yakın bir mesafede kurulduğunu anlattı:
“Ankara Şeker 1960’lı yıllarda şehirden oldukça uzak sayılırdı. Etimesgut tarafında şimdiki gibi şehir merkezine giden otobüs ve dolmuşlar yoktu, sadece tren vardı. Ama mahrumiyet yaşamazdık çünkü her şey elimizin altındaydı. Sütümüz, yumurtamız kendi çiftliğimizde üretilir, kamyonetlerle kapıya gelirdi. Sinema salonumuz vardı haftada üç gün film oynatılırdı. Pazartesi akşamı gençlere ve lise öğrencilerine, cuma günü ailelere, pazar günü ilkokul ve ortaokul çocuklarına olurdu. Öyle bir kurulu düzenimiz vardı.”

FABRİKANIN KENDİ ÇİFTLİĞİ VARDI

Ben de 10 yaşıma kadar ailemle birlikte burada yaşadım. Babam, fabrikanın idari bölümünde çalışıyordu. Spor tesislerinden kütüphaneye, kantinden lokanta ve sinemaya, misafirhaneden çay bahçesi ve çocuk bahçesine kadar her türlü ihtiyacımızı karşılayacak imkânlar vardı. Lojmanların arka tarafında kayısı, kiraz, vişne, ağaçlarının da olduğu sebze, meyve yetiştirilen her eve ait bir bahçe bulunurdu. Çocuk bahçesinin devamı ormandı. Şimdi ne o çay bahçesi kaldı ne içindeki ağaçlar ne çocuk bahçesi ne orman ne de oturduğumuz lojmanlar… Hepsi birer birer yıkılırken; çocukluğum, anılarım, geçmişimin izleri de yıkıntıların tozuna toprağına karışıp kayboldu.

BİR CUMHURİYET MİRASI
Türkiye’de şeker sanayisinin temelleri, Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra atıldı.
1926 yılında Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikalarıyla başlayan yerli üretim hamlesi, ülkeyi ithal şeker bağımlılığından kurtarmayı amaçlamıştı. Mustafa Kemal Atatürk, sanayi devrimlerinin öncü kuruluşlarından Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikalarının açılışlarında bizzat bulunmuştu ve üretilen ilk şekeri de halka dağıtmıştı.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesinde yer alan Ankara Etimesgut Şeker Fabrikasının ise temeli, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes tarafından 22 Mayıs 1958 tarihinde atıldı ve Şeker Sanayinin 16. fabrikası olarak 19 Ekim 1962’de faaliyete geçti.
Etimesgut’ta geniş bir yerleşke içinde inşa edilen Ankara Şeker Fabrikasının yanı sıra; makine fabrikası, elektromekanik aygıtlar fabrikası (EMAF), tohum işleme tesisi, Şeker Araştırma Enstitüsü, lojmanlar, okul, spor kompleksi, sinema-lokanta, misafirhane gibi sosyal tesisler bulunuyor.
Fabrika, üretime başladığı ilk günden itibaren Ankara ve çevre illerdeki pancar ekimini teşvik ederek on binlerce çiftçi ile çalıştı onların ekonomik refah düzeylerini arttırdı. Kooperatifler kurdu, bölge tarımının gelişimine katkı sağladı.
