Türkiye’de, okuldan kopmuş 15 yaşında bir çocuk, dijital platformlardaki kapalı gruplar aracılığıyla kadın cinayetleri, okul saldırıları ve ırkçı şiddetin konuşulduğu çevrim içi ağlarla temas kurdu. Uluslararası bir siber izleme bildirimi sonrası Emniyet birimlerinin radarına giren çocuk hakkında soruşturma başlatıldı. Somut bir suç ya da eylem planı tespit edilemedi ancak dosya, aynı gruplarda yer alan diğer çocuklara ulaşılamadığı için açık tutuluyor. Bu olay, dijital radikalleşmenin Türkiye’de suçtan önce hangi eşiklerde görünür hale geldiğini ve çocukları nasıl kuşattığını ortaya koyuyor.
İstanbul’da yaşayan Ali’nin (Soruşturma dosyasında gizlilik kararı olduğu için adı değiştirilmiştir) deneyimi, küresel ölçekte faaliyet gösteren ve “COM” başlığı altında incelenen dijital suç ve radikalleşme ağlarının Türkiye’deki yansımalarından biri. İki erkek kardeşin küçüğü olan Ali’nin lise 1 öğrencisi olması gerekiyor ama bu yıl okula gitmedi. Zaten okulla arası hiç iyi olmadı, hep zorla gitti. Okulu bırakınca, günlerini ve gecelerini büyük ölçüde bilgisayar başında geçirmeye başladı. Evden neredeyse hiç çıkmaz oldu.
Emniyet birimleriyle yolunun kesişmesi, birkaç hafta önce oldu. Bir sabah, iki polis evin kapısını çaldı. Ali’nin adı, ABD merkezli uluslararası bir siber izleme mekanizması üzerinden Türkiye’de emniyet birimlerinin radarına girmişti. Okul saldırısı, kadınlara yönelik şiddet, cinayet ve mültecilere yönelik nefret söylemleri içeren dijital gruplarla temas kurduğu iddia ediliyordu.
Ali gözaltına alınmadı ancak farklı günlerde birkaç kez ilçe emniyet merkezine bağlı çocuk şubede ve savcılıkta ifade verdi. Yapılan incelemelerde herhangi bir suç işlediğine ya da somut bir eylem planına rastlanmadı. Ancak dosya kapatılmadı, çünkü Ali’nin içinde olduğu gruptan henüz ulaşılamayan dört erkek çocuk daha var.
HER ŞEY TİKTOK VİDEOSU İLE BAŞLADI
Ailesinin izniyle görüştüğümüz çocuğun ilk cümlesi, “Suç işleyecek olsam şimdiye kadar işlerdim. Ben öyle biri değilim. O yazılanlar oyun gibiydi” oldu. İlerleyen dakikalarda da neredeyse bütün anlatısı “oyun” kelimesinin etrafında döndü.
Her şey TikTok’ta yüzü maskeli, kasklı bir adamın videosunu beğenmesiyle başlamıştı. Bu beğeninin ardından Instagram’da kapalı bir gruba davet edildi. Grup, yaşları 14 ile 20 arasında değişen erkeklerden oluşuyordu. Ali, söz konusu gruba sahte bir hesapla girdiğini söylüyor: “Arkadaş edinmek için girdim. Havalı olmak için yazdım. Herkes yapıyor.” Geçen Ağustos’ta kapatılan grubun adını net hatırlamadığını iddia ediyor. Yazışmaların üzerinden aylar geçmiş.
ORTAK NOKTA YALNIZLIK
Ali’ye göre gruptaki çocukların ortak noktası yalnızlıktı: “Arkadaşları yoktu. Kız arkadaşları yoktu. Gerçek hayatta kimseyle takılmıyorlardı.” Ancak yapılan paylaşımlar, sıradan sohbetlerin çok ötesindeydi. Yazışmalarda, bazı kullanıcılar yaşıtları kızlara yönelik açık şiddet çağrıları yapıyordu. Bir başka kullanıcı, mülteci çocuklara yönelik şiddet içeren görüntüler paylaşıyor, el bombası fotoğrafları dolaşıma sokulurken, okul saldırıları popüler başlıklar arasında yer alıyordu.
Ali, söz konusu paylaşımlardan rahatsız olmadı, gruptan çıkmadı. Belirgin bir lider olmadığını; herkesin “kafasına göre takıldığını” söylüyor. Ona göre, kimse yazdıklarında ciddi değildi, havalı olmak için söylüyorlardı. Bir noktada diğerlerine uyum sağladığını kabul ediyor: “Bende pompalı var dedim.” Bu cümle, soruşturma dosyasına evde gerçek silah bulunabileceği ihtimali olarak girdi. Oysa evlerinde silah yoktu. Ali yine aynı açıklamayı yapıyor: “Herkes yazıyordu. Popüler olayım diye ben de yazdım.” Hakkında soruşturma bulunduğu için artık bir sosyal medya hesabı açamayan Ali, içinde bulunduğu durumun nedenlerini tam olarak idrak edebilmiş görünmüyor.
ÇELİK YELEK VE MASKE İSTEDİ
Peki ailesi tüm bu süreç boyunca bir tuhaflık olduğundan şüphelenmedi mi? Annesi için ilk işaret fişeği, oğlunun sıradışı talepleri oldu: “Bana sürekli ‘çelik yelek al, maske al’ diyordu. Neden diye sorunca geçiştiriyordu.”
Ali, kendisini “incel” olarak tanımlamıyor: “İncel ne demek biliyorum. Kız arkadaş bulamayanlar. Ben incel değilim” sözleriyle bu tanımın kendisi için rahatsız edici olduğunu belirtiyor. Kız arkadaşı olmasa da, “İhtiyacım da yok. İstesem olur. Boyum 1.80’in üstünde ve yakışıklıyım” diyor. Oysa daha sonra annesinin gördüğü yazışmalarda, sürekli kadınları öldürmekten, okula silahla girmekten bahsediliyordu: “O yazışmalarda oğlum bazen karşı çıkıyor gibi ama dili değişmişti. Rastgele bir kadının öldürülmesine itiraz ediyor ama bir başka etnik gruptan insanların öldürülmesine rıza gösteriyor.” Ali şimdi bu yazdıklarını ne savunuyor ne de inkâr ediyor.
Ali incel değilim diyor ama gruptaki diğer çocuklar için dili daha sert: “Onlar ezik. Kadınlar yüz vermiyor diye böyleler. Onlar Neo-Nazi. Siyahları, mültecileri, kadınları öldürmek istiyorlar.” Öte yandan, TikTok ve Instagram’da bazı kızların da seri katillere, tecavüzcülere ya da şiddet figürlerine hayranlık duyduğunu savunuyor.
“İYİ BİR OKUL OLSA GİDERDİM”
Ali artık okula gitmiyor. Evden de pek çıkmıyor. Katıldığı Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) deneyimi de sadece bir gün sürdü. “Orası okul değil, iş gibiydi. Emir verir gibi konuşuyorlardı. Hizmetçi gibiydik” diyor. Ona göre sorun yalnızca okul değil; büyüklerin çocukları anlamakta başarısız olması. Okulda yaşadıklarını ailesine anlattığını ama anlaşıldığını hissetmediğini söylüyor: “B*ktan bir okula gönderiyorlar. Geçen koridorda birini bıçaklamışlar. Kötü bir okuldu, gitmek istemiyorum. İyi bir okul olsa giderdim. Babam her gün odama geliyor. ‘Teröristler çanta götür derse, yapma’ deyip gidiyor. Bir şey yapmadım ama evde bana terörist gibi davranıyorlar. Anne babalar bence önce dinlemeliler çocuklarını. Hemen bilgisayar, telefon yasağı koymasınlar. Sorsunlar. Ben annemlere söylüyorum, telefonumu, bilgisayarımı arayabilirler. Kötü bir şey yok.”
YA OKULA YA İŞE, YA DA ISLAHEVİNE!
Tüm bu yaşananlarda Ali için en sarsıcı an, çocuk şubede ve savcılıktaki sorgu süreci olmuş. O anı hâlâ bedensel bir tepkiyle hatırlıyor, anlatırken titremeye başlıyor: “Savcı ‘Kaç yaşında çocuksun? Bir daha böyle yazışma. Ya okula gidersin ya işe girersin. Bir daha olursa ıslahhaneye gidersin’ dedi. Ama ben bir şey yapmadım. Plan yoktu.”
Bu noktada ortaya çıkan çelişki ise dikkat çekici. Ali, emniyet ve savcılık sürecini korkutucu, hatta sarsıcı olarak tarif ederken, dahil olduğu gruplardaki yazışmaları eğlenceli buluyor hala: “Bence eğlenceliydi. Onlar gibi saçma şeyler deyince komik oluyordu.”