Beykoz İskelesi’nden sahil boyunca birkaç dakika yürüyüp yol üzerindeki İshakağa Sokağı’na saparsanız sol taraftaki dördüncü ahşap konağın üzerinde “Orhan Veli Kanık 13 Nisan 1914 günü saat 07.00’de bu evde doğdu” yazan bir tabela karşınıza çıkar. Yaklaşık 20 yıl önce, bu tabela konağa asılmamış olsaydı birçoğumuz Orhan Veli’nin bu evde doğduğunu da Beykoz’la olan ilişkisini de bilmeyecektik.
Beykoz Belediyesi’nin yaptığı tespit ve konağın sahibi Osman Özer’in izniyle bu tabela konağa asılınca, Ahmet Midhat Efendi, Mehmet Âkif Ersoy’dan sonra Orhan Veli’nin de bir zamanlar Beykoz sakini olduğunu öğrendik.
Yıllar içinde bu konak edebiyatseverlerin İstanbul’daki uğrak duraklarından biri oldu. Orhan Veli’yi anma törenlerine de defalarca ev sahipliği yaptı ve İstanbul’un kolektif hafızasının bir parçası haline geldi.
SESSİZ SEDASIZ SATIŞA ÇIKTI
İşte Beykoz Yalıköy Mahallesi’ndeki bu konak sessiz sedasız satışa çıktı. Konağın üzerinde satışa dair ne bir afiş ne de bir ilan var. Fakat satışa çıktığını mahalle sakinleri doğruluyor. Konağın sahibi, 80 yaşında makine mühendisi olan ve Orhan Veli’nin kıymetini gençliğinden beri bilen Osman Özer. Babası Mustafa Hayrettin Özer konağı 1939’da Orhan Veli’nin kız kardeşi Firuzan Yolyapan’dan (2021 yılında yaşamını yitirdi) satın almış. Kendisi 1945 yılında bu konakta doğmuş. 80 yaşına kadar da konağı korumak için çok emek sarf etmiş. Lakin artık konağın bakımını maddi ve manevi olarak sürdürecek durumda olmadığı için satışa çıkarmaya karar vermiş.
EMEKLİ MAAŞIYLA KONAĞA BAKAMIYORUZ
Osman Özer “Sormayın, artık eve bakamıyoruz. Yapı 2. derece kültür varlığı. Bakımı hem zahmetli hem masraflı. Sorunlar çıkıyor, üstesinden gelemiyorum. Emekli maaşıyla böyle bir konağın bakımının üstesinden gelmek artık imkânsız. Yavaş yavaş bir harabeye dönmesine gönlüm razı gelmedi. Satmaya karar verdim” diyor.
Konağı Orhan Veli’nin anne tarafından dedesi Beykozlu Hacı Nuri Ahmet Bey yaptırmış. Şair 1914’te bu evde doğmuş, çocukluğu burada geçmiş. Şiirlerine yansıyan deniz ve İstanbul sevgisinin de bu yıllara dayandığı biliniyor. Konağı 1939’da bahçesinin genişliği nedeniyle Özer’in babası satın almış. Özer’in de çocukluğu bu evde geçmiş. Özer “Ne konağı yaptıran Orhan Veli’nin dedesi, ne Orhan Veli, ne de konağı satın alan babam benim kadar bu evde oturdu. Benim 80 yılım geçti. En çok ben oturdum. Bunun için satış kararını vermem çok zor oldu” diyor.

100 YILLIK KONAK
Ahşap konaklarda en kritik bakımın çatı tadilatı olduğunu anlatan Özer, yıllar içinde önemli harcamalar yaptığını söylüyor: “Bu konak 100 yıldan fazla ayakta. Babam bakımını yaptırmıştı. 1980’li yıllarda çatıyı yaptırdım. Konağın ahşap kısmı elden geçti. 10 yıllık birikimim vardı, gönül rahatlığıyla harcadım. Bu bakım konağın ömrünü uzattı. Yine çatının bakımının yapılması gerekiyor. Bu tür konaklarda çatı çökerse yapı da çöker. Ama artık bu konağa bakacak ne gücüm kaldı ne de birikimim var. Emekli bir insanım ben.”
Konakta uzun yıllar yaz kış yaşadıklarını anlatan Özer, “280 metrekarelik ahşap bir yapıyı kışın ısıtmak çok zor. Maalesef ahşap yapıların böyle bir sorunu var. Bir süredir kışları Kuzguncuk’ta, yazları burada yaşıyoruz” diyor.
70-80 MİLYON TL İSTENİYOR
Ama buna rağmen son bir gayret konağın bakımını yapmak istemiş. Özer “Çatı ve evin dış cephesi için gerekli ahşap malzemeyi de aldım. Malum, mevzuata uygun yapmak gerek her şeyi. O da yorucu gelmeye başladı. Yapamadık. Belediyeden yardım istedim. Mevzuat gereği çok cüzi bir yardım yapabileceklerini söylediler. Son çare satışa çıkarmaya karar verdik” diyor.
Konağın satışıyla Özer’in oğlu ve yeğeni ilgileniyor. Bir emlakçı ile anlaşılmış. Özer “70-80 milyon TL civarında bir bedele satmak istiyoruz” diyor. Konak aslında üç aydır satıştaymış. Öyle ilan asıp dikkat çekmek istememişler. “Şimdiye kadar ciddi bir alıcı çıktı mı?” diye sorduğumuzda “Satış kararını vermek çok zor oldu. Onun için hiç ilgilenmedim” diyor.
BABAM YIKIP APARTMAN YAPTIRACAKTI SONRA VAZGEÇİLDİ
Aslında 1960’larda Osman Özer’in ailesi evi yıkıp dört katlı betonarme bir apartman inşa ettirmeyi planlamış. Özer “Babam, altında dükkanları olan bir apartman yapmayı düşünmüştü. Ama sonra vazgeçildi bu projeden. Konak kurtuldu” diyor ve konağı yeni alacak kişinin de konağı yıkıp yerine yeni bir yapı yapmasına gönlü razı gelmese de anlayışla karşılayacağını söylüyor.
EN İDEALİ BURANIN MÜZE OLMASI
“Peki gönlünüzden geçen nedir” diye sorduğumuzda Osman Özer “En ideali buranın müze olması. Rahmi Koç’un böyle tarihi yapıları alıp müzeye dönüştürdüğünü biliyorum. Belki Rahmi Bey ya da onun gibi İstanbul’a duyarlı birisi alıp müze yapabilir. Mehmet Âkif Ersoy’un bir dönem Beykoz’da yaşadığı evi bir şahıs satın alıp belediyeye bağışladı. Belediye de kültür merkezi yaptı. Belki böyle bir formül de üretilebilir. Maalesef bu tarihi konağı geleceğe taşımaya bizim gücümüz yetmedi. Ama birilerinin gücü yetebilir” diyor.
20 YIL ÖNCESİNE KADAR ORHAN VELİ’NİN BU EVDE DOĞDUĞU BİLİNMEZDİ
Ahşap konağın bulunduğu İshakağa Sokağı İstanbul’un tarihi sokaklarından biri. Lakin sokakta bu konak gibi çok az ahşap yapı bulunuyor. Çoğu 1980’li yıllarda yıkılıp apartman yapılmış. Özer, Orhan Veli’nin bu evde doğduğunu yıllar önce öğrenmiş “Delikanlı dönemlerimde Orhan Veli’nin ne kadar önemli bir şair olduğunu öğrenince ev gözümde daha da değerli hâle geldi. Şiirlerini çok severim. Onun pek bilinmez ama tiyatro aşkı da bu evde başlamış. Küçükken tiyatro gösterisi yaparmış evin bahçesinde. Şiirlerine yansıyan deniz ve İstanbul sevgisinin yine burada geçirdiği yıllara dayandığını biliyorum. Orhan Veli’nin Beykoz’da yaşadığı pek bilinmezdi. Yaklaşık 20 yıl önce belediyeden geldiler. ‘Bu evde doğmuş bir tabela asmak istiyoruz’ dediler. Kabul ettik. Sonra evi sürekli insanlar ziyaret etmeye başladı. Gelenlere evimizi açıyorduk. Geziyorlardı, çay ikram ediyorduk. Dedim ya müze olacak bir yer burası ama biz bu kadar yaşatabildik” diyor.

