Bu gemiyi kim kaldıracak?

Ege'de Urla’nın en güzel koylarından birinde adeta ölü bir gemi yatıyor. Adı “Gökbey” ama üzerinde daha çok “Defol” yazıyor. Çünkü ne istenen ne beklenen ne de el sallanan bir gemi o… Mahkeme de bakanlık da “kaldırılsın” dedi, Urlalılar da bunu istiyor ama gemiyi kim, ne zaman, nasıl kaldırıp götürecek belli değil. Başında jandarma bekleyen bu hurdaya karşı haftalardır eylemler sürüyor.

Hilal Yağız
Gazeteciliğe Ankara’da ve Evrensel Gazetesi’nde başladı.  2010’da muhabirliğe adliye, kadın ve sağlık alanında başladı. Çok sayıda özel ve manşet habere imza attı. 2011’de Metin Göktepe Gazetecilik Özel...

Urla…

İzmir’in cennet köşelerinden ve son yılların cazibe merkezlerinden biri. Denize girilen en güzel koylardan biri minik yarımada olan Demircili. Urla merkezden özel araçla yarım saatlik bir mesafede. Etrafı sık ormanlar ve tarım arazilerinin kapladığı küçücük yollardan geçip geldiğinizde birden ortaya çıkan bu koyda anında bir uyumsuzluk göze çarpıyor. “Gökbey” isminde, karaya oturmuş hurda bir gemi. Balıkçı teknelerinin olduğu kısımda duruyor. Hemen birkaç metre ilerisinde denize girilen alan var.

“GEMİNİN BAŞINDA JANDARMA NÖBETTE”

Sanki burada olması yasalmış gibi; gemiye yaklaşmak, dokunmak ve çıkmak yasak. Çünkü çok tehlikeli, gemi günden güne çürüyor. Jandarma ve sahil güvenlik dönüşümlü olarak geminin başında nöbet tutuyor. Sabah erken saatlerden akşama kadar jandarma bekliyor, geceden sabaha da sahil güvenlik görevlileri… Bu bekleyişin ne kadar süreceği belirsiz.

Peki güvenlik kontrolündeki bu gemi neden bu kadar koruma altında?

İstanbul merkezli Akdeniz Deniz Taşımacılığı’ne ait 1952 yılında inşa edilen bu gemi 70 yılı aşkın da bir geçmişe sahip.  “Gökbey” bu güzel sahilde sadece görüntü kirliliği değil, ciddi çevresel ve halk sağlığı riskleri barındırıyor. Uzmanlara göre bu tip gemilerde yaygın olarak bulunan kanserojen asbest başta olmak üzere ağır metaller ve çeşitli toksik maddeler var.

Ayrıca Gemi, Demircili Koyu gibi koruma altındaki bir SİT alanında, gerekli izinler alınmadan parçalanıyor.

Kontrolsüz şekilde deniz içinde yapılan müdahaleler, asbest lifleri ile zehirli maddelerin doğrudan suya ve havaya karışmasına yol açıyor. Bu da yalnızca ekosistem için değil, bölge halkı açısından da ciddi bir risk. Solunum yoluyla alınan asbest lifleri uzun vadede akciğer kanseri başta olmak üzere ölümcül hastalıklara neden olabilir.

GEMİNİN YANI BAŞINDAKİ BALIKÇILAR VAR

Gemi, sökülen 2-3 parçasıyla yan yana karayla deniz arasında yatarken, yanındaki balıkçı teknelerinde hayat devam ediyor. Balıkçılar geminin buradan gitmesini beklediklerini anlatsalar da bunun zor bir süreç olduğunu da söylüyorlar. Onlara göre geminin buradan çıkarılması uzun sürebilir.

İki çocuğunu burada balık tutmaya getiren bir Urla sakini, kaçak gemi ile ilgili protestolara katıldığını anlatıyor. “Buraya gelene kadar nasıl geldi, kimse görmedi mi mesela?” diye soruyor. Geminin buradan gitmesini istediğini söylüyor ve “Şimdi çocuklarımı buraya getirdim. Balık tutuyorlar ama bu geminin bu sırada burada durması bana güven vermiyor” diye konuşuyor.

Koyda çok sayıda balıkçı teknesi, balık tutmaya gelen insanlar, karavanlarını bu bölgeye park edip, temiz havanın ve denizin tadını çıkaranlar da var.

Gemi tüm bu ekosistemin arasında adeta bir kambur.

HURDA GEMİNİN ÜZERİNDE ‘DEFOL’ YAZISI

 Geminin üzerinde isminden önce “Defol” yazıları göze çarpıyor. Urlalılar yaklaşık 3 aydır çevre platformları ve yerel dinamiklerle burada açıklamalar yapıyor, eylem yapıyor ve geminin gönderilmesini istiyor. Bu da yetmeyince geminin üzerine de taleplerini bu şekilde yazmışlar.

SELÇUK BALKAN: MAHKEME EL KOYMA KARARI VERDİ

Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, kaçak geminin tespit edilmesinden bu yana bölgenin çevre platformlarıyla omuz omuza duran bir isim.

Mahkeme kararını ve şirketin bu karara itiraz sürecinin kapandığını anlatıyor ve şunları söylüyor:

“Hukuki süreçte önemli bir aşama kaydedildi, mahkeme gemi hakkında el koyma kararı verdi. İlgili alan ‘2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Alanı’ statüsündedir ve bu yerin doğal yapısının korunması büyük önem taşımaktadır”

“HANGİ KURUM, NE ZAMAN, NASIL KALDIRACAK BELLİ DEĞİL”

Mahkeme kararı var. Gemi sahibi şirket de bu duruma itiraz etmemiş.

Konuyla ilgili taraflara tebligat iletiliyor ancak tam da burada çok önemli bir sorun var ki bunu da Balkan şöyle aktarıyor:

“Taraflara iletilen tebligatta geminin ne zaman, kim tarafından ve hangi yöntemle kaldırılacağına dair açık bir planlama yer almamaktadır”

Selçuk Balkan “Bu soru işaretlerinin giderilerek asbestli bir hurda yük gemisinin en kısa zamanda koyumuzu terk edeceğine inanıyoruz” diye ekliyor.

 GEMİ SÖKÜMÜ NASIL BU KOYA SIÇRAR?

 Demircili’den 50-60 deniz mili yani yaklaşık 110 km’lik mesafeye uzandığımızda İzmir’in gemi söküm merkezi var: Aliağa.

Ancak bu gemi Aliağa’ya hiç gitmiyor. Doğrudan Demircili’ye dönüyor ancak buna nasıl ve kim tarafından izin verildiği, koya nasıl girdiği hala belirsiz. Hatta geminin önce Sığacık’a gittiği, buraya alınmayınca yoldaki çürüme sebebiyle bu koya girdiği iddiası konuşuluyor.

“ASIL MESELE GEMİNİN BU KOYA NASIL GELDİĞİ”

Çevre Mühendisleri Odası başından beri sürecin takipçisi. Önceki dönem İzmir Şube Başkanı Mustafa Güleş’e göre hurda ve kaçak gemi hakkında mahkeme süreçleri devam ettiği halde, bu koya nasıl girdiğinin sorgulanması gerek.

Mustafa Güleş, zaten parçalanmaya başlayan bir geminin içindeki yapılarının da artık kontrolden çıktığını belirtiyor. Üstelik gemi sökümünde esas olanın bu işlemin kuru bir ortamda, yani karada yapılması gerektiğini söylüyor.

“HURDA GEMİ AİRAİ ANTİK KENTİNİN DE ÜZERİNDE”

Gemi hurda, demirlediği alan ise antik bir kent. Yani konunun bir de arkeolojik boyutu var. Kaçak ve hurda Gökbey’in karaya oturduğu yer üzerinde henüz hiç kazı yapılmasa da yüzey araştırmalarıyla 1. Derece arkeolojik sit alanı olduğu belirlenen bir antik kent Airai. Urla’nın en uzun dönemdir kazılan Klazomenai Antik Kenti ve Sığacık’ın Teos’u arasındaki küçük yerleşimlerden, tarihte “Polis” ünvanını almış bir kent burası.

Yıllardır yarımadanın ve bu antik kentin yüzey araştırmalarını yürüten isim Prof Dr. Elif Koparal.

Koparal burada 2 sene önce tesadüfen bir arkeoloji öğrencisinin bulduğu bir yazıttan bahsediyor. Aristoteles’in kayınpederinin taşa kazınmış halde bulunan bir yazıt ile ilgili çalışmalar da yayınlanmış. Erken Tunç Çağı’ndan Bizans dönemine kadar binlerce yıl yerleşim görmüş bu yarımadanın sualtı yerleşiminin Gökbey’in altında yatıyor olma ihtimali çok yüksek.

Prof. Dr. Koparal böyle bir hurda geminin bu bölgeye hiç girmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

İBRAHİM AKIN: KONUYLA İLGİLİ SÜREÇ UZATILIYOR

 Yarımadadaki bu duruma dair mücadele aslında bir vekil tarafından Ankara’ya da taşındı. DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Gökbey gemisinin buradan kaldırılması sürecini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sordu.

Soru önergesine tıpkı muhalefetin diğer önergelerinde olduğu gibi henüz cevap gelmedi.

Akın, “şirket burada muhatap olsa da şirketin koşulları yerine getirmediği yerde gemiyi bakanlık kendi koşullarında taşımalıdır. Bunu uygulayacak olan yürütmedir” diyor.

Tüm süreçler tamamlanmış olsa da, başında yalnızca jandarma ekiplerinin nöbet tuttuğu Gökbey adlı hurda geminin akıbeti hâlâ belirsizliğini koruyor.

 

ETİKETLER