Dersim balının tadında bir coğrafya var

Dersim’in vadilerinden yaylalarına uzanan bitki çeşitliliği arıcılığa kaynak sağlıyor. Ancak üreticiler için iyi geçen bir sezon bile geçim güvencesi anlamına gelmiyor. Sarıtaş köyünde arıcılık yapan Hıdır Yıldız, bal gelirinin yaklaşık yarısını giderlere ayırırken Pülümür yaylalarında üretim yapan Erkan Keskin, arı kayıpları ve hastalıklarla mücadele maliyetleriyle uğraşıyor.

Özkan Ulucan
9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunuyum. Sinema alanında uzun yılar çalıştım. Son dört yıldır Dersim'de gazetecilik yapıyorum. Çeşitli gazetelere telifli haberler üretiyorum....

Dersim’de çiçeklenme alçak vadilerde başlayıp yüksek yaylalara doğru ilerliyor. Arıcılar da kovanlarını mevsim boyunca çiçeklerin açtığı yerlere taşıyor. Bu yolculuğun sonunda elde edilen balın miktarını hava koşulları, kolonilerin gücü ve bitki örtüsü belirliyor. Üreticinin elinde kalan geliri ise bunlara eklenen bakım, nakliye ve hastalıklarla mücadele giderleri şekillendiriyor.

Üç yıldır arıcılık yapan Hıdır Yıldız, 40 kovanını yaz aylarında Dersim merkeze bağlı Sarıtaş köyüne, kışın ise merkeze yakın bir bölgeye taşıyor. Bu yıl yaklaşık 400 kilogram bal elde eden Yıldız, geçen yıla göre verimin oldukça iyi olduğunu söylüyor. Buna rağmen arıcılığın mevcut ölçekte tek başına geçimini sağlamaya yetmediğini belirtiyor.

Yaklaşık 15 yıldır Pülümür yaylalarında arıcılık yapan Erkan Keskin ise 250 kovanından bu yıl yaklaşık 3 ton bal almış. Ancak sezon boyunca yaşadığı arı kayıpları, kolonilerini yeniden güçlendirmek için yaptığı harcamaları artırmış.

İki üretici, farklı büyüklükteki işletmelerinde benzer sorunlara işaret ediyor. Bal üretiminin devamı için giderlerin karşılanabilmesi kadar, arıların beslendiği alanların korunması da gerekiyor.

UZUN SÜREN BAHAR VERİMİ ARTIRDI

Hıdır Yıldız, bu yılki verim artışını baharın ve çiçeklenme döneminin uzun sürmesine bağlıyor. Sezona güçlü kolonilerle başladığını anlatan Yıldız, kovanlarının her birinin oğul verdiğini belirtiyor.

Üretim iyi geçse de baldan elde ettiği gelirin yaklaşık yarısının kovan, nakliye ve bakım masraflarına gittiğini söylüyor. Kovan sayısının az olması ve arılarını kendi köyüne taşıması sayesinde giderlerinin görece düşük kaldığını ifade eden Yıldız, mevcut üretimiyle masraflarını karşılayabildiğini ancak yalnızca arıcılıkla geçinemediğini dile getiriyor.

Yıldız’a göre üretimi zorlaştıran sorunlardan biri, koyun sürülerinin aynı alanlarda yoğun biçimde otlatılması. Bunun bitki örtüsünü olumsuz etkilediğini ve arıların yararlanabileceği kaynakları azalttığını düşünüyor. Otlatmanın kontrollü yapılmasını, bazı alanların belirli dönemlerde dinlendirilmesini istiyor.

Dışarıdan getirilen arılarla hastalık taşınması ihtimali de Yıldız’ın dikkat çektiği bir başka sorun.

HASTALIKLA MÜCADELE İÇİN HATAY’A GÖTÜRDÜ

Ailesinden gelen arıcılık geleneğini sürdüren Erkan Keskin, bu yıl sezon başında koşulların iyi olduğunu ancak bal akımı döneminde durgunluk yaşandığını anlatıyor.

Keskin’in sezon boyunca mücadele ettiği başlıca sorunlardan biri varoa olmuş. Kovanlarındaki arı nüfusunun ciddi ölçüde azaldığını belirten Keskin, kolonilerini yeniden güçlendirmek amacıyla arılarını Hatay’a götürmek zorunda kaldığını söylüyor. Bu yolculuk, bakım giderlerinin üzerine nakliye maliyetini de eklemiş.

Organik yöntemlerle üretim yapmaya çalıştığını belirten Keskin, hastalıklarla bu yöntemlerle mücadele etmenin de giderlerini artırdığını ifade ediyor. Elde ettiği gelirin önemli bölümünü arıların bakımına ve hastalıklarla mücadeleye ayırdığını, üretim için harcadığı emeğin ve masrafın satışta yeterince karşılık bulmadığını düşünüyor.

Keskin de yaylalardaki yoğun otlatmanın arıların beslenme alanlarını daralttığını söylüyor. Koyunların otladığı alanlarda çiçekli bitkilerin azaldığını, bunun bal verimini olumsuz etkilediğini belirtiyor.

BALIN ÖZELLİĞİNİ COĞRAFYA BELİRLİYOR

Tunceli Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Arıcılar Birliği Genel Başkan Yardımcısı Kazım Doğan’a göre Dersim’de arıcılığı anlamak için önce üretimin yapıldığı coğrafyaya bakmak gerekiyor.

Yüksek dağlar, derin vadiler ve farklı yerel iklim koşulları, arıların yararlandığı bitki çeşitliliğini artırıyor. Yükselti farkları sayesinde farklı bölgelerde farklı zamanlarda başlayan çiçeklenme, kolonilerin mevsim boyunca beslenmesini destekliyor.

“Dersim balını özel kılan yalnızca arı ya da üretim yöntemi değil. Belirleyici olan Dersim’in coğrafyası” diyen Doğan, bu doğal yapının korunmasını arıcılığın geleceği açısından temel koşul olarak görüyor.

Mazgirt, Pertek, Çemişgezek ve merkezdeki daha düşük rakımlı alanlarda başlayan çiçeklenme; Hozat, Ovacık, Pülümür ve Nazımiye’nin yüksek yaylalarında devam ediyor. Doğan, bu farklılığın üreticilere başka illere gitmeden de kovanlarını taşıma olanağı sunduğunu anlatıyor.

ENDEMİK BİTKİ İLE BAL KAYNAĞI AYNI ŞEY DEĞİL

Doğan’ın aktardığı verilere göre Munzur Vadisi florasında bugüne kadar bin 518 bitki türü tespit edildi. Bunların 43’ü yalnızca bölgeye özgü, 227’si ise Türkiye’ye endemik türler arasında yer alıyor. Doğan, Munzur Dağları’nın Anadolu Diagonali olarak adlandırılan kuşakta bulunmasının da bu çeşitlilikte etkili olduğunu söylüyor.

Ancak bitki çeşitliliği ile bal üretimine doğrudan katkı sağlayan türleri birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir bitkinin yalnızca bu bölgede yetişmesi, arıların ondan yoğun biçimde nektar ya da polen topladığı anlamına gelmiyor.

Doğan; Munzur kekiği, Munzur düğün çiçeği, dağ çayı, menekşe türleri ve ters laleyi bölgenin bitki zenginliğine örnek gösterirken arıların besin kaynağı olarak kullandığı türlerin ayrıca incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

“Dersim balının değerini bir bitkiye bağlamak doğru değil. Çok çeşitli bir doğal floranın varlığından söz etmek gerekiyor.”

İl genelindeki saha gözlemleri ve bal analizlerinde arıların 114 farklı bitki türünden nektar ve polen topladığının belirlendiğini aktaran Doğan, hava koşulları ve çiçeklenme dönemlerinin bu kaynaklardan yararlanma düzeyini değiştirdiğini belirtiyor. Bu nedenle balın tadı, kokusu ve diğer özellikleri de yıldan yıla farklılaşabiliyor.

ÇİÇEKLENME TAKVİMİ DEĞİŞİYOR

Yıldız’ın uzun süren baharla ilişkilendirdiği verim artışı, hava koşullarının üretim üzerindeki etkisini gösteriyor. Ancak her sezon aynı koşullar oluşmuyor.

Doğan, aşırı sıcakların, uzun süren yağışların ve kuraklığın üreticilerin planlarını zorlaştırdığını söylüyor. Bitkilerin alışılan zamanda çiçek açmaması, kolonilerin beslenme ve gelişme döngüsünü de etkiliyor.

Türkiye Arıcılar Birliği olarak yaklaşık beş-altı yıldır iklim değişikliğinin arıcılığa etkileri üzerine çalıştıklarını belirten Doğan, üreticilerin bu değişimi sahada doğrudan yaşadığını anlatıyor.

Doğan’a göre arıların beslenme alanlarını daraltan başka etkenler de var. Orman ve mera yangınları, aşırı otlatma, madencilik ve bazı ballı bitkilerin kontrolsüz toplanması bunlar arasında bulunuyor. Madencilik faaliyetlerinde ortaya çıkan tozun çevredeki bitkileri de etkileyebildiğini belirten Doğan, üretimi artırmak için yalnızca kovan sayısını çoğaltmanın yeterli olmayacağını vurguluyor.

YEREL ARILARIN KORUNMASI GEREKİYOR

Doğan, bölge koşullarına uyum sağlamış arıların korunmasını da üretimin devamlılığı açısından önemli görüyor. “Tunceli”, “Dersim” veya “Munzur ekotipi” olarak adlandırılan yerel arıyı, Anadolu arısının bölgeye uyum sağlamış bir tipi olarak tanımlıyor. Bu arıların yavrulama dönemlerini iklim koşullarına göre ayarlayabildiğini söylüyor.

Yerel arıların saldırganlığı nedeniyle bazı üreticilerin dışarıdan farklı arılar getirdiğini anlatan Doğan, bu kolonilerin bölge koşullarına uyumda güçlük yaşayabildiğini belirtiyor. Son dönemde görülen ciddi arı kayıplarına dikkat çekerek yerel arıların korunmasının önemini vurguluyor.

KÖYDE YAŞAMAYI SÜRDÜRMENİN BİR YOLU

Kentte yaklaşık bin 100 arıcı bulunduğunu belirten Doğan, üreticilerin tamamının tek geçim kaynağının arıcılık olmadığını söylüyor. Buna rağmen sektörün özellikle kırsalda yaşayanlar için önemli bir gelir kapısı olduğunu ifade ediyor.

Süzme ve petekli balın yanı sıra kara kovan balı üreten arıcılar, son yıllarda polen ve propolise de yöneliyor. Balmumunun değerlendirilmesi, ana arı ve kovan üretimi de sektörün çevresinde gelişen faaliyetler arasında yer alıyor. Doğan’ın aktardığına göre ürünler analiz edilip ambalajlandıktan sonra kargoyla farklı kentlerdeki tüketicilere ulaştırılıyor.

Arıcılığın insanların köylerinde yaşamlarını sürdürmesine veya geri döndüklerinde bir geçim kaynağı oluşturmasına katkı sunabileceğini belirten Doğan, bu potansiyelin değerlendirilmesi için eğitimlerin artırılmasını ve üreticilerin desteklenmesini istiyor.

ÇİÇEK HARİTASI VE DENETİM TALEBİ

Doğan’ın önerilerinden biri, Dersim’in “çiçek haritasının” çıkarılması. Hangi bitkinin nerede ve ne zaman çiçeklendiğini gösteren bir çalışmanın, üreticilerin kovanlarını yerleştirirken daha sağlıklı karar vermesini sağlayacağını düşünüyor.

Coğrafi işaretle tescillenen Munzur balında denetimin önemine de işaret eden Doğan, “Munzur” adının kontrolsüz kullanımının önlenmesini, ürünün kaynağı ve niteliğinin güvence altına alınmasını istiyor.

Yıldız ve Keskin’in anlattıkları ise üretimin devamı için bu adımların üreticinin giderleriyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Sarıtaş’ta iyi geçen bir sezonda gelirin yaklaşık yarısı masraflara giderken Pülümür’de arı kayıpları yeni harcamalar doğuruyor. Çiçeklerin varlığı bal üretimine kaynak sağlıyor; üreticinin bu işi sürdürebilmesi, emeğinin karşılığını alabilmesine bağlı.