Türkiye, 24 yıl sonra bir kez daha Dünya Kupası’na katılıyor. Tarihinde ilk kez 48 takımla düzenlenen bu dev organizasyonda A Milli Futbol Takımı, 14 Haziran Pazar günü Türkiye saatiyle 07.00’de Avustralya ile karşı karşıya gelecek. Son olarak Sivasspor’u çalıştıran teknik direktör Mehmet Altıparmak, FIFA kokartlı eski hakem Selçuk Dereli ve 2023 yılında Dünya Spor Yazarları Birliği’nin (AIPS) “Futbolun Arka Bahçesi” kitabını “araştırmacı gazetecilik” ödülüne değer gördüğü Atilla Türker ile Dünya Kupası’nı ve milli takımın kupa yolculuğunu konuştuk.
“BU TÜR TURNUVALARI ÇOK ÖZLEMİŞİZ”
Türkiye’nin 24 yıl sonra dünya kupasında boy gösterecek olmasından dolayı yaşadığı mutluluğu dile getiren Mehmet Altıparmak, şunları söyledi:
“Çok hak ettiğimiz ama bir türlü gidemediğimiz bir dünya kupası vardı. Özellikle dünya üçüncüsü olduktan sonra, çok daha büyük başarılar elde etmemiz gerekirken ne yazık ki başaramamıştık ama bu yıl dünyanın en büyük organizasyonunda yer almak bizler için çok onur verici. Çok uzun süredir katılamadığımız için bu tür turnuvaları çok özlemişiz. Türkiye’yi tanıtım anlamında, futbolun gelişimini görmek adına ve ülkemizin orada yer alması anlamında muhteşem bir şey. Bir Türk olarak çok gururlu ve mutluyuz.”

Dünya kupası yolcuğuna, D Grubu’nda ABD, Paraguay ve Avustralya ile başlayacak olan A Milli Futbol Takımı’nın gruptan çıkma şansını değerlendiren Altıparmak, “Herkes grubu çok basit olarak görüyor. Diğer gruplara bakıldığı zaman bizim için çok daha kolay bir grup gibi gözüküyor ama biliyorsunuz, futbolda maçlar oynanmadan kazanılmaz” dedi.
“İlk maçlar her zaman zordur” diyen Mehmet Altıparmak, “İlk maçlarda kazanmak çok önemlidir ama kaybetmemek de çok önemlidir. Avustralya maçı bizim için çok önemli. Son altı dünya kupasının hepsine katılmış bir takım, bu çok önemli. Çünkü bir devamlılıkları var. Önceki dünya kupasında oynamış birçok oyuncusu var. Ayrıca fizik gücü çok yüksek ve disiplinli oynayan bir takım” şeklinde konuştu.
“EN BÜYÜK RAKİBİMİZ AMERİKA”
D grubunda en çok zorlayacak takımın ABD olacağını da dile getiren tecrübeli çalıştırıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birbirinden farklı yapıda takımlara karşı oynayacağız ama Paraguay, Avustralya, ABD, herkesin bildiği ve futbol dünyasında çok söz sahibi takımlar değil. Paraguay takımı çok koşan, mücadele eden, defansif yönü çok güçlü, çok fazla hücumu düşünmeyen bir takım ama bana göre grupta en büyük rakibimiz Amerika olacak. Ev sahibi olması ve taraftarının bu tür bir turnuvaya aç olmasından dolayı, grupta bizi en çok zorlayacak takımın ABD olacağını düşünüyorum. Teknik direktörleri Mauricio Pochettino, çok tecrübeli bir hoca. Çok iyi oyuncuları da var. Ama önemli olan sahada bizim ne yapacağımız.”
Grubu lider olarak tamamlayıp en kötü son 16’ya kalınabileceğini ifade eden Altıparmak, şunları kaydetti:
“Teknik, taktik, oyuncu özellikleri, kadro kalitesi bakımdan bu gruptaki tüm takımlardan daha iyiyiz. Oyunun gidişatını, sonucu etkileyecek hem ön tarafta hem defansta bu işi yapabilecek çok iyi oyunculara sahibiz. Çoğu oyuncumuz Avrupa’da oynuyor. Taraftar baskısını bilen, muhteşem taraftarla oynamayı öğrenmiş birçok oyuncumuzun olması bizim için önemli bir avantaj. Bu oyuncuların ne vereceği bizim için çok önemli. Eğer oyuncularımızdan istediğimiz verimi alırsak grubu lider olarak tamamlayacağımızı düşünüyorum. Tabii asıl iş, ondan sonra başlıyor. Sahada kendi gücümüzle oynadığımızda herkesi yenebilecek bir güce sahibiyiz. Hızlı oyuncularla sonuca giden bir takımız. Avantajlarımızı iyi kullanabilirsek en kötü son16’yı bekliyorum. Son 8’e kalırsak da muhteşem olacak.”
“GRUBU BİRİNCİ BİTİRME İHTİMALİMİZ YÜKSEK”
FIFA kokartlı eski hakem Selçuk Dereli de teknik direktör Mehmet Altıparmak’la aynı fikirde. A Milli Futbol Takımı’nın grubu birinci bitirme ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayan Dereli ise şunları söyledi:

“Ev sahibi ABD’nin taraftar desteğinin olması bir avantaj ama milli takımımız, 2002 FIFA Dünya Kupası’nda Güney Kore’yi de yenmişti. Umarım burada da başarırız. Milli takımımız, grubumuzdaki diğer takımlardan daha iyi. Gruptan çıkma umudumuz da yüksek. Hatta grubu birinci bitirme ihtimalimizi çok yüksek görüyorum.”
“GRUBUMUZDAKİ TAKIMLAR TAM DİŞİMİZE GÖRE”
“Grubumuzdaki takımlar tam dişimize göre” diyen Türker, “Dünya kupası denilince akla İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, Arjantin, Brezilya gibi dünya futboluna damga vuran takımlar gelir. Grubumuzdaki takımlar tam dişimize göre. İstesek daha iyisini çekemezdik. Çok fazla avantajımız var” diye konuştu.
“YARI FİNALE KADAR GİDECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”
Türker, “Ben bu heyecanı daha önce de yaşadım. Aynı havayı görüyorum” diyerek şunları söyledi:
“Dünya futbolunun yakından tanıdığı çok sayıda oyuncuya sahibiz. Patlamaya hazır silahlarımız, etkili yıldızlarımız var. Güçlüyüz, gruptan birinci olarak çıkarız. Hatta samimiyetle söylüyorum, yarı finale kadar gideceğimizi düşünüyorum. 2002 Dünya Kupası’nda yarı finali kimse hayal bile edemiyordu. Gruptan çıkamadan geri döneceğimizi düşünüyorlardı. 2002 FIFA Dünya Kupası’nda Cumhuriyet tarihinin en iyi kadrolarından birine sahiptik. Bu kadromuz da Cumhuriyet tarihinin en iyi kadrolarından biri. Yani, şimdi de benzerini yaşıyoruz. En azından ben bu heyecanı daha önce de yaşadım. Aynı havayı görüyorum. Hele hele bir de final görürsek yüzyıl hatta üç yüzyıl geçse de unutulmaz.”
2002’deki kadroya dikkat çeken Türker, Fatih Terim örneğini verdi:
“2002’de asıl şansımız, birbirinden değerli futbolculara sahip olmaktı. Dünya kupası öncesinde Türkiye’de inanılmaz derecede yetenekli oyuncular keşfedildi. O dönem kadroda olan oyunculara baktığımız zaman Fatih Terim’in kulaklarını çınlatmamak mümkün değil. Ümit Milli Takım antrenörü olduğu dönemde, Türkiye genelinde birçok yıldız keşfetti. Sonrasında, zaten Galatasaray dört yıl şampiyon oldu. Galatasaray iskeletini oluşturan oyuncuların tamamına yakını A Milli Takım forması giydi. Yani birlikte oynayıp birlikte tecrübe kazanıp el ele veren tarihin en iyi kadrosu, futbol tarihinde de en iyi sonucu elde etmiş oldu.”
“TÜRKİYE, GERÇEKTEN FUTBOL ÜLKESİ”
Mehmet Altıparmak ise yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Futbolculuk döneminde insan gerçekten çok fazla duygulanıyor. Bazen kendinizi orada hayal ediyorsunuz. Maçlarda karşılıklı oynadığımız oyuncularla biz dünya üçüncüsü olduk. Yarı finaldeki Brezilya maçı, kazanmaya yaklaştığımız bir maçtı. Bazı şanssızlıklar yaşamıştık, onları yaşamasaydık eğer, belki final oynayıp şampiyon olma şansımız bile vardı. Müthiş takımları elemiştik. O zamanki başarımız sanki böyle tesadüfmüş gibi gösteriliyor ama o dünya kupasında çok önemli oyuncularımız vardı. Bence oradaki oyuncuların yüzde 90’ı Avrupa’da çok rahat oynayabilecek seviyedeydi.”
“Ülkemiz, gerçekten futbol ülkesi” diyen Altıparmak, şöyle devam etti:
“Bizim her Dünya Kupası, her Avrupa Şampiyonası’nda olmamız gerekiyor. Pek çok ülkenin, ‘Keşke bizim takımımızda olsa’ diyeceği birçok oyuncumuz var. Bizim bunları kullanmamız, istikrarı yakalamamız lazım. İspanya, Fransa, İngiltere gibi takımların arasına girmemiz lazım. Çünkü bizim onlardan çok farkımız yok. Sadece biraz mantaliteye, futbolumuzu biraz daha geliştirmeye ihtiyacımız var. Bunun için de çok çalışmamız lazım. Bu dünya kupası, oyuncu grubumuz için inanılmaz tecrübe olacak.”
“MONTELLA, ÜLKE FUTBOLUNA ÇOK ŞEYLER KATTI”
A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella hakkında da düşüncelerini dile getiren Mehmet Altıparmak, “Montella’ya herkes bir şeyler söylüyor ama ben çok takdir ediyorum. Milli takımda yabancı hocaya, karşı olmama rağmen Montella geldiği günden beri çok şeyler yaptı. Ülke futboluna çok şeyler kattı” dedi.
“Montella, hangi futbolcudan ne alacağını çok iyi biliyor” diyen Altıparmak, şunları kaydetti:
“Oyuncularla olan diyaloğu, oyuncuların hocalarına olan saygısı ve sevgisi çok iyi. Bizim için şu anda en önemli şeylerden biri bu. Çoğu maçlarda çok eleştirildi ama hocanın kendi sistemi var. Kendi sisteminden de hiç ödün vermedi. Bu sistemi oturtmak öyle kolay değil. Bu oyuncular, senenin 10 ayı başka takımlarda, başka hocaların başka taktikleriyle oynuyor. O oyuncuları milli takıma getirip sizin istediğiniz taktikte oynatmak gerçekten çok zor. Oyun sistemini milli takımımıza çok iyi aşıladı. Bana göre, Montella çok başarılı. İnşallah, dünya kupasında da bu başarıyı devam ettirir.”

Montella için “Futbolculuğu dünya çapındaydı” diyen Atilla Türker, “Teknik adamlığını da üst çizgilere taşıdı. Montella’nın başarılı olacağını, milli takımımızın da tarihe imza atacağını düşünüyorum” dedi.
“İlk başta Montella ile ilgili kafamda soru işaretleri vardı” diyen Selçuk Dereli ise “Hırslı, heyecanlı bir teknik direktör. Takıma önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Ülkemizde takım çalıştırdığı için Türk futbol yapısını, futbolcu performansını da yakından takip etti. İyi işler yaptı. Umarım devamı gelir ve ekibiyle birlikte Dünya Kupası’nda başarı elde ederler” diye konuştu.
“NEDEN 24 YIL ARA VERİLDİ?”
Türkiye’nin 24 yıl sonra dünya kupasına katılacak olmasını mutluluk verici bir gelişme olarak değerlendiren Selçuk Dereli, “Ama bu kadar ara verilmesi de sorgulanması gereken bir durum. Neden 24 yıl ara verildi?” dedi.
Futbol organizasyonlarının eskiden çok daha iyi olduğunu vurgulayan Dereli, şunları söyledi:
“Futbol, tüm dünyada ileriye giderken Türkiye’de geriye gitti. Maalesef, liyakat ikinci plana atıldı. Bir şekilde ekonomik gücü olan bazı insanlar, hak etmedikleri yerlere geldi ve futbol, içinde bulunduğumuz bu durumlara düştü. Sokakta yürüdüğümde insanlar, ‘Ya hocam eskinin hakemlerini, eskinin futbolcularını, o performansları, o başarıları çok özlüyoruz.”
“GÜNÜMÜZ FUTBOLUNDA CİDDİ BİR GÜVEN KAYBI VAR”
Eskiden kulüplerin de daha başarılı olduğuna dikkat çeken Dereli, “Galatasaray, UEFA Kupası’nı Süper Kupa’yı kazanmıştı. Fenerbahçe, Beşiktaş Şampiyonlar Ligi’nde çok önemli rakipleri alt edip önemli noktalara gelmişti. Trabzonspor önemli sonuçlar alıyordu. Gençlerbirliği, Denizlispor gibi takımlar Avrupa’da önemli başarılar yakalıyordu. Futbol çok daha kıymetli, çok daha ilgi görüyordu. Tribündeki seyirci sayısı daha fazlaydı. Şimdi maalesef, 4 büyük takımın maçları dışında tribünler dolmuyor. Çok güzel statlar var, tribünlerin kapasitesi yeterli ama dolmadığını görüyoruz. Günümüz futbolunda ciddi bir güven kaybı var. Bunun da ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Geçmiş yıllarda altyapıya çok ciddi yatırımlar yapıldığını ifade eden Selçuk Dereli, “Yabancı oyuncu sayısı artırılınca sanki futbolda çok daha iyi noktalara gelinecek düşüncesi oluştu. Baktığımızda 5 yabancı oyuncuyla Avrupa’da önemli başarılar elde edildiğini de gördük. Yerli oyuncuların milli takımlara katkılarını gördük. Ulusal marşımızı bir Türk futbolcu söylüyor, diğerleri hep yabancı. Bu durumun çok ciddi bir düzenlemeye ihtiyacı var” dedi.
YA İSPANYA YA FRANSA
Son olarak, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluk konusunda favori takımlarını dile getiren Selçuk Dereli, “İspanya ve Fransa’nın çok önde olduğunu düşünüyorum. Birini seçecek olursak da Fransa’yı daha yakın görüyorum” dedi. Tıpkı Dereli gibi “Bu dünya kupası için Fransa ve İspanya’nın çok önde olduğunu düşünüyorum” diyen Mehmet Altıparmak ise Selçuk Dereli’nin “Fransa” cevabının aksine “İspanya’yı ön plana çıkarıyorum” dedi. Atilla Türker de “Her bakımdan İspanya diyorum” yanıtını verdi.