Ekran ışığında karanlık casino

Cep telefonuna indirilen bir uygulama veya sosyal medya reklamları üzerinden kolayca giriliveren; kazananların, kaybedenlerin, tuzağa düşürülenlerin, hatta istihdam edilenlerin birbirlerini hiç görmediği; casino'ların dev avizeleri yerine ekran ışığı ile aydınlanan koca bir dijital endüstri... Yasadışı bahis ve kumarın tüm yönlerini sistemin tüm taraflarıyla konuştuk.

Müzeyyen Yüce
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. Mesleğe 2013 yılında DHA’da stajyer olarak başladı. Antalya Körfez Gazetesi, Gazete Duvar ve Artı Gerçek'te muhabir...

20 liralık kuponla başlayıp 5 milyon kaybedince ailesinin iki evini satarak kurtulan Mehmet… Büyük oynayıp, büyük kaybeden VIP kullanıcılar… Bir milyon liraya dayanan borcu nedeniyle intihar etmeye çalışan Ahmet… Bahis sitesinin canlı destek hattı çalışanı Ayaz… Kendi banka hesabını kullandıran daha sonra arkadaşlarının hesaplarını toplayan Ömer…

Cep telefonuna indirilen bir uygulama veya sosyal medya reklamları üzerinden kolayca giriliveren, Telegram ve Whatsapp grupları ile örgütlenen; kazananların, kaybedenlerin, tuzağa düşürülenlerin, hatta istihdam edilenlerin birbirlerini hiç görmediği; casino’ların dev avizeleri yerine ekran ışığı ile aydınlanan koca bir dijital endüstri… Yasadışı bahis ve kumarın tüm yönlerini sistemin tüm taraflarıyla konuştuk.

BİRİNCİ BÖLÜM

“AYLARCA ÇALIŞSAM O PARALARI KAZANAMAZDIM AMA…”

Yasal bahisle başlayan bir “eğlence”, yasa dışı internet siteleriyle derinleşen bir bağımlılığa dönüştü. 30 yaşındaki Mehmet, yasa dışı bahis tuzağına düşen binlerce gençten biri:

“Kumara yasal bahisle başladım. Sonra daha yüksek kazanç vaadi sunan yasa dışı sitelere geçtim. Önce kazandım, kendime güvenim geldi. Daha büyük oynamaya başladım. Kaybettiğimde duramadım, bir yılda 5 milyon lira kaybettim. Ailemden kalan iki evi satmak zorunda kaldım.”

Yıllardır kumar bağımlılığı ile mücadele eden Mehmet, İstanbul’da yaşıyor. Gerçek isminin kullanılmaması şartıyla konuşmayı kabul etti. Üniversite yıllarında “küçük bir deneme” olarak başladığı bahis serüveninin nasıl kontrol edilemez bir yıkıma dönüştüğünü anlattı.

Mahallesindeki iddaa bayiine ilk kuponunu yatırdığında 22 yaşındaydı Mehmet. 20 lira koyup 150 lira kazandı. Bir daha oynadı, yine kazandı. O günlerde cebine giren paralar küçük olsa da, başarı duygusu büyüktü. Sonrası hızlı geldi…

Bir gün arkadaşı, bir internet sitesi linki gönderdi. Yasal bahisten daha yüksek kazanç vadeden, ödüller ve bonuslar veren, renkli arayüzleriyle sanal bir casino olarak kullanıcıları tuzağa çeken sistemin kapısı aralanmış oldu. Mehmet o an için, “Sonun başlangıcıydı” diyor:

“Birçok arkadaşım önemli paralar kazanıyordu. Bahisten kazandığı parayla araba alan, yurt dışına tatile gidenler bile vardı. Başlarda ben de ciddi miktarlar kazandım. Çalışarak birkaç ayda kazanılacak paraları siz bir anda hesabınızda görüyorsunuz. Bu ülkede geleceğini göremeyen, atanamayan, düşük ücretlere çalıştırılan gençler için bunun ne demek olduğunu tahmin edersiniz. Ama bir süre sonra kaybetmeler başlıyor. Ve siz durmak için artık çok geç kalıyorsunuz.”

CEP TELEFONUNDAKİ KUMARHANE

Türkiye’de kumarhanelerin 1998 yılında kapatılması sonrası yasal bahis ve kumar, özellikle dijitalleşmeyle birlikte günlük hayatın sıradan bir parçası haline geldi. 2000’li yılların başında Milli Piyango, Sayısal Loto, Spor Toto ve at yarışları ile sınırlı olan sistem, 2010’lu yıllarda genişledi; asıl kırılma ise 2020’deki özelleştirme sonrası yaşandı. Mobil uygulamalarla 7 gün 24 saat erişilebilir hale gelen şans oyunları, birkaç saniyede kupon yapılabilen bir yapıya dönüştü. Bu dönüşüm, yasal bahis hasılatında ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Spor Toto’nun 2003’te 17 milyon dolar olan hasılatı, 2023’te 11,3 milyar dolara yükseldi.

Bugün cep telefonuna indirilen bir uygulama ya da tek tıkla girilen bir internet sitesi, herkesi sanal bir kumarhanenin içine çekebiliyor. Bahis baronlarının kurduğu çark, en çok ekonomik çıkmazda olan, gelecek kaygısı yaşayan gençleri ağına düşürüyor. Kimi oyuncu olarak sisteme dahil oluyor, kimi çağrı merkezlerinde ya da finans ağlarında işgücü olarak kullanılıyor. Çoğu borç, bağımlılık ve yıkımla baş başa.

İnsani Hayat Derneği Başkanı Yunus Çetinkol, sanal bahis ve kumar bağımlılığının toplumsal tahribat yarattığını savunuyor:

“Pandemi ile 2020’de eve kapanan gençler için sanal oyunlara yönelim arttı. Gerek yasal bahis siteleri gerekse yasa dışı bahis ağları bu süreçte reklam ve tanıtımlarla gençlere cazip hale getirildi. Özellikle yasal bahisteki devlet denetimi algısı ‘burada sorun olmaz’ düşüncesini güçlendirdi. Bu da yasa dışı bahse açılan bir geçiş kapısı yaratıyor. Kumarın yasalı ya da yasa dışısı olmaz. Bugün bir film izlemek için bile kaçak sitelere giren gençler, izleyecekleri filme ulaşana kadar birkaç tane yasa dışı bahis sitesinin reklamı ile karşılaşıyor. Bu ağların durdurulması için hem yasal bahis alanlarında bir düzenleme yapılmalı hem de gençlerin bu sisteme çekilmesinin ardındaki psikolojik, toplumsal ve ekonomik nedenlerin araştırılması lazım.”

KUMARA BAŞLAMA YAŞI 15’E DÜŞTÜ

Yeşilay ve Sağlık Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı “Kumar Raporu”, gençler arasında kumar bağımlılığının 2025 tablosunu çizdi. Buna göre Türkiye’de kumara başlama yaşı 15. 15 yaş üzerindeki her 10 kişiden biri hayatında en az bir kez kumar oynadı. Ki bu, yaklaşık 6,8 milyon kişi demek. Kumar oynayanların yüzde 71’i 15-24 yaş arasında. Yüzde 19’u, ilk kez kumar oynadığında 25-34 yaş aralığındaydı. Rapora göre, sanal bahis giderek bir halk sağlığı sorunu haline geliyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren bahis sitelerinin sadece altısı yasal. Bu sitelerin toplam abone sayısı 27 milyon civarında. Tespit etmesi zor olsa da, yasadışı kumarın kullanıcı sayısının 15 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Haber sürecinde incelediğimiz bazı yasa dışı bahis siteleri ve Telegram kanallarında, “1000 TL yatır, 500 TL bonus kazan”, “Hızlı başlangıçlar, büyük kazançlar” gibi insanı çeken ifadeler yer alıyor. Sadece bir Telegram kanalının 36 bin abonesi var. Yurt dışı merkezli bu sitelerin engellemeleri aşmak için yüzlerce kez domain değiştirdiği görülüyor.

‘NEREDEYSE OYNAMAYAN ARKADAŞIM YOK’

Mehmet, gençlerin bu ağlarla temasının çoğu zaman bir mesaj ya da reklama tıklamakla başladığını anlatıyor:

“O kadar yaygın ki, neredeyse oynamayan arkadaşım yok. Hiç bulaşmamış biri bile gerek sosyal medya reklamlarıyla gerek SMS ile gerekse arkadaş ortamında şahit olduğu kazançlara kanarak bir şekilde bu ağın içine çekiliyor. Her yanını saran örümcek ağına takılmamak, özellikle ekonomik sıkıntı yaşayan, kolay paranın cazibesine kapılan biri için çok zor. Zaten yasa dışı bahis siteleri de bunun üzerinden bir kurgu yapıyor. İlk kazançlar da tesadüf değil. Sana önce kazanma umudu satıyor, sonra kazandırıyor. Ancak hemen ardından kazandığın tüm parayı kaybetmeye başlıyorsun.”

Mehmet’i de kumar bağımlığı zaman içinde önce finansal, sonra ruhsal ve en nihayetinde hayati bir yıkıma sürükledi:

“Kaybetmeye başladığımda önce önemsemedim. Kazanırım nasılsa diye düşündüm. Kaybettikçe daha çok oynadım, daha çok oynadıkça borçlanmaya başladım. Kredi kartım dolmuştu; kredi çektim. Hiç unutmuyorum; 300 bin liralık krediyi bir saatte çektim, 15 dakikada kaybettim. Kendimi durdurmaya çalıştıkça kafamdaki ses, “hadi, bir dahakine tüm kaybı telefi edeceksin” diyordu. Ailemden, çevremden borçlar alarak oynamayı sürdürdüm. Arkadaşlarım da bahis oynadığı için kazananlardan yüklü paralar alabiliyordum. Sonrasında onların da bana verecek parası kalmadı.”

İYİLEŞMEK İÇİN AKILLI TELEFONU BIRAKTI

Kocaman bir borç yüküyle karşı karşıya kaldı Mehmet. Panik atak geçirmeye başladı, atakların arası sıklaştı. Kumar yoksunluğunu içerek atlatmaya çalıştı:

“Artık canımdan başka hiçbir şeyin kalmadığını düşünüyordum. Ailem kumar bağımlılığımı ve borçlarımı bu süreçte öğrendi. Halime acıyan annem, elinde kalan iki evi satarak borçlarımı ödedi. Küçük de olsa bir ev alacak kadar para kalmıştı. Bir süre tedavi gördüm. O süreçte bahis sitelerine girmemek için akıllı telefon bile kullanmadım.”

Mehmet, bugün 30 yaşında. Bir yıldır kumar oynamadı. Bir restoranda 40 bin lira maaşla çalışıyor. “Evet, belki zar zor geçinecek kadar para kazanıyorum ama en azından bir simülasyonun içinde değil, gerçek dünyadayım,” diyor.

İKİNCİ BÖLÜM

MUTFAK

Yasa dışı bahis çoğu zaman büyük para trafiği, kapatılan siteler ve soruşturma dosyalarındaki rakamlarla gündeme geliyor. Ancak bu yapı sadece sanal ortamdaki oyunculardan ibaret değil. Sistemin arka planında, farklı görevlerde çalışan ve büyük bölümü gençlerden oluşan geniş bir ağ ve emek sömürüsü var. Canlı destek hattında mesajlara yanıt verenler, banka hesaplarını kullandıranlar, başkalarının hesaplarını toplayanlar… Birbirlerini tanımayan bu kişiler, aynı organizasyonun farklı halkalarında yer alıyor.

CANLI DESTEKTE BİR GECE

Önünde açık bir bilgisayar var. Bir yandan harıl harıl yazıyor, diğer yandan masadaki sohbeti kaçırmamaya çalışıyor. Yüzündeki memnuniyetsizlik dikkat çekiyor. Uzun süre izledikten sonra ne yaptığını soruyorum. Kısa bir duraksama oluyor. “Neden sordunuz?” diyor, çekinerek. Masadakiler araya giriyor, “yabancı değil” diyorlar.

Bunun üzerine anlatmaya başlıyor, adının kullanılmaması şartıyla… Bir yasa dışı bahis sitesinde canlı destek biriminde çalıştığını söylüyor. Ekran başında, gece boyu siteye bağlanan oyuncuların mesajlarına yanıt verdiğini, teknik sorunlardan bonus taleplerine kadar her konunun önüne düştüğünü anlatıyor. Ayaz, bir yandan otomatik mesajları yönlendiriyor, bir yandan konuşmayı sürdürüyor.

Anadolu’nun küçük bir kentindeki üniversiteden 2019 yılında mezun oldu. Aylarca iş aramasına rağmen bulamadı. Covid-19 pandemisinin patlak vermesiyle de herkes gibi eve kapandı.

Evden çıkamazken, internette geçirdiği süre giderek arttı. Derken yakın bir arkadaşı, bir iş imkanından bahsetti: “Asgari ücretin üç katını kazanıyorum. Sen de yapmak ister misin?” Ayaz, “Açıkçası para cazip geldi. Zaten başka seçeneğim de o dönemde yoktu” diyor.

İSİM YOK, YÜZ YOK, TALİMATLAR YUKARIDAN

Önce bir aylık bir eğitim aldı. Kimseyle yüz yüze gelmedi, her şey uzaktan yürütülüyordu. Eğitimden sonra  ‘canlı destek’ olarak işe başladı. Herhangi bir kullanıcı adı ile bir panel açılıyor, oyuncular ile buradan iletişim kuruyordu. Üst kademedekileri hiç görmedi. İsim yok, yüz yok. Talimatlar yukarıdan geliyor ama yukarının neresi olduğunu bilmiyor.

Oyuncular için yasa dışı bahis sitelerine ulaşım kolay olsa da çalışanlar için bu ağın kapalı bir yapı olduğuna dikkat çeken Ayaz, “Dahil olmak için referans gerekiyor. Aksi takdirde girilemiyor. Bana o sitede çalışan bir başka arkadaşım referans oldu. Sitedeki kimse birbirini tanımaz. Herkesin bir kullanıcı adı var. Zaten sistem de bu bilinmezlik sayesinde kendini var ediyor ve koruyor,” diyor.

Zamanının büyük kısmını ekran başında geçiren Ayaz, görüşmelerin çoğu teknik destekle sınırlı kalsa da zaman zaman bambaşka hikâyelerle karşılaşıyor:

“Kaybedip ağlayanlar oluyor. ‘Son paramı verdim, her şeyimi kaybettim’ diyerek bonus isteyenler, maaşını yatırdığını, kredi çektiğini, ailesinden para aldığını anlatanlar var.”

Bu mesajların psikolojisini nasıl etkilediğini, suçluluk hissedip hissetmediğini sorduğumda uzun bir sessizlik oluyor. Sonra “Bize ‘oyuncunun parasını düşünmeyin. Sistem onu zaten filtreler’ derlerdi. Filtre dedikleri şey, oyuncunun ne kadar dayanabileceğini ölçen bir algoritmaydı. Ama yine de ilk zamanlar etkiliyordu, üzülüyordum. Ama sonra alışıyorsun” diyor.

Ayaz, aklında kalan bir görüşmeyi, bu alışma sürecinin kırılma noktası olarak tarif ediyor ve kendi tabiriyle “robotlaşmaya” da o zaman başlıyor:

“Bir gece orta yaşlarda bir adam bağlandı. Oyunda kaybetmiş. Tüm parasının tükendiğini, bu alışkanlıktan bir türlü kurtulamadığını yazıyordu. Başlarda otomatik mesajları yönlendirdim. Sistem kuralı gereği canlı desteğe bağlanan bir oyuncuyu sistemden çok gerekçeli bir sebebin olmadığı sürece atamıyorsun. Adam yazdıkça yazıyordu. En sonunda haline üzüldüm ve yazışmaya başladım. Adamın eşi bu alışkanlığı yüzünden evi terk etmiş, işini gücünü kaybetmiş. Bir sürü de borcu varmış. Tam üç saat yazıştık. Normalde yasak olmasına rağmen en azından borçlarını ödeyene kadar oynamamasını önerdim. Haklısın dedi, sistemden çıktı. Bir gün sonra aynı adamı tekrar oyunda gördüğümde içimde bir şeyler değişti. O saatten sonra suçluluk hissetmemeye başladım. İnsanların kendi tercihi diye düşündüm. Bir anlamda robotlaştım.”

VIP OYUNCULAR, MİLYONLUK KAYIPLAR

Ayaz, canlı destek biriminde herkesin aynı muameleyi görmediğini de söylüyor. Yüksek meblağlarla oynayanlar, “VIP” olarak tanımlanan oyuncular var. Bu oyuncuların kim olduğu, isimleri önceden kendilerine bildiriliyor ve işlemlerinin hızlandırılması talimatı veriliyor.

Onlar büyük oynuyor, büyük kaybediyor. Ayaz, anlatmaya devam ediyor:

“Bir iş adamı vardı. Oyuna girdiğinde bize mesaj gelirdi. Bir gecede 10 milyon kaybettiğini gördüm. Ve kılı kıpırdamaz, her gün oyuna girerdi. Bir yandan 200-300 bin kaybedip ağlayanlar, diğer yandan 10 milyon kaybedip sanki hiç kaybetmemiş gibi oynamaya devam edenler… Sadece futbol maçlarına bahis yapanlar yok bu sistemde. Rulet, slot ve anlık geri dönüş alan oyun oynayanlar ağırlıkta. Mesela bir gün biri, o anda oturduğu kafede hesabı ödeyecek parayı kazanmak için oyuna girdi.”

“BEN NE MASUMUM NE DE SUÇLU”

Bu sistemin yasa dışı olmasından dolayı kendini tehlikede hissedip hissetmediğini soruyorum. Ayaz, soruyu bekliyormuş gibi hemen yanıtlıyor:

“Elbette hissediyorum. Ama başka bir seçeneğin var mı diye de sormak lazım. Bugün buradan çıkıp bir işe girsem, maaşım otomatik olarak asgari ücret seviyesine düşecek. Kaldı ki denedim de. Daha fazla dayanamadığım bir dönem işten çıktım ve düzenli bir işe girdim. Verdikleri ücret asgari ücretin bir tık üstüydü ve 12 saat çalışıyordum. Ona rağmen küçülmeye gidiyoruz diyerek işten çıkardılar. Başka da bir iş bulmayınca yeniden bu işe döndüm. Kimse hayalindeki işi bırakıp buraya gelmiyor. Mecbur kaldığı için geliyor. Ama yine de yapılacak iş değil.”

Görüşmenin sonuna geldiğimizde Ayaz’ın da mesaisi bitmiş, bilgisayarı kapatmıştı. Kan çanağına dönen gözlerini bana çevirip, “Ben ne masumum ne de suçlu. Hiç kimseyi zorla oynatmıyorum. Herkesin içinde bulunduğu bir çarkın ufacık bir dişlisiyim. Ben olmasam da bu çark dönmeye devam edecek” dedi.

ÖNCE HESABINI KİRALADI, SONRA BAŞKA HESAPLARI TOPLADI

Ayaz gibi Ömer de ekonomik sıkışmışlık içinde bu ağlarla ilişki kurdu. Daha 19 yaşında bir üniversite öğrencisi. Yasa dışı bahisle ilk teması, liseden yeni mezun olduğu dönemde, arkadaş ortamında oldu. Üniversiteyi kazanamamıştı ama özel bir üniversiteye gitmek istiyordu. “Hesabını kiralayacaksın, paranı alacaksın” dediler. Ailesine yük olmadan parasını toparlayabileceğini düşünerek teklifi kabul etti.

İlk temas, Telegram ve WhatsApp üzerindendi. Kendi adına bir hat ve e-posta açtırıldı. Banka hesap bilgilerini verdi. O noktadan sonra tüm kontrol çetenin eline geçti. Bahis sitelerindeki oyuncular tarafından para yatırılan hesap yaklaşık bir ay kullanıldı ve bu süreçte Ömer’den hiçbir bankacılık işlemi yapmaması istendi. Karşılığında 8 bin TL aldı.

BİR HAFTADA 15 HESAP

Tanımadığı bir kişi aracılığıyla, yeni hesaplar bulması karşılığında hesap başına 40 bin lira önerildi. Bir haftada 15 hesap topladı. Teklifi neden kabul ettiğini ve hesapları nasıl topladığını anlattı:

“18 yaşındasın, kanın kaynıyor. Üniversite parasını daha hızlı toplarım diye tamam dedim. Başlarda da bu işin bu kadar büyük bir suç olduğunu fark edemedim. Hesapları tamamen arkadaş çevremden buldum. Zaten herkes yapmak istiyordu. Kolay para gibi geliyordu. Ben yaptım bir şey olmadı, sen de yap şeklinde konuşuyorduk. İnsanları kandırarak hesapları toplayanlar da vardı. Ama ben kimseye yalan söylemedim.”

Toplanan hesaplar, yüz yüze buluşmalarla bir aracıya teslim ediliyor. Ömer, sistemin hiyerarşisini ilk kez bu noktada fark ettiğini söylüyor. “Bu işte aracı çok” diyen Ömer, “Ben sadece alt tabakayı gördüm. Hesapları verdiğim kişi başkasına, o da bir başkasına ulaştırıyordu. İşin başındaki insanları biz hiç görmedik. En yetkili gördüğüm kişi, site yöneticisi olarak bildiğimiz bir galericiydi. Onun görüştüğü kişinin de Kıbrıs’ta olduğunu duymuştum” diyor.

“ÜNİVERSİTELERDE ADAMLARI VAR’

Ömer, bu kısa sürede toplamda 700–800 bin lira civarında para aldı. Üniversitelerde bu ağlar adına çalışan kişiler bulunduğunu, öğrencilerin bire bir ikna edilmeye çalışıldığını anlatıyor:

“Türkiye’de nereye elini atsan bir yasa dışı bahis sitesi var. Üniversiteye gidip de bu teklifi almayan neredeyse yoktur. Hatta daha geçen gün üniversitede birisi önümüzü kesip bizi ikna etmeye çalıştı.”

İşi bırakmasına yol açan şey, bir dolandırıcılık vakası oldu. Şebeke adına hesabını topladığı gençlerden biri, sahte bir aramayla kandırıldı:

“Arkadaşı biri arıyor, siteden olduğunu söylüyor, hesabının şifresini istiyor. Arkadaş da inanıyor, veriyor. Tabii hesaba oyunculardan yatan 100 bin lira buhar oluyor. Sonra bizi aradılar, parayı sordular. Dolandırıldığımız ortaya çıkınca, o borca karşılık iki hesap getirmemiz istendi. İlk hafta bulamadık. Zor duruma düştük. İkinci hafta bulup verdik. O an ilk kez bu işin tehlikeli olduğunu anladım.”

“BIRAKMAK İSTEDİĞİMDE TEHDİT EDİLDİM”

“Toplasanız iki ay bile çalışmadım” diyen Ömer, bırakmak istediğini söylediğinde tehdit ettiklerini, korkutmaya çalıştıklarını ancak Telegram’dan ve WhatsApp’tan iletişimde olduğu numarayı engellediğini söyledi. Ardından İstanbul’a gitti ve özel bir üniversitede okumaya başladı. Bugün geçimini bir kafede çalışarak sağlamaya çalışıyor. Ancak geçmişi hâlâ peşini bırakmış değil. Yakın zamanda hesap hareketliliği nedeniyle ifadeye çağrıldı:

“Çok korkuyorum. Ceza alır da üniversiteden atılırsam diye. Benim dışımda hesabını aldığım bir arkadaş da soruşturma geçiriyor. Şimdi bakıyorum da çok büyük bir hata yapmışım. Kolay para dedik ama hiç kolay değil.  Kaldı ki çoğumuz bu işin bu kadar büyük bir suç olduğunu da bilmiyorduk. Aklı olan bu işe girmez.”

BÖLÜM 3

PSİKOLOJİK TUZAK, SOSYOLOJİK BİR ÇÖKÜŞ

Uzmanlara göre sanal bahis yalnızca ekonomik bir tuzak değil; dopamin döngüsüyle derinleşen psikolojik bir bağımlılık ve “geleceksizlik” kaygısıyla beslenen sosyolojik bir soruna dönüşmüş durumda.

“Başta sadece para kaybediyordum. Sonra güvenimi kaybettim. En son yaşama isteğimi… İntihar girişiminde bulundum. 17 gün yoğun bakımda kaldım. Herkes ‘neden’ diye soruyordu. Ben susuyordum.”

21 yaşındaki Ahmet bunları İstanbul’da yatılı tedavi gördüğü bağımlılık merkezinde anlatıyor. İsminin gizli kalmasını istiyor. Henüz 18 yaşına yeni girdiği günlerde sosyal medyada karşısına çıkan reklamlarla ve arkadaş çevresinin yönlendirmesiyle başladığı sanal bahis ve kumar, kısa sürede hayatının merkezine yerleşti. Başta “küçük miktarlar” ve “kolay kazanç” hissi hakimdi. Sonra kayıpları telafi etme arzusu. Ardından borçlar, yalanlar, yalnızlaşma… Ve bir intihar girişimi.

Ahmet’in hikâyesi tek değil. Son yıllarda Türkiye’de sanal bahis ve kumarın yaygınlaşmasıyla birlikte bağımlılık, bireysel bir alışkanlık olmaktan çıktı; finansal çöküşle psikolojik yıkımın iç içe geçtiği toplumsal bir meseleye dönüştü. Kumar bağımlılığı nedeniyle yaşadığı ağır çöküşün ardından yaşamına son veren beden eğitimi öğretmeni Şafak Çelik’in ölümü de bu gerçeğin kamuoyuna yansıyan örneklerinden biriydi.

RESMİ VERİLER SINIRILI

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son bir yıl içinde dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 46’sı, ergenlerin ise yüzde 18’e yakını en az bir kez kumar oynadı. Türkiye’de ise bu alana ilişkin resmi veriler sınırlı. Kumar bağımlılığı nedeniyle yaşanan psikolojik çöküntü ve intiharlara dair özel bir kamu raporu yok. TÜİK’in yayımladığı son kapsamlı intihar verisi 2018 yılına ait. O yıl Türkiye’de her yüz bin kişiden 4’ü intihar etti. Ancak bu vakaların kaçının kumar bağlantılı olduğuna dair resmi bir veri bulunmuyor.

Ahmet, kendi deyimiyle “eğlencesine” başladığı oyunlarda küçük miktarlar yatırarak belli bir kazanç elde etti. Liseden sonra üniversiteye gitmeyi de tercih etmeyince ailesinin evinde, onlardan aldığı harçlıklarla geçimini sağlıyordu. Bu yüzden de kazandığı paranın kendinde heyecan yarattığını ve daha büyük miktarlar kazanabilme umudunu artırdığını söyleyen Ahmet, sanal bahis sitelerine giderek daha büyük paralar yatırmaya başladı. Sonra tablo tersine döndü. Kazanç yerini kayıplara bıraktı. Ahmet için kumar bir eğlence değil, telafi edilmesi gereken bir zarar haline geldi.

“KAYBIM BİR MİLYONU BULMUŞTU”

Parayla temas ettiği her an oynamayı sürdürdü. Kendini bir türlü durduramadığını, kontrolünü tamamen kaybettiğini söyleyen Ahmet, “Kaybetmeye başladığım an durmak istedim; ancak ‘bu defa olacak’ diye diye oynamaya devam ettim. Arkadaşlarımdan, ailemden paralar alarak oynadım bir süre. Aralarda kazansam da bu tutarlar kaybımın yanında devede kulaktı. Ve bu süreçte kaybettiğim miktar 1 milyonu bulmuştu. Çok çaresizdim. Her şeyimi kaybetmiştim” diyor.

“KAYBETTİKÇE ARTAN DOPAMİN”

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel’e göre mesele sadece yasa dışı bahis siteleri ya da denetim eksikliği değil. Sanal bahis sistemi, beynin ödül sistemi olarak bilinen dopamin mekanizmasını hedef alıyor; önce kazanma ihtimalini ardından ise kayıpları telafi etme dürtüsünü canlı tutuyor; “bir sonraki elde kazanma” umuduyla kişinin döngü içinde kalması sağlanıyor. “Beklenti, çoğu zaman kazancın kendisinden daha güçlü bir etki yaratır” diyen Ögel’e göre, “Kumar, kayıpla beslenen tek bağımlılık türü.”

“Burada kazanmaktan çok kazanma ihtimali kumar oynatıyor. Ve sonrasında kişi kaybettikçe kaybını telafi etme dürtüsüyle yeniden oynuyor. Özellikle genç yaşta başlayanlarda, gelişim sürecindeki kırılganlıklar bu mekanizmayı daha da güçlendiriyor.”

“NEREDEYSE KAZANDIM” TUZAĞI

Sanal bahis platformlarını incelediğimizde, psikolojik tetikleyicilerle tasarlanmış dijital ortamlar olduğunu  görüyoruz. Son saniye golleri, canlı oran değişimleri, ilk yatırımlarda sağlanan küçük kazançlar, sürekli bonus teklifleri gibi unsurlar, oyuncunun sistem içinde kalmasını sağlayan faktörler arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Kültegin Ögel de “Bu platformların sunduğu “neredeyse kazanma” etkisi, beyinde gerçek kazançla benzer bir uyarım yaratıyor. Mesela ‘kıl payı sendromu’ diye bir kavram var. Yani siz bir oyunu kıl payı kaçırdıysanız beyin onu “kazandım” olarak algılıyor. Bu da kişiyi bir sonraki oyuna itiyor. ‘Soyut ödül beklentisi’ bireyin gerçeklik algısını bozabiliyor. Kumar bağımlılarında prefrontal korteks işlevselliği azalırken, dürtüsel kararlar alan limbik sistem baskın hale geliyor. Bu da kişiyi “bir kez daha deneme” davranışına itiyor. Slot makineleri ve canlı casinolar hızla sonuç alınan oyunlar. Bir ödül ne kadar hızlı geliyorsa, beraberinde de bir o kadar hızlı bağımlılık yapıyor. Bu da risk alma davranışını tetikliyor” diye açıklıyor.

Bağımlılıkla birlikte bireyde kontrol kaybı, sosyal izolasyon, finansal çöküş, depresyon ve suçluluk duygularının içe içe geçtiğini belirten Ögel, “Kumarın psikolojik etkileri, sadece kayıplarla sınırlı değil” diyor ve ekliyor:

“Kumar bağımlılarının yüzde 50’sinden fazlası yaşamlarının bir döneminde intiharı düşünüyor. Bu bireylerin yüzde 17–20’si intihar girişiminde bulunuyor. Bu oran, toplumdaki intihar girişim oranının 5–10 katı. Bu da kumar bağımlılığının ciddiyetini ve toplumsal bir meseleye dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.”

BORÇ BATAĞINDAN İNTİHAR GİRİŞİMİNE

Nitekim Ahmet de üst üste gelen kayıpların ardından bir gün intihar girişiminde bulundu. Ailesi son anda yetişti. 17 gün yoğun bakımda kaldı. Gözlerini hastanede açtı. Hayata dönmüştü ama psikolojisi paramparçaydı. Hastanede psikolojik tedavi süreci başlatıldı. Uzmanlar ve ailesi neden böyle bir girişimde bulunduğunu sordu. Ahmet gerçeği söyleyemedi:

“Çok utanıyordum. Kimseye bir şey söyleyemedim. Üstelik bir sürü de borcum vardı. Ailem duyar diye korktum. Hastaneden çıktıktan sonra yaşadığım boşluk daha da derinleşti. Kendimi ‘her şeyini kaybetmiş bir adam’ olarak görüyordum. Kumar bağımlılığımla baş edemeyince bu kez de uyuşturucu kullanmaya başladım. “Freni boşalmış bir kamyon gibiydim.”

NEDEN ÖZELLİKLE GENÇLER?

Sosyolog Fatma Büşra Karakuş’a göre dijitalleşme ile kumar, mekânsal sınırlarını kaybetti. 1998’de kapatılan fiziksel kumarhaneler yerini bilgisayar ve cep telefonu üzerinden sınırsız erişime bıraktı. Artık fiziksel bir efor gerekmiyor; gece yarısı, yatakta, tek bir dokunuş yeterli.

Kumarın gençler arasında yaygınlaşmasının yalnızca bireysel zaaflarla açıklanamayacağını vurgulayan Karakuş, son yıllarda derinleşen “geleceksizlik” kaygısına dikkat çekiyor.

Karakuş’a göre çalışarak birikim yapma ve hayat kurma fikri gençler nezdinde giderek zayıflıyor. Pek çok genç kendi evine sahip olmayı hayal dahi edemiyor; aldığı eğitimin karşılığını alamayacağını düşünüyor, ailesinden bağımsız bir yaşam kurmayı mümkün görmüyor. Bu tablo içinde kumarın bir umut kapısından çok “son ihtimal” olarak görüldüğünü belirten Karakuş, “Kazanırsam kurtulurum fikri doğuyor. Hatta kaybetmek bile, uzun süre beklemekten daha katlanılabilir geliyor” diyor. Karakuş’a göre sosyal medyada fenomenler ve ‘YouTuberlar’ tarafından sergilenen hızlı para kazanma hikâyeleri ve abartılı yaşam tarzları da bu algıyı güçlendiriyor. Emek ve zaman yerine kısa yoldan kazanç fikrinin parlatılması, gençler arasında “kolay para” kültürünü besleyen önemli etkenlerden biri haline geliyor.

TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?

Prof. Dr. Kültekin Ögel’e göre tedavi merkezlerine başvuran birçok kişi, borç miktarı kontrolden çıktıktan sonra yardım arıyor. Kumar bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten ve kişinin sorunu kabul etmesinin kritik eşik olduğunun altını çizen Ögel, gençlerde bunun kabullenmeye başlamasının 21-24 yaşları arasında olduğunu söylüyor. Tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi, grup terapileri, aile destek programları, gerekli durumlarda ilaç tedavisinin uygulandığını ifade ediyor. Ancak bu çok uzun, hatta yaşam boyu devam eden bir süreç.

AİLE DE TERAPİ ALIYOR

Ahmet’in dönüm noktası da sosyal medyada karşısına çıkan bir bağımlılık tedavi merkezi oldu. Kumar bağımlılığından kurtulan kişilerin hikâyelerini izledi. “İşte o an bağımlı olduğumu ve bunun bir tedavisi olabileceğini fark ettim” diyen Ahmet, “İçimde bir umut yeşerdi. Ben de iyileşir miyim acaba diye düşündüm” diyor.

O saatten sonra ailesine yaşadığı tüm süreci anlattı ve onların da desteğiyle merkeze başvurdu. Bir aydır yatılı tedavi görüyor. Önünde iki aylık süreç daha var.

Ahmet bugün kendini çok daha güçlü ve iyi hissettiğini söylüyor. Sadece bireysel bir tedavi değil, ailesine de haftada bir gün terapi verildiğini belirtiyor:

“Artık her şeyin güzel olabileceğine dair bir umudum var. Burada hem bana umut oluyorlar hem de aileme haftada bir gün terapi veriyorlar. Geriye dönüp baktığımda çok büyük pişmanlıklarım var. Ama artık umutla bakabiliyorum hayata. Önümde uzun bir tedavi süreci olsa da elimden geleni yapacağım.”

BAĞIMLILIK BİREYSEL Mİ, SİSTEMSEL Mİ?

Peki bağımlılık tek başına bireysel bir zaaf mı yoksa sistemsel kurgulanmış dijital bir endüstri mi? Uzmanlara göre ortada, psikolojik zaafları bilen ve bu zaaflar üzerinden kurgulanmış dijital bir endüstri var. Bu noktada yasa dışı bahisle mücadelede operasyonlar ve erişim engelleri önemli. Ancak bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutu hesaba katılmadan atılan adımlar, sorunun yalnızca görünen kısmına müdahale etmekle sınırlı kalıyor.

Türkiye’de yasa dışı bahis ve kumar oynayanların oranının çok yüksek olduğuna dikkat çekerek, bu alanda denetimin de mümkün olmadığına vurgu yapan Ögel, “Biz mesela hâlâ gençlerin bankalardan kredi çekmesini engelleyemiyoruz. Aynı anda birçok bankadan kredi çekebiliyorlar. Kontrol mekanizmalarının artırılması önemli. En azından sanal kumarı sistem içine almamız gerekiyor. Sanal kumarı denetim altında tutabilirsek,  kontrolü daha kolay sağlarız,” diyor.

Sosyolog Karakuş da kumar bağımlılığının ciddi bir halk sağlığı meselesine dönüştüğünü söylüyor. Borç sarmalı, psikolojik çöküş ve intihara kadar uzanan sürecin yalnızca bağımlıyı değil, aileleri de doğrudan etkiliyor. Suç oranlarında artış, aile içi çatışmalar ve sosyal hizmet sisteminde ağırlaşan bir yük olarak topluma yansıyor. Karakuş’a göre sorunun görünürlüğü düşük, yaygınlığı ise yüksek.

AİLELER NE YAPMALI?

Uzmanlara göre sanal bahis bağımlılığı çoğu zaman ev içinde sessiz ilerliyor. Kişi kayıplarını gizliyor, borçlanmayı saklıyor ve sorun büyüyene kadar aile fark etmeyebiliyor. Bu nedenle erken belirtileri tanımak kritik önem taşıyor. Ögel bu konuda da şu uyarılarda bulunuyor:

“Bir kere kumar borçlarını kapatmayın. Bu davranış bağımlılığı pekiştirir. Çocuğunuzun telefona ayırdığı süreyi kontrol edin, devamlı para isteme alışkanlığı ve çevreden borç istediğine dair duyumlarınız varsa gözlemleyin. Mesela çok karşılaştığımız bir konu; biz oğlumla hafta sonu etkinliği için bahis yapıyoruz diyor veli. Bu davranışlardan kaçınmak lazım. En iyi yol çocukla iletişimde olmak, onunla konuşmak.”

“PARAYI KENDİM YÖNETMEK İSTEMİYORUM”

Ahmet de ailesiyle konuştuğunda büyük bir rahatlama hissettiğini, tedaviye başlamada onların desteğinin önemli bir rolü olduğunu söylüyor. Tedavi sonrası için planları da var. Kendi işini kurmak istiyor. Ancak bu kez paranın yönetimini üstlenmek istemiyor: “Para tamamen ailemin kontrolünde olsun istiyorum. Hâlâ yeniden kumara başlama korkum var.”

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

NEREDE BU DEVLET: BATAKLIK KURUTULMUYOR, SİNEKLER ÖLDÜRÜLÜYOR

Halil Falyalı’nın, 2002’de Girne’deki silahlı saldırıda öldürülmesiyle başlayan ve finans trafiğini yönettiği öne sürülen Cemal Önal’ın geçen yıl Hollanda’da düzenlenen suikastta hayatını kaybetmesiyle devam eden süreç, yasa dışı bahis dünyasının sadece dijital platformlarda faaliyet gösteren bir yapı değil; milyarlarca liralık para trafiğinin, uluslararası bağlantıların ve karanlık hesaplaşmaların iç içe geçtiği bir ağı ortaya koyuyor.

Türkiye’de ise süreç iki yönlü ilerliyor: Bir yanda emniyet ve savcılıkların yürüttüğü operasyonlar, gözaltılar ve mahkemelerin malvarlıklarına el koyma kararları; diğer yanda finans sistemine sızma iddiaları.

Hakkında kara para aklama ve yasa dışı bahis soruşturması yürütülen Erkan Kork’a BankPozitif’in devredilmesi, suç gelirlerinin finansal sistem üzerinden nasıl aklandığına dair tartışmaları büyüttü. Son olarak yasa dışı bahis organizasyonlarını küresel şirketler üzerinden yönettiği öne sürülen Veysel Şahin’in yaklaşık 460 milyon Euro değerindeki kripto varlığına el konulması, ağın boyutunun artık fiziki kasaları değil, dijital cüzdanları işaret ettiğini gösterdi.

Birleşmiş Milletler’in 2023 yılında yayımladığı rapora göre dünyadaki yasa dışı bahis hacmi 1,7 trilyon dolara ulaştı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 2021’de yasa dışı bahis hacminin Türkiye’de 50 milyar dolar seviyesinde olduğunu açıkladı. Sadece 2023 yılında yasa dışı bahis kapsamında 644 milyon TL’lik tutar bloke edilirken, MASAK raporları doğrultusunda yaklaşık 30 milyon TL’ye el konuldu. Operasyonlar yapıldı, isimler değişti, siteler kapandı. Ama sistem aynı kaldı.

MASAK NASIL ÇALIŞIYOR?

Yasa dışı bahisle mücadelede devletin elindeki en güçlü araçlardan biri, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK). Kâğıt üzerinde sistem net: Şüpheli para hareketleri tespit ediliyor, raporlanıyor ve savcılıklara iletiliyor. Ancak pratikte tablo daha karmaşık. Çünkü yasa dışı bahis parası, MASAK’ın baktığı yerde uzun süre durmuyor. Kısa süreli açılıp kapatılan hesaplar, başkaları adına açılmış sanal cüzdanlar, hızla kriptoya çevrilen ve yurt dışına çıkarılan meblağlar, yasa dışı bahis ağlarının ve para trafiğinin izini sürmeyi zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.

Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in aralık ayında yaptığı açıklamaya göre Türkiye’de oynanan sanal bahisin sadece yüzde 30’u yasal, yüzde 70’i yasa dışı yollarla oynanıyor.

Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, Türkiye’de yasa dışı bahis hacminin yasal bahis hacminin çok üzerinde olduğuna dikkat çekerek hem dünyada hem de Türkiye’de bu alanın “korkunç boyutlara” ulaştığını söyledi:

“MASAK, bankalar ve lisanslı finans kuruluşları dahil 37 yükümlü grup üzerinden geçen şüpheli işlemleri izleyebiliyor. Bu kurumlar şüpheli gördükleri işlemleri, şüphelinin oluştuğu tarihten itibaren 10 iş günü içerisinde MASAK’a bildirmek zorunda. MASAK da aldığı şüpheli işlem bildirimlerini hızla raporlayıp savcılığa bildiriyor. MASAK’a 2021 yılında yapılan 515 bin şüpheli işlem bildiriminin yüzde 74’ü yasa dışı bahis ile ilgili. 2024 yılında yayınlanan faaliyet raporunda ise 559 bin şüpheli işlemin yüzde 24’ü yasa dışı bahis ile ilgili bildirilmiş. Şüpheli işlemler bazında yasa dışı bahisin ağırlığı yüzde 74’ten 24’e düşmüş. Yine Temmuz 2025’te açıklanan Ulusal Risk Değerlendirme Raporu’nda yasa dışı bahis en önemli üç suç arasında yer alıyor. En yüksek kategorideki suç dolandırıcılık. İkinci kategorideki suç yasa dışı bahis. Çok yoğun olduğunu düşündüğümüz yasa dışı bahisin normalde ilk sırada olmasını bekleriz. Ama ikinci sırada yer alıyor. Dolayısıyla bu alanda bir mücadele var. Ancak polisiye tedbirlerle ancak bu kadar sonuç alınabilir.”

PARANIN İZİ İŞ BİRLİĞİ YAPMAYAN ÜLKELERDE KAYBOLUYOR

Yurt dışına çıkarılan yasa dışı bahis paralarının takibinde uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çeken Başak’a göre ulusal sınırlar içinde yapılan mücadelede başarı şansı yüksek olsa da iş, uluslararası sınırlara geçtiği zaman mücadele zorlaşıyor.

Özellikle kara para ve terörizmin finansmanında uluslararası iş birliğinin gerektiğini söyleyen Başak, “Yasa dışı bahis siteleri çoğunlukla yurtdışından yönlendiriliyor. Gürcistan, Güney Kıbrıs, Karadağ ve Ermenistan gibi ülkelerde yasa dışı bahis sitelerindeki oyunlar genel olarak yasal. Türkiye’den çıkartılan yasa dışı bahis paraları ise çoğunlukla bu ülkelere giriyor. Bu noktada uluslararası iş birliği hayati önem arz ediyor. Çünkü beş altı ülkede paranın izini takip ettiğinizde iş birliği yapmayan birkaç ülkeye para girdiği zaman aylarca, hatta yıllarca yaptığınız o takip bir anda boşa düşüyor. Çünkü o ülkeye giden paranın ne şekilde çıkacağının takibini yapamıyorsunuz” dedi.

“YASAL BAHİS YASA DIŞI BAHİSİN KULUÇKA MAKİNESİDİR”

Yasa dışı bahsin büyümesinde yasal bahis sisteminin rolüne de dikkat çeken Başak, yasal bahis ve şans oyunlarının son derece serbest bir şekilde sunulmasının ciddi bir sorun yarattığını söyledi. Kumarhanelerde oynatılan birçok oyuna cep telefonu üzerinden kolayca erişilebilmesinin, kumar alışkanlığını yaygınlaştırdığını belirten Başak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yasal bahis, yasa dışı bahisin kuluçka makinesidir. Bana göre de yasal bahis ile yasa dışı bahis arasında özde bir fark yok. Hatta yasal bahis çok daha tehlikeli ve tahrip edici. Çünkü yasa dışı bahiste idari ve adli yaptırımlar var, bu da belli ölçüde caydırıcılık sağlıyor. Yasal bahiste neredeyse hiçbir yaptırım yok. Dolayısıyla insanlar kolaylıkla o mecraya yönelebiliyor. Ve oradan edinilen alışkanlıklarla daha yüksek kazanç vadeden yasa dışı bahis alanına kayıyor. Kumarhaneler 1997 yılında kapatıldı. Kumarhaneler kapatılmasaydı, en azından kontrollü ve denetimli alanlar olurdu. İnsanlar kumar oynamak için fiziksel bir efor sarf etmek zorunda kalırdı. Bugün ise cep telefonuyla, hiçbir fiziksel engel olmadan her oyuna erişilebiliyor.”

Yasa dışı bahisle mücadelede izlenen politikaları ve alınan önlemleri “palyatif” olarak nitelendiren Başak, 2024 yılı başında yasal bahisten alınan verginin yarı yarıya düşürülmesini örnek göstererek, bu adımın yasa dışı bahisten yasal bahise yönelimi artırma amacı taşıdığını ancak hedefe tam anlamıyla ulaşmadığını anlattı.  “Vergi indirimiyle lisanslı şirketlerin kasasına milyarlar girdi ama yasa dışı bahis azalmadı, aksine arttı” diyen Başak, asıl yapılması gerekenin toplumun neden bahis oynadığını anlamak olduğunu ifade etti:

“Maalesef ki biz önceliklerimizi karıştırıyoruz. Öncelikle yapılması gereken, başta gençler olmak üzere toplum neden yasal ya da yasa dışı bahis oynuyor? Buna neden psikolojik, sosyolojik ve ekonomik etmenler neler? Öncelikle bunları tespit edeceksiniz ki, sonrasında yasal bahis ve şans oyunlarının mutlaka sıkı bir disiplin altına alın ve cezaları belirli ölçülerde artırın. Amaç insanları yasa dışı bahis sisteminden yasal bahis sınırları içerisine getirmekse bu da çözüm değil. İnsanlar bir kumarhaneden çıkıp diğer bir kumarhaneye girer. Bu toplumsal tahribatı önlemez. Yani bataklığı kurutmak yerine sineklerle mücadele etmeye devam ediyoruz.”

25 MİLYON KİŞİ 70 MİLYAR DOLARLIK HACİM

“Bahis Çukuru” kitabının yazarı, gazeteci Ayhan Şensoy da yasa dışı bahis ağlarının Türkiye’de yıllar içinde kontrol edilemez boyutlara ulaştığını söyledi. Özellikle 2015 yılından sonra ülkede ciddi bir yasa dışı bahis hacmi oluştuğunu ifade eden Şensoy, Papara iddianamesinde bir şahsın Türkiye’de 25 milyon kişinin bahis ve kumarla doğrudan ya da dolaylı şekilde ilişkili olduğunu söylediğini aktardı. Bu rakamın büyüklüğüne dikkat çeken Şensoy, “Bugün Türkiye’de yasal ve yasa dışı bahis toplam hacmi 70 milyar dolar seviyesinde. Bu kadar büyük bir ticari hacmin olduğu bir yerde 25 milyon kullanıcı iddiası ne yazık ki şaşırtıcı değil. Yine MASAK tarafından 2022-2024 yılları arasında 280 binden fazla banka hesabının yasa dışı bahis tahsilatında (kiralık banka hesabı) kullanıldığı tespit edildi” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ GÜVENLİK SORUNU”

Ayhan Şensoy’a göre sanal bahis ve kumar artık yalnızca ekonomik bir suç alanı değil, toplumsal bir problem. Bugün CİMER’e en çok gelen şikâyetlerin başında bahis ve kumar bağımlılığının yer aldığını belirten Şensoy, bu alışkanlığın gençleri suça sürüklediğini, erken yaşta eğitimden kopuşa, iş hayatına entegre olamamaya, aile içi şiddete ve boşanma oranlarındaki artışa kadar birçok sorunu tetiklediğini vurguladı. Şensoy, “Sanal kumar ve bahis bağımlılığı, Türkiye’de artık en önemli güvenlik sorunlarından biri haline geldi” diye konuştu.

YASAK OLMASINA RAĞMEN VARLIKLARINI NASIL SÜRDÜRÜYORLAR?

Türkiye’de yasa dışı bahisle mücadele kapsamında 2006–2025 yıllarını kapsayan 19 yıllık süreçte toplam 548 bin 420 yasa dışı bahis ve sanal kumar sitesine erişim engellendi. Bu sitelerin 232 bin 899’u yalnızca 2024 yılında kapatılırken, 2025 yılına ilişkin gerçekleşen erişim engeli sayısı ise 84 bin 585 olarak kayıtlara geçti.

Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Av. Kürşat Ergün, yasa dışı bahis sitelerine ilişkin engellemelere dair, “Türkiye’de sanal bahis siteleri BTK tarafından doğrudan engellenebilir mahiyet taşımaktadır. 5651 sayılı yasanın 8. maddesi kapsamında katalog suçlar kapsamında değerlendiriliyor. Ancak BTK’nın yasa dışı bahis sitelerinden haberdar olması gerekiyor. Ya ihbar yoluyla ya da tespit edilerek kuruma bildirildikten sonra Türkiye’den bu sitelere erişim engelleniyor. Ancak bu siteler erişime engellendikten sonra farklı bir alan adıyla çok kısa sürede yeniden açılabiliyor. Kurum tarafından bu internet sitelerinin tamamının resen tespiti fiilen mümkün değil” dedi.

SANAL BAHSİN YAPTIRIMLARI NELER?

Yasadışı bahis oynatanlar için 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası; para transferine aracılık edenler için 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası; reklam ve teşvik edenler için ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 3 bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Yasa dışı bahis oynayanlar için de sadece idari para cezası uygulanıyor. Bu da 2025 yılı itibarıyla 82 bin TL ile 329 bin TL arasında değişiyor.

 

ETİKETLER