‘En yoksul da en zengin de aynı vergiyi ödüyor’

'Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır' sözü, vergi dairelerinin duvarlarını süslüyor. Ancak bugün tartışılan verginin kutsallığı değil bu yükün toplumun farklı kesimleri arasında ne kadar adil paylaşıldığı. KDV ve ÖTV oranlarının yüksekliği, gelir vergisinin büyük ölçüde ücretlilerden tahsil edilmesi, beyana dayalı vergilerin sınırlı kalması, vergi afları ve istisnalar uzmanlara göre vergide adaletsizliğe yol açıyor. Türkiye'de vergi meşruiyeti kavramının tamamen ortadan kalktığını belirten ekonomistler, "İnsanların alım gücüne bakmadan, en zenginimiz de en yoksulumuz da aynı vergiyi ödüyor" diyor.

Oğulcan Bakiler
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü mezunu. Açık Radyo'da "Türkiye Sinema Sözlüğü" ve "Dünya Sinema Sözlüğü" adlı iki radyo programı hazırladı. 2019-2025 yılları arasında Voice...

Akaryakıt ve tütün ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) her altı ayda bir yapılan otomatik zam, temmuz ayında uygulanmadı. Düzenlemenin, ‘enflasyonla mücadeleyi desteklemek ve fiyat artışlarını sınırlamak’ amacıyla hayata geçirildiği duyuruldu. Ancak bütçe açığının kapatılmasında Katma Değer Vergisi (KDV), Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve harçlar gibi halkın gelirine bakılmaksızın harcamaları üzerinden eşit alınan dolaylı vergiler ağırlığını korumaya devam ediyor. Sıkça getirilen vergi afları, bazı sektörlere ve şirketlere uygulanan vergi istisnaları ve vergi kaçıran şirketlere rağmen bütçenin en büyük kalemini dolaylı vergilerin oluşturması, vergi adaleti tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın Mayıs 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri raporuna göre, yılın ilk beş ayında toplanan vergi gelirlerinin yüzde 60,47’sini dolaylı vergiler oluştururken, gelir ve kurumlar vergisinden oluşan dolaysız vergilerin payı yüzde 39,53’te kaldı.

‘VERGİ, GELİR VE SERVET ÜZERİNDEN ALINMALI’

Dolaylı vergilerin yüksekliği, ekonomi uzmanlarına göre düşük ve orta gelirli kesimler üzerindeki vergi yükünü artırıyor.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Duman, “Yıllık geliri 100 milyon olan da ben de gidip benzin doldurduğumuzda aynı oranda vergi veriyoruz. Yani 1000 liralık benzin dolduruyorsa bunun yaklaşık yüzde 20’si vergi olarak kaydediliyor. Bu verginin zengin olanın geliri içindeki payı bir milyonda bilmem kaç olurken, benim için gerçekte anlamlı bir vergi yükü haline geliyor. Bu yüzden dolaylı vergiler, az ve orta gelirliler için geriletici vergiler” dedi.

‘Türkiye’de vergi meşruiyeti kavramının tamamen ortadan kalktığı’ görüşünde olan Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Söyler de “İnsanların alım gücüne bakmadan, en zenginimiz de en yoksulumuz da aynı vergiyi ödüyor. Son beş aylık tabloya baktığımızda, 60’a 40 gibi bir adaletsiz oran var. Bunun özellikle toplumda dar gelirli kişileri ezen, vergi meşruiyetini zedeleyen bir tarafı var” değerlendirmesinde bulundu.

Transparency International (Uluslararası Şeffaflık Derneği) Türkiye Kurucu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Oya Özarslan ise vergilerin çoğunun tüketim üzerinden alındığına dikkat çekti; “Türkiye’deki vergi yükü gelir ve servet üzerinde değil büyük oranda tüketim üzerinden taşınıyor. Bu da adaletsizliğe yol açıyor. Çok ufak da olsa dolaylı vergilerin payında bir iyileşme var. Ancak genel orantısızlık resmini düzeltmiyor tabii ki bu.”

AKARYAKITA DAHA YÜKSEK ZAMLAR GELECEK

Öte yandan akaryakıt zammının pompaya daha az yansımasını sağlayan eşel mobil sisteminin ekim ayından itibaren kademeli olarak kaldırılacak olması, bir başka tartışma konusu. Uzmanlar, söz konusu adımla bütçe gelirlerini artırmak amacıyla akaryakıttan alınan ÖTV’nin yeniden yükseltilmek istendiği yorumunu yapıyor.

Mali hukuk uzmanı Prof. Dr. İlhami Söyler’e göre kararın temelinde bütçe dengeleri bulunuyor:

“Eşel mobil uygulaması ÖTV’de önemli miktarda azalış meydana getirdi. Son beş aylık dönemde önceki yılın aynı dönemine göre bütçe giderlerinde yüzde 37,4, bütçe gelirlerinde yüzde 33,7 artış var. Neredeyse beş puana yakın bir fark… Bütçe açığına baktığımız zaman geçen sene aynı dönemde açık 650 milyar TL’ymiş. Bu yılın ilk beş ayında 1 trilyon 57 milyar TL. Yani yüzde 62 oranında artmış. Bütçe gelirlerinin yüzde 90’ı vergilerden oluşuyor. Burada önemli miktarda vergi gelirlerinde azalış olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla buna bağlı olarak bütçe açığı artacak sene sonunda. Bu yüzden uygulama kaldırıldı.”

VERGİ ÜCRETLİLERİN SIRTINDA

Ekonomi uzmanlarına göre vergi adaleti tartışması, yalnızca dolaylı vergilerin toplam içindeki payının azalmasıyla çözülebilecek bir sorun değil. Uzmanlar gelir vergisi tahsilatının da büyük ölçüde ücretlilerin maaşlarından yapılan stopaj kesintilerine dayandığını, beyana dayalı gelir vergisinin ise toplam içindeki payının oldukça düşük kaldığına dikkat çekiyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2025 Faaliyet Raporu’na göre, 2 trilyon 840,8 milyar liralık toplam gelir vergisi tahsilatının 2 trilyon 644,5 milyar lirası stopaj yoluyla kesilen vergilerden oluştu. Beyana dayalı gelir vergisi ise 148,6 milyar lirayla toplam gelir vergisi tahsilatının yalnızca yaklaşık yüzde 5’ini oluşturdu.

Prof. Dr. Alper Duman bu noktada temel sorunun, gelirlerin önemli bir bölümünün gerçek düzeyiyle beyan edilmemesi olduğunu vurguluyor: “Küçük işletmelerin özellikle şirket sahibiyle şirket arasındaki gelir esnekliği çok yüksek. Yani şirket patronuna borç veriyor, bazen ondan borç alıyor. Yani şirketin kazançlarından çok büyük bir kısmı vergiye konu olmayacak bir hale getiriliyor. Buna vergiden kaçınma deniyor ve bunu da çok başarılı yapabiliyorlar. Bununla ilgili hükümetin bir şey yaptığı yok, yapılacağını da düşünmüyorum. Çünkü bunlar gerçekten oy kaybettirecek konular. Vergiyi büyük ölçüde Türkiye’de çalışanlar ödüyor.”

FİİLİ VERGİ EŞİTSİZLİĞİ VAR

Duman’a göre, beyana dayalı vergilerin tahsil biçimi de ücretliler ile diğer mükellefler arasında önemli bir fark yaratıyor. Beyana tabi mükellefler yıl boyunca gelir elde ettikten sonra kazançlarını ertesi yıl beyan ederek, vergilerini kanunda belirlenen tarihlerde, genellikle iki taksit halinde ödüyor. Bu süreçte ellerindeki parayı ticari faaliyetlerinde ya da finansal araçlarda değerlendirme imkanına sahip oluyor.

Buna karşılık ücretli çalışanların gelir vergisi, maaşları ödenmeden önce stopaj yoluyla doğrudan kesiliyor. Duman, bu nedenle ücretliler vergilerini peşin öderken, beyana dayalı mükelleflerin zaman avantajından yararlanabildiğini ve bunun da fiili vergi yükü açısından önemli bir eşitsizlik yarattığını ifade etti.

OECD ülkelerinde genel vergi yükü ile ücretliler üzerindeki vergi yükünün birbirine yakın olduğunu belirten mali hukuk uzmanı Prof. Dr. İlhami Söyler de, Türkiye’de ücret üzerindeki vergi yükünün genel vergi yükünün belirgin biçimde üzerine çıktığını söyledi. “Türkiye’de toplam vergi yüküne bakarak tedbir almak gerekiyor” diyen Söyler, “Bizde vergi yükünü büyük ölçüde ücretliler üstlenmiş durumda. Bunu önlemek için çözüm üretmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘DOLAYLI VERGİLERİN ORANI İNDİRİLMELİ’

Ekonomi yönetimi, kayıt dışılıkla mücadele ve denetimlerin artırılması yoluyla beyana dayalı vergilerin tahsilatını yükseltmeyi hedeflediği iddiasında. Uzmanlara göre ise bu adımlar önemli olmakla birlikte tek başına vergi adaletini sağlamaya yetmiyor. KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerde uygulanan yüksek vergi oranları korunmaya devam ettikçe, vergi yükünün toplumun farklı kesimleri arasında adil dağılması da mümkün görünmüyor.

Ekonomi profesörü Duman’ın bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“Mülkiyet üzerinde vergi çok çok az. Ama arabalara verilen vergi, evlere verilen vergiden çok daha yüksek. Dolaylı vergilerin azaltılması gerekiyor. Örneğin çocuk bezinden KDV alınmaması gerekiyor. Artık günlük hayatın parçası olan telefonlara bile ÖTV veriyoruz. Ama telefon artık lüks tüketim malı değil, herkesin gerekli gördüğü bir araç.”

Prof. Dr. İlhami Söyler de KDV ve ÖTV oranlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor: “İthal arabalarda yüzde 40’a dayanan ÖTV var. Yerli arabalarda yüzde 60-70’e dayanan vergiler var. Akaryakıt üzerinde neredeyse vergiler yüzde 60’a dayanıyor. Vergi oranını artırmakla vergi hasılatının artmadığı kamu maliyesi teorisinde kanıtlanmış bir olay; bilakis azalıyor. Kesinlikle hem vergi adaletini sağlama bakımından hem de vergi hasılatının arttırılması bakımından özellikle dolaylı vergilerdeki oranların düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Transparency International’dan Oya Özarslan ise “Her ne kadar dolaysız vergilerin toplanmasının artırılması için çaba gösterilmesi doğru ve yerindeyse de dolaylı vergilerde bu ölçüsüz oranların düşürülmesi gerekiyor” dedi.

Özarslan, vergi aflarının da halkta vergisini ödememe alışkanlığına yol açtığını savunarak, “Sürekli vergi afları bekleniyor, bunun için lobi yapılıyor ve siyasi saiklerle hep seçimler öncesinde vergi affı getiriliyor. O zaman vergisini, borcunu zamanında ödeyen vatandaş cezalandırılmış oluyor, ödemeyenler ödüllendiriliyor. Bu da dolaysız vergisini ödeyen insanlardaki adaletsizlik duygusunu artırıyor ve ödememeye, bunu saklamaya giden yollara neden oluyor” şeklinde konuştu.