İklim krizi kovanları zayıflatıyor: Arılar aç

İklim krizi mevsimleri kaydırdı, kuraklık arttı. Arılar aç kaldı, kovanlar sönmek üzere....

Berna Dilek
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunu. Sakarya Üniversitesi'nde İletişim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans programını tamamladı. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi'nde Görsel İletişim Tasarımı Bölümü'nü okuyor. Daha...

İklim krizine bağlı mevsim kaymaları ve kuraklık, Türkiye’nin farklı bölgelerinde arıları besinsiz bırakıyor. Kovanlarda başlayan açlık, hastalıkları artırırken üretimi zayıflatıyor. Çiçeklenme dönemlerinin kaymasıyla yeterli nektar ve polen bulamayan arılar, birçok bölgede kovanların sönmesine kadar varan bir süreçle karşı karşıya kalıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, dünya genelinde insanların tükettiği her üç gıdadan biri arıların sağladığı tozlaşmaya bağlı. Ancak arıların aç kalması, yalnızca bal üretimini değil; tarımsal üretimin sürekliliğini ve gıda güvenliğini de doğrudan tehdit ediyor.

ARI NEKTAR BULAMIYOR

25 yılı aşkın süredir gezgin arıcılık yapan Volkan Bulut, iklim koşullarındaki değişimin arıların beslenmesini doğrudan etkilediğini söylüyor. Bulut’a göre sorun yalnızca kuraklık değil; mevsimlerin öngörülemez hale gelmesi:

“Yağmur zamanında yağmıyor, bal ayında sıcak rüzgârlar esiyor, çiçekler kuruyor. Arı nektar bulamıyor. Aç kalan arı zayıflıyor, kovan ayakta kalamıyor.”

Bulut, ürün azaldığında bal hasadı yapılmadığını ve balın arılara bırakıldığını ancak bunun da her zaman yeterli olmadığını belirtiyor:

“‘Arı seneye kadar idare eder’ diyoruz ama bu da bir bahane. Kuraklık arıları aç bırakıyor.”

KOVANI TERK EDEN ARILAR

Yaklaşık 50 yıldır Düzce’de arıcılıkla uğraşan Kemal Dilek de son yıllarda arıların besin bulmakta zorlandığını ve bunun kovan sağlığını doğrudan etkilediğini söylüyor. Dilek’e göre besin yetersizliği, arıları hızla güçsüzleştiriyor:

“Arılar besin bulamadığı için zayıflıyor, hastalıklara açık hale geliyor. Zayıflayan kovanlar ya yağmalanıyor ya da tamamen sönüyor.”

Kuraklık nedeniyle polen kaynaklarının azalmasının, bazı bölgelerde arıların kovanı terk etmesine kadar varan sonuçlar doğurduğu ifade ediliyor.

Arıcılar, açlığın tek başına bir sorun olmadığını, diğer risklerle birleştiğinde etkisinin katlanarak arttığını vurguluyor. Niğde merkezli olarak İç Anadolu Bölgesi’nde 40 yıldır arıcılık yapan Mustafa Şimşek’e göre, arıların üzerinde yaşayan ölümcül varroa paraziti ve bilinçsiz zirai ilaçlama, aç kalan arılar için çok daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor:

YABANİ ARILAR BİLE HASTA

“Varroa artık sadece kovanlarda değil, doğadaki yabani arılarda bile var. Aç kalan arı bu parazite karşı çok daha dayanıksız oluyor.”

Şimşek, özellikle çiçeklenme dönemine denk gelen geniş çaplı ilaçlamaların, bir bölgedeki tüm arılar için toplu ölümler anlamına geldiğini söylüyor:

Eskiden ilaçlama sınırlı alanlarda yapılırdı. Şimdi fanlı makinelerle çok geniş alanlara yayılıyor. İlaçlama çiçek dönemine denk gelirse o bölgedeki bütün arılar ölüyor.”

Arıcılar, arıların aç kalmasının yalnızca bal üretimiyle sınırlı bir sorun olmadığını vurguluyor. Volkan Bulut’a göre mesele doğrudan gıda zincirinin geleceğiyle ilgili:

Arılar ekosistemin gizli mimarlarıdır. Aç kalan arı çalışamaz. Tozlaşma durursa sadece çiçekler değil, tüm yaşam zinciri domino taşı gibi yıkılır. Bu da kıtlık ve pahalılık demektir.

Uzmanlar da arı popülasyonundaki gerilemenin tarımsal üretkenliği düşürebileceği ve gıda fiyatları üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

Arıcılara göre çözümün ilk adımı bilinçlenme. Tarım üreticilerinden arıcılara kadar herkesin iklim krizinin etkileri konusunda daha donanımlı hale gelmesi gerektiği vurgulanıyor. Zirai ilaçlamaların zamanı ve yöntemi kadar, doğayla uyumlu üretim modellerinin yaygınlaştırılması da hayati önem taşıyor.

“Arıcılık, sadece kovanla değil doğayla birlikte yürütülmesi gereken bir iş. Araba kullanmak gibi; sadece benzin koymak yetmez. Bakımı, yağı, muayenesi gerekir. Doğru bilgi olmadan yapılan her müdahale arıya zarar veriyor.”