Kavurucu sıcaklarda ekmek parası için ter döküyorlar

İnşaat işçisinden kuryeye, tarım emekçisinden açık alanda çalışanlara kadar binlerce kişi kavurucu sıcaklarda mesaisini sürdürüyor. Gölgede dinlenme imkânı ve yeterli mola bulamayan çalışanlar, sıcaktan fenalaşsalar bile geçim ve işsizlik kaygısıyla çalışmaya devam ediyor.

Ahmet Berk Yakar
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde eğitim aldı. Gazeteciliğe 2021 yılında kendi kurduğu ve kolektif şekilde yürüttüğü fikrimizce.com’da başladı. Gündem, siyaset haberciliğinin yanında üç yıl boyunca...

Termometre 40 dereceyi gösterirken inşaat işçisi Efe Ayaoku için mesai bitmiyor.  Ankara Temelli’de yeni yapılaşan bir bölgede güneşin altında beton ve demir taşıyor.  İş güvenliği nedeniyle baretini ve koruyucu ekipmanlarını takmak zorunda Ayaoku… Ancak bu kez de hissedilen sıcaklık onun için iki katına çıkıyor. Gölgede dinlenebileceği bir alan ise çoğu zaman bulunmuyor. Sıcak da insanı hastaedebiliyor…
Ancak mesai arkadaşları midesi bulanınca, bir süre dinleniyor, soğuk bir şey içiyor sonra mesaiye devam ediyor… Yüksek sıcaklıkta çalışma saatlerinin değişikliği diye bir şey söz konusu değil.

“Güneş kremi gibi koruyucu ürünler olmuyor. Baret, eldiven, iş ayakkabısı, yelek gibi ekipmanlar zaman zaman temin edilmiyor bize. O yüzden ellerim hep yara içinde. Şapkamı dahi kendim götürüyorum.”

Sabah 07.00’den akşam 17.00’ye kadar çalıştığını anlatan Ayaoku, taşeron işçilerin daha düşük ücretle ve zor koşullarda çalıştığını söylüyor: “Diğerleri günlük 3 bin liraya yakın alıyor, biz 1750 alıyoruz taşeron olunca. Bir de üstüne sıcak altında çok zor şartlar altında çalışıyoruz.”

KURYE İÇİN MOLA, KAYBEDİLEN PAKET

Sıcağın altında çalışan yalnızca inşaat işçileri değil. Motosikletli kuryeler için de sıcak, doğrudan çalışma temposunun parçası. Esnaf kurye modeliyle çalışan Yakup Y., kask ve koruyucu ekipmanlarla motosiklet kullanmanın sıcak havalarda daha da zorlaştığını söylüyor.

Ancak sipariş yoğunluğu içinde serinlemek için mola vermek kolay değil: “Hemen paketi verelim, paket atalım, başka paket gelsin diye uğraşıyoruz. Gölgede veya serinlikte dinlenmek için vaktimiz olmuyor.”

Sıcakla birlikte yorgunluk ve dikkat dağınıklığı yaşadığını anlatan Yakup Y. için çalışmayı bırakmak ise ekonomik olarak mümkün değil. “Ev geçindiriyoruz. Kirası var, kış geliyor. Belki kaza yaptık, üç ay yattık diyelim, onun kaybını yazın biraz daha hızlı çalışalım ki karşılayalım. Motorun üstündeyiz, başımıza ne geleceğini bilemiyoruz.”

Daha önce ayağının kırılması nedeniyle dört buçuk ay çalışamadığını ve bu dönemde herhangi bir destek almadığını anlatıyor: “Mecbur çalışacağız.”

TARLADA GÖLGEYİ İŞÇİ YARATIYOR

Tarım işçisi Hanım Feyza da sıcak nedeniyle çalışma saatlerinde değişiklik yapılmadığını söylüyor. Dinlenmek için gölgeyi çoğu zaman kendilerinin bulmak zorunda kaldığını anlatıyor:

“Alanı biz kendimiz yaratıyoruz. Ağaç gölgesi gibi serin neresi varsa oraya kilim seriyoruz ve molalarımızı orada yapıyoruz.”

İçme suyunun bulunduğunu ancak buzlu suyunu yanında taşıdığını söyleyen Feyza, mola sürelerinin sıcaklığa göre artırılmadığını belirtiyor.

Günlük yevmiye ile çalışan Feyza için sıcaktan kaçınmanın doğrudan bir ekonomik karşılığı var:

“Günlük yevmiye ile çalıştığımız için işe gitmediğimiz günler paramız eksiliyor. Çalışmazsak para yok.”

Bazı işverenlerin aşırı sıcaklarda soğuk içecek ya da dondurma getirerek mola sağladığını anlatan Feyza, bunun çalışanların hakkı olmaktan çok işverenin tercihine bağlı olduğunu söylüyor.

Sıcaklık sağlığı açısından tehlikeli hale geldiğinde işi bırakabileceğini belirten Feyza’nın da temel kaygısı işini kaybetmek:

“Bunu anlayışla karşılarlar ama bu sürekli hale gelirse evet işimi kaybedebilirim. Benim yerime bir başkasını bulmaları hiç de zor değil.”

DÜNYADA 2,4 MİLYAR ÇALIŞAN AŞIRI SICAĞA MARUZ KALIYOR

İşçilerin anlattığı koşullar münferit değil. ILO’nun 2024 verilerine göre dünyada yaklaşık 2,4 milyar çalışan aşırı sıcağa maruz kalıyor. Aşırı sıcaklarla bağlantılı olarak her yıl yaklaşık 22,85 milyon iş kazası ve 18 bin 970 ölüm yaşanıyor. İnşaat, tarım ve taşımacılık en riskli sektörler arasında.

Türkiye’de ise açık alanda çalışanlar için, sıcaklık belirli bir dereceye ulaştığında çalışmanın durmasını öngören genel bir sınır bulunmuyor.

SICAKLIK TEK BAŞINA ÖLÇÜ DEĞİL

Uzmanlara göre risk yalnızca termometredeki sıcaklıkla belirlenmiyor. Nem, güneş altında çalışma, fiziksel efor, çalışma süresi ve koruyucu ekipmanlar da ısı yükünü artırıyor. Bu nedenle ağır işlerin daha serin saatlere kaydırılması, mola sürelerinin artırılması, gölgeli dinlenme alanları ve yeterli su sağlanması öneriliyor.

DEV YAPI-İŞ: NET BİR STANDART GEREKLİ

Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Türkiye’de aşırı sıcaklarda çalışmaya ilişkin yeterli bir düzenleme olmadığını belirterek, sıcaklık ve çalışma koşullarını birlikte değerlendiren bir standart oluşturulmasını istiyor.

Karabulut’a göre aşırı sıcaklarda çalışma saatleri yeniden düzenlenmeli, molalar artırılmalı, su ve serin dinlenme alanları sağlanmalı. Ancak işçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmasının, özellikle iş güvencesi olmayan çalışanlar için işsizlik riski yaratabildiğine dikkat çekiyor.

Böylece haberin omurgası işçilerde kalır; veriler ve uzmanlar ise hikâyeyi destekleyen, daha kısa bir arka plan işlevi görür.

 

ETİKETLER