Milli futbolculara villalar vaadedilen Bargilya

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, Dünya Kupası öncesinde Milli Takıma prim olarak vadettiği villaların tehdit ettiği Bargilya... Hacıosmanoğlu, “Orası SİT alanı falan değil” dese de çevrecilerin mücadelesi sürüyor: “Burası mutlak korunması gereken alan”

Hazar Dost
Gazetecilik kariyerine 2019 yılında  Medyascope’ta başladı. Ertesi yıl teyit.org’da OSINT (açık kaynak) araştırmaları konusunda eğitim aldı ve ardından teyit.org’un araştırmalarına katkı verdi. Halk TV ve Sözcü...

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun A Milli Futbol Takımı oyuncularına prim olarak verileceğini açıkladığı villalar, Muğla’nın Milas ilçesindeki Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nı tehdit eden yapılaşmanın bir parçası.

Dünya Kupası öncesinde, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, A Milli Futbol Takımı’nın oyuncularına Muğla’da kendi şirketinin yaptırdığı vilalardan hediye edeceği iddia edilmişti.

Milli Takım’ın kupaya erken veda etmesinin ardından açıklama yapan Hacıosmanoğlu, “Hacıosmanoğlu, “Orası SİT alanı falan değil. Bütün izinler alındı ve inşaat başlayacak. Kesinlikle söz verdiğim gibi futbolculara o villaları vereceğim” demişti.

Bargilya S.O.S paydaşları, 15 Temmuz’da sulak alanda yaptıkları açıklamada, “Bugün burada olmamızın sebebi: binlerce yıllık bir ekosistemi; birçok canlının barınmasına, beslenmesine, yuvalamasına, üremesine olanak sağlayan, hayati öneme sahip bir yaşam alanını; 178 çeşit bitki, 14 balık, 10 sürüngen, 9 memeli ve flamingo türü olmak üzere, ak pelikan, poyraz, martı, ördek, balıkçıllar, sumrular gibi, kış aylarında sayıları binleri bulan 197 kuş türüne ev sahipliği yapan, 2001 yılından bu yana “Önemli Kuş Alanı” olarak kabul edilen; ekolojik açıdan son derece hassas ve korunması gereken bu ortak mirası ve bu kadim coğrafyanın köklerini bir beton rantına kurban vermemektir” denildi.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edilen bölgenin 4 bin konutluk projeyle yok edilmemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, projenin Türkiye’nin tarafı olduğu uluslarası anlaşmaları da ihlal edeceği söylendi.

EN BÜYÜK TEHDİT YABAN HAYATINA YÖNELİK

Veteriner Hekim ve Yaban Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Fulya Kaya Massizo Bargilya Sulak Alanı’nın birçok canlıya ev sahipliği yaptığını belirtirken alanın çevresinde yapılacak inşaat projelerinin doğal yaşamı tehdit ettiğini söyledi.

Massizo, “Lagün ekosistemi canlılara ev sahipliği yapıyor. İnşaat projeleriyle temiz su akışının engellenmesi bir süre sonra hayvan hayatı son bulacaktır. Bargilya’nın suyu giderek kirlenmekte, kalitesi azalmakta. Bu büyük inşaat planının en büyük tehdidi yaban hayatına yöneliktir” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ İHLAL EDİYOR

Emekli Büyükelçi Süha Umar, Bargilya Sulak Alanı’nın uluslararası sözleşmelerle de koruduğunu belirtti:

“Bu alan sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemli bir alan. Bu tür alanların korunması için yapılmış uluslararası sözleşmeler var. Bargilya ulusal miras olarak kabul ediliyor. Sulak Alanları Korunması Sözleşmesi’ne Türkiye taraf. Bu sözleşmeye taraf olup uygulamasanız yaptırımlarla karşı karşıya kalırsınız. Burası mutlak korunması gereken alan. Bunun aması fakatı olmaz. Fakat bu alana her yönden ciddi müdahaleler var.”

Mimar Defne Benol, Bargilya Sulak Alanı’nın hukuki sürecinin 2012’de başladığını anlatırken mahkemelerin inşaat yapılmamasına yönelik kararlar vermesine rağmen şirketin ısrarlı bir tavır sergilediğini aktardı:

“2021’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı şirketi çağırıyor ve 2012’deki raporun aynısını veriyor. Fakat bu değerler güncel değil. Mesela maliyetler dolar üzerinden 2012 değerlerinde hesaplanmış olarak gözüküyor. Bunun da etkisiyle ilk tehdidi savuşturduk. Ardından şirket bunları düzenleyerek yeniden getirdi. Neden bir ısrar olduğunu anlamadık. Keşifte, proje alanında akarsulara set çekildiğini gördük, şirketin isminin yazıldığı bir baraj gölü gördük ve bunu da dosyaya ekledik. Birinci davayı kazandıktan iki yıl sonra şirket tekrar dava açıldı. Bu davayı da kazandık. Şirket davayı Danıştay’a taşıdı. Yasa değişikliğinden yararlanarak oradan şirket haklı görüldü ve bizim hukuki haklarımız sınırlandırıldı.”