Patronların TPI travması

Geçen yıl İzmir’in gündemine oturan TPI grevinden geriye, patronların sınıf bilinci travması kaldı. TPI işçisi oldukları için şirketler tarafından işe alınmadıklarını belirten işçiler, yaşadıkları zorlukları ve vazgeçmedikleri mücadelelerini anlattı.

Ortalama ücretleri 23 bin lira olan Petrol-İş Sendikası üyesi TPI işçileri, “Sefalet ücretini kabul etmiyoruz” diyerek 13 Mayıs 2025’te greve çıktı ve İzmir’in gündeminden düşmeyen beş aylık bir mücadeleye imza attı.

Sürecin sonunda, ABD merkezli rüzgâr türbini üreticisi TPI Kompozit, İzmir’in Menemen ve Çiğli ilçelerinde bulunan iki fabrikasının kapısına, yaklaşık 3 bin işçinin alacaklarını ödemeden kilit vurdu, tüm alacak ve haklarını “paravan şirket” olduğu iddia edilen XCS Kompozit’e devretti, işçilerin deyimiyle “elini kolunu sallayarak” ülkeden çekildi.

Şirket Türkiye’den çekilip gitti ama işçilerin yaşam mücadelesi hâlâ sürüyor.

Bölgedeki büyük şirketler tarafından “mimlendiklerini” ve örgütlenme çalışması yapacakları kaygısıyla işe alınmadıklarını anlatan eski TPI işçileri, mücadeleyi bırakmadıklarının altını çiziyor.

Çiğli Sasalı’daki fabrikada çalışan ve hâlâ dava sonucunu bekleyen B.E., işsizlik maaşının bittiğini, birçok yere başvuru yaptığını ancak geri dönüş olmadığını ifade etti.

B.E., “Özellikle grev sürecindeki öncü işçiler, halay çekenler, konuşma yapanlar TPI’nin fabrikasını kiralayan Alman rüzgâr türbini üreticisi Nordex’e bile alınmadı. O işçilerin boyun eğerek, üç beş kuruşa çalışacak insanlar olmadıklarını gördükleri için, ‘biz bunları alsak bizim çalışanlarımızı da örgütleyecekler’ diye düşünerek korkularından almak istemiyorlar. Anayasal bir hak olan sendikalaşma ve grev hakkını kullandığımız için mimlendik,” dedi.

Şansını artırmak için farklı sektörlerde de iş arayan B.E., “Kaç yaşında olursa olsun, insanlar yeni baştan bir iş öğrenmek zorunda kalıyor” diye konuştu.

İşsiz kalan ve hâlâ iş arayan bin 500’den fazla işçiden biri de Uğurcan Urçar. İş başvurusu için gittiği fabrikalarda sendika olmadığını vurgulayarak “Daha önce TPI’de çalıştığımı duyan fabrikalar iş başvuru formu bile vermiyor. Bu işçi sendikayı görmüş, onun güvencesini biliyor, aylarca da büyük bir direnç göstermiş, benim fabrikamı da örgütlemeye kalkabilir diye düşünüyorlar,” dedi.

“Güçlü durmakta zorlanıyorum” diyen Urçar, yaşadığı zorluğu şöyle anlattı:

“2,5 yaşında bir oğlum, üç aylık kızım ve eşim var. Onlara yetebilecek miyim kaygısı beni çaresizliğin içine sürüklüyor. Yaşadıklarımız yetmiyormuş gibi, ülkede hükümetin sunduğu hayat şartları beni daha da yoruyor. 29 yaşında gücü kuvveti yerinde biriyim ama çaresizlik, bu ülkenin zorlukları, haksızlıkları, vergileri… Tüm bunlar bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını bu ülkede zor yaşatıyor.”

PATRONLAR UNUTMADI, İŞÇİLER DE UNUTMASIN

TPI işçilerinin yaklaşık yüzde 80’inin iş bulamadığını öne süren Osman Pala, “Bunun bir nedeni de ücretler oldukça düşük ve örgütlü mücadeleyi bilen, sınıf bilinci yüksek olan işçiler bu ücretlere göz yummuyor. TPI işçileri sınıf bilinci yüksek bir topluluktu. Patronlar bunu biliyor,” diye vurguladı.

Kendisinin de benzer bir durum yaşadığını anlatan Pala, “Ne iş olursa yaptım. 35 yaşından sonra tesisat döşemeyi öğrendim. Ama su tesisatı işinden de ayrıldım, çünkü hak ihlallerini ortaya çıkarmak istedim. Sözleşmeye ve yasaya uygun olmayan durumları kendilerine iletip ‘bunu yapamazsınız’ dediğimde, kısa bir süre sonra çıkışımı verdiler. Orada çalışanlar ise ‘keşke konuşmasaydın’ dedi. Ancak benim öğrendiğim bir mücadele var ve ne olursa olsun mücadele her yerde mücadeledir” ifadelerini kullandı.

“TPI işçisini patronlar unutmadı ama işçilerin de unutmaması gerekiyor” diyen Pala, “Gidilen her yerde bir yoldaş bulup aynı yolda yürümek gerekiyor. Çünkü bir yerde bir işçi kendi haklarını biliyorsa ve buna göre itiraz ediyorsa, önünde sonunda herkes bunu kabul edecek” dedi.