Van’da bağımsız sinemanın yaşam mücadelesi

Vanlı yönetmenler, yaşadıkları coğrafyanın hikâyesini anlatmak ve sinema üretimini kalıcı hale getirmek için mücadele etmeyi sürdürüyorlar.

Cihan Mert
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi. Serbest gazeteci.

Sinema sektörünün İstanbul merkezli yapısı ve prodüksiyon olanaklarının belli kentlere sıkışması, taşrada film üretmeyi her geçen gün daha zor bir mücadeleye dönüştürüyor. Buna rağmen doğduğu, yaşadığı coğrafyanın hikâyelerini anlatmakta ısrar eden bağımsız sinemacılar var.

Dağlardan Başka Tanık Yok, Kavak Ağacının Gölgesinde, Hevraz ve Söyleyemediklerim… Bunlar son yıllarda Van’da Vanlı yönetmenler tarafından çekilen filmler…  Van’da film çekmeye çalışan yönetmenlerle; bu coğrafyada sinema üretmenin getirdiği teknik, ekonomik ve kurumsal zorlukları, kolektif dayanışma eksikliğini ve hangi şartlarda film çekmeye devam ettiklerini konuştuk.

‘FAZLA PRODÜKSİYON GEREKTİRMEYEN İŞLER’

Sinema bölümünden yeni mezun olan yönetmen Salih Karaman, üretim sürecindeki zorlukların neler olduğunu anlatırken, “Üretim, daha senaryoyu yazarken etkileniyor. Çünkü bulabileceklerimi ve yapabileceklerimi yazmaya çalışıyorum. Maddi destek bulamayınca olabildiğince fazla prodüksiyon gerektirmeyen işler yapmaya çalışıyorum” dedi.

Vanlı yönetmen Salih Karaman
Vanlı yönetmen Salih Karaman

Kavak Ağacının Gölgesinde filminin yönetmeni Kenan Diler ise bütçe bulamamanın ve ekipmana erişimin zorluklarından bahsederken bir yandan da “Teknik ekip ve kiralama şirketleri yok denecek kadar az, çoğu şeyi dışarıdan getirtmek zorunda kalıyoruz. Kurumsal anlamda bizi muhatap alacak, destekleyecek mekanizmalar eksik. Tüm bunlar üretim sürecini çok yavaşlatıyor, enerjimizin yarısını filmi çekmeye değil, çekebilme koşullarını yaratmaya harcıyoruz desem abartmış olmam herhalde” diye konuştu.

Vanlı yönetmen Kenan Diler
Vanlı yönetmen Kenan Diler

‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR EKOSİSTEM YOK’

Bir ekosistemin olmamasına ya da oluşmamasına dikkat çeken yönetmenlere göre her iş ancak bireysel ve kişisel çabalarla ilerleyebiliyor.

Teknik ekipman, düzenli fon kaynakları, dağıtım ve gösterim alanları gibi devamlılığı sağlayacak bir altyapının olmadığını ifade eden Kenan Diler, “Eğer yerel yönetimler veya kurumlar şeffaf ve sürdürülebilir bir ‘Yerel Sinema Fonu’ yaratsaydı, buradaki üretim inanılmaz bir ivme kazanırdı” dedi.

Sinema yüksek lisans öğrencisi ve yönetmen Medine Baskın, “Sürekliliği olan bir sinema ekosisteminin olmaması en büyük sorun. Filmler çekiliyor ama oluşan deneyim ve ekip bir sonraki projeye düzenli biçimde aktarılamıyor. Güçlü bir ekip ve dayanışma ağı oluşursa diğer birçok sorun da daha kolay çözülür” sözleriyle bir dayanışma ağının önemine dikkat çekti.

 

‘BURASI BENİM COĞRAFYAM’

Sektörün İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde yoğunlaşması çoğu yönetmen için bir tercih sebebi olsa da,  Vanlı yönetmenler sektörün getirdiği tekelleşme ve tek tipleşmeye karşı kendi coğrafyalarının hikâyelerine tutunmayı tercih ettiklerini belirtti. Kentinde kalarak film çekmenin önemini anlatan Diler, “Burası benim coğrafyam. Hikâyeleriyle büyüdüğüm bir yer. Bu topraklara, bu insanlara, bu dertlere içeriden bir gözle bakmak, hikâyeleri dışarıdan birinin değil, burada yaşayan ve bu dertlere şahit olan birinin anlatması gerektiğine inanıyorum” dedi.

‘BİR VAROLUŞ, BİR HAFIZA MESELESİ’

Yönetmenler Van’da sinema üretiminin sürdürülebilmesi için yerel fonlar, ekipman desteği, alternatif gösterim alanları ve sinemacıların sürekli birlikte çalışabileceği ortak bir üretim ağının kurulması gerektiğini vurguladı.

Film üretimlerine neden durmadan devam ettiklerini anlatan Kenan Diler, bunun başlıca sebebini kendi doğduğu topraklara duyduğu derin aidiyet ve hissettiği vicdani sorumluluk olarak ifade etti:

Vanlı yönetmen Medine Baskın
Vanlı yönetmen Medine Baskın

“Ben bu kültürün içine doğup büyüdüm. Kendi insanımın hikâyesini kendi ana dilimizde, Kürtçe anlatabilmek benim için sadece sanatsal bir tercih değil; aynı zamanda bir varoluş, bir hafıza meselesi. Tüm o imkânsızlıklara rağmen burada kalıp Kürtçe film üretmek, aslında bu kültüre, dilime ve geçmişimize olan borcumu ödeme biçimim aslında.”

Van’da kalıp üretmeye devam etme sebebine değinen Karaman, “Burası benim şehrim. Burayı biliyorum. Anlatacağım her öykü, benim doğduğumdan beridir yaşadığım bu şehrin izini taşıyor” sözleriyle şehirle kurduğu bağı vurguladı.

Baskın ise coğrafyayı içeriden tanımanın üretim sürecine katkısını “Buranın çok güçlü ve henüz yeterince anlatılmamış hikâyeleri var. Coğrafyayı ve insanları içeriden tanımak bana büyük bir avantaj sağlıyor” ifadeleriyle dile getirdi.

‘FİLM ÇEKMEK BU DÜNYADAKİ VAROLUŞ MÜCADELEM’

Tüm bu yaşadıkları zorluklara ve engellere rağmen film çekmeye devam etme motivasyonlarını anlatan yönetmenler, sinemayı bir ifade biçimi ve varoluş meselesi olarak tanımladılar.

Diler sinemayla kurduğu bağı “Başka türlü nefes alamıyorum. Film çekmek benim için sadece bir meslek değil, bir ifade biçimi. Bu da benim bu dünyadaki varoluş mücadelem” olarak aktardı.

Salih Karaman da, “Hayatımda kendi isteğimle mesai harcayıp da tek yapabildiğim iş sinema. Kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum, sinemanın ifade biçimini seviyorum” dedi.

Medine Baskın ise üretimdeki ısrarını “Yaşadığım coğrafyanın hikâyelerini anlatmak ve Van’dan film üretmenin artık bir istisna değil, olağan bir şey olmasını sağlamak istiyorum” sözleriyle anlattı.