40 günlük savaş milyonlarca işçiyi işsizlik girdabına sürükledi

İran savaşının küresel enerji arzı ve tedarik zincirinde yarattığı kırılma, milyonlarla ifade edilen işçinin de geleceğini tehlikeye attı. Hindistan'da yaklaşık 800 bin tekstil işçisi evine gönderildi. Körfez ülkelerinde çalışan 30 milyonu aşkın işçinin işi tehlikede. Enerji krizinin had safhada olduğu dünyanın en büyük ikinci konfeksiyon üreticisi Bangladeş'te fabrikalar üretime ara veriyor. Sendikacılara göre, işsizlikten en çok kadın işçiler etkilenecek.

Özlem Temena
Özlem Temena, gazeteciliğe Evrensel Gazetesi’nde başladı; ardından Gazete Duvar ve Tükenmez Haber’de çalıştı. Bu kurumların ardından çalışmalarını serbest gazeteci olarak sürdürdü. Küresel tedarik zincirleri, emek ve...

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın 40’ıncı gününde ilan edilen ateşkesle birlikte dikkatler Hürmüz Boğazı’na odaklanmış durumda. İran yaklaşık 800 geminin beklediği boğazdan 7 Nisan itibariyle gemilerin geçişine çok sınırlı olarak izin vermeye başladı, ancak bu kez de ABD ablukası başladı. Savaş ve devam eden Hürmüz krizi yalnızca deniz trafiğini değil, milyonlarca işçinin hayatını da durdurdu. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Güney Asya’dan Körfez’e uzanan işgücünü dağıttı. Hindistan’da yüzbinlerce tekstil işçisi evine döndü. Dubai, Katar, BAE’de otel, restoran ve inşaat sektörlerinde çalışan göçmen işçiler ya bir anda ücretsiz izne çıkartıldı ya da işlerinden oldu.

HİNDİSTAN: LPG KRİZİ TEKSTİL İŞÇİLERİNİ EVLERİNE GÖNDERDİ

Hürmüz Boğazı krizinin tedarik zincirini kırmasının etkisi öncelikli olarak hazır giyim ve tekstil sektöründe görüldü. Tekstildeki krizden ise en çok Hindistan ve Bangladeş gibi ülkeler etkilendi, çünkü bu ülkeler yıllardır ucuz işgücü üzerinden küresel markaların üretim üssü haline gelmiş durumda.

Hindistan’ın en önemli tekstil üretim merkezleri Surat ve Gujarat. Savaş süresince Hürmüz geçişinin kapatılması nedeniyle bölgede LPG fiyatları neredeyse 5 katına çıktı. İşçiler belirsizlik dönemi geçene kadar evlerine döndü. Benzer bir süreç Covid pandemisi döneminde yaşanmıştı.

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren Texfash.com‘a göre, Mart 2026 sonu itibarıyla tahminen beş ila altı lakh (yaklaşık 600 bin) işçi Gujarat’ı terk etti. İşinden olan toplam tekstil işçisi sayısı 800 bini buldu.

Küresel tekstil tedarik zincirlerinde emek standartları konusunda çalışma yapan Fair Wear Foundation‘ın (Adil Giyim Vakfı) Asya Kıtası Sorumlusu Suhasini Singh, işçilerin tersine göçle evlerine döndüklerini doğruladı. Sorularımızı yanıtlayan Singh, özellikle Batı Hindistan’da yoğunlaşan kumaş üretiminde çalışan işçilerin işlerinden olduğunu söyledi. Esas olarak eyaletler arası göç olduğunu belirten Singh, “Eyaletler birbirine 3-4 bin kilometre mesafede. Yani işçilerin göçü bir anlamda bir ülkeden diğerine gitmek gibi. Batı Hindistan’daki tekstil endüstrisinden bahsederken, deneyimlerime göre işçilerin çoğu ülkenin doğu kısmından geliyor, geleneksel olarak daha yoksul olan eyaletlerden. İş aramak için farklı yerlere, özellikle sanayi bölgelerine göç ediyorlar.”

Adil Giyim Vakfı Asya Kıtası Sorumlusu Suhasini Singh: Devlet sübvansiyonları azaldığında, hazır giyim de aynı çöküşü yaşayacak

TÜP YOK, YEMEK YOK

Singh’e göre, LPG tüplerine erişememek ve düşük ücretler nedeniyle işçilerin önündeki tek seçenek evlerine dönmek: “Göçmen işçiler için asıl kriz, günlük yaşamlarını sürdürememek. Kirayla kaldıkları yerlerde kendi yemeklerini pişiriyorlar ya da dışarıda yemek yiyorlar. Alternatif yok. LPG tüpü bulamıyorsanız, yemek pişiremiyorsunuz. Üstelik düşük ücretler aldığınızda başka çözüm bulmaya da gücünüz yetmiyor. Tek seçenek evine dönmek.”

‘KRİZ ÇÖZÜLMEZSE SEKTÖR ÇÖKÜŞE GİDER’

Krizin çözülememesi halinde ülkede hazır giyim sektörünün çöküşe doğru gideceğini vurgulayan Singh “Hazır giyim fabrikalarının çoğu ihracat işleme bölgelerinde (EPZ) yer alıyor. Bu bölgelerde devlet desteği var; vergi muafiyetleri, ücretsiz elektrik, ücretsiz gaz gibi. Ama bu koruma kalkanı sonsuza kadar sürmez. Devlet sübvansiyonları azaldığında, hazır giyim de aynı çöküşü yaşayacak” değerlendirmesinde bulundu.

REHBER HAZIRLANIYOR

Öte yandan Fair Wear Foundation, üye markalara bir rehber hazırlıyor. Singh’e göre rehberde şu bilgiler yer alacak:

“Markalara söylediğimiz şu: Tedarikçilerinizle düzenli iletişimde kalın. Günlük gelişmeleri takip edin, planlarını öğrenin. Ama en önemlisi, işçilerin maaşlarının zamanında ödendiğinden emin olun. Savaş işçilerin hayatını etkilememeli  en azından markaların kontrol edebildiği ölçüde.”

SEKTÖRÜN GÜNLÜK ZARARI 11-12 MİLYON DOLAR

Hindistan’da yer alan Gujarat Dokumacılar Refah Derneği Federasyonu Başkanı Ashok Jirawala, Madhyama Online’a verdiği demeçte, sektörün günde yaklaşık 11-12 milyon dolar zarar gördüğünü söylemişti. Jirawala’ya göre emek açığı yüzde 35’e ulaştı ve son haftalarda binlerce işçi şehri terk etti. Ancak tersine göçün gerçek boyutunu ölçmek neredeyse imkansız. Hindistan’da işçilerin büyük bölümü kayıt dışı çalıştırılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, 2024 itibarıyla istihdamın yaklaşık yüzde 85 ila yüzde 90’ı kayıt dışı ekonomide yer alıyor. Bu oran Bangladeş’te yüzde 84.9, Hindistan’da ise yaklaşık yüzde 90 civarında. Yani, kriz ilk olarak zaten güvencesiz çalışan, sosyal koruması sınırlı, işini kaybettiğinde çoğu zaman resmi istatistiklerde görünmeyen işçileri vuruyor.

BANGLADEŞ’TE JENERATÖRLER DURDU, ÜRETİM AKSADI

Çoğu kadın olmak üzere yaklaşık 4 milyon işçinin istihdam edildiği 3 binin üzerindeki fabrikasıyla Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci konfeksiyon üreticisi Bangladeş’te ise tekstil krizi, Hindistan ve AB arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasıyla başlamıştı. İmzanın ardından çok sayıda tekstil atölyesi geçici olarak kapanmış, işçiler işsiz kalmıştı.

Hindistan-AB anlaşmasının etkisi henüz tam yürürlüğe girmeden Hürmüz krizi patlak verdi. Bangladeş Triko Üreticileri ve İhracatçıları Birliği (BKMEA) Başkanı Mohamed Hatem, yakıt sıkıntısı nedeniyle fabrikaların jeneratörlerini çalıştıramadığını açıklamıştı. Hatem’e göre daha önce elektrik kesintilerini jeneratörlerle telafi edebilen fabrikalar, artık yakıt eksikliği nedeniyle bunu yapamıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki akaryakıt tankeri trafiğinin savaş öncesi duruma dönememesi halinde ocak ayında başlayan işsizlik dalgasının çok daha büyük boyutlara gelmesinden endişe ediliyor.

Anam Kamrul
Sendika yöneticisi Kamrul: Bangladeş’teki milyonlarca işçiye ne olacağını düşünmek bile korkutucu.

Sorularımızı yanıtlayan Bangladeş Tekstil İşçileri Sendikası yöneticilerinden Anam Kamrul, Bangladeş ekonomisinin uzun süredir krizde olduğuna dikkat çekti. Bangladeş’in savaş öncesi de sipariş baskısı altında olduğunu ifade eden Kamrul “Şimdi iki cepheden vuruluyoruz. Bir yandan savaşın yarattığı maliyet artışı, öte yandan Hindistan’ın Avrupa pazarında güçlenmesi. Hindistan ile AB arasındaki serbest ticaret anlaşması 27 Ocak’ta imzalandı. Henüz tam yürürlüğe girmeden savaş çıktı, ama anlaşma hâlâ masada duruyor” hatırlatmasında bulundu.

Kamrul’a göre hem serbest ticaret anlaşması hem de savaş nedeniyle milyonlarca işçinin geleceği belirsiz:

“Eğer enerji krizi çözülürse, Hindistan tekstil sektöründe Bangladeş’in yerini alabilir. Ama çözülmezse bu senaryoda Bangladeş’teki milyonlarca işçiye ne olacağını düşünmek bile korkutucu. Markalar şu anda ‘bekle ve gör’ modunda. Kimse uzun vadeli taahhüt vermiyor. Fabrikalar maliyet artışını karşılayamıyor, işçilere yansıtmaya çalışıyor. Vardiyalar azalıyor, ücretler gecikiyor. Henüz kitlesel işten çıkarma yok ama sektörde herkes gerilimli. Siparişler azalırken maliyetler artıyor. Fabrika sahipleri kâr marjını korumak için işçilerin maaşını düşürmeye ya da çalışma saatlerini azaltmaya çalışıyor. Sendikalar olarak direniyoruz ama baskı çok yüksek. İşçiler ‘en azından işim var’ diye sessiz kalıyor çünkü alternatif yok.”

SRİ LANKA’DA HAFTADA DÖRT GÜN ÇALIŞMAYA GEÇİLDİ

Sri Lanka, savaştan en sert etkilenen ülkelerden biri oldu. Ülke enerji ihtiyacının yarsından fazlasını ithal ediyor ve bunun büyük bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden geliyor. Üstelik ülkenin bir aylık tüketimi karşılayacak depolama kapasitesinin ötesinde rezervi yok.

Al Jazeera’nın 27 Mart tarihli haberine göre, savaşın başlangıcından bu yana yakıt fiyatları toplamda yaklaşık yüzde 33 arttı. Ülke, 2022 ekonomik krizinde uygulanan QR kod bazlı yakıt kartı sistemini (her araca haftalık yakıt kotası tahsis edilmesi) yeniden devreye aldı.

Hükümet, enerji tüketimini azaltmak amacıyla kamu sektöründe haftada dört gün çalışma sistemine geçti. Çarşamba günleri resmi tatil ilan edildi.

Sendikacı ve tekstil işçisi Danielle Ella: Düşük ücret ve taciz korkusu altındaki kadın işçilerin endişeleri daha da görünmez oldu.

‘İŞSİZLİKTEN EN ÇOK KADINLAR ETKİLENECEK’

Sourcing Journal‘ın 30 Mart tarihli raporuna göre, Sri Lanka’nın Avrupa Birliği’ne hazır giyim ihracatı Şubat 2026’da yüzde 19’dan fazla geriledi. Yıllık bazda düşüş yüzde 11.46’yı buluyor.

Sri Lankalı kadın tekstil işçisi ve sendikacı Danielle Ella’ya göre bu krizin en büyük etkileneni kadınlar olabilir:

“Zaten işsizlik vardı. Bu küçülmelerde en çok kadınlar eve gönderilecek ya da ücretleri düşürülecek. Biz sendika olarak kadınların etkilenmemesi için çaba sarf ediyoruz. Zaten çok sayıda ihlal yaşanıyor. Bu kriz nedeniyle kadınlara yönelik istismarlar görünmez kalacak. Savaştan önce tekstil işçisi kadınlar zaten düşük ücretlere çalışıyordu ve taciz korkusu altındaydı, şimdi bu korkuları daha da görünmez oldu”.

KÖRFEZ’DE MİLYONLARCA İŞÇİNİN GELECEĞİ BELİRSİZ

Petrolün dışındaki ekonomik gelirlerinin büyük kısmını turizm ve lüks tüketimden karşılayan Körfez ülkelerinde ise savaş en çok hizmet sektörünü vurdu. Masörler, turizm işçileri, temizlik işçileri, inşaat işçileri bir anda işsiz kaldı.

Körfez ülkelerinde çalışan göçmen işçilerin haklarını savunan uluslararası bir koalisyon olan Coalition on Labor Justice for Migrants in the Gulf’a göre, çatışma bölgesinde 31 milyondan fazla göçmen işçi risk altında.

Buerkesiness & Human Rights Centre’ın (İş ve İnsan Hakları Kaynak Mzi)  2 Nisan tarihli raporunda aktarıldığı üzere, Dubai 2025’te 19,59 milyon turist ağırlamıştı ancak savaş sonrası turist sayısı yüzde 70-80 düştü.

Örneğin iş dünyasında çalışma hakkı üzerine çalışma yapan Business & Human Rights Centre’ın raporuna göre, turistik restoranlarda düşüş yüzde 80’e ulaştı. Şirket tüm personele yüzde 30 maaş kesintisi uyguladı. Birçok göçmen işçi ücretsiz izne çıkarıldı, bazı 5 yıldızlı oteller işten çıkarmalara başladı.

Human Rights Watch’un (İnsan Hakları İzleme Örgütü) 17 Mart raporunda, savaş kaynaklı sivil ölümlerin büyük bölümünün göçmen işçilerden oluştuğuna dikkat çekildi. Dubai Finans Merkezi ve lüks otellere yapılan saldırılar garson, temizlikçi ve güvenlik görevlilerinin hayatını tehlikeye atmıştı. ABC News’in derlediği verilere göre, savaşın ilk haftalarında ölen 15 sivilden 12’si Güney Asyalı göçmen işçi sürücü, temizlikçi, güvenlik görevlisi, denizci olarak çalışıyordu.

Bazı işverenler savaşın yarattığı belirsizlik ortamında ülkeyi terk ederken, arkalarında pasaportlarına el konulmuş işçileri bıraktı. Kafala (sponsorluk) sistemi, Körfez ülkelerinde göçmen işçilerin çalışma ve ikamet iznini işverenlerine bağlıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) raporlarına göre, sistem göçmen işçileri işverenlerine bağımlı kılıyor ve istismara açık hale getiriyor.