Çocukluk merakı yarım asırlık bir yolculuğa dönüştü

Dersim’de Saniye İldeniz’in bitkilerle kurduğu bağ, çocuklukta kardeşinin yarasına çare ararken başladı. Ninesinden öğrendiği geleneksel bilgileri yaklaşık 60 yıldır sürdüren İldeniz, mevsimine ve zamanına göre topladığı bitkilerden sirke, yağ, çay ve kremler hazırlıyor. Şimdi ise öğrendiklerini gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.

Özkan Ulucan
9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunuyum. Sinema alanında uzun yılar çalıştım. Son dört yıldır Dersim'de gazetecilik yapıyorum. Çeşitli gazetelere telifli haberler üretiyorum....

Dersim’in dağlarında bir bitkinin peşinden giderken, toprağa bakarken ya da bir kavanozun içine topladığı bitkileri yerleştirirken Saniye İldeniz için yalnızca bugünün değil, çocukluğunun da izleri var.

Saniye İldeniz’in doğayla ve bitkilerle kurduğu bağ, henüz 6 yaşındayken yaşadığı bir olayla başladı. Yatılı okulda birlikte kaldığı kardeşinin eli enfeksiyon nedeniyle şişti. Doktora götürülen ve iğneyle tedavi edilen kardeşinin eli uzun süre iyileşmedi.

İldeniz o sırada köyde gördüğü bir olayı hatırladı. Eline diken batan Keko amcasının parmağına ninesinin yeşil bir ot ve kırmızı bir merhem sürdüğünü anımsayan İldeniz, günler sonra yara açıldığında içindeki iltihabın çıkarıldığını ve yaranın kısa sürede toparlandığını gördü. “Kendi kendime, ben akıllı bir çocuk olsaydım nenem ne yapıyor öğrenirdim ve kardeşimin parmağını iyileştirirdim, dedim” diyen İldeniz, köye döndüğünde ninesinin kullandığı otu arayıp buldu. Aynı yöntemi kardeşinin parmağında uygulamaya çalıştı. Ertesi gün kardeşinin parmağında değişiklik gördü.

Bu olayın ardından kendisine bir söz veren İldeniz, köyün yaşlılarının geleneksel şifa yöntemlerini öğrenmeye başladı. Bugün 62 yaşında olan İldeniz, öğrenme sürecinin hâlâ devam ettiğini söyledi.

BİTKİLERİN DE ZAMANI VAR

Saniye İldeniz’in çalışmalarında doğadan topladığı bitkiler önemli bir yer tutuyor. Bahar aylarında toplamaya başladığı kekik, nane, ana fatma çiçeği, civanperçemi, piltan, kantaron, orman çiçeği ve alıç gibi bitkileri farklı şekillerde değerlendiriyor. Ancak İldeniz için bitki toplamak yalnızca doğaya çıkıp bitkiyi almak anlamına gelmiyor. Hangi bitkinin ne zaman toplanması gerektiği yıllar içinde edinilen geleneksel bilginin önemli bir parçası:

“Bazı bitkileri sabah erkenden, bazılarını ay ışığında, bazılarını 12’de güneşle yerin birbirine dik geldiği, birbirine secde ettiği anda topluyorum. Bazılarını gün batımında topluyorum.”

İldeniz’e göre her bitkinin kendine özgü bir zamanı ve yapısı var: “Her bitkinin enerjisi farklıdır. Eğer civanperçemini öğlen saat 12’de toplamazsanız size hiçbir faydası olmaz. Civanperçemi güneşle yüz yüze gelmezse o tomurcuk patlamaz.”

Bu bilgilerin kendisine büyüklerinden aktarıldığını belirten İldeniz “Bitkilerin de dili var, ruhu var. İstediğin zaman, istediğin şekilde toplayamazsınız” dedi.

KREM, SİRKE, YAĞ…

Topladığı bitkileri kurutan İldeniz, bunları farklı ürünlere dönüştürüyor: “Topladığım bitkileri sirkeye, saç bakım yağlarına, bitki çaylarına, aynı zamanda iyileştirici kremlere dönüştürüyorum. Doğada her derdin dermanı var. Yeter ki biz bunu doğru zamanda toplayalım, doğru kurutalım ve ne işe yaradığını bilerek bilinçli bir şekilde tüketelim.”

İldeniz, yöreye özgü olduğunu söylediği bazı bitkilere ise özel önem veriyor. Bunlardan Nerebent bitkisinin yapraklarını topladığını, geleneksel olarak mide rahatsızlıklarında kullanıldığını ve sirkesini yaptığını anlattı. Bitkinin kökündeki sütten de krem hazırlıyor.

Yöreye ait olduğunu söylediği bir başka bitki olan ‘fikis kekiği’ni de ağrı ve bakım amacıyla kullandığını ifade eden İldeniz, bu bitkiyi ayak ve saç bakımında değerlendirdiğini söyledi:

“Bizim yörede 70 çeşit kekik var. Çok çeşitli ada çayları var. Ana Fatma çiçeğini, yaban reyhanı, soğandan yararlanırız. Tarla bitkileri çok var.”

 

 

 

Bilgileri kuşaktan kuşağa taşıyor
İldeniz’in hazırladığı ürünlerin kullanım alanları da bitkiden bitkiye değişiyor. Yağları çoğunlukla dış yaralarda kullandığını, bazı bitkilerin ise geleneksel olarak yanıklarda değerlendirildiğini anlatıyor.

Sirke ve diğer ürünlerin farklı amaçlarla kullanıldığını belirten İldeniz, bazı sirkelerin bağırsak, akciğer, karaciğer ve cilt sorunlarında geleneksel olarak kullanıldığını söylüyor.

Kuşburnu çekirdeğini de örnek veren İldeniz, bunun geleneksel olarak diz kapağındaki sıvı kaybına karşı kullanıldığını ifade ediyor.

Bu bilgilerin yıllar içinde denenerek aktarıldığına inanan İldeniz, “Tamamen denenmiş bilgiler” diyor.

Ancak geleneksel şifa bilgisinin modern tıbbın yerine geçirilmemesi gerektiğini de özellikle vurguluyor:

“Tabii ki geleneksel tıp çok önemli, geleneksel şifa önemli ama modern tıbbı da kullanmamız gerekiyor.”

İldeniz, geleneksel bilgilerin modern tıbbın yanında tamamlayıcı bir alan olarak yaşatılabileceğini düşünüyor.

“Herkes toprağına geri dönsün”
İldeniz’in çalışmaları yalnızca bitkilerden ürün hazırlamakla sınırlı değil. Çocukluğunda ninesinden ve köyün yaşlılarından öğrendiği bilgilerin kaybolmaması için bunları gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.

Bu amaçla küçük bir üretim alanı oluşturduğunu anlatan İldeniz, geleneksel buğdayları da çoğaltıyor. Ata tohumlarını kendisi ekiyor, yetiştirdiği buğdayları yine kendi imkânlarıyla değerlendiriyor.

“Küçük bir yer açarak böyle küçük minik çabalar harcayıp gelecek nesillere aktarmak için elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum” diyor.

İldeniz’in isteği ise insanların yeniden toprakla bağ kurması:

“İstiyorum ki herkes toprağına geri dönsün, ata tohumunu korusun ve onu ekip bitsin. Bağını, bahçesini, tarlasını, dağlarında ne yetişiyor öğrensin.”

Yıllar içinde öğrendiklerini merak eden gençlerin ve yaşlıların da kendisine geldiğini anlatan İldeniz, doğayla kurduğu ilişkinin insan yaşamından ayrı olmadığını düşünüyor:

“İnsan insanın ruhundan anlıyorsa, toprağı, suyu, havayı seviyorsa birbirine dermandır diyorum.”

Altı yaşında kardeşinin elindeki yaraya çare ararken başlayan bitki merakı, İldeniz’in hayatında yaklaşık 60 yıldır sürüyor. Baharla birlikte doğaya çıkan, bitkileri mevsimine ve zamanına göre toplayan ve bunlardan farklı ürünler hazırlayan İldeniz, bir yandan da çocukluğunda ninesinden öğrendiği geleneksel bilgileri gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.