Akdağ Tabiat Parkı’ndaki yılkı atlarına ne oldu?

Afyonkarahisar'daki Akdağ Tabiat Parkı’nda yaşayan yılkı atlarının sayısı 15 yılda 2 binlerden 200'lere düştü. Atlara ne olduğuna ilişkin iddialar muhtelif. Üstelik otlarla beslenen atlar, orman yangınlarına karşı doğal bariyer de oluşturuyor.

Ahmet Engin Yavuz
1980 yılında gazetecilik mesleğine başladı. Ekspres, Yeni Asır, Bulvar, Günaydın, Sabah, Birgün ve Dokuz Eylül gazetelerinde muhabir, editör ve temsilci olarak görev yaptı. İzmir Yerel Haber...

Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi yakınlarındaki Akdağ Tabiat Parkı’na ilk kez 2009 yılının ağustos ayında gitmiş ve bin 550 metre rakımlı Kocayayla’da, yanı başındaki dereden beslenen yaşlı bir söğüt ağacının dibine kurmuştuk çadırlarımızı.

Karaçam, meşe ve ardıç ormanlarının kuşattığı yemyeşil yaylada, yakınlarımızdan geçen koyun ve inek sürülerinin, bölgede konaklayan karaleyleklerin, hava karardıktan sonra birbirleriyle haberleşen çakalların, baykuşların arasında anılarımıza kazıyacağımız bir gece geçirmiştik.

Sabah gün doğarken uyandığımızda, doğanın en büyük sürprizi, dörtnala koşarak yaylanın diğer ucundaki tek su kaynağına su içmeye giden yaban atı sürüsü olmuştu. Sonradan yaylada karşılaştığımız orman görevlisi, “Bu yayla çok büyük, bütün canlıları besler. Bin 500 – 2 bin civarında yaban atı var. Ya bu saatlerde ya da güneş kavuştuktan sonra görebilirsiniz. Gün boyunca ormanların derinliklerinde saklanırlar” demişti.

Birkaç yıl sonraki gidişimizde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından büyükçe bir gölet, konaklamak için bungalov evler, kafeteryalar, tuvaletler, gölgelik çardaklar ve gölün kıyısına helikopter pisti de olan saraya benzer bir bina yaptırıldığını gördük.

KIRGIZİSTAN’A MI SATILDI?

Kocayayla’da çok sayıda otomobil, midibüs, karavan vardı, gürültü vardı, bol bol çöp vardı ama saatlerce bekledik görünürde bir tek yaban atı yoktu.

Geçen yılki son ziyaretimizde yine ortalıkta kimsenin olmadığı bir sabah saatinde 4-5 attan oluşan küçük bir aileye rastladık. Geçen hafta ise ormanın içine gizlenmiş bir yaban atı öğreğini (grup) eğer oradaki koyun sürüsünü koruyan çoban köpekleri kovalamasaydı göremeyecektik.

2009 yılındaki ilk kampımız sırasında alacakaranlıkta yaylanın öteki ucundaki karaçam ormanının önünde onlarcasını otlarken gördüğümüz yaban atlarına ne olmuştu?

Bu konuda iddialar muhtelif. Anlatımlara göre, Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 yılında atların bir bölümünün Ankara merkezli bir firma aracılığıyla Kırgızistan’a satılmasına izin vermişti.  Resmi kurumların hâlâ reddettiği iddianın ardından Akdağ’daki yaban atlarının sayısı hızla azalmaya devam etti.

MUHTAR: ‘TOPLATILDIKLARINI DUYMUŞTUK’

Tabiat parkının yakınındaki yerleşim yerlerinden Çamoğlu Köyü Muhtarı Ercan Öztoprak’ın ise yılkı atlarının akıbetine ilişkin aktardıkları şöyle:
“Bizim tahminimiz yaylada 200 kadar yaban atı kaldı.  Eskiden sayıları daha çoktu. Kış burada sert geçiyor, bazıları dayanamıyor. Bölgede bol miktarda kurt var. Yırtıcılara av oluyor kimisi. Atların hırsızlar tarafından götürüldüğü de geliyor kulağımıza. Binek hayvanı olarak mı kullanıyorlar, kesiyorlar mı bilmiyoruz. Yaban atları tarım alanlarına da zarar veriyor. Köylüler de istemiyor bu atları. Çobanlar, hayvan otlattıkları meraları atlar ile paylaşmak istemiyor. Ama yaban atları bu yaylaya güzellik katıyor. Atlar olmasa kimse bu yaylaya gelmezdi. Her yerde yayla var.”

‘YAYLALARA GÜZELLİK KATIYORLAR’

Sorkun Köyü muhtarı İsmail Eltan da “Yaban atları bundan 3-4 yıl önce köylünün tarlalarına dadanınca bir kısmının çiftliklere verildiğini, bir kısmının toplatıldığını duymuştum” dedi. Yaylaya gelen insan sayısı arttıkça yaban atlarının ormanın içlerine çekildiğini belirten Eltan, atların yaylalara güzellik kattığı görüşünde:

“Atlar ancak gece çökünce çıkıyor yaylaya. Yazın su azalınca mecburen su içebilecekleri kaynak arıyorlar. Ben şikayetçi değilim. Her canlının doğada bir görevi var. Atların da… Biz yaban atlarından memnunuz. Atlar yaylalarımıza güzellik katıyor. Varsın tarlamdaki yoncaları yesinler. Atların sayısı azaldıkça doğanın dengesi bozuluyor çünkü.”

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sandıklı İşletme Şefliği’nden ormancı Yaşar, Akdağ Tabiat Parkı’na tek başına bakıyor. Yaban atlarının eskiden genellikle 12-15 attan oluşan öğrekler halinde dolaştığını belirten ormancı Yaşar’ın son duruma ilişkin tanıklığı şöyle: “60 atlık öğrekler bile vardı. Sabah erkenden ve gece inerlerdi yaylaya. Sayıları çok azaldı, belki 200 at var diye biliyorum. Çobanlar istemiyor atları. Köylüler tarlaları zarar görüyor diye karşı çıkıyor. Atlar, yaylaya gelen kalabalıklardan da ürküp kaçıyor artık. Bu yüzden rastlayabilmeniz çok zor.”

ORMANDAKİ OTLARI YİYEREK YANGINI ÖNLÜYOR

Yılkı atlarının durumuna ilişkin başka ülkelerde de örnekler mevcut. Örneğin İspanya’nın orta kesimindeki İberya yaylalarında orman yangınlarıyla mücadelede çok farklı bir yöntem uygulanıyor. Bölgede yıllar içinde kırsal nüfusun azalması ve geleneksel hayvancılığın gerilemesiyle birlikte ormandaki kuru bitki örtüsü hızla çoğaldı. Bu durum, özellikle sıcak yaz aylarında çıkan orman yangınlarının söndürülmesini zorlaştırırken, yayılmasını kolaylaştıran bir etken haline geldi.  Bilim insanları ve doğa koruma ekipleri ise yıllar önce bölgede kaybolan yaban atlarını yeniden doğaya bırakarak yangın riskini azaltmayı amaçlıyor. Bölgeye bırakılan ve sayıları günümüzde 100’ü aşan Prezevalski atları ormandaki kuru ot ve çalılarla beslenerek, arazide doğal yangın bariyerleri oluşturuyor. Uzmanlar bölgedeki atların varlığının aynı zamanda bitki çeşitliliğini artırdığını, birçok yaban hayvanı için de daha uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirtiyor.