KYK yurdunda yaşam: Havasız kalmakla mescitte uyumak arasında bir seçim

Haziran ayında öğrenci yurtlarından peş peşe ölüm haberleri geldi. Gençlik ve Spor Bakanlığı bir milyon yatak kapasitesini, ücretsiz yemeği ve psikososyal destek hizmetlerini öne çıkarıyor. Öğrenciler ise kalabalık odaları, hijyen sorunlarını, baskıyı, güvenlik açıklarını ve arkadaşlarının ölümünün ardından süren sessizliği anlatıyor.

Sinem Nazlı Demir
Yeditepe Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Radyo, Televizyon ve Sinema bölümlerinde çift anadal yaptı. Almanya’da Fulda University of Applied Sciences’ta İnsan Hakları yüksek lisansına...

Haziran’da, farklı şehirlerdeki öğrenci yurtlarından peş peşe ölüm haberleri geldi. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) birimlerini tanıtırken bir milyon yatak kapasitesini, ücretsiz yemek ve psikososyal destek hizmetlerini öne çıkarıyor. Ancak KYK yurtlarında hayat bundan ibaret değil. Mikrofonu öğrencilere uzattığınızda, kalabalık odaları, hijyen sorunlarını, baskıyı, güvenlik açıklarını ve arkadaşlarının ölümünün ardından süren sessizliği dinliyorsunuz.

Üniversitelerde yaz tatilinin başlamasına günler kala, yurtlarda kalan öğrencilerin ölüm haberleri art arda gelmeye başladı. Burdur’da Zehra Kaçar, Kırklareli’nde Halil İbrahim Gökşen, İzmir’de Zeynep Dicle Çalışır ve Mardin’de Muhammed B.G., kaldıkları KYK yurtlarında yaşamlarını yitirdi. Zonguldak’ta Tuğçenaz Demirelöz özel bir öğrenci yurdundaki odasında ölü bulundu. Halil İbrahim Gökşen’in yaşamına son verdiği bildirildi; diğer öğrencilerin ölümleri basına şüpheli ölüm olarak yansıdı veya ölüm nedenleri kamuoyuna açıklanmadı. Peş peşe gelen haberler, öğrenci yurtlarındaki güvenlik, denetim ve psikolojik destek mekanizmalarını yeniden tartışmaya açtı.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de intihar sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 2024’te 4 bin 509 iken 2025’te 4 bin 599’a, kaba intihar hızı ise yüz binde 5,27’den 5,36’ya yükseldi. Buna karşın KYK yurtlarında meydana gelen ölümlerin kaçının intihar, şüpheli ölüm veya kaza olarak kayda geçtiğini gösteren güncel, kamuoyuna açık ve ayrıntılı bir veri yok. Haziran 2026’da TBMM’ye sunulan bir soru önergesinde de bakanlıktan son 10 yıldaki yurt ölümlerinin bu başlıklara göre açıklanması istendi.

KAMU GÖREVLİLERİNE BERAAT

Zeren Ertaş
Zeren Ertaş

Bugün hâlâ yanıtı aranan ihmal ve sorumluluk soruları, üç yıl evvel Zeren Ertaş’ın ölümünün ardından da gündeme gelmişti. Ertaş, 25 Ekim 2023’te Aydın’daki Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan asansör kazasında hayatını kaybetmişti. İlk bilirkişi raporunda, asansörün kaymasını engelleyen sistemin bakım şirketi tarafından devre dışı bırakıldığı ve bakım şirketinin asli kusurlu olduğu belirtildi. Ölümün ardından ülkenin birçok kentindeki öğrenciler güvenli barınma hakkı için eylemler düzenledi. Ancak kamu görevlilerinin yargılandığı davada 21 Nisan 2026’da tüm sanıklar beraat etti. Protesto hakkını kullanan öğrenciler ise fişlendi.

PROTESTOYA KATILANLARIN FOTOĞRAFI ÇEKİLDİ 

İstanbul Esenyurt Kız KYK Yurdu’nda kalan Fatma, Zeren Ertaş’ın ölümünün ardından kendi yurdundaki eylemi örgütlediğini ve yurt müdürü tarafından görüşmeye çağrıldığını anlattı:

“Yurt müdürü, eylem sonrası beni odasına çağırıp üstü kapalı bir konuşmayla beni ve birkaç arkadaşımı fark ettiğini belirterek uyardı.”

Öğrenciler ikinci gün de oturma eylemi yapmak istedi ancak polis eyleme katılan öğrencilerin fotoğraflarını çekti, yurt müdürü de dağılmazlarsa haklarında işlem yapılacağını söyleyerek gözdağı verdi. Hatta dağılmakta olan öğrencilerin içeri girerken memur ve güvenlik tarafından isimleri alınmaya çalışıldı. 

ALTI KİŞİLİK ODA, TEK MASA VE UYKUSUZ GECELER 

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2025-2026 dönemi başında Türkiye’de 877 yurt ve bir milyon yatak kapasitesi bulunduğunu; öğrencilerin 3-4 kişilik odalarda, güvenli ve hijyenik koşullarda ağırlandığını açıkladı.

Ancak farklı kentlerdeki yurtlarda kalan veya daha önce kalmış yedi öğrencinin anlatımları, bu açıklamanın her yurttaki gündelik yaşamla örtüşmediğini gösteriyor.  

Ankara Bahçelievler’deki Mehmet Akif KYK Yurdu’nda kalan Sena, koşulları şöyle anlattı:

“Koğuşu andıran küçük bir odada altı kişi kalıyorduk ve yalnızca bir çalışma masamız vardı. En çok nefes alamamaktan şikâyetçiydim. Çözüm için konuşamadım bile çünkü alternatif yoktu. Gece mescitte titreyerek uyumaya çalıştığım oldu.”

İstanbul’daki Atatürk Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan tıp öğrencisi Gözde de personel sayısının azaltılması nedeniyle dört kişinin kaldığı odanın temizliğini öğrencilerin yapmak zorunda kaldığını anlattı. 

Atatürk Kız Öğrenci Yurdu, 2025 yazında tadilat için yurda gelen işçilerin öğrenci odalarında kalması,  öğrenci dolaplarının kırılması ve taciz olaylarıyla gündeme gelmişti. Eşyaları talan edilen öğrenciler arasında Gözde de vardı: “Bütün bütün eşyalarımızı kullanmışlardı. Bunu kırk yıl geçse de unutmam.”

YEMEK VE GÜVENLİK SORUNLARI 

Kocaeli’de bir devlet yurdunda kalan M.E., iki kişilik odada kaldığı için yurdun koşullarını diğer devlet yurtlarına kıyasla daha iyi buluyor. Ancak yemeklerle ilgili defalarca şikâyette bulunmalarına rağmen sonuç alamadıklarını söylüyor. Anlattığına göre, yemeklerin tadı çok kötü, yenebilecek gibi değil.

Esenyurt Kız KYK Yurdu’nda kalan Fatma’nın anlattığı hijyen sorunları, 2022’de basına yansımıştı.  Öğrenciler yemeklerden saç, taş ve kurt çıktığını, küflü yemeklere mecbur bırakıldıklarını söylemişti.

Fatma, ağır hijyen sorunlarının daha sonra giderildiğini ancak problemlerin tamamen sona ermediğini belirtti:

“Yemeğin öğrencilere yetmemesi, çiğ veya yanık olması, hazır olması gereken saatlerde hazır olmaması gibi sorunlar devam etti. Özellikle sabahları derse veya staja yemek yemeden gitmek zorunda kalıyorduk.”

Bakanlık açıklamalarında öğrencilere günlük 245 lira beslenme desteği verildiği ve hijyen koşullarının yurt yöneticileri ile diyetisyenler tarafından sürekli denetlendiği belirtildi.

KONTROL MEKANİZMASI CEZA ODAKLI

Fatma ayrıca birinci sınıftayken bir erkeğin birkaç gece üst üste yurt bahçesine girdiğini, başka bir dönemde de yurdun çevresindeki bir grubun öğrencileri rahatsız ettiğini anlattı:

“Çoğu zaman güvensiz bir ortam hissediyoruz. Kontrol mekanizması ya yetersiz ya da ceza odaklı.”

Kocaeli’de kalan M.E., bir arkadaşlarının ölümünün ardından öğrencilere herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi:

“Bir arkadaşımız yurtta intihar etmişti. Daha sonra bu olaya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu durum, herhangi birimizin başına bir şey geldiğinde sorularımızın cevapsız kalacağı düşüncesine kapılmama neden oldu.”

Kaynak: Yeditepe Üniversitesi Rehberi
Kaynak: Yeditepe Üniversitesi Rehberi

Yeditepe Üniversitesi’nde, öğrenci yurdunda kalan M.K. de okulundan bir öğrencinin ölümünün ardından sınıf gruplarında dolaşıma sokulan ve yurdun avlusunda yatan ölü bedenini gösteren fotoğrafların psikolojisini olumsuz etkilediğini anlattı:

“İntihar eden öğrenciyle bazı derslerimiz ortaktı. Derslere her girdiğimde gruplara atılan fotoğraflar aklıma geliyordu. Uzun bir süre eğitimime odaklanamadım.”

M.K., üniversitenin aldığı tedbirleri yeterli bulmadığını ve yurtlardaki öğrenci ölümlerinin tekil vakalar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. 

PSİKOLOJİK DESTEK YERİNE DİNİ TELKİN

Gençlik ve Spor Bakanlığı, Psikososyal Destek Platformu üzerinden gençlerin psikolog veya sosyal çalışmacılardan çevrim içi ya da yüz yüze randevu alabildiğini belirtiyor. Ancak M.E., yurt psikoloğuna gitmeyi tercih etmediğini ve manevi danışmanlık hizmetine mesafeli olduğunu söyledi:

“Kamu kurumlarında manevi danışmanlık adı altında dinî yapılanmaların bulunmaması gerektiğini düşünüyorum.”

Ege Üniversitesi öğrencisi Aleyna da bazı görevlilerin psikolojik destek yerine dinî telkinlerde bulunduğunu belirtti:

“Kâğıt üzerinde psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunulduğu söylense de birçok KYK yurdunda bunun gerçek anlamda karşılığı yok.”

Bakanlığın 2025 Faaliyet Raporu’na göre 862 yurt müdürlüğünün 668’inde toplam 928 manevi danışman görev yapıyordu. Haziran 2026’da da ilk kez görevlendirilen 349 manevi danışmana eğitim verildi. Buna karşılık yurtlardaki psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının güncel sayısı ile kaç öğrencinin bu uzmanlara ulaşabildiğine ilişkin ayrıntılı veriler kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Psikolojik destek tartışması ekonomik koşullardan da bağımsız değil. Yurdunda kendisini güvende hissetmeyen bir öğrencinin başka bir yere taşınması, artan barınma maliyetleri karşısında çoğu zaman mümkün olmuyor.

Ege Üniversitesi
Ege Üniversitesi

BARINMA BEDELİ BURSUN BEŞ KATI

Lisans öğrencilerine 2026’da aylık 4 bin lira burs veya öğrenim kredisi veriliyor. Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde kalan Aleyna ise iki kişilik odanın aylık ücretinin 2026-2027 dönemi için 9 bin 500 liradan 19 bin liraya yükseldiğini anlattı. Böylece yalnızca barınma ücreti, aylık burs veya kredinin yaklaşık beş katına ulaştı. Aleyna, yüksek ücrete rağmen yurtta internet, sıcak su, temizlik ve böcek sorunları yaşandığını söyledi:

“Final haftasında tadilat gerekçesiyle yaklaşık bir ay boyunca yurtta internet yoktu. Tadilatın ardından yeniden bağlandı, fakat hâlâ neredeyse hiç çekmiyor.”

Öğrenci Köyü’nün özel bir şirkete devredilmesinin ardından daha önce ücretsiz kalan depremzede öğrencilerden de geriye dönük ücret talep edildi. Ücretini ödeyemeyen bazı öğrencilerin giriş kartları bloke edildi. Aleyna, sınav haftasında tadilat nedeniyle odasını boşaltmak zorunda kalmasını ve depremzede öğrencilere yönelik tutumu unutamadığını söyledi:

“Beni en fazla etkileyen olay, sınav haftasında bütün eşyalarımı toplayıp başka bir odaya taşınmak zorunda kalmam ve depremzede öğrencilere yapılan muameleydi.”

REŞİT İNSANIN VELİSİ OLUR MU?

Kasım 2025’te KYK yurtlarında izin almadan geceyi dışarıda geçiren öğrencilerin ailelerine otomatik SMS gönderilmeye başlandı.  Reşit öğrencilerin ailelerine bildirim yapılması, özel hayatın gizliliği ve öğrenciler üzerinde kurduğu baskı nedeniyle tepki çekti. Fatma, uygulamanın öğrencilerde ek baskı ve korku yarattığını düşünüyor:

“Yurtlar bizim için sadece yatılı kalınan bir bina değil, aynı zamanda bir yaşam alanı. Ama maalesef buralarda tetikte olma ve tehdit altında hissetme durumu, güvende olma duygusunu yitirmemize; kaygılara ve korkulara yer açıyor.”