Bir yıl içinde bisiklete en çok binilen ay ağustos. TÜİK istatistiklerinde en fazla trafik kazasının meydana geldiği ay da ağustos. Bunlardan üçü, üç ayrı kentte oldu; üç bisikletli hayatını kaybetti. Üçü de pedal çeviriyordu. Üçü de kasksız, ışıksız değildi. Üçü de önlemini almıştı.
Balıkesir’in Ayvalık ilçesindeki Akçapınar Ortaokulu’nda sosyal bilgiler öğretmeni olarak görev yapan Serkan Kadıoğlu’na, 9 Ağustos akşamı Burhaniye’de İskele Adyar Kavşağı’ndan geçtiği sırada otomobil çarptı. Kadıoğlu, çarpmanın etkisiyle yola savrulduğu sırada ikinci bir otomobilin daha çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Karabük’ten bisikletiyle Samsun’a gitmek üzere yola çıkan Eren Köse, 7 Ağustos sabahı Karabük-Kastamonu karayolunun Yeşilova köyü mevkisinde bir otomobilin çarpması sonucu demir bariyerleri aşarak yol kenarındaki ağacın altına savruldu. Çarpan sürücü olay yerinden kaçarken, köylüler kazayı önce bir hayvan ölümü sandı. Jandarmanın güvenlik kamerası ve geçiş sistemi kayıtlarını inceleyerek yürüttüğü çalışma sonucu sürücü, Taşköprü ilçesinde yakalanarak tutuklandı.
Ankara’da 4 Ağustos akşamı bisiklet grubuyla antrenman yapan İlyas Ulutaş’a da aşırı alkollü bir sürücünün kullandığı otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle 26 metre sürüklenen Ulutaş, ağır yaralı halde olay yerinde bırakıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine hastaneye kaldırılan Ulutaş, hayatını kaybetti. Kazanın ardından kaçan sürücü daha sonra yakalanarak tutuklandı.

2025’TE 141 BİSİKLETLİ HAYATINI KAYBETTİ
TÜİK’in 2024 yılı verilerine göre, bisiklet cinsi taşıtın karıştığı trafik kazalarında toplam 103 kişi hayatını kaybetti. TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre e-scooter ve bisiklet kullanırken hayatını kaybedenlerin sayısı 141.
Verileri daha önceki yıllara götürmek de mümkün…
2024 yılında İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın verdiği bilgilere göre 2019-2024 yılı arasındaki 5 yılda 177 bisiklet sürücüsü kaza yerinde hayatını kaybetti. Söz konusu kazaların yüzde 52.1’i caddelerde, yüzde 35’i devlet yolunda, yüzde 8,5’i sokaklarda, yüzde 1,7’si otoyolda gerçekleşti. Yine aynı dönemde bisikletlerin karışmış olduğu ölümlü trafik kazalarında toplam kusurların yüzde 52’si bisiklet sürücülerine, yüzde 48’i diğer araç sürücülerine verilmiştir.
MEVZUAT NE DİYOR?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, bisikleti motorsuz bir taşıt olarak tanımlıyor ve kullanımı için ehliyet şartı aramıyor. Kanunun 66. maddesine göre ayrı bir bisiklet yolu varsa bisikletlinin bu yolu kullanması zorunlu; bisiklet yolu bulunmayan veya yolun kesintiye uğradığı yerlerde bisikletliler gidiş yönlerine göre taşıt yolunun veya emniyet şeridinin en sağından ilerlemek zorunda.
Bisikletin trafik yönünün terine sürülmesi veya yaya kaldırımlarının kullanılması yasak. Motorlu araçların ise yanından geçtikleri bir bisikletliye en az 1,5 metre emniyet mesafesi bırakması şart.
SEMBOL DAVA: UMUT GÜNDÜZ
Umut Gündüz, 15 Temmuz 2020 akşamı bisiklet antrenmanından dönerken 1,53 promil alkollü ve aşırı hızlı bir otomobil sürücüsünün çarpmasıyla hayatını kaybetti.
Bilirkişi raporu, 19 yaşındaki bisiklet sporcusunun tüm güvenlik ekipmanını kullandığını, yolun sağ şeridinde ilerlediğini ve kazada kusursuz olduğunu, sürücü Çağdaş Şenyüz’ün ise asli kusurlu olduğunu belirledi. Yaklaşık dört ay tutuklu kalan sürücü, “taksirle ölüme neden olma” suçundan 4 yıl 5 ay hapis cezası aldı, ancak cezaevine girmedi.
Aile, cezayı yetersiz bularak mücadeleyi mahkeme salonlarının dışına taşıdı. Baba Menderes Gündüz ve anne Asuman Gündüz’ün başlattığı “Umut’a Ses Ol” hareketi, altı yıldır Şanlıurfa’dan başlayarak birçok ilde baroları, sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri dolaşıp konuyu TBMM’ye kadar taşıdı. Aile, alkollü ve olay yerini terk eden sürücülere uygulanan cezaların caydırıcılıktan uzak olduğunu savunarak bisiklet güvenliği ve trafik hukuku düzenlemeleri için hazırladıkları raporu paylaştı.
4 Ağustos’ta Çankaya’da alkollü bir sürücünün çarpıp kaçtığı, 26 metre sürüklenen ve olay yerinde ağır yaralı bırakılan İlyas Ulutaş’ın hikâyesi ile Umut Gündüz’ün ölümü birbirine çok benziyordu.
O günden bu yana adalet mücadelesini “Umut’a Ses Ol” hareketiyle sürdüren, bisikletli ölümlerinin sembol isimlerinden biri haline gelen baba Menderes Gündüz’le, Ulutaş’ın ölümünün ardından bir kez daha konuştuk.
“KAZA DEĞİL CİNAYET”
Gündüz, oğullarını kaybettikleri günün ardından kısa sürede başka bisiklet platformlarının kendilerine ulaştığını, bunun üzerine bu tür ölümlerin sandıklarından çok daha yaygın olduğunu fark ettiklerini anlattı:
“Hiçbir ailenin bu davaların peşine düşmediğini gördük. Bunu takip etmek bile başlı başına bambaşka bir mücadele.”
Gündüz’ün en çok üzerinde durduğu mesele, dilin kendisi. Basının her ölümü “kaza” kelimesiyle anlatmasının, olanı kabul edilebilir hale getirdiğini söyledi:
“Bizim oğlumuzla birlikte bunun bir kaza olmadığını anladık. Kazayla cinayeti ayırmak lazım.”
CEZASIZ BIRAKANLAR DA SORUMLU
Gündüz’e göre bu, yalnızca kendi davalarına özgü bir sorun da değil:
“Katılabildiğimiz bütün davalarda aynı şey yaşanıyor. Olaylar farklı ama iddianameler neredeyse aynı. Kanunun öngördüğü iki ile altı yıl arasındaki ceza aralığının uygulamada hep alt sınıra yakın seyrediyor ve cezanın caydırıcılığı ortadan kalkıyor. Bunlar korkunç cinayetler. Tek başına sürücüler de sorumlu değil. Onları cezasızlıkla yeniden sokağa bırakanlar da sorumlu.”
Çözümün hem caydırıcı cezada hem de uzun vadeli bir toplumsal dönüşümde olduğuna dikkat çeken Gündüz, şunları söyledi:
“Gerçekten etkin ve caydırıcı cezalar, bu potansiyele sahip insanları sokaktan çeker. Uzun vadede ise eğitim şart. Okul öncesinden itibaren çocukları yaya ve bisiklet bilinciyle yetiştirmek lazım. Kentler yaya değil araç öncelikli. Trafik hızlı. Bu bir döngü. Ama başka toplumlar bu döngüyü kırabildi, bizim de kırabileceğimize inanıyorum.”
Gündüz, ailelerin yargı süreci içinde yaşadığı yalnızlığa da dikkat çekerek mahkemelerde söz hakkı bile alamadıklarını aktardı:
“Sanığa iki cümle bile edemedim. Üstelik bana dava bile açıldı, sanığın eşi benden şikâyetçi oldu.”
Birçok ailenin avukat tutacak gücü bile olmadığını, sürecin sanıkların lehine işlediğini söyledi:
“Neresinden tutsak elimizde kalıyor.”
AŞIRI HIZ VE ALKOL
Tüm Bisiklet Dernekleri Federasyonu (TÜBİDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yumrutaş, ağustos ayı başından bu yana kaybedilen üç ismin ortak yönüne dikkat çekti:
“Üçü de profesyonel bisikletçiydi, grup halinde turlara katılıyorlardı. Herkesin tanıdığı, sevdiği isimlerdi.”
Kendi 18 yıllık bisiklet geçmişinde altı kaza geçirdiğini, bu kazaların çoğunda sürücülerin “görmedik” dediğini anlattı:
“Kör noktaya denk gelebiliyorlar; alkol, uyuşturucu etkisi ve dikkatsizlik en büyük neden.”
DİKKAT ÇEKEN ZAMANLAMA
Yumrutaş, kazaların zamanlamasına da işaret etti:
“Berkan Kobal sabah 6.50’de, Karabük’teki kaza sabah 7 civarında, Edremit’teki ise akşam 10 sularında yaşandı. Sürücülerin sabahın uyku sersemliğinde ya da akşamın yorgunluğunda dikkatsiz olabiliyor. En büyük neden arkadan çarpma ve aşırı hız. Çarpma anında bisikletliler 50 metreye kadar savrulabiliyor, kırmızı ışıkta hızını kesmeden geçen araçlar aynı hızla çarpıyor. Yaralanmalı kazalar da hayli fazla ve hafife alınmaması gerekiyor. Köprücük kemiği ve kol kırıklarından kafa üstü düşmelerde kaskın bile yetersiz kaldığı beyin hasarlarına neden olabiliyor.”
Yumrutaş, ilkokuldan itibaren bisiklet eğitiminin verilmesi gerektiğini savundu:
“Bizde böyle bir düzenleme yok. Düşünün ki Ankara, yıllar önce bisiklet yarışlarında önemli başarılar elde eden sporcuların kentiydi. Ama zamanla rant baskısıyla, araç odaklı kent planlamaları ile bisiklet kültüründen koptu. Daha yakın zamana kadar Ankara parklarında bisikletle girilmez tabelaları vardı.”
Yumrutaş, cezaların caydırıcı olması gerektiğinde vurgu yaptı:
“Genelde mahkemeler 4-5 yıl ceza veriyor ve çok az cezaevinde kaldıktan sonra sanıklar çıkabiliyor. Ama Bostancı’da Doğanay Güzelgün’e çarpıp kaçan sürücü, 90 gün sonra teslim oldu ve mahkeme bu kez 20 yıl hapis cezası verdi, bugüne kadarki en ağır cezalardan biri. Ama bunun istisna olmaması gerekiyor.”

