Göynük Çayı Vadisi’nde HES’lere karşı imece

Göynük Çayı Vadisi’nde HES projelerine karşı mücadele yürüten köylüler, Azizan Gölü kıyısında düzenlenen Ekoloji Şenliği’nde imeceyle bir araya geldi. Evlerden getirilen yemeklerin paylaşıldığı, sahnenin köy ustalarının emeğiyle kurulduğu buluşma, vadinin doğasını ve yaşam alanlarını koruma mücadelesini müzik, dayanışma ve ortak yaşam üzerinden büyüttü.

Zeynep Akat
Gazeteciliğe bianet’te stajyer olarak başladı. Ardından 9. Köy, GazeteMLSA'da çalıştı. İlke TV ve Yol TV'de çalışırken Bingöl’de cewlik.net’i kurdu.

56 yaşındaki Fatma Bingöl hayatında hiç konsere gitmedi. 29 yaşındaki Baver Bor ise köylerinde düzenlenen bu ilk şenliğin, vadide yaşayan insanların bir araya geldiklerinde neler yapabileceğini gösterdiğini söylüyor. Şenliğin organizatörlerinden Mursel Bek içinse Azizan Gölü kıyısındaki buluşma, yalnızca bir gecelik eğlence değil, vadideki ekoloji mücadelesini büyütmenin bir yolu.

Ağaçların arasından süzülen akşam serinliği Azizan Gölü’nün kıyısına çökerken, yakılan büyük ateşin çevresi kısa sürede her yaştan insanla doluyor. Evlerde hazırlanıp tencerelerle getirilen yemekler paylaşılıyor, uzun zamandır görüşemeyen köylüler ateşin etrafında buluşuyor. Çocukların kahkahaları müziğe karışıyor. ingöl’ün Karlıova ilçesi sınırlarında, Göynük Çayı Vadisi’ndeki Azizan (Hacıyan) Gölü kıyısı uzun zamandır görmediği bir imece şenliğine ev sahipliği yapıyor.

Ancak bu buluşmanın arka planında, vadinin geleceğine ilişkin ciddi bir endişe var.

HES’LERİN ARASINDA KALAN BİR VADİ

Göynük Çayı Havzası’nda Saf Enerji, Karlıova Elektrik Enerji, Göynük Elektrik ve Stanley Enerji’ye ait farklı HES projeleri bulunuyor. Karlıova’da Saf Enerji’nin Saf I-II-III ve Karlıova Elektrik’in Bingöl 1 HES projeleri yer alırken, Göynük Elektrik’in Derinçay HES projesine 2026 yılında ÇED Olumlu kararı verildi.

Bingöl Merkez’deki Stanley Enerji’ye ait Alatepe HES projesi ise köylülerin mücadelesi sonucunda şimdilik durduruldu. Bölge halkı projenin tamamen iptal edilmesini istiyor.

Vadinin farklı noktalarını etkileyen bu projeler, köylüleri ortak bir mücadelede buluşturdu. Göynük Çayı Havzası Çevre Koruma Platformu’nun düzenlediği Ekoloji Şenliği de bu mücadelenin buluşma noktalarından biri oldu.

Ağaçlara asılan “Bölgemizde HES projesi istemiyoruz”, “HES çözüm değil yıkımdır”, “Göynük Çayı özgür akacak” ve “Doğamız yok olsun istemiyoruz” pankartları, şenliğin arkasındaki itirazı görünür kılıyor.

Mücadelenin Aşağı Derinçay (Xalîfan) köyündeki projeyle başladığını anlatan Tertip Komitesi Üyesi Mursel Bek, şenlik fikrinin insanları ortak bir zeminde buluşturma ihtiyacından doğduğunu söylüyor. Bek, sınırlı imkanlarla başlattıkları mücadeleyi şöyle anlatıyor:

“İmkanımız yoktu, hiç yoktu. (…) Hem maddi imkanlarımız yoktu hem de (…) yalana, talana ve kötülüğe karşı nasıl bir tutum alacağına dair yeterli bir bilinç yoktu. Maddi ve manevi imkansızlıklar içinde olsak da buna karşı en doğru duruşun, yine insanlarımızın ve köylülerimizin temiz yüreğine uygun bir şekilde hareket etmek olduğunu düşündük.”

SAHNE EL EMEĞİYLE KURULDU

Şenliğin sahnesi de etkinliğin ruhuna uygun biçimde imeceyle kuruldu. Herhangi bir fon ya da sponsor desteği olmadan düzenlenen etkinlikte, sahne kiralama maliyetinin yüksek olması komiteyi kendi çözümünü üretmeye yöneltti.

Sahne için köyde kullanılan bir traktör römorkundaki ot taşıma iskeleti yeniden tasarlandı. Köy ustalarının desteğiyle ahşap malzemeler kullanılarak kurulan sahne, farklı köylerden toplanan katkılarla tamamlandı. Tertip Komitesi Üyesi Mursel Bek, süreci şöyle anlatıyor:

“Arkadaşlar ‘Sahne ve benzeri imkanlarımız yok’ dediği bir yerde bunu önermiştim. Bu aslında bir traktör römorkuna konulan ot taşıma aparatıdır. (…) Köyümüzdeki ustaların desteğiyle ahşap yapıdan, traktör iskeletini yere çakma yöntemiyle kendi imkanlarımızla yaptık. Sponsorumuz yoktu; Hacılar, Azizan, Arçuk, Agnik, Kızılağaç ve Çobantaşı köylerinden kimden ne topladıysak, kim ne kattıysa bu şekilde yaptık.”

“MÜZİĞİ ÇAĞRI OLARAK KULLANDIK”

Günün ilk saatlerinde sakin olan şenlik alanındaki kalabalık, akşam saatlerine doğru arttı. Ev, bahçe ve tarla işlerini tamamlayan köylüler, havanın kararmasıyla Azizan Gölü çevresinde toplandı. Tertip Komitesi Üyesi Mursel Bek’e göre müzik, şenlikte yalnızca eğlence aracı değil, insanları bir araya getiren ortak bir çağrı:

“Bu şenliklerde müzik önemli bir görev üstlenir; insana ruh veren, duygusunu harekete geçiren müziktir. Biz de müziği kitleyi toplamak için ortak çağrı sesi olarak kullandık”,

BİLİNÇ HAREKETİ

Mursel Bek, bu buluşmayı tek gecelik bir etkinlik değil, tam anlamıyla bir “bilinç hareketi” olarak gördüklerini ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bundan sonra farklı yerlerde, farklı alanlarda bu bilinç hareketini daha da güçlendireceğiz, yaygın hale getireceğiz. İlerleyen süreçte vadideki tüm yaşam alanlarını kapsayan belgesel ve sinevizyon çekimleriyle bu bilinci halkımızla ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.”

“BİRLEŞMEZSEK BİZİ TEKER TEKER AVLAYACAKLAR”

Şenlikte konuşmacı olarak yer alan ve uzun yıllardır ekoloji mücadelesi yürüten Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu Sözcüsü Ekrem Alan, bölgenin HES’ler JES’ler ve madenler tarafından kuşatıldığını söyledi: Eğer birleşemezsek bizi avlayacaklar. Dağdaki geyiğimizi nasıl avlıyorlarsa bizi de öyle avlayacaklar. Kürtçe bir sözde denildiği gibi; ‘Amedî em nebin yek, em ê herin yek bi yek…’ Yani birleşmezsek teker teker gideceğiz.”

Alan, ekolojik kırımın yalnızca doğayla sınırlı kalmadığını, bölgedeki gençlerin sürüklendiği sosyal krizle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Yıkımın insan bedeni üzerindeki etkilerine değinen Alan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yöremizde, köyümüzde bir bakın; birçok gencimiz uyuşturucuya olmuş durumda. Gençlerimizin hayatı zehirleniyor. Sizce bu tesadüfi bir şey midir? Bu, ekolojik yıkımın insan bedeni üzerinde yapılan bilinçli bir tahribatı değil midir? Doğamıza ne yapıyorlarsa, geleceğimize de aynı şeyi yapıyorlar.”

“İŞKENCENİN YENİ ADI HES OLMUŞ”

Sahnede yükselen sesler Azizan Gölü’nün kıyısında yankılanırken, etkinliğe katılan köylüler de hissettiklerini paylaştı. 56 yaşındaki Fatma Bingöl, hayatında ilk kez böyle bir buluşmaya tanıklık ettiğini aktardı:

“Ben 56 yaşındayım, ömrüm köyde geçti. Hayatımda hiç konsere gitmedim, eğlence olarak düğünleri bilirim. İlk defa böyle bir şey görüyorum; çoluk çocuk, genç yaşlı, komşular, akrabalar hep beraber toplandık, içimiz açıldı, neşelendik. Ama neşemizin yanında korku da var. Bu topraklar bize atalarımızdan, dedelerimizden miras kaldı. Biz zamanında bu topraklardan sürüldük, köy boşaltmalarını yaşadık, işkenceler gördük. Ama biz toprağımızdan kopmadık, kimse bizi toprağımızdan koparamadı. O zaman bize işkence yapıyorlardı şimdi de gelip bu HES’leri yapıyorlar. Bizim doğamız kaybolsa biz nerede yaşarız, hayvanımızı nerede otlatırız. Burada HES yapılması demek bizim için ölüm demek. O yüzden biz asla bu HES’leri istemiyoruz. Biz köyümüzde, doğamızda huzurla yaşamak istiyoruz. Kimse bize karışmasın, bizden uzak dursunlar.”

İMECEYLE BAŞLAYAN MÜCADELE

Azizan Gölü kıyısındaki şenlik gece ilerledikçe sona ererken, alandaki insanlar yalnızca bir gecelik eğlenceyi geride bırakmıyordu. Evlerden taşınan yemekler, imeceyle kurulan sahne, köylerden toplanan malzemeler ve göl kıyısında bir araya gelen binlerce kişi, vadideki mücadelenin başka bir yüzünü ortaya koyuyordu.

29 yaşındaki Baver Bor’un sözleri de bu ortaklığın geleceğine dair umudu özetliyor:

“Hiçbir imkanımız olmamasına rağmen böylesine bir organizasyon yapabiliyorsak, elimize biraz imkan geçtiğinde neler yapabiliriz kim bilir? Burada hem HES’lere, JES’lere, GES’lere karşı durduk hem de eğlendik, halay çektik. Bizim halaylarımız da direnişimizin bir sembolüdür zaten. Bu bölge bu HES belasından kurtulduğunda daha çok halay çekeceğiz, daha çok kutlama yapacağız, buna inanıyorum.”

Şenliğin ardından Azizan Gölü kıyısında kalan çöplerin birlikte toplanması ise gecenin son görüntüsü oldu. Müzik sustu, ateş söndü, insanlar evlerine döndü; ancak köylülerin anlatısına göre mücadele sona ermedi. Onlar için şenlik, vadinin yalnızca doğasını değil, birlikte yaşama biçimini de savunmanın bir yolu.

Mursel Bek’in sözleriyle, göl kıyısındaki buluşmanın asıl amacı da burada yatıyor: “Bundan sonra farklı yerlerde, farklı alanlarda bu bilinç hareketini daha da güçlendireceğiz, yaygın hale getireceğiz.”