Diyarbakır’da 12 dönümlük bostanda 15 kadın birlikte üretiyor

Diyarbakır’da 12 dönümlük arazi kadınların emeğiyle üretim alanına dönüştü. 15 kadının birlikte ekip biçtiği Komün Kent Bostanı’nda yaklaşık dört aylık çalışmanın ardından ilk hasat yapıldı. Domates, biber ve patlıcanın yanı sıra aromatik bitkilerin yetiştirildiği bostanda kadınlar, ürettiklerini eşit şekilde paylaşıyor.

Fırat Karahan
Akdeniz Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Ses Kocaeli Gazetesi'nde muhabirlik yaptı. Serbest gazeteci.

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesine bağlı Talaytepe’de yaklaşık dört ay önce faaliyete geçen Kadın Komün Kent Bostanı’nda ilk hasat yapıldı. 12 dönümlük arazide 15 kadın tarafından yürütülen üretimde domates, patlıcan ve biberin yanı sıra nane, kekik, biberiye ve aynısefa gibi  aromatik bitkiler yetiştiriliyor.

Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınlardan gelen talep üzerine hayata geçirilen bostanın kuruluş süreci, Diyarbakır genelindeki dört kurs merkezinde kadınlarla yürütülen çalışmalar sırasında gündeme geldi. Kadınların birlikte üretim yapabilecekleri bir alan oluşturulması yönündeki taleplerin artmasının ardından belediye tarafından Talaytepe’deki alan üretime açıldı.

Komün Kent Bostanı sorumlusu Gülistan Filiz, yaklaşık dört aydır 15 kadınla birlikte üretim yaptıklarını belirtiyor. Toprağın hazırlanmasından ekime, çapadan ürünlerin bakımına ve hasada kadar üretimin farklı aşamalarında kadınların görev aldığını anlatan Filiz, bostandaki işlerin kadınlar arasında paylaşıldığını söylüyor.

“SABAHIN OLMASINI VE BOSTANA GELMEYİ BEKLİYORUM”

Bostanda gün, toprağın işlenmesi ve bitkilerin bakımıyla başlıyor. Kadınlar birlikte çalışırken sohbet ediyor, zaman zaman şarkılar söylüyor ve halay çekiyor. Hasat edilen ürünler ise kadınlar arasında eşit biçimde paylaştırılıyor.

Bostanda üretim yapan kadınlardan Fidan Üçgül, burada geçirdiği zamanın günlük hayatının bir parçası haline geldiğini anlatıyor.Diyarbakır’da 12 dönümlük bostanda 15 kadın birlikte üretiyor“Mevsiminde yetişen sebzeleri değerlendirip kış için saklıyorum; kurutuyor, bazen de turşu yapıyorum. Buraya gelmek benim için artık günlük hayatın güzel bir parçası oldu. Sabahın olmasını ve bostana gelmeyi dört gözle bekliyorum” diyor.

Daha önce tarımla ilgili böyle bir deneyimi olmadığını söyleyen Üçgül, ektiği ürünün büyümesini izlemenin kendisi için farklı bir deneyim olduğunu belirtiyor:

“Toprağa elimizi sürmek, bir şey ekip onun büyüdüğünü görmek insana çok farklı bir mutluluk veriyor. Daha önce böyle bir deneyimim olmamıştı. Şimdi toprağın içinde olmak bana hem huzur hem de güç veriyor.”

Üçgül, bostanda yapılan üretimin ekonomik açıdan da kendileri için önemli olduğunu ancak buranın kendisi için bunun ötesinde bir anlam taşıdığını söylüyor.

“Komün Kent Bostanı bizim için nefes aldığımız, kendimizi iyi hissettiğimiz bir huzur alanı. Buranın daha fazla büyümesini ve birlikte üretmeye devam etmeyi çok istiyoruz.”

“HAYATIN KOŞTURMACASINDAN UZAKLAŞIYORUM”

Bostanda üretim yapan Remziye Salık da ilk geldiğinde burayı yalnızca sebze yetiştirilen bir alan olarak düşündüğünü söylüyor.

“Buraya ilk geldiğimde sadece birkaç sebze yetiştiririz diye düşünmüştüm. Zamanla buranın benim için çok daha farklı bir anlamı olduğunu fark ettim. Ektiğimiz her şeyin büyüdüğünü görmek, kendi emeğimizle bir şey üretmek bana çok güzel hissettiriyor.”

Salık, günlük yaşamın yoğunluğu içinde kendilerine zaman ayırmakta zorlandıklarını belirterek bostanda çalışmanın kendisi açısından farklı bir deneyim olduğunu anlatıyor:

“Evde, işte, hayatın koşturmacası içinde kendimize ayıracak zaman bulamıyoruz. Buraya geldiğimde ise biraz olsun bütün bunlardan uzaklaşıyorum. Kadınlarla birlikte çalışmak, sohbet etmek, toprağa dokunmak bana iyi geliyor.”

Yetiştirdikleri sebzeleri evlerine götürmelerinin aile bütçesine de katkı sağladığını belirten Salık, bostandaki üretim biçiminin kendisi için önemini şöyle anlatıyor:

“Bence bu bostan sadece üretim yapılan bir yer değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte güçlenmenin olduğu bir alan. Daha çok kadının buraya gelmesini ve bu dayanışmanın büyümesini isterim.”

ÜRETİM DE PAYLAŞIM DA ORTAK

Komün Kent Bostanı’nda üretim bireysel değil, ortak yürütülüyor. 15 kadın aynı alanın sorumluluğunu birlikte üstleniyor. Toprağın hazırlanması, ekim, çapa, bakım ve hasat gibi işler kadınlar arasında paylaştırılıyor.

Hasat edilen ürünler de kadınlar arasında eşit biçimde bölüşülüyor. Domates, biber, patlıcan, nane ve diğer ürünler kadınların evlerine götürülüyor.

Bostanın sorumlusu Gülistan Filiz, kadınların üretimin bütün aşamalarında yer aldığını ve işlerin birlikte yürütüldüğünü belirtiyor. Filiz’e göre kadınların bostanda bir araya gelmesi, üretimin yanı sıra sohbet ve birlikte zaman geçirmelerine de imkân sağlıyor.

 

YEREL TOHUMLAR TOPRAKLA BULUŞUYOR

Bostandaki üretimde yerel tohumlardan elde edilen fideler de kullanılıyor. Sebzelerin yanı sıra nane, kekik, biberiye ve aynısefa gibi tıbbi ve aromatik bitkiler yetiştiriliyor.

Kadınlar üretim sürecinde toprağın hazırlanmasından ekime, bitkilerin bakımından hasada kadar farklı aşamalarda çalışıyor. Böylece bostan, tarımsal üretimin yanı sıra kadınların üretim sürecine ilişkin deneyim kazandığı bir alan olarak kullanılıyor.

Bostanda elde edilen ilk ürünler öncelikle kadınların ve ailelerinin ihtiyaçları için değerlendiriliyor. Üretimin önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi planlanıyor.

Yaklaşık dört ay önce üretime başlayan 12 dönümlük alanda ilk hasat yapılırken, 15 kadın bostanda birlikte üretmeye devam ediyor. Toprağın verdiği ürünler kadınların evlerine taşınırken, üretimin kendisi de ortak emek ve paylaşım üzerinden sürüyor.