Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesine bağlı Talaytepe’de yaklaşık dört ay önce faaliyete geçen Kadın Komün Kent Bostanı’nda ilk hasat yapıldı. 12 dönümlük arazide 15 kadın, domates, patlıcan ve biberin yanı sıra nane, kekik, biberiye ve aynısefa gibi aromatik bitkiler yetiştiriyor.
Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların talebi üzerine hayata geçirilen bostan fikri, kentteki dört kurs merkezinde yürütülen çalışmalar sırasında gündeme geldi. Komün Kent Bostanı sorumlusu Gülistan Filiz, toprağın hazırlanmasından ekime, çapadan ürünlerin bakımına ve hasada kadar üretimin tüm aşamalarında kadınların görev aldığını anlattı.


SABAHI İPLE ÇEKİYOR
Bostanda gün, toprağın işlenmesi ve bitkilerin bakımıyla başlıyor. Kadınlar birlikte çalışırken sohbet ediyor, zaman zaman şarkılar söylüyor ya da halay çekiyorlar. Hasat edilen ürünler, yine kadınlar arasında eşit biçimde paylaştırılıyor.
Bostanda üretim yapan kadınlardan Fidan Üçgül, burada geçirdiği zamanın günlük hayatının bir parçası haline geldiğini anlattı. “Mevsiminde yetişen sebzeleri değerlendirip kış için saklıyorum. Kurutuyor, bazen de turşu yapıyorum. Buraya gelmek benim için artık günlük hayatın güzel bir parçası. Sabahın olmasını vebostana gelmeyi dört gözle bekliyorum” dedi.
Daha önce tarım deneyimi olmadığını söyleyen Üçgül, elleriyle ektiği ürünün büyümesini izlemenin kendisi için farklı bir deneyim olduğunu belirtti:
“Toprağa elimizi sürmek, bir şey ekip onun büyüdüğünü görmek insana çok farklı bir mutluluk veriyor. Toprağın içinde olmak bana hem huzur hem de güç veriyor.”
Üçgül, bostanda yapılan üretimin ekonomik açıdan da kendileri için önemli olduğunu, ancak buranın kendisi için bunun ötesinde bir anlam taşıdığını söylüyor.
“Komün Kent Bostanı bizim için nefes aldığımız, kendimizi iyi hissettiğimiz bir huzur alanı. Buranın daha da büyümesini ve birlikte üretmeye devam etmeyi çok istiyoruz.”
“HAYATIN KOŞTURMACASINDAN UZAKLAŞIYORUM”
Remziye Salık da bostana ilk geldiğinde burayı yalnızca sebze yetiştirilen bir alan olarak düşündüğünü anlattı.
“Zamanla benim için çok daha farklı bir anlamı olduğunu fark ettim. Ektiğimiz her şeyin büyüdüğünü görmek, kendi emeğimizle bir şey üretmek bana çok güzel hissettiriyor. Evde, işte, hayatın koşturmacası içinde kendimize ayıracak zaman bulamıyoruz. Burada biraz olsun bütün bunlardan uzaklaşıyorum. Kadınlarla birlikte çalışmak, sohbet etmek, toprağa dokunmak bana iyi geliyor. Bence bu bostan sadece üretim yapılan bir yer değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte güçlenmenin olduğu bir alan. Daha çok kadının buraya gelmesini ve bu dayanışmanın büyümesini isterim.”




