Takvim 18 Ekim 1935. Akşam gazetesinin sayfalarında küçük bir haber göze çarpıyor. Bir kadın, itfaiye zabiti olmak için başvuruyor. Gazetenin aktardığına göre kadro dolu; başvurusu kabul edilmiyor. Haberin başlığı ise kadro meselesinin çok ötesinde bir bakışı ele veriyor. “Garip bir müracaat.”
Bir kadının yangın söndürmek istemesi, başlı başına haber.
Bu küçük gazete kupüründen bugünün itfaiye istasyonlarına uzanan 91 yıllık yolun ucunda, kadınlar artık yangına giden araçların içinde. İstanbul’da Yeliz Avcı bir nöbette üç büyük yangına müdahale ediyor. Ankara’da Sultan Arife Culfa, yangında rahatsızlanan ekip arkadaşını güvenli alana çıkarıyor. Edanur Biçer, okullarda ve fabrikalarda insanlara yangından nasıl korunacaklarını anlatıyor.
Ancak o araçlara binebilmek için sınavları geçmek, eğitimleri tamamlamak ve üniformayı giymek her zaman yeterli olmuyor. Kadınların mesleğe girdikten sonra da vardiyalarda yer açması, kendilerine duyulan kuşkuyla uğraşması gerekiyor.
Culfa’nın anlattıkları, bu yolun istasyonun kapısında bitmediğini gösteriyor.

ÜNİFORMAYI GİYDİKTEN SONRA
Sultan Arife Culfa, Sivil Savunma ve İtfaiyecilik ön lisans eğitimini tamamlayıp Ankara’da açılan itfaiye eri kadrosuna başvuruyor. Sözlü sınavın ardından spor ve araç kullanma parkurlarını geçiyor. Katıldığı sınavda kadınlarla erkeklerin aynı şartlarda değerlendirildiğini söylüyor.
2022’de göreve başladığında ise eğitimini aldığı işi yapabilmek için bir adım daha atması gerekiyor. Anlatımına göre o dönemde Ankara’da yangına müdahale eden vardiyalarda kadın personel bulunmuyor. Culfa ve kadın meslektaşları, sahada çalışmak istediklerini yöneticilerine iletiyor:
“Vardiyada çalışmak istediğimizi üstlerimize bildirdik ve gerekli fiziki koşullar sağlandı.”
İlk aşamada sabah sekizden akşam beşe kadar çalışıyorlar. Ancak her gün farklı bir vardiyanın ekibine katılmak, birlikte hareket etmenin hayati önem taşıdığı bu meslekte ekip uyumunu güçleştiriyor. Culfa, o günlerde kendisini belirli bir ekibe ait hissedemediğini anlatıyor:
“Daha sonra vardiya sistemine geçerek belirli bir ekibin parçası olduk.”
Artık aynı meslektaşlarıyla nöbet tutuyor, aynı araçlara biniyor, yangına birlikte gidiyorlar. Bu kez de bazı erkek meslektaşlarının kuşkularıyla karşılaşıyorlar.
“GÜCÜNÜZ YETMEZ, YANGINDA YORULURSUNUZ”
Culfa’nın aklında kalan sözlerden biri bu. Kadınların yangında çalışıp çalışamayacağı, daha müdahaleye başlamadan fiziksel güçleri üzerinden tartışılıyor.
Anlattığına göre bu yaklaşım, birlikte çalıştıkları yangınlarda değişmeye başlıyor. Aynı görevleri üstlenmek, tehlike karşısında birbirine güvenmek ve gerektiğinde birbirini korumak, ekip içindeki ilişkileri de dönüştürüyor.
Bir iş yeri yangınında Culfa, ekip arkadaşlarından birinin rahatsızlandığını fark ediyor. Meslektaşını merdiven aracına alıp yangın alanından çıkarıyor ve sağlık ekiplerine teslim ediyor:
“Kendi görevimizi yaparken birbirimizin durumunu ve güvenliğini de takip ediyoruz.”
Bugün itfaiye çavuşu olan Culfa, 2024’ten bu yana Eğitim Şube Müdürlüğü’nde çalışıyor. Sahada edindiği deneyimi, eğitim verdiği kişilere aktarıyor.
İstanbul’da Yeliz Avcı, Semra Köse ve Sümeyye Ebrar Kılıç da mesleğe girişlerini farklı deneyimlerle anlatıyor. Avcı, kadınlarla erkeklerin aynı fiziksel yeterlilik parkuruna girdiğini söylüyor. Köse başvuru sürecini eşit olarak tanımlarken Kılıç, parkurların adayların fizyolojik yapılarına göre uygulandığını belirtiyor.
Göreve başladıktan sonra ise hepsinin çalışma gününü aynı şey şekillendiriyor. İhbarlar.
BİR NÖBETTE ÜÇ BÜYÜK YANGIN
Yeliz Avcı’nın nöbeti sabah 09.00’da başlıyor. Ekip toplanıyor, üniformalar giyiliyor, ekipmanlar kontrol ediliyor, araçların bakımı yapılıyor.
Sümeyye Ebrar Kılıç da önceki vardiyadan bilgileri devralarak güne başlıyor. Araç ve malzeme kontrollerini eğitimler ve tatbikatlar izliyor. Ankara’da Culfa’nın anlattığı düzen de benzer. Eksikler tamamlanıyor, arızalar gideriliyor; personel, görev çizelgesine göre yangın, kurtarma ya da merdiven aracında yerini alıyor.
Hazırlıkların ardından nöbetin nasıl geçeceğini kestirmek güç.
Avcı’nın unutamadığı nöbetlerden birinde, saat 11.00 sıralarında bir fabrika yangını ihbarı geliyor. Müdahale saatlerce sürüyor. Yemek dışında mola veremiyorlar. İstasyona döndüklerinde saat 00.30.
Ama nöbet henüz bitmiyor. Aynı gece iki büyük yangına daha gidiyorlar.
Avcı’nın görevleri yangın söndürmekle de sınırlı kalmıyor. Onbaşı olarak çalıştığı dönemde Müze Gazhane’de, çatıya düşen bir kişinin merdivenli araçla indirilmesi sırasında operasyonun yönetiminde yer alıyor.
Culfa da trafik kazalarında araç içinde sıkışan insanları kurtarmak için kesici ve ayırıcı ekipmanlar kullandıklarını anlatıyor. Hangi müdahalede kimin ne yapacağını, olayın ihtiyaçları belirliyor.
Semra Köse bunu tek cümlede özetliyor.
“Olay ve duruma göre ne görev verilirse yapıyorum.”
VARDİYA DEĞİŞİNCE İSTASYON DA DEĞİŞİYOR
Yangına birlikte gitmek, istasyonda birlikte nöbet tutabilmeyi de gerektiriyor. Kadınların vardiyalara katılmasıyla soyunma, duş ve dinlenme alanlarının yeniden düzenlenmesi gündeme geliyor.
Culfa, Ankara’da kadın personele ayrılan alanlarda duş, tuvalet ve dinlenme bölümleri oluşturulduğunu anlatıyor. Kılıç da İstanbul’da kadınların sahada çalışmaya başlamasıyla istasyonlarda düzenlemeler yapıldığını söylüyor.
Avcı’ya göre kendileri göreve başladığında soyunma alanlarından çamaşır makinelerine kadar ihtiyaçları düşünülmüş durumda.
Hazırlıkların bir başka parçası da koruyucu kıyafetler. Avcı, beden ölçülerinin alındığını ve kıyafetlerin denendiğini anlatıyor. Kılıç ve Köse de bedenlerine uygun ekipmana erişmekte sorun yaşamadıklarını belirtiyor.
Culfa, kıyafetin bedene oturmasının neden önemli olduğunu açıklıyor. Müdahale sırasında belin, ensenin ya da bileklerin açıkta kalması, korumayı etkiliyor. Yangına giden personelin güvenliği, kullandığı ekipmanın uygunluğuna da bağlı.
Bu düzenlemeler, mesleğe daha sonra katılan kadınların başlangıcını kolaylaştırıyor. Semra Köse, kendisinden önce gelenlerin uğraştığı bazı sorunlarla karşılaşmadığını söylüyor.
“Ben ilk gelen kadın personeller içerisinde değilim. Bir noktada artık kadın personele alışmış bir itfaiye teşkilatına gelmiş oldum.”
KADROYA GİRMEKLE SAHAYA ÇIKMAK ARASINDA
Köse’nin devraldığı çalışma koşullarının arkasında, yıllara yayılan bir değişim var.
İtfaiye teşkilatlarını düzenleyen 1985 tarihli yönetmelikte personel için “askerliğini bitirmiş” olma şartı yer alıyor. Kadınların mesleğe girişinin önündeki engellerden biri olan bu koşula rağmen, kadınlar sonraki yıllarda teşkilatlarda görev almaya başlıyor.
İtfaiye amiri Ahmet Sertkan’ın meslek tarihi üzerine yazısına göre Sabiha Yalçın, 1988’de İzmit’te itfaiye eri olarak göreve başlıyor. Yangın ve Güvenlik dergisinin 2006 tarihli sayısında ise Yalçın’dan Kocaeli’de şube müdürü olarak söz ediliyor.
21 Ekim 2006’da yayımlanan Belediye İtfaiye Yönetmeliği, kadın adayları açıkça kapsıyor; kadınlarla erkekler için ayrı asgari boy ölçüleri belirliyor.
Yine de kadroya girebilmek, müdahale ekiplerinde yer almayı kendiliğinden sağlamıyor. İtfaiyecilik eğitimi alan Mine Güler’in 2021’de Kadın İşçi’ye anlattıkları bu ayrımı görünür kılıyor. İhbar geldiğinde erkek meslektaşları araçlara koşarken Güler masa başında kalıyor.
Culfa ve arkadaşlarının vardiyaya katılma talebi de aynı mesafenin başka bir örneği. Kadınlar, eğitimini aldıkları mesleği sahada yapabilmek için çalışma düzeninin değişmesini istiyor.
SAYILARI ARTIYOR, HÂLÂ AZINLIKTALAR
Belediyelerin son yıllarda açtığı kadrolar, daha fazla kadının itfaiyeye katılmasını sağlıyor.
İstanbul’da 2021’de kadınlara ayrılan 50 itfaiye eri kadrosuna 1.179 kişi başvuruyor. Sınavların ardından 560 saatlik eğitimi tamamlayan 37 kadın, Eylül ayında görev yerlerine dağıtılıyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Mart 2026’da açıkladığı verilere göre kadın itfaiyeci sayısı, 2019’daki 17’den 80’e yükseliyor. Ancak 1.415 kişilik teşkilatta kadınların payı yüzde 5,7’de kalıyor.
Diyarbakır’da 10 kadın 2025’te göreve başlıyor. Bolu Belediyesi de ilk üç kadın itfaiye erinin eğitimlerini Temmuz 2026’da tamamladığını duyuruyor.
Kadınların sayısı artarken, meslek içindeki görünürlükleri de istasyonların dışına taşıyor.
BU KEZ EĞİTMENİN KADIN OLMASINA ŞAŞIRIYORLAR
Ankara’da müdahale ekiplerinde çalıştıktan sonra eğitmenliğe geçen Edanur Biçer; okullarda, askerî birliklerde, fabrikalarda ve hastanelerde yangın güvenliği eğitimleri veriyor.
Eğitim için gittiği yerlerde kendisini görenler zaman zaman şaşırıyor. Biçer, bazı katılımcıların bir kadın itfaiyeciden eğitim alacakları için başlangıçta tereddüt ettiklerini anlatıyor. Eğitim ilerledikçe bu yaklaşımın değiştiğini söylüyor.
Culfa’nın yangında, Biçer’in eğitim salonunda karşılaştığı kuşku, kadınlar işlerini yaptıkça aşınıyor. Köse ise kendisinden önce gelenlerin açtığı yolda, kadın personel için hazırlıkları yapılmış bir teşkilatta göreve başlıyor.
Bu kadınların deneyimleri bütün istasyonların aynı koşullara sahip olduğunu söylemeye yetmiyor. Ancak değişimin gündelik hayattaki karşılığını gösteriyor. Aynı ekiple nöbet tutabilmek, bedene uygun koruyucu kıyafet giymek, verilen görevi yerine getirmek.
1935 tarihli gazete kupüründe, itfaiyeci olmak isteyen kadının başvurusu “garip” bulunuyor. Bugünün istasyonunda Semra Köse’ye ne iş yaptığı sorulduğunda ise yanıtı kısa:
“Olay ve duruma göre ne görev verilirse yapıyorum.”



