Maden ocakları bir ilçeyi hayalet şehre dönüştürdü

Elazığ’ın Maden ilçesinde heyelan riski gerekçesiyle yürütülen tahliyeler, aileleri evlerinden ve geçim kaynaklarından uzaklaştırıyor. Kimi verilen parayı kabul edip başka bir kente taşındı, kimi yeni bir konut için borçlandı, kimi ise gidecek yeri olmadığı için tahliye edilmesi istenen evinde yaşamayı sürdürüyor. Madencilik faaliyetlerinin ilçeyi yaşanamaz hale getirdiğini savunan sakinler, güvenli bir konut ve kayıplarının karşılanmasını istiyor.

Elazığ’ın Maden ilçesinde bazı evlerin kapıları artık açılmıyor, bazı dükkânların kepenkleri kalkmıyor. Yıkılan yapıların yerinde molozlar duruyor. Bir zamanlar alışverişin ve komşuluk ilişkilerinin sürdüğü sokaklarda, boş evlerle yaşamın devam ettiği konutlar yan yana.

İlçede 45 yıldır yaşayan esnaf Hüseyin Üzek, bu evlerden birinde oturuyor. Evinin boşaltılması için defalarca tebligat gönderildiğini, ancak taşınabileceği bir konut verilmediğini söylüyor.

“Gidecek yeri olan gitti, ev verilen gitti. Biz nereye gideceğiz?”

Çarşı ve Cami Kebir mahallelerinde heyelan riski gerekçesiyle yürütülen tahliyeler, ilçe sakinlerini farklı arayışlara sürüklemiş. Bazıları Diyarbakır’a, Ergani’ye, Elazığ’a ve İstanbul’a taşınmış. Kalanlar ise hem barınabilecekleri güvenli bir ev hem de geçimlerini sürdürebilecekleri bir hayat arıyor.

BABA EVİNDEN ERGANİ’YE

Nuriye T., ilçeden ayrılmak zorunda kalanlardan. Heyelan bölgesi sınırları içinde kalan iki katlı baba evinde, yıllarca tahliye tebligatlarının yarattığı stresle yaşadıklarını anlatıyor. Gidecek yerleri olmadığı için evlerini boşaltamamışlar.

Sonunda kendilerine sunulan ödemeyi kabul ederek akrabalarının ve tanıdıklarının bulunduğu Ergani’ye taşınmışlar.

“Baba evimizden ayrıldık. Bizim için kolay olmadı. Bize hak sahipliği ya da para önerdiler. Ergani’de tanıdıklar, akrabalar var. Az çok demedik, aldık parayı gittik.”

Nuriye T., görüşmelerde yaklaşık 1,5 milyon liradan söz edildiğini, ancak kendilerine 300–400 bin lira ödendiğini söylüyor. Bu tutarı kabul etmesini çaresizlikle açıklıyor.

“Hâlâ içim sızlıyor. Yıllarca direndik evimizde kalmak için. Ama çaresizlikten bize sunulan şartları kabul ederek çektik gittik. Koca ilçeyi mahvettiler. Belki daha da kötü olacak. Ama insan memleketinden uzaklaşsa da özlüyor, üzülüyor.”

 

 

“BEŞ ÇOCUĞUMLA NEREYE GİDECEĞİM?”

Maden’de 60 yıldır yaşayan Ruhi Çakar ise henüz evinden ayrılmamış. Ailesine ait yaklaşık 200 yıllık evin yıkım kararıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çakar, kendisine hak sahipliği verilmediğini, beş çocuğuyla nereye gideceğini bilmediğini söylüyor.

“Bu risk benim isteğimle olmadı. Bu heyelana benim ve komşularımın bir hareketi sebebiyet vermedi. Tamam, can güvenliğimiz için çıkalım. Ama başımın üstünde bir çatı yoksa neyin güvenliğinden bahsediyorlar?”

Çakar’ın anlatımına göre kendisine AFAD konutlarında yer kalmadığı, yeni konutlar yapıldığında hak sahipliği verilebileceği söylenmiş.

“Konteynere mi gideyim? Benim yıllarımı verdiğim evimi yıkacaksınız ve ben niçin konteynere gideceğim?”

Konut tahsisinde ilçede yaşayanlara öncelik verilmediğini savunan Çakar, ilçe dışındaki bazı kişilere verilen konutların satıldığını veya kiraya verildiğini ileri sürüyor.

“Hak sahipliğinde öncelik Maden’de yaşayanlarda olmalıydı. Ama bunlar ilçe dışındakilere verdiler. Onlar da ya sattı ya kiraya verdi. Olan bizlere oldu. Bana ev verilmesini istiyorum.”

Hüseyin Üzek de aynı belirsizliği yaşıyor. Riskli konutların yerine 90 konut yapıldığını, ancak kendisinin de aralarında bulunduğu 11 ailenin hâlâ konut beklediğini anlatıyor.

“‘Evi boşaltın’ diye defalarca tebligat gönderdiler. Ben nereye gideyim? Bana bir ev verilmemiş. Nereye taşınacağım?”

AİLE EVİNDEN TAKSİTLİ KONUTA

Mesude Subaşı ise aile evinden ayrılarak TOKİ konutuna taşınmış. Eski evlerini belediye encümen kararıyla satın aldıklarını, kendilerine tapu yerine bu karara ilişkin bir yazı verildiğini belirtiyor.

Subaşı, evden çıkmaması halinde eşyalarıyla birlikte yıkım yapılacağının söylendiğini aktarıyor.

“Direnemedim. Aile evimdi benim ve şimdi ayrılmak zorunda kaldım. TOKİ’den ev sahibi oldum ama sapasağlam evimi terk ettim. Şimdi o evimin olduğu yerde hiçbir hakkım yok.”

Yeni konutu için 150 bin lira peşinat ödediğini ve taksitlerini ödemeyi sürdürdüğünü söyleyen Subaşı, buna rağmen kendisini diğer mağdurlardan daha şanslı görüyor.

“Evin taksitlerini ödeyebiliyorum. Ama hak sahipliği olmayan, gidecek yeri bulunmayan insanlar var. Onlar ne yapacaklar?”

EVLERLE BİRLİKTE DÜKKÂNLAR DA BOŞALDI

Tahliyeler ve göç, ilçede kalan esnafın işlerine de yansımış. Üzek, evlerini terk edenlerle birlikte müşterilerinin de azaldığını anlatıyor.

Maden Hafriyat Mağdurları Derneği Başkanı Hayati Acar, ilçedeki değişimi geçmişteki çarşı hayatıyla karşılaştırıyor.

“Eskiden çarşısı cıvıl cıvıl bir ilçeydik. Şimdi etrafımıza bakıyorum; evler boşalmış, binalar yıkılmış, iş yerleri kapanmış.”

İlçe sakini Rasim Canpolat da insanların taşınmasının ardından kalanların yalnızlaştığını ve tedirginliğinin arttığını söylüyor.

“İnsanlar evlerini boşalttı. Hazırda ev yok. Diyarbakır’a, Ergani’ye, İstanbul’a taşındılar. Bulunduğumuz bölgenin boşalması, kalanlar için de psikolojik bir tedirginlik yarattı.”

Mahalle muhtarı Mehmet Deniz’in ifadesine göre esnafın işleri yüzde 80 azalmış. Deniz, mağduriyetler giderilmezse ilçeden ayrılanların sayısının artacağını düşünüyor.

SAKİNLER HAFRİYAT DÖKÜMÜNÜ SORUMLU TUTUYOR

İlçe sakinleri, tahliyelere gerekçe gösterilen heyelan riskinin madencilik faaliyetleri sırasında mahallelerin yakınında biriktirilen hafriyatla bağlantılı olduğunu savunuyor. Yaşanan tahribattan SSS Yıldızlar Holding’in faaliyetlerini sorumlu tutuyorlar.

Muhtar Deniz, hafriyat döküldüğü dönemde şirket temsilcileriyle görüştüğünü ve kendisine alanın şirkete ait olduğunun söylendiğini anlatıyor. Hafriyat yığınlarının yanı sıra dinamit patlatmalarının da yapılara zarar verdiğini ileri sürüyor.

Deniz; belediye binaları, iş yerleri ve anaokulunun da zarar gördüğünü söylüyor. Hafriyat dökümleri hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile DSİ’ye dilekçeler verdiğini, firmaya ceza kesildiğini belirtiyor.

Ruhi Çakar da şirketin faaliyetlerinin ardından ilçenin zarar gördüğünü savunuyor.

“Bu kadar kolay mı doğayı, suları, çevreyi talan edip gitmek?”

“SÖYLENEN BEDELLE KARŞILAŞTIĞIMIZ FARKLI”

Sakinlerin itirazlarından biri de evleri ve iş yerleri için öngörülen ödemeler.

Canpolat, yaklaşık bir buçuk yıl önce milletvekilleri ve ilgili kurumların temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, isteyenlere konut, isteyenlere ödeme verileceğinin söylendiğini aktarıyor.

Bu görüşmelerde evler için 1,4 milyon lira, iş yerleri için ise 2 milyon ile 2,4 milyon lira arasında bedellerden söz edildiğini belirtiyor. Ancak başvuru aşamasında daha düşük tutarlarla karşılaştıklarını söylüyor.

“Sonrasında vatandaş başvurduğunda 100 bin, 200 bin, 400 bin lira gibi rakamlar verileceği söylendi.”

Canpolat, 25 hak sahibinin mağduriyetinin sürdüğünü ifade ediyor. Nuriye T.’nin anlatımı da görüşmelerde dile getirilen bedellerle yapılan ödemeler arasındaki farka işaret ediyor.

YIKIMDAN GERİYE KALANLAR

Evlerinden ayrılanların ardından yıkılan yapıların molozları kalmış. Canpolat, enkazın aylarca kaldırılmadığını söylüyor.

“Ağaçlar kurudu, evler yıkıldı. Şu anda bile yıkılıyor. Yıkılan evlerin molozları aylardır yerden kaldırılmadı.”

Muhtar Deniz de yıkım alanlarının temizlenmesini ve konut bekleyenlerin barınma sorunlarının çözülmesini istiyor.

İlçe sakini Erhan Hardal, Maden’i bakır işletmesinin çevresinde kurulan çalışma ve üretim hayatıyla hatırlıyor. Bugünkü durumu, o geçmişten uzaklaşma olarak anlatıyor.

“Adına türküler yazılan, ‘Maden Dağı Dumandır’ denilen bu yer maalesef hak ettiği yerde değil.”

Nuriye T. için Maden artık uzaktan özlenen baba evi. Mesude Subaşı için geride bırakılan evin ardından ödenen konut taksitleri. Ruhi Çakar ve Hüseyin Üzek içinse tahliye tebligatlarıyla birlikte her gün yeniden karşılarına çıkan bir barınma sorusu.

“Biz nereye gideceğiz?”

 

 

 

ETİKETLER