Tırnaklı pide başta olmak üzere ekmek, lahmacun ve çeşitli yemeklerin pişirildiği fırınlarda günde 10-12 saat ocak başında çalışan ustalar, bunaltıcı sıcağa, yanıklara ve yoğun tempoya rağmen üretimi sürdürüyor.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önemli ekmek çeşitlerinden bini olan tırnaklı pide, özellikle Gaziantep’te sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Kentte yaklaşık 2 bin pide fırınında üretilen pideler, iç sıcaklığı 300-400 dereceye ulaşan taş fırınlarda pişiriliyor.

Yaz aylarında dışarıdaki sıcaklığın 40 dereceyi aştığı Gaziantep’te, fırınların başında çalışan ustalar ise çok daha yüksek sıcaklıklara maruz kalıyor. Ustaların çalıştığı ocak başında hissedilen sıcaklığın 60 dereceyi geçtiği fırınlarda emekçiler, uzun saatler boyunca ter içinde çalışıyor.
Günün ilk ışıklarıyla birlikte mesaiye başlayan ustalar; pide, lahmacun, etli ekmek, tepsi yemekleri ve börek çeşitlerini müşterilere yetiştirmek için yoğun tempoda çalışıyor. Özellikle akşam saatlerinde fırınların önünde uzun kuyruklar oluşurken, ocağın başında yerini alan ustalar, bunaltıcı sıcağın en yoğun olduğu noktada ateşe karşı mücadele ediyor.

‘BİRAZ DA MECBURİYET’
12 yaşından beri pide fırınlarında çalışan 33 yaşındaki Mustafa Can Arısu, mesleğini fabrika işçiliğine tercih ettiğini söylüyor.
Arısu, sıcaklığın zaman zaman dayanılmaz seviyelere ulaştığını ifade ederek, “Bu sıcakta çalışmak kolay değil ama alıştık artık. Hayat şartları, biraz da mecburiyet. Bizim ekmek teknemiz de bu cehennem sıcağı. Bu işi yapmasak gidip bir fabrikada çalışmak zorunda kalacağız. Bu sıcakta fırında çalışmak fabrikada çalışmaktan daha iyi ama yine de herkesin yapabileceği bir meslek değil” dedi.

‘NE SOĞUK SU NE SERİN RÜZGÂR ETKİ EDİYOR’
Mesleğin yalnızca yüksek sıcaklıkla mücadeleden ibaret olmadığını dile getiren Arısu, ellerinde zaman zaman yanıklar oluştuğunu belirterek, “Gün boyu fırında pişen sıcak ekmeğe dokunuyoruz. Bazen parmaklarımızda yanıklar oluşuyor. Gün boyu ter içinde kalıyoruz. Mesai bittikten sonra da sıcaklar bitmiyor. Öyle bir ısıya maruz kalıyoruz ki bazen ne soğuk su ne de serin rüzgâr etki ediyor. Eve gidip başımı yastığa koyduğumda bile ateşin sıcaklığını yüzümde hissediyorum” diye konuştu.
‘DIŞARIDAKİ SICAKLIK BİZE SERİN GELİYOR’
Yaklaşık 30 yıldır fırıncılık sektöründe çalışan Halil Yavuz şunları söylüyor:
“Bizim için bir bakıma yaz-kış mevsim farkı yok. Yazın bu şartlarda çalışmak gerçekten çok zor. Bu öyle alışılacak bir durum da değil. Bazen serinlemek için dışarı çıkıyoruz. İnsanların fenalık geçirdiği dışarıdaki sıcaklık bize serinletici geliyor. Çünkü ocak başında saatlerce mesai yapmak, kızgın güneşin altında çalışmaktan çok daha zor.”
‘GENÇLER MESLEĞE İLGİ GÖSTERMİYOR’
Sektörde çalışacak eleman bulmakta da zorlandıklarını belirten Yavuz, özellikle gençlerin ağır çalışma koşulları nedeniyle fırıncılığı tercih etmediğini dile getirdi.
Yavuz, “Gençler artık bu işi yapmak istemiyor. Ama onlara da hak veriyoruz. Çünkü gerçekten de büyük emek ve dayanıklılık gerektiren bir iş. Günde 10-12 saat boyunca bu sıcak ortamda çalışmak kolay değil. Kimse çalışmıyor ama biz çalışmak zorundayız. Fırının önünde kuyrukta bekleyen halk, evde ise çocuklar bizden ekmek bekliyor” dedi.

