TOKİ’nin aile tanımında bekar annelere yer yok

39 yaşındaki Aslı A., çocuğuyla birlikte yaşıyor; kirayı ve evin bütün giderlerini tek geliriyle karşılıyor. Ancak TOKİ’nin İstanbul’daki Kiralık Sosyal Konut Projesi’ne boşanmış olduğu için başvuramıyor. 65 yaş altındakilere getirilen evlilik şartı, barınma desteğine ihtiyaç duyan bekar anneleri ve çocuklarını dışarıda bırakıyor.

Ezgi Oğraş
Serbest içerik üreticiliği ve gazetecilik yapıyor. Bianet'te muhabirlik stajı, Bantmag.'de içerik yazarlığı stajı yaptı. Ağırlıklı olarak kültür-sanat alanında haber ve içerik üretiyor.

Aslı A., bir yandan çocuğunu büyütüyor, bir yandan tek geliriyle evin bütün giderlerini karşılıyor. Kira da bu giderlerin içinde. 39 yaşındaki boşanmış anne için daha uygun kiralı bir eve ulaşmak, hem kendisinin hem çocuğunun yaşamını kolaylaştırabilecek bir destek. Ancak TOKİ’nin İstanbul’da hayata geçirdiği Kiralık Sosyal Konut Projesi’nde, ihtiyacının değerlendirilmesinden önce karşısına medeni durumu çıkıyor. Başvuru için evli olması gerekiyor.

Aslı A., kendisiyle aynı ekonomik koşullardaki evli bir çiftin başvurabildiği projeye, çocuğuyla yaşayan bir anne olarak başvuramıyor.

“Tek geliriyle bütün giderlerini tek başına karşılayan birinin konut ihtiyacı, özellikle çocuk gibi bakmakla zorunlu olduğu aile bireyi varsa çok daha önemlidir” diyor.

TOKİ’nin 65 yaşını doldurmamış başvuru sahipleri için getirdiği evlilik şartı, çocuklarını tek başına büyüten kadınları sosyal konut desteğinin dışında bırakıyor. Boşanmış, hiç evlenmemiş veya eşi vefat etmiş annelerin kira yükü ve bakım sorumluluğu sürerken, başvuru hakkını barınma ihtiyaçları değil, evli olup olmadıkları belirliyor.

“BEKAR BİR İNSANIN ANNE OLMASI AİLE OLMADIĞI ANLAMINA GELMİYOR”

Aslı A.’nın itirazı, evli çiftlere destek verilmesine değil; aynı desteğe ihtiyaç duyan bekarların baştan elenmesine.

“Benimle maddi anlamda aynı koşula sahip olan evli bir çift başvuru hakkına sahipken bekar birinin kira ödemesi ve ekonomik koşullarını medeni durumu belirlemiyor” diyen Aslı A., uygulamanın çocuklarıyla yaşayan anneleri de aile tanımının dışında bıraktığını söylüyor.

“Bekar bir insanın anne olması aile olmadığı anlamına gelmiyor, bu nedenle bekarların tamamen sistem dışına itilmesi şartını acımasızca buluyorum. Sadece annelik değil, bekar babalar da olabilir ya da yaşlı bir aile bireyine bakılıyordur.”

Aslı A.’ya göre başvurular değerlendirilirken kişinin geliri, bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve gerçek konut ihtiyacı dikkate alınmalı. Çalışmak için başka bir şehirden İstanbul’a gelen bekarların da bu desteğe erişebilmesi gerektiğini belirtiyor.

“Bu konuya bakış açım evlilere destek verilmesin değil, başvuru şartları incelenirken ihtiyaç sahibi bekarların da başvuru hakkının olması.”

UYGUN KİRALI KONUT VAR, BEKAR ANNEYE BAŞVURU HAKKI YOK

TOKİ’nin İstanbul’daki Kiralık Sosyal Konut Projesi’nde ilk etapta 1.071 konut tahsis edilmesi, kiraların ise 10 bin liradan başlaması öngörülüyor. Başvuruları 14–25 Eylül arasında alınan projede, hane gelirinin 100 bin liranın altında olması ve başvuru sahibinin kendisi veya eşi adına kayıtlı konut bulunmaması gerekiyor.

18 yaşını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en az bir yıldır İstanbul’da kesintisiz ikamet etmesi de koşullar arasında. Ancak 65 yaş altındaki başvuru sahipleri için bunlara bir şart daha ekleniyor — evli olmak.

Bu koşul, gelir ve konut ihtiyacı bakımından diğer ölçütleri karşılayabilecek bekar annelerin dahi başvurusunu engelliyor. Çocuklarıyla birlikte kurdukları hane, sosyal konut desteğine erişmek için yeterli sayılmıyor.

AYNI GELİR, AYNI GEÇİM KOŞULLARI DEMEK DEĞİL

Sosyal Politika Uzmanı Zelal Yalçın’a göre ailelerin ve çocuklu hanelerin desteklenmesi doğru bir sosyal politika. Sorun, desteğe erişimin evlilik şartına bağlanması ve ihtiyaç sahibi diğer hanelerin dışarıda bırakılması.

Yalçın, evliliğin kişinin barınma ihtiyacını gösteren ekonomik bir ölçüt olmadığını vurguluyor. Aynı gelire sahip iki kişiden birinin evli, diğerinin bekar olması, bekar kişinin konut ihtiyacının daha az olduğu anlamına gelmiyor.

Üstelik haneye giren para kadar, o parayla kaç kişinin geçindiği ve hangi sorumlulukların karşılandığı da belirleyici.

“Aynı gelire sahip 2 kişilik bir aile ile 3 çocuklu yalnız bir annenin, engelli ve/veya bakıma muhtaç bir hanenin aynı ekonomik kapasiteye sahip olmadığı çok net.”

Yalçın, TOKİ’nin kiralanacak konutun büyüklüğünü çocuk sayısına bağlarken tek ebeveynli aileleri sistemin dışında tutmasına dikkat çekiyor. Çocukların ihtiyaçları konut büyüklüğünün belirlenmesinde hesaba katılıyor; ancak anneleri evli değilse o konuta başvurmalarının önü kapanıyor.

ANNELERİN GÖRÜNMEYEN YÜKÜ

Zelal Yalçın
Zelal Yalçın

Çocuğunu tek başına büyüten bir annenin barınma ihtiyacı, kira tutarıyla sınırlı değil. Çocuk bakımı hem evin giderlerini hem de annenin çalışma olanaklarını etkiliyor.

Yalçın, küçük çocuk, engelli birey, kronik hasta veya yaşlı bakımının bulunduğu hanelerde aynı gelirin farklı yaşam maliyetleri yarattığını belirtiyor. Bakım sorumluluğu nedeniyle çalışma yaşamından kopanların özellikle kadınlar olduğunu hatırlatıyor.

Bu nedenle sosyal konut başvurularında hane geliriyle birlikte kişi başına düşen gelir, çocuk sayısı, bakım yükü, engellilik ve mevcut barınma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Evlilik şartı ise bütün bu farklılıkların incelenmesini daha başvuru aşamasında engelliyor. Bekar annelerin geçim ve bakım yükü, destek ihtiyacını artırabilecek bir unsur olarak değerlendirilmek yerine medeni durumlarının gerisinde kalıyor.

ŞİDDETTEN AYRILAN KADINLAR DA KAPSAM DIŞINDA

Yalçın’ın dikkat çektiği bir başka grup, şiddet nedeniyle evliliğini sonlandıran kadınlar. Bu kadınlar için bağımsız bir konuta erişmek, güvenli bir yaşam kurabilmenin temel koşullarından biri.

“Şiddet gören bir kadının bağımsız bir konuta erişimi aslında doğrudan sosyal politika konusu” diyen Yalçın, şiddet nedeniyle boşanan kadınların ve yalnız annelerin desteğin dışında tutulmasını kabul edilemez buluyor.

İstanbul’da kira ve konut fiyatlarıyla ücretler arasındaki açılmanın dar ve orta gelirli haneleri zorladığını belirten Yalçın’a göre sosyal konut politikası, bu koşullarda kimin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu gözetmeli.

“BOŞANMIŞ KADINLAR ÖNEMSENMEMEKTEDİR”

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Türkiye Genel Başkanı Avukat Müjde Tozbey de evlilik şartının boşanmış kadınların yaşadığı ekonomik ve toplumsal güçlükleri derinleştirdiğini söylüyor.

Müjde Tozbey
Müjde Tozbey

Tozbey’e göre sosyal konut desteğinin amacı, devletin desteği olmadan konuta erişemeyen kişilerin yaşamını kolaylaştırmak olmalı. Ancak evlilik koşulu, çocuklarıyla yaşayan boşanmış kadınların bu desteğe başvurmasını engelliyor.

Uygulamayı iktidarın aile ve boşanma politikalarıyla birlikte değerlendiren Tozbey, kadınların şiddete ve mutsuzluğa rağmen evlilik içinde kalmasını isteyen yaklaşımın, boşandıktan sonraki yaşamlarını da zorlaştırdığını savunuyor.

“Boşanmış kadın, yoksul ve çaresiz olsa da çocuklarıyla sokakta yaşasa da iktidar tarafından önemsenmemektedir.”

Aslı A.’nın talebi ise açık. Çocuğuyla kurduğu ailenin ve tek başına taşıdığı geçim yükünün görülmesini, sosyal konut başvurusunda evli olup olmadığına değil, barınma ihtiyacına bakılmasını istiyor.