Elazığ’da dolu ve aşırı yağışın ardından bu kez pazar krizi yaşanıyor. Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Cengiz Öz, kentte yaklaşık 60 bin ton üzümün alıcı beklediğini belirterek, üreticilerin yalnızca bu yılın zararını değil gelecek sezonun maliyetlerini de karşılayamaz hale geldiğini söyledi.
Üreticiler için hasat, yalnızca ürün toplamak anlamına gelmiyor. Bir yıllık emeğin karşılığını almak, borçları ödemek, çocukların okul masraflarını karşılamak ve gelecek sezonun hazırlığını yapmak anlamına geliyor. Ancak bu yıl hasat sevinci yerini belirsizliğe bıraktı.

Dolunun ardından eylül ve ekim ayında etkili olan aşırı yağış nedeniyle üzümlerde çatlamalar oluştu, şeker oranı düştü. Üreticiler alıcı bulmakta zorlanırken, bağda bekleyen ürünün kalite kaybı her gün daha da artıyor. Elazığ’ın coğrafi işaretli Öküzgözü, Boğazkere, Şilfoni üzümlerini yetiştiren çiftçiler, artık yalnızca bu sezonu değil, gelecek yıl bağlarına dönüp dönemeyeceklerini de sorguluyor.
80 YILLIK FABRİKA DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ
Elazığ’da üretilen üzümlerin önemli bölümü yıllarca Elazığ Şarap Fabrikası tarafından alındı. 1944 yılında Tekel bünyesinde kurulan, daha sonra 2004’te Kayra Şarapçılık’a geçen fabrika, şirketin 2020 ve 2023 depremlerinde oluşan hasarları gerekçe göstererek üretimi Tekirdağ’a taşımasının ardından 2025 sonbaharında kapandı. Fabrikanın kapanmasıyla üreticiler önemli bir alım merkezini kaybetti.
Geçen yıllarda firmalar hasat döneminde Elazığ’a gelerek fiyat belirlerken, bu yıl tablo tamamen değişti. Ülke genelinde rekoltenin yüksek olması ve yağışların şeker oranını düşürmesi nedeniyle alımlar sınırlı kaldı. Üreticinin elindeki üzümler iç piyasada 10 liraya, bazı bölgelerde ise 8 liraya kadar geriledi.
Pekmez, orcik ve sirke üretimine giden satışlar ise toplam üretimin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.
BAĞCILIĞIN GELECEĞİ BELİRSİZ
Fabrikanın Tekirdağ’a taşınması üreticiler açısından yalnızca bir tesisin kapanması anlamına gelmiyor. Alternatif entegre bir işleme tesisi bulunmadığı için yüksek tonajlı mahsulü değerlendirecek bir kapı kalmadı.
Artan gübre, ilaç ve işçilik borçlarını ödeyemeyen üreticiler, bağlarını tamamen bırakma ve yıllardır süren bağcılık kültürünün yok olma riskiyle karşı karşıya olduklarını söylüyor.
“100 TON ÜRETTİM, SADECE 6,5 TONUNU VEREBİLDİM’
Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Cengiz Öz, yaşadıkları tabloyu kendi bağı üzerinden anlattı. Bu yıl 100 tonun üzerinde üzüm ürettiğini belirten Öz, şimdiye kadar yalnızca 6,5 tonunu fabrikaya verebildiğini söyledi.

“Bu sene don ve aşırı yağış oldu. Rekoltemiz iyi ancak yağışlardan dolayı bizlerin brix dediği üzümün şeker oranı azaldı. Özellikle son yağışlardan sonra çatlama meydana geldi. Ben bu yıl 100 tonun üzerinde üzüm ürettim. Ancak şu ana kadar sadece 6,5 tonunu fabrika aldı. Kalan üzüm dalında. Hasat ettirsem çürüyecek, ettirmesem kuruyacak. Fabrikanın aldığı ürünler için henüz bir taban fiyat belirlenmedi. Ancak kalan üzümlerimiz için 10 liraya bile alıcı bulmak çok zor oldu” diyen Öz’e göre sorun yalnızca kendi bağıyla sınırlı değil.
Üstelik ürünü toplamak yeni masraf anlamına geliyor, ancak satılacağının garantisi bulunmuyor. Dalında bırakıldığında ise çürüme riski büyüyor.
’60 BİN TON ÜZÜM ALICI BEKLİYOR’
Kentte yaklaşık 60 bin ton üzümün dalında kaldığını belirten Öz, geçen yıllardaki alım düzeninin tamamen ortadan kalktığına dikkat çekti:
“Malımız yerde, üretici olarak sesimizi duyuramıyoruz. Sesimizi çıkaramıyoruz çünkü hiç değilse malımızı alsınlar istiyoruz. Daha önceki yıllarda bütün firmalar Elazığ’a gelip fiyat belirliyordu. Bu sene olmadı. Fabrika üretimin çok küçük bir kısmını aldı ve fiyat belirlemedi. Üzüm dalında kaldı. 10 lira hatta bazı bölgelerde 8 liradan alıcı zor buluyor.”
Öz, üzümün kilogram maliyetinin 10 ila 20 lira arasında değiştiğini, geçen yıl 40 liraya satılan ürünün bu yıl maliyetini dahi karşılayamadığını belirterek devlet desteği istedi:
“Geçen sene kuraklık vardı destek verildi. Bu sene aşırı yağış var. Bu da bir afet. Devlet almalı ya da alımlara teşvik etmeli.”
‘GELECEK YILI KARA KARA DÜŞÜNÜYORUZ’
Yaklaşık 50 dönümlük bağında bu yıl 100 ton civarında üzüm yetiştiren üretici Erdoğan Kınaş, şimdiye kadar yalnızca 6 ton satabildiğini söyledi:
“Yaklaşık 50 dönümlük bağım var. Bu seneki rekoltem 100 tonu buldu ama ben şu aşamaya kadar sadece 6 ton üzüm verebildim. Bu 10 güne kadar bu üzümü hasat ettiremediğimiz takdirde arıların gelip hasar vermesi, üzümün dalında çürümesi söz konusu.”
Gelecek sezon bağlarını sökmeyi bile düşündüklerini belirten Kınaş “Önümüzdeki sezon bunu ne yapabiliriz, zararı nasıl telafi edebiliriz? Yoksa kepçeyi takıp tekrar üzümleri çıkarır mıyız? Şu anda kara kara bunu düşünüyoruz” dedi.
Doğrudan para değil, üretimin devamını sağlayacak destek beklediklerini belirten Kınaş, mazot, gübre ve tohum desteğinin hayati önem taşıdığını ifade etti.
‘ÇOCUĞUMUZ GİBİ BAKTIK, DALINDA ÇÜRÜYOR’
Üretici Ali Çok da hasat mevsiminin sonuna gelinmesine rağmen ürünlerini satamadıklarını söyledi.

“Bağlara çocuğumuz gibi baktım ama bu sene üzümün başına gelmeyen kalmadı. Bağların bakımını yaptık, ilaçladık, işçi getirdik götürdük. Kış geldi, hasat mevsimi geçmek üzere, hâlâ firmalardan ses yok. Muhatap bulamıyoruz” diyen Çok, her geçen gün ürünün kilosunu ve kalitesini kaybettiğini belirterek kalıcı pazar oluşturulmasını istedi.
Üretici Akın Toktaş ise mazot fiyatları ve işçilik giderlerinin ‘üreticinin belini büktüğünü’ anlattı. Üzümün kilogram maliyetinin 16-20 liraya ulaştığını, buna rağmen 10 liraya bile alıcı bulamadıklarını ifade ederek, alım garantisi sağlayacak girişimler istedi.
ÜRETİCİ SAYISI YARIYA DÜŞTÜ
Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Cengiz Öz’e göre kentte geçen yıllarda 4 bin-4 bin 500 olan üzüm üreticisi sayısı bugün 2 bin-2 bin 500 seviyelerine düştü.
Bu yıl yaşanan kayıpların ardından 300-400 üreticinin daha bağcılığı bırakabileceği belirtiliyor.
Üreticilerin ortak talebi yalnızca bu yılki mahsulün satılması değil; Elazığ üzümünü değerlendirecek işleme tesislerinin yeniden gündeme alınması, kalıcı pazarların oluşturulması ve mazot, gübre ile üretim desteklerinin artırılması.
Bugün Elazığ bağlarında dalında bekleyen her salkım, yalnızca bir mahsulü değil; üreticinin borcunu ödeme, ailesini geçindirme ve gelecek yıl yeniden üretme umudunu da temsil ediyor.


