Karadeniz’in 30 yıllık çöp düğümü: Ceza var, çözüm yok

Karadeniz’de katı atık sorunu, uzun yıllardır fark edilmeyen bir çevre felaketi olarak büyüyor. Fındıklı Belediyesi’ne kesilen para cezası, bu yapısal sorunu yeniden gün yüzüne çıkardı. Saha verileri ve yerel yöneticilerin anlatımları, sorunun tekil değil, bölgesel olduğunu gösteriyor: Doğu Karadeniz hattında çok sayıda ilçe, uzun yıllardır atıklarını 'vahşi depolama' yöntemiyle bertaraf etmeye çalışıyor.

Filiz Gazi
Gazete Duvar internet sitesi ve BirGün gazetesi başta olmak üzere pek çok basın kuruluşunda çalıştı. 2016 yılından 2020’ye kadar Hakikat Adalet Hafıza Merkezi için Türkiye’nin yakın geçmişindeki...

Karadeniz’de katı atık sorunu, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kurumsal bir tıkanmanın sonucu olarak sürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Fındıklı Belediyesi’ne ‘açık alana çöp dökme’ gerekçesiyle 2 milyon 346 bin TL idari para cezası kesmesi, bu yapısal sorunu tartışmaya açtı.

Ancak tablo, sorunun yalnızca Fındıklı’ya özgü olmadığını ortaya koyuyor. Ardeşen, Arhavi, Borçka, Hopa, Kemalpaşa, Çamlıhemşin ve Pazar başta olmak üzere Doğu Karadeniz hattında birçok ilçe, uzun yıllardır çöplerini açık alanlarda biriktirmek zorunda kalıyor. Literatürde ‘vahşi depolama’ diye tanımlanan bu yöntem, atıkların çevresel önlem alınmadan, kontrolsüz biçimde doğaya bırakılması anlamına geliyor.

BÖLGESEL ÇÖZÜM ARAYIŞI: TRABİKAP

İlk aşamada Trabzon’un katı atıkları 2007-2008 arasında Sürmene’de bulunan bir depolama sahasında bertaraf ediliyordu. Ancak kapasite ve çevresel etkiler nedeniyle bu alan zamanla devre dışı bırakıldı.

Trabzon ve Rize illerine ait katı atıkların bertarafı için 2014 yılında Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRABİKAP) kuruldu. Belediyelerin ortak olduğu bu yapı, dağınık çöp dökümünü merkezileştirmeyi ve düzenli depolama sistemine geçişi hedefledi. Bu çerçevede sistem, ilerleyen süreçte kademeli olarak Araklı’da kurulan entegre tesise kaydırıldı.

Kurulan sistem, klasik anlamda bir yakma ve enerji üretim tesisi değil. Atıklar ağırlıklı olarak toplanıyor, ayrıştırılıyor ve düzenli depolama yöntemiyle bertaraf ediliyor. İşletme modeli ise belediye birliği ile özel firmaların iç içe geçtiği karma bir yapıya dayanıyor.

TRABİKAP bugün 29 üyeli bir belediye birliği olarak faaliyet yürütüyor. Ancak bu yapı, Doğu Karadeniz’in doğusunda kalan birçok ilçeyi kapsamıyor.

TRABİKAP konuya ilişkin sorularımıza yanıt vermemeyi tercih etti.

ÇERVATOĞLU: BELEDİYE BÜTÇESİYLE OLMAZ, KAMUSAL YATIRIM OLMALI

2019’dan bu yana Fındıklı Belediye Başkanlığı görevini yürüten CHP’li Ercüment Şahin Çervatoğlu, sorunun partiler üstü olduğu görüşünde. “Bizden önceki AK Parti yönetimi de, daha önceki ANAP ve SHP dönemlerinde de çöpler vahşi depolanıyordu” diyen Çervatoğlu, yakma ve enerjiye dönüştürme tesislerinin maliyetinin minimum 25 milyon eurodan başladığını belirterek, bu parayı belediye bütçesinden karşılamalarının mümkün olmadığını söyledi.

Fındıklı’da çöplerin getirildiği alan.

‘YER İSTEDİĞİMİZ GÜN CEZA GELDİ’

Belediyenin, kompost tesisi kurmak için yer talebi ise hükümet tarafından karşılanmamış. Mevcut atık yönetimi uygulamalarının zorunluluk sonucu oluştuğuna dikkat çeken Çervatoğlu, yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi:

“2019’da göreve başladığımızda vahşi depolamayı ne kadar azaltabiliriz diye düşündük ve komiteler kurduk. Hızlı bir şekilde evlerde toplanan, bin metrekarelik kapalı alanda atık toplama ambalaj tesisi kurduk. Evlerden geri dönüşümü mümkün olan çöpleri kâğıt, karton, metal ve plastikleri ayrı toplamaya başladık. Sonraki aşamada ilçede kafesler kurduk. Bütün pet şişeleri oraya toplamaya çalıştık. 2019’da kompost yapabilmek için yer istedik, vermediler. Bu alanın da yerleşim yerlerinden uzak olması lazım. Bunun için kamu arazisine ihtiyacımız var. Hatta bu yakın zamanda yeniden yer istedim. Ceza kestikleri gün, veremeyiz diye yanıt geldi. Vatandaş, ‘Benim yer çukurda kaldı, kazıyıp doldur, kullan’ diyor. Bu yasal değil ama başka çözümümüz yok. Bunu masumlaştırmak için söylemiyorum, eksiğimizi de söylüyorum. Kompost değil ama daha masum. Vahşi depolama gibi bir yere de yığmıyoruz mesela. Bir devlet yaptırımı olmazsa Karadeniz’e yazık.”

’13 TON ÇÖPÜ İKİ KAMYONLA NEREYE GÖTÜREYİM?’

Günlük 13 ton çöp çıktığını belirten Fındıklı Belediye Başkanı Şahin Çervatoğlu, sistem işlemediği için çözüm arayışında dolambaçlı bürokratik yollara başvurduklarını anlattı:

“Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan araba istedik, yıllardır bir araba dahi vermediler. Sonra kulağı tersten tutmaya çalıştık. Rize Özel İl İdaresi, belediyeyle protokol yaptı. Çöpümüzü Rize’ye satıyoruz, Rize de TRABİKAP’a satıyor. Tonuna 3 bin lira civarında para veriyoruz. Aktarım istasyonu mesai saatleri içinde çalışıyor, hafta sonu ile bayramlarda çalışmıyor. Veya ‘yerimiz doldu, çöp getirmeyin’ diyor. İki kamyonla, günde çıkan 13 ton çöpü ben nereye götüreceğim? Fındıklı Belediyesi, bu devletin bir parçasıysa, siyaseten nerde olduğu önemli değil, bu bizim, devletin utancı. O devletin parçası da benim. Ne yapacağız, çöp mü toplamayacağız?”

CİHAN: 20 YILDIR DAĞ BAŞLARINA, YOL KENARLARINA ÇÖP ATILIYOR

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’den seçilen Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan da sorunun yeni olmadığına dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır ‘vahşi depolama’ sorununun devam ettiğini vurgulayan Cihan “Vahşi depolama yöntemiyle yol kenarlarına, boş alanlara, dağ başlarına çöp bırakılıyor. Bizim depolama alanımız ne yazık denizin, yolun kenarında ama iç bölgelerdeki ilçelerde de bu sorun var. Örneğin Artvin Belediyesi de çöpünü dağ başında bir yere götürüp yakıyor” dedi.

Hopa Belediyesi’nin TRABİKAP’a katılma girişimleri ise şu ana kadar sonuçsuz kalmış. Çöpü TRABİKAP’e göndermenin lojistik açısından çok mantıklı olduğunu belirten Cihan, başkan seçildikten bir ay sonra kuruma başvuruda bulunmuş: “‘Çöpümüzü size göndermek istiyoruz’ dedik. ‘Çöp gönderebilmeniz için birliğe üye olmanız gerek’ dediler. Biz de birliğe yazdık. Birlik de bize geri cevap yazdı, ‘şu anda genişleme vizyonumuz yok’ diye.  Ama maalesef bizi kabul etmedikleri için çöpümüzü aynı alana koymak zorundayız.”

‘YER ARAYAŞIMIZ VAR’

Artvin ile çevresindeki ilçe belediyelerinin katı atık sorununu birlikte çözmesini amaçlayan bir yerel yönetim birliği var. Ancak Hopa Belediye Başkanı Cihan, söz konusu birliğin çeşitli sebeplerle soruna çözüm üretemediğini söylüyor: “2007’de Çoruh Havzası Kalkınma Birliği (ÇOKAB) kuruldu. Avrupa Birliği projesine başvuru yapmış. Finansman sağlanmış. O zamanlar Oltu Belediye Başkanı, birliğin de başkanı ve daha çok AK Partili belediyeler birliğin içindeydi. Maalesef geri dönüşüm tesisi yapmada ilerleyememiş, bir çözüm üretememiş. Şu anda Artvin Belediye Başkanı ÇOKAB’ın başkanı. ÇOKAB üzerinden Artvin Çoruh Üniversitesi’yle bir protokol gerçekleştirdik. Önce yöntemi belirlemeye çalıştık, yani bir yakma tesisi mi uygundur, yoksa bir geri dönüşüm, kompost tesisi mi uygundur diye. Sızdırma olmayacak, çevreye zarar vermeyecek, rüzgâr olmayacak, yerleşim yerine yakın olmayacak bir yer arayışımız var. Sonrasında da yatırım arayışına çıkacağız. Bu süreci hızlandırmaya çalışıyoruz.”

Belediye Başkanı Cihan, yer tahsisi için ilgili kurumlara toplam 19 yazı da yazdıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade etti. Köylerdeki çöpü toplamakla İl Özel Dairesi’nin yükümlü olduğunu belirten Cihan “Topluyorlar, peki nereye götürüyorlar çöpü? Bizim çöplüğe getiriyorlar. Bana ceza kesmesi için İl Özel Dairesi’ne kesmesi gerekiyor. Bu tesislerde en önemli kriter yaşam alanlarına uzak olması. Ancak belediye sınırları içinde yaşam alanına uzak olma ihtimali yok. Belediye sınırları dışında da belediyenin yetkisi yok. Kimin yetkisi var? Bu işin içerisine devlet girmediği zaman zaten bunun çözülmesi mümkün değil. Ben şimdiye kadar, 19 tane yer tahsisi yazdım. Bana bir metrekare yer vermediler, kimseye vermediler. Geri dönüşüm tesisi olabilmesi için yaklaşık 100-150 ton civarında bir atığın işleniyor olması gerekiyor. Bizim Hopa’nın tamamında günlük 25 ton anca atığımız var. O yüzden zaten Arhavi, Borçka, Kemalpaşa ve diğer ilçeleri işin içine katmak ve bu yüzden birlikte olmak gerekiyor” dedi.

ATASELİM: 20 YIL KAYBEDİLDİ

2024’teki seçimde AK Parti Belediye Başkan Adayı olarak kazanan Arhavi Belediye Başkanı Turgay Ataselim ise Doğu Karadeniz’de katı atık sorununun bugüne kadar çözülememesinde yerel yönetimlerin payı olduğunu öne sürdü.

Geçmişte kurulan birliklerin işlevsiz kaldığını ifade eden Ataselim, sorunun ertelendiği görüşünde:

“Düzenli depolama da vahşi depolamanın bir cinsi. Çöp ayrıştırma sistemi muhakkak olmak zorunda. Ben üç dönem belediye meclis üyesiydim. Şimdi belediye başkanıyım. Belediye başkanları zamanında akıllı bir çalışma yapmış olsaydı, örneğin bir kooperatif kurulsaydı bu problem çözülmüş olurdu. Mesela İtfaiye Kaçkar İtfaiye Mezbahane ve Katı Atık Birliği’nin üyesiydim, ayrıldım. Ayrılma sebebim 15 senedir çöp arıtma sistemi kuracağız deyip, bir adım atmamaları. Şimdi ÇOKAB’ın üyesiyim. Hiç kimse sorumluluk alıp, ‘bu işi çözelim’ demedi. Kimse kusura bakmasın, suç belediye başkanlarınındır. Su, kanalizasyon ihtiyacımız nasılsa çöp ayrıştırma sistemine de ihtiyacımız var. Bunu yapmadığımız takdirde Karadeniz’i mahvedeceğiz.”

Arhavi’de çöp depolama ve aynı zamanda enerji üretimi sağlayacak bir tesis kurmak için çalışma yürüttüklerini aktaran Ataselim, bölgesel bir çözüm olmadan sorunun aşılamayacağını ifade etti.

ATAGÜN: TRABZON’A GÖNDERMEK DE ÇÖZÜM DEĞİL

2024’te CHP’den seçilen Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün, atıkların en yakın düzenli depolama alanı olan Trabzon’daki aktarma istasyonlarına gönderilirken de ciddi aksaklıklar yaşandığını söyledi. Ardeşen’deki çöpü, aktarma yeri olan Trabzon Yomra’ya taşıdıklarını belirten Atagün “Oradaki depolama alanı dolmuş. Diğer taraftan hem nakliye bedeli hem bertaraf bedeli hiç makul değil. Zaman zaman tesis müsait olmuyor, zaman zaman aktarma istasyonunda personelden ya da başka sebeplerden dolayı çöp alınamıyor. Bunun sonucu olarak da çöpü daha önce çöp alanı olan alanın üzerinde dökmek zorunda kalıyoruz” dedi.

Sorunun çözümü noktasında finansman ve planlama eksikliği olduğunu vurgulayan Atagün, büyük ölçekli bir ayrıştırma ve depolama tesisi kurmanın belediyelerin tek başına altından kalkabileceği bir proje olmadığını ifade etti.

Atagün, tesisin tek bir noktada kurulmasının da yeni sorunlar yaratabileceğine dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Bir yerde yapılması da sorunlar doğurur. Diyelim Ardeşen’de böyle bir tesis kuruldu; Hopa, Borçka ve Rize’ye kadar uzanan hattın çöpü burada depolanacak. Bu da hem trafik hem de koku gibi nedenlerle yerel tepki doğurur. İnsanlar ‘başka ilçenin çöpünü neden biz depoluyoruz’ diye sorar. O yüzden ilçe bazında çözümler gerekiyor gibi düşünüyorum. Bugün nakliye ve akaryakıt maliyetleri çok yüksek. Çöpün evlerden ayrıştırılarak toplanması, en azından bu şekil azaltılması ve geri dönüşümde kullanılacakların değerlendirilmesi önemli. Ama toplum olarak da bu seviyede değiliz. İki yıldır belediye başkanıyım ama öyle bir girişimde bulunmadım.”

ORHAN: ÇORUH KENARIDA DEPOLAMA YAPIYORUZ, BAŞKA YER YOK

2024’te CHP’den seçilen Artvin Borçka Belediye Başkanı Ercan Orhan ise tabloyu şöyle özetledi:

“Çöpümüzü, Borçka’nın dışında, Çoruh kenarında vahşi depolamayla bertaraf ediyoruz. Başka çare yok. 41 köyün çöpü oraya geliyor. Biz onu toprakla dolduruyoruz. Erzurum, Trabzon’la konuştuk ama olumlu yanıt alamadık. Bertaraf yerinin karşısında yerleşim var. Onlar rahatsız oluyorlar. Bölgeye sahip çıkılmamış. Siyasiler de sahip çıkmamış. Belediyeler bir araya gelememiş, gelse de tam olarak çözüm üretememiş.”

SONUÇ: ATIKLAR ORTADAN KALDIRILMIYOR, SADECE YER DEĞİŞTİRİYOR

Doğu Karadeniz’de katı atık yönetimi, yerel yönetimlerin kapasitesini aşan, bölgesel koordinasyon gerektiren bir sorun olarak 30 yılı aşkın süredir varlığını sürdürüyor. Ancak sistemin bütünlüklü biçimde işlemediği görülüyor. Mevcut haliyle belediyeler, atıkları büyük ölçüde kendi imkanlarıyla, parçalı ve geçici yöntemlerle bertaraf etmeye çalışıyor. Atıklar ortadan kaldırılmıyor; yalnızca yer değiştiriyor. Bu nedenle sorun, yıllardır fark edilmeyen ve hatta kanıksanan bir çevresel mesele olarak yerinde duruyor.

Yerel yöneticilerin farklı siyasi pozisyonlardan yaptıkları değerlendirmeler, ortak bir noktada kesişiyor: Merkezi idarenin doğrudan dahil olmadığı bir modelde, Karadeniz’de çöp sorununun kalıcı biçimde çözülmesi mümkün görünmüyor.