Domates Avrupa’ya, çile işçiye

Avrupa’nın market raflarına kadar ulaşan kuru domatesin üretim yükünü mevsimlik tarım işçileri taşıyor. Diyarbakır'da 40 derece sıcakta günde 10-12 saat çalışan işçiler, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçların dahi karşılanmadığı çadır ve derme çatma barakalarda kalıyor.

Fırat Karahan
Gaziantep Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Ses Kocaeli Gazetesi'nde muhabirlik yaptı. Serbest gazeteci.

Kuru domates, tarlada ve kurutma alanlarında çalışan mevsimlik tarım işçileri için ağır bir emek ve yaşam mücadelesi anlamına geliyor. İşçiler, kavurucu sıcak altında saatlerce çalışırken, barınma alanlarında ise en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor.

Yaklaşık 40 derece sıcaklığın altında günde 10-12 saat çalışan işçiler, sivrisinek ve çeşitli haşerelerle de mücadele etmek zorunda kalıyor.

‘BİZİ GETİRİP ORTADA BIRAKTILAR’

Şanlıurfa’dan çalışmak için gelen Özgür Korkmaz, kendilerine verilen çalışma süresinin tutulmadığını ve işin bitmesiyle birlikte ortada bırakıldıklarını belirtti.

Korkmaz, yaşadıkları mağduriyeti şöyle anlattı:

“Bize bir ay, 40 gün çalışacağımız söylendi. Buna güvenerek geldik. Ama 15 gün çalıştırıldık, sonra iş bitti. Bize ‘Domates bitmiş, başınızın çaresine bakın’ dediler. Bizi buraya getirdiler, sonra da ortada bıraktılar. İnsanları buraya getirirken verilen sözlerin hiçbir karşılığı olmadı.”

‘İNSAN GİBİ YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR YOK’

İşçilerin çalışma koşulları kadar barınma koşulları da ağır. Çadır ve barakalarda kalan işçiler, gün boyunca güneş altında çalıştıktan sonra dinlenebilecekleri sağlıklı bir yaşam alanına sahip olmadıklarını dile getiriyor.

Korkmaz, kaldıkları yerlerde tuvalet ve banyo bulunmadığını, elektriğin düzenli olmadığını ve yeterli suya ulaşamadıklarını söyledi.

“Çadırlarda kalıyoruz. Akşamları sinekten yatamıyoruz. Birkaç kez söyledik, ilaçlama yapılmasını istedik ama gelen olmadı. Gün boyu güneşin altında çalışıyoruz, akşam olduğunda da dinlenebileceğimiz düzgün bir ortam yok. Burada çektiğimiz çile çok.”

‘BÖLGEDE DOMATES KURUTMA FABRİKASI KURULMALI’

Şanlıurfa’dan gelen Ali Dinek ise kuru domates üretiminin kendi bölgelerinde geliştirilmesi halinde mevsimlik göçün ve beraberinde getirdiği ağır yaşam koşullarının büyük ölçüde sona erebileceği görüşünü dile getirdi. Aileleriyle birlikte çalışmak için göç etmek zorunda kaldıklarını anlatan Dinek, kendi bölgelerinde domates kurutma fabrikası kurulması çağrısında bulunarak, “Böylece hem işimiz olur hem çalışmak için gurbete gitmek zorunda kalmayız” dedi.

Domatesin tarladan toplanmasından kurutulup paketlenmesine kadar her aşamasında yoğun emek harcadıklarını belirten Dinek, çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çekti:

“Sabah tarlaya gidiyoruz, domatesleri topluyoruz. Sonra buraya getiriyoruz. Kesiyoruz, tuzluyoruz, kurutuyoruz, paketliyoruz. Güneşin altında 12 saat çalışıyoruz. Sıcaklık 40 dereceyi buluyor. Beden gücüyle yapılan çok ağır bir iş.”

GÜNLÜK YEVMİYE BİN LİRA

İşçilerin en büyük itirazlarından biri ise ortaya çıkan ekonomik değerin kendi yaşamlarına yansımaması. Üretimindre çalıştıkları ürünün ihracat zincirinde yüksek bir ekonomik değere ulaştığını belirten işçiler, buna karşın kendi yaşam koşullarının değişmediğini ifade ediyor.

Tarım işçisi Ali Dinek, kuru domatesin üretim ve ihracat zincirini şöyle anlattı:

“Burada paketlediğimiz ürün Manisa’ya gidiyor, oradan Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Biz burada üretimin en ağır kısmını yapıyoruz. Ama bizim yaşam koşullarımız ortada. Domatesin değeri varsa, bu değeri üreten işçinin de değeri olmalı.”

Günlük 1000-1200 lira yevmiye karşılığında uzun saatler çalıştıklarını belirten Dinek, aracıların da sistem içerisinde kazanç elde ettiğini ancak işçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını söyledi.

‘BİZ  ÇALIŞIYORUZ, ARABULUCULAR PARA KAZANIYOR’

Dinek, çalışma düzenindeki aracılara da tepki gösterdi.

“Arabulucular bu işten para kazanıyor. Biz ise güneşin altında saatlerce çalışıyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Buradaki işçinin yaşam koşullarına bakıldığında, ürettiğimiz ürünün ne kadar değerli olduğu anlaşılmıyor.”

Barınma koşullarının yetersizliğine de dikkat çeken Dinek, işçilerin kendi imkânlarıyla lavabo ve duş yapmaya çalıştığını söyledi. “İşçilerin kullanabileceği düzgün bir lavabo, duş yok. Çadırda, barakada kalıyoruz. Sivrisinekle, sıcakla, susuzlukla mücadele ediyoruz. Belediyeye ilaçlama yapılması için söyledik, ama yapılmadı” dedi.