Fabrikalarda kullanılan kameralar, tabletler, dijital takip sistemleri ve yapay zekâ destekli performans değerlendirmeleri yalnızca üretimi değil, işçilerin çalışma yaşamını da şekillendiriyor.
Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) 673 metal işçisiyle gerçekleştirdiği araştırma, performans puanlarının maaş, prim ve iş güvencesini etkileyebildiğini, buna karşın işçilerin önemli bir bölümünün hangi ölçütlere göre değerlendirildiğinden habersiz olduğunu ortaya koydu.
Prof. Dr. Ferit Serkan Öngel tarafından hazırlanan “Metal İşkolunda Dijital Gözetim ve Algoritmik Yönetim: İşçilerin Deneyimleri, Algıları ve Sendikal Politikalar” başlıklı araştırmaya göre, işçilerin büyük bölümü hangi kişisel verilerinin toplandığını ve performanslarının hangi ölçütlere göre değerlendirildiğini bilmiyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, performans puanlarının artık yalnızca üretim takibi için kullanılmaması. Performans puanı verildiğini söyleyen 176 işçiden 106’sı, bu puanların maaşlarını, primlerini ya da işte kalıp kalmayacaklarını en azından kısmen etkilediğini belirtti.
Dijital gözetimin etkisi yalnızca iş güvencesiyle sınırlı değil. Araştırmaya katılan işçilerin yüzde 34’ü çalışma temposu ve dijital takibin gün sonunda aşırı zihinsel yorgunluğa yol açtığını, yüzde 29’u ise sürekli izleniyor olma hissinin stres yarattığını ifade etti.

EN YAYGIN UYGULAMA GİRİŞ-ÇIKIŞ TAKİBİ
Araştırmaya göre işyerlerinde en yaygın dijital sistemler turnike ve kart okuyucuları (yüzde 49), tezgah ekranları (yüzde 35) ve personel devam takip sistemleri (yüzde 31) oldu. Bunları kameralı takip sistemleri (yüzde 16), tablet üzerinden iş emri takibi (yüzde 15) ve performans puanlaması (yüzde 14) izledi.
Rapora göre dijital baskıyı belirleyen unsur sistemlerin sayısı değil, işçiyi bireysel olarak hedef alıp almaması. Tablet üzerinden iş emri takibi ve kameralı izleme gibi uygulamalar baskı hissini artırırken, turnike ve personel devam sistemleri aynı etkiyi yaratmıyor.
İŞ GÜVENLİĞİ Mİ, DENETİM Mİ?
Araştırma, iş sağlığı ve güvenliği amacıyla kullanılan bazı dijital uygulamaların işçiler tarafından denetim aracı olarak görüldüğünü de ortaya koydu.
Katılımcıların yüzde 32’si hız baskısı nedeniyle zaman zaman iş sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal etmek zorunda kaldığını belirtirken, yüzde 23’ü sürekli izlenmenin dikkatini dağıtarak iş kazası riskini artırdığını söyledi. Yüzde 21 ise iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları adı altında aslında çalışma performanslarının denetlendiğini düşündüğünü ifade etti.
İŞÇİLER NEYE GÖRE DEĞERLENDİRİLDİĞİNİ BİLMİYOR
Araştırmaya göre işçilerin yüzde 57’si, kendilerini değerlendiren dijital sistemlerin hangi kriterlere göre karar verdiğini bilmediğini söyledi. Raporda aynı işyerinde çalışan işçilerin bile hangi dijital sistemlerle takip edildiklerine ilişkin farklı yanıtlar verdiğine dikkat çekilerek, dijital gözetim mekanizmalarının işçiler açısından yeterince görünür olmadığı vurgulandı.
Bu nedenle araştırmaya katılan işçilerin en temel talebi şeffaflık oldu. Dijital baskıyı düşük yaşayan grupta işçilerin yüzde 61’i, en yüksek baskıyı yaşayan grupta ise yüzde 69’u hangi kişisel verilerinin toplandığının ve bu verilerin nasıl kullanıldığının açık biçimde kendilerine anlatılmasını istedi. Raporda, işçiler hakkında toplanan verilerin işten çıkarma gerekçesi olarak kullanılmasının engellenmesi yönündeki talebin de dijital gözetim deneyimi arttıkça güçlendiği belirtildi.
ÜÇ SENDİKAL ÖNERİ
BİSAM raporunda dijital gözetimin çalışma yaşamındaki etkilerine karşı üç öneri öne çıktı. Buna göre işçilerin kendileri hakkında toplanan verilere ve değerlendirme ölçütlerine erişim hakkının toplu iş sözleşmeleriyle güvence altına alınması, işyerlerinde kullanılan dijital izleme sistemlerinin sendikal eğitimlerle görünür hale getirilmesi ve performans ile çalışma temposunu belirleyen dijital kriterlerin bireysel değil toplu pazarlığın konusu olması önerildi.
“TOPLANAN VERİLER İŞÇİNİN GELECEĞİNE HÜKMEDER HALE GELDİ”
Araştırmanın tanıtım toplantısında konuşan Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, fabrikalarda kullanılan dijital sistemlerin artık çok daha kapsamlı veri topladığını belirterek, bu verilerin yapay zeka temelli değerlendirme sistemleriyle işçilerin geleceğini belirleyebilecek düzeye ulaştığını söyledi.
Dijital sistemlerin çoğunlukla verimlilik, kalite ve iş güvenliği gerekçesiyle kurulduğunu belirten Atar, “Bir şeyi ölçmeye başladığınızda bu ölçüm bir süre sonra baskı aracına dönüşebilir. Üretimin ölçülebilir olması, işçinin üzerinde baskı kurulması anlamına gelmemelidir” dedi.
Bilgisayar Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Mehmet Yazıcı da pandemi sonrasında dijital takip mekanizmalarının yaygınlaştığını belirterek, uluslararası araştırmaların sürekli gözetimin motivasyonu ve verimliliği düşürdüğünü gösterdiğini söyledi.
Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener ise teknolojinin tarafsız olmadığını, yapay zeka destekli değerlendirme sistemlerinin yeni bir kontrol rejimi oluşturduğunu belirterek emek örgütlerinin bu sürece müdahil olması gerektiğini ifade etti.



