Kadifekale’de kadınlar toprağı dayanışmaya dönüştürüyor

İzmir'in göç ve yoksullukla anılan mahallelerinden Kadifekale'de yürütülen "Güçlendirme Tohumları" projesi kapsamında 15 Suriyeli ve 15 Türkiyeli kadın birlikte üretim yapıyor. Serada ve bostanlarda bitki yetiştiren kadınlar hem gelir elde ediyor hem de eğitim ve dayanışma ağıyla güçleniyor.

Müge Yamanyılmaz
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Ege Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yapmaktadır. 15 yılı aşkın süredir toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk...
İzmir’in Konak ilçesine bağlı Kadifekale, uzun yıllardır göç, yoksulluk ve yerinden edilme hikâyelerinin kesiştiği bir mahalle. 1950’lerden itibaren yoğun göç alan bölge, 1990’lı yıllarda zorla yerinden edilen Kürt nüfusun yerleşmesiyle “Küçük Mardin” olarak anılmaya başlandı. 2011 sonrasında ise Suriyeli göçmenlerin de yerleşmesiyle farklı göç deneyimlerinin buluştuğu bir yaşam alanına dönüştü.

Bugün mahallenin içinde kurulan bir sera, farklı ülkelerden ve farklı yaşam deneyimlerinden gelen kadınları ortak üretimde buluşturuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı Kadifekale Kadın Dayanışma Merkezi’nde, Uluslararası Göç Örgütü (IOM) desteğiyle yürütülen “Güçlendirme Tohumları” projesi kapsamında 15 Suriyeli ve 15 Türkiyeli kadın birlikte üretim yapıyor.

Kadınların “Toprağa dokunmak istiyoruz ama yerimiz yok” talebiyle başlayan çalışma kapsamında mahallede sera ve bostan alanları oluşturuldu. Kadınlar sukulent ve kaktüs yetiştiriyor, atalık tohumlardan sebze üretiyor, el emeğiyle süsledikleri saksıları festival ve üretici pazarlarında satarak gelir elde ediyor.

Proje, üretimin yanı sıra kadınların bilgi ve becerilerini geliştirmeyi de amaçlıyor. Katılımcılar bahçecilik, tarım ve bitki yetiştiriciliği eğitimlerinin yanı sıra kadın hakları, şiddetten korunma, medeni haklar ve kadın sağlığı başlıklarında da eğitim alıyor. Kadın Dayanışma Merkezi ise kadınların sosyalleştiği, deneyimlerini paylaştığı ve birbirlerinden güç aldığı ortak bir yaşam alanı olarak faaliyet gösteriyor.

Projenin yürütüldüğü alan da Kadifekale’nin dönüşüm hikâyesinin bir parçası. Geçmişte heyelan riski nedeniyle boşaltılan ve uzun süre atıl kalan bölgede bugün konteyner yerleşkesi, bostanlar ve kadın dayanışma merkezi bulunuyor. Yeniden kamusal kullanıma açılan alan, kadınların üretim yaptığı ve mahalle yaşamına katıldığı bir merkez olarak değerlendiriliyor.

Kadın yoksulluğu ise Türkiye’de ve dünyada önemli sosyal sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. TÜİK ve UN Women’ın 2025 verilerine göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36,2 düzeyinde. Çocuk bakım sorumluluğu, kayıt dışı istihdam ve ekonomik şiddet kadınların çalışma yaşamına katılımını sınırlayan başlıca nedenler arasında yer alıyor.

Suriyeli kadınlar açısından tablo daha da ağırlaşıyor. Araştırmalar, dil engeli, ayrımcılık, güvencesiz çalışma koşulları ve bakım yükü nedeniyle Suriyeli kadınların işgücüne katılımının oldukça düşük seviyelerde kaldığını gösteriyor.Kadifekale’de yürütülen proje ise üretimi, sosyal dayanışmayı ve kadınların ekonomik yaşama katılımını aynı zeminde buluşturmayı hedefliyor. Farklı göç hikâyelerine sahip kadınlar, aynı bahçede birlikte üreterek hem gelir elde ediyor hem de mahallede yeni dayanışma ilişkileri kuruyor.